banner39

Koruyucu Psikoloji kitabı çıktı

‘Koruyucu Psikoloji’. Prof.Dr. Kemal Sayar ve Psk. Feyza Bağlan’ın birlikte hazırladıkları bu kitap TİMAŞ’tan yayımlandı

Genel 08.03.2011, 13:51 08.03.2011, 13:51
Koruyucu Psikoloji kitabı çıktı

Psk.Hayriye Güler / Dünya Bülteni

Anne-babalar çocuklarına karşı son yıllarda daha duyarlı. Gazete, dergi ve tv-radyo programları aracılığıyla, aile içi iletişim, çocuk eğitimi üzerine bir hayli bilgilendirme yapılıyor. Ebeveynler çocukları ile iletişimlerinin nasıl dengeli ve sağlıklı olacağı konusunda sorular soruyor. Okumaya merakı olan ebeveynler ise kitaplara ve dergilere yöneliyor. Ancak, piyasada psikoloji, kişisel gelişim başlığı altında aile-çocuk konusunda yığınla kitap ve dergi ile karşılaştıklarında kafalar karışıyor. Bunca kitap arasından tercihi kolaylaştıracak bir kitap tavsiye edeceğim. Anne-babaların cevap aradıkları birçok soruya yanıt bulabilecekleri bir kitap.

‘Koruyucu Psikoloji’. Prof.Dr. Kemal Sayar ve Psk. Feyza Bağlan’ın birlikte hazırladıkları bu kitap TİMAŞ’tan yayımlandı.

Koruyucu Psikoloji ailelere iletişimle ilgili ipuçları verirken erdemli, ahlaklı çocuk yetiştirebilmek için nasıl bir yol takip edileceğini de sunuyor.

Duygusal rehberliği, yani iletişimde empatiyi temel alan kitap onbir bölümden oluşuyor. Kitabın sonunda ebeveynlerin tutumlarını tanımalarını sağlayacak test ve anketleri de var.

Kitabın ilk bölümünde gelişim konusu inceleniyor. Çocuk gelişirken hangi faktörler altında kalıyor. Kötü şartlarda büyüyen çocuk her zaman psikolojik sorunlar yaşamıyor ya da gelişimi sekteye uğramıyor. Bunun nedenine ilişkin koruyucu faktörlerden bahsediliyor. Örneğin; anne-babasından yeterli ilgiyi, desteği göremeyen bir çocuk halası veya öğretmeniyle kurduğu sıcak iletişim ile kendisindeki bu açığı kapatabiliyor. Yahut mizaç olarak dayanıklı, direnci fazla bir çocuk babasının annesine uyguladığı şiddete tanık oluyor; fakat aynı davranışı o bir başkasına uygulamıyor. Kendisini babası gibi olmama yönünde motive edebiliyor. Çeşitli faktörlerle çocuğun gelişimi sorun gibi görünen olaylara karşı korunmuş oluyor. Tabi her çocuk sorunlara karşı bu kadar şanslı olmayabilir. Bu sebeple eğitim konusunda özenli olmak gereklidir.

İkinci ve üçüncü bölüm ise ailenin kendisini tanımasına yönelik. Anne-baba ve çocuk ne türden bir ilişki kuruyor? Birbirlerine ne derece güveniyorlar? Annenin aşırı koruyuculuğu çocuğu kendine bağımlı kılabiliyor. Ebeveyn tutumlarının fark etmeden çocukla nasıl bir ilişki ortaya çıkardığını gösteriyor. Ve bu ilişkinin onun davranışlarına etkisi açıklanıyor. Çocuklarda suça meyilli davranışların ebeveyn-çocuk arasındaki ‘güvensiz ilişki’den doğduğu belirtiliyor. Tutarsız tutumda ebeveynlerin sadece kendi ruh hallerine ve ihtiyaçlarına göre çocukla iletişim kurduklarına ve duyarsızlıklarına dikkat çekiyor.

Sonraki bölüm çocuğun kendisine odaklanılmasını sağlıyor. Çocukta benlik gelişiminin yaşlara göre aşamaları ve nasıl yaklaşılması gerektiği açıklanıyor. Benlik, çocuğun kendisini algılayışını, kişiliğini, tutum ve davranışlarını kapsıyor. Çocuk tüm bunları ailesi ile olan paylaşımından ediniyor. Mesela, 2-4 yaşları arasında çocuğun benlik gelişiminin sağlıklı olabilmesi için onaylanmaya ve övgüye ihtiyacı vardır. Anne bu ihtiyaca dikkat etmeyerek çocuğu sürekli azarlayarak eğitiyorsa, onda güvensiz bir kişilik zuhur edecektir. Bir başka örnek; çocuk 12-14 yaşlarındayken aileye ve çevresine sürekli eleştirilerde bulunmaya başlar. Ailesinden beklentisi çatışma değil soğukkanlılıkla onu muhatap alarak açıklamalarda bulunulmasıdır.

Beşinci bölümde çocuğun duygularının anlaşılarak duygusal rehberlikle iletişim kurulması anlatılıyor. Yine bu bölümde de çocuk, gelişim dönemlerine göre ele alınıyor ve tavsiyeler de bulunuluyor. Örneğin; yüzündeki sivilcelerden dolayı rahatsız olan bir kıza pohpohlayarak, sorunun üzerini örtecek şekilde senin çok güzel bir cildin var demek, ondaki yalnızlık ve öfke duygularını arttırabilir. Bunun yerine evet böyle peki, ‘neler yapabiliriz’i konuşmak daha yerindedir. Veya 6-8 aylarda bebek konuşamasa da bir anneye bir oyuncağa bakarak onunla oynamak istediğini belli eder. Onu kırmadan mutluluğu taklit edilmelidir. Ayrıca bu bölümde vicdan gelişimi için ailenin örnekliği üzerinde duruluyor.

 Altıncı ve yedinci bölümde anne-babanın tutum ve davranışları ayrıntılı olarak inceleniyor. Kuralcı, otoriter,  izin verici,  ilgisiz, aşırı koruyucu gibi farklı farklı tutumların nasıl sonuçlar doğuracağı anlatılıyor. En çok önemsenen yaklaşım ise sevginin ve güvenin temel olduğu yaklaşım. Mutlu çocuk mutlu ailedir diyerek çocukla birlikte vakit geçirmenin değişik yollarını sunuyor. Çocuğun ve anne-babanın ilgi ve kaygılarını konuşarak paylaşmaları tavsiye ediliyor. Sınır koyarken ve denetlerken hoşgörü ve tahammülün ne kadar etkili olabileceği, problem çözerken aktif dinleyici olunması gerektiği anlatılıyor.

 Bir sonraki bölüm tüm ebeveynlerin canını yakan televizyon, internet ve bilgisayar etkisi üzerine. Çocuğun kontrollü tv. izlemesine küçük yaşlardan itibaren alıştırılması tavsiye ediliyor. ‘Aman sesi çıkmasın, izlesin, yemeğini rahat yesin’ anlayışının zararlarına dikkat çekiyor.

 Son bölümde ailelerle ilgili olabilecek boşanma, şiddet gibi özel durumların çocuğun üzerindeki duygusal baskısı ve nasıl korunabileceği aktarılıyor.

 Son olarak çocukluk ve ergenlikte karşılaşılabilecek dikkat eksikliği, depresyon, davranış ve uyum bozuklukları, alt ıslatma, parmak emme gibi psikolojik rahatsızlıklar ve ne zaman profesyonel destek alınacağı konusunda bilgi veriliyor.

 

Yorumlar (0)
27
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?