banner39

Mazlumder'den Bangladeş'e idam tepkisi

Mazlumder, Bangladeş hükümetine Cemaati İslami eski lideri Gulam Azam ve diğer üyelerine verilen idam cezasının infazının durdurulmasını istedi

Genel 11.12.2012, 18:00 11.12.2012, 18:00
Mazlumder'den Bangladeş'e idam tepkisi

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

İnsan Hakları ve Mazlumlar için Dayanışma Derneği (MAZLUMDER'nin) Bangladeş'te Cemaat-i İslami liderlerine yönelikk idam kararları ile ilgili Banladeş Büyükelçiliği önünde düzenlediği etkinlikte derneğin genel başkanı Ahmet Faruk Ünsal Cemaat-i İslami'ye baskı, yargılama ve idamların Hindistan'ın etkisiyle olduğunu ve amacın siyasi tasfiye olduğunu söyledi.

Ünsal ayrıca Myanmar-Arakan Müslümanlarının ülkelerindeki zulümden kaçarak Bangladeş'e sığınmasına engel olan Şeyh Hasina yönetimindeki Bangladeş Hükümetine Hindistan-ABD merkezli Müslümanların siyasi hayattan tasfiyesi operasyonundan vazgeçmesi çağrısı yaptı.

Büyükelçilik önünde yapılan eylemde dernek adına hazırlanan basın açıklamasını ise Ankara Şube başkanıŞerife Gül Arıman okudu.

Arıman açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

"4 Eylül 2010 Cuma günü Bangladeş Başbakanı Şeyh Hasina (Sheikh Hasina), Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, 1971 Bangladeş "Ayrılma Savaşı"nda işlenen suçlarla ilgili Uluslararası Suçlar Mahkemesi kurulmasından söz etmişti. Başbakan Şeyh Hasina, savaş suçlarıyla ilgili yapılacak yargılamanın, Bangladeş'in onaylamış olduğu Uluslararası Ceza Mahkemesi'ni kuran Roma Statüsü'nün ruhuna da uygun olacağını ifade etmişti. Ülkede yaşanan ihlallere temel oluşturan Başbakan Hasina'nın bu yaklaşımının hukuki dayanağı yoktur. Roma Statüsü'ne göre Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin yargı yetkisi, üzerinden 40 yıl geçmiş olan suçları kapsamamaktadır. Ayrıca, o günkü adı Doğu Pakistan olan Bangladeş'in, Birleşik Pakistan'dan kopma savaşı sürecinde Pakistan Ordusu ile işbirliği yaptığı iddia edilenlerin savaş suçları dosyaları 1972 ve 1973 yıllarında Bangladeş mahkemelerinde görülmüş, 1974'te Pakistan'ın Bangladeş'i tanımasıyla mesele halledilmişti. Bugün suçlananların hiçbiri o gün ne itham edilmiş ne de suçlu bulunmuşlardı. Ayrıca Cemaat'in tutuklu bulunan beş üst düzey yöneticisinden dördü 1971 "Ayrışma Savaşı"nda öğrenci, diğeri ise Cemaat'e 1973'te katılmıştır. Ayrılma sürecinde Cemaat yöneticisi olması imkânsız olan, hatta o tarihlerde Cemaat'e üye dahi olmayan kişilerin bugün savaş suçu işledikleri gerekçesiyle yargılanmaları, siyasi tasfiyeden başka bir şey değildir. Bu tasfiye, ABD-Hindistan kolonyalizminin Şeyh Hasina taşeronluğu eliyle, küresel istikbara direnebilme takati en yüksek olan ve Afganistan ve Pakistan'da bir türlü kurutulamayan İslami muhalefetin bölgeden tamamen süpürülmesi çabasıdır. Ayrıca yaşanan bu tartışmalar ülkedeki sosyo-ekonomik geriliğini daha da ağırlaştırmakta, her türlü yatırım ve istikrarı engellemektedir."

Arıman açıklamasının sonunda  Bangladeş hükümetine, Ghulam Azam ve 4 kişi hakkında verilmiş idam kararlarının infazının derhal durdurması, ve muhaliflere yönelik baskı, keyfi yargılama ve tutuklamalardan vazgeçilmesi çağrısında bulundu.

banner53
Yorumlar (0)
12
hafif yağmur
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?