banner15

MMG'den deprem açıklaması

Mimar ve Mühendisler Grubu, 17 Ağustos büyük Marmara depreminin yıldönümü dolayısıyla bir basın açıklaması yayımlayarak olası bir deprem için alınacak önlemlere değindi

MMG'den deprem açıklaması

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Mimar ve Mühendisler Grubu (MMG) 17 Ağustos 1999'da meydana gelen büyük Marmara depreminin yıldönümü dolayısıyla bir basın açıklaması yayımladı.

Başkan Yardımcısı Kadem Ekşi imzasıyla yayımlanan açıklamada, tarihi belli olmayan fakat bilim adamlarının hemfikir olduğu bir depremden söz edildi. Olası depremde İstanbul'da yüz binlerce binanın yok olacağı, 90 bine yakın can kaybı yaşanacağı, bu sayının iki katı yaralının olacağı ve 40 milyar dolarlık bir zararın meydana geleceğinin tahmin edildiği belirtildi.

MMG Başkan Yardımcısı Kadem Ekşi açıklamada, depremin tekni k olarak önlenemeyeceğini ifade ederek binaları depreme karşı dayanıklı hale getirmenin en önemli tedbir olduğunu belirtti. Ekşi bu tedbirin maliyetinin depremin maliyetinden çok daha düşük olacağını aktardı.

MMG'den yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Yasa ve yönetmeliklerin hazırlanması; bilimsellikten ziyade bürokratların insafına terk edilmiştir. Yapıların projelendirilmesinden önce hayati önem taşıyan zemin etütleri formalite halini almış ve yetkinlikten uzak ellerde ciddiyetsizleşmiştir. Depremlerde can ve mal kayıplarının bu kadar yüksek olmasında imar aflarının birinci derecede önemli olduğunun artık bilinmesi gerekir.

Bilime ve mühendisliğe, akla ve uygarlığa aykırı olarak siyasal iktidarlarca uygulanan rant politikaları nedeniyle, ülkemiz sadece bir "deprem ülkesi" değil bir "afet ülkesi" olmuştur. Bunun ekonomik sonucu olarak her yıl GSMH' nın ortalama %3 ile %7'si afet zararlarını karşılamaya harcanmaktadır. Gerçekte hepsi birer doğa olayı olan deprem, heyelan, çığ ve kaya düşmesi, su baskını vb. olaylar bilinçsizce verilmiş yer seçimi kararları, mühendislik verilerinden yoksun imar planları, düşük standartlarda ve mühendislik hizmeti görmemiş yapı üretimi, kısaca ranta dayalı, hızlı, düşük nitelikli, tasarımsız ve plansız kentleşme ve sosyoekonomik politikalar sonucu afete, yani insani ve ekonomik yıkıma dönüşmektedir.

Mevcut binaların durum tespiti çalışmaları ve Mikro bölgeleme çalışmaları sonucu, birinci derece riskli bölgelerin boşaltılması ve yeniden yapılandırılması için, Sayın Başbakanın açıkladığı 2 yeni kent projesi büyük bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Yeni kent projesi İstanbul'a göçün artması için değil, riskli bölgelerin buralara taşınarak deprem odaklı kentsel dönüşümün aracı olarak kullanılmalıdır.

Depremlerden ve diğer bütün doğal ve yapay afetlerden korunmak yönünde istemler en temel insan hakkıdır. Daha güvenli, daha sağlıklı ve yaşanabilir çevrenin her yurttaş için temel bir insan hakkı olduğu ana ilke olarak kabul edilmelidir.

Deprem hasar, zarar ve can kayıplarının azaltılmasının bilinen tek yolu, mühendis, mimar ve şehir plancılarının ortak katkı ve çabalarıyla depreme dayanıklı yerleşim alanları, yapılar tasarlamak ve üretmektir. Bunun için, deprem öncesi, sırası ve sonrasında yapılacak çalışmalarda kamu yararı ve ülke çıkarı bağlamında ulusal bir deprem politikası belirlenerek ciddi programlar oluşturmalı ve daha da önemlisi bunların hayata geçirilmesidir."

Açıklamada son olarak deprem sonrası yaşanan utanç verici manzaraların bir daha yaşanmaması için Mimar ve Mühendisler Grubu'nun üzerine düşen görevleri büyük bir sorumluluk bilinciyle yerine getirmeye hazır olduğu kaydedildi.

Güncelleme Tarihi: 16 Ağustos 2011, 11:43
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35