banner15

Rating kuruluşları aracılığıyla sömürüyorlar...

Moodys'in Türkiye'nin notunu düşürmesi üzerine rating kuruluşları ile ilgili güvenilirlik eleştirileri yükselirken, bu kurumların aracılığındaki sömürünün de gerçekleri gün yüzüne çıkmaya başladı

Rating kuruluşları aracılığıyla sömürüyorlar...

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's'in, Türkiye'nin kredi notuna ilişkin kararı tepkilere neden olurken bu tarz kuruluşların da güvenilirliği sorgulanıyor.

Moody's, Türkiye'nin kredi notunu "Baa3"ten "Ba1"e çekerken not görünümünü "durağan" olarak belirlemişti. Kuruluşun açıklamasında darbe girişiminin ardından 18 Temmuz'da başlatılan negatif izleme sonucu "Baa3"ten "Ba1"e revize edildiği bildirildi.

Açıklamada, not indirim kararına dış finansman yükümlülüklerine yönelik risklerin artması ile kurumsal güçler ve büyümenin zayıflaması gerekçe gösterildi.

Derecelendirme kuruluşu, buna karşın, "durağan" not görünümünün Türkiye'nin büyümeye devam eden büyük ve esnek ekonomisi ile güçlü mali disiplinini yansıttığını kaydetti.

KREDİ DERECELENDİRME KURULUŞLARININ GÜVENİLİRLİĞİ

Piyasalarda “üç büyükler” diye anılan uluslararası kredi derecelendirme şirketlerinin ülke notlarına ilişkin reyting metodolojileri dünyanın pek çok farklı noktasında eleştiri konusu oluyor. Dünya çapında 150’den fazla derecelendirme kuruluşu var ancak Moody’s, S&P ve Fitch en çok tercih edilen kuruluşlar.

Ülkelerin hazineleri, yatırımcıları daha iyi bilgilendirmeleri amacıyla genelde en az iki reyting kuruluşuyla ülkenin derecelendirilmesi için ücret karşılığında bir anlaşma yapıyor. Fakat ülkelerin ekonomi yönetimleri istediği takdirde reyting şirketleri ile olan anlaşmalarını feshedebiliyor.

Moody’s ve S&P piyasanın yüzde 40’ını kontrol ediyor. Fitch’in payı ise yüzde 15.

PARAYI VERENİN NOTU YÜKSELİYOR MU?

The Guardian’da Patrick Kingsley bugünkü yazısında derecelendirme kuruluşlarını değerlendirdi. Karar Gazetesi'nin tercüme ettiği yazıda 2008'deki krizde bu kuruluşların büyük etkisinin olduğu belirtiliyor.

Aralık ayında Bank of France yönetcisi Christian Noyer, “Derecelendirme kuruluşları 2008 krizini körükledi ve mevcut krizde de bunu yapıp yapmadıklarını sorgulayabiliriz” demişti. Noyer’in görüşü, derecelendirme kuruluşlarının kendilerini içinde buldukları paradoksal konumun altını çiziyor. The Guardian’ın Ekonomi Direktörü Larry Elliott’a göre “Yüksek faizli mortgage krizi yaşanırken derecelendirme kuurluşları işi savsaklamıştı.”

Yazıda kuruluşların not tezgahı ile ilgili bir örnek de veriliyor.

iddia edildiği kadarıyla bu kuruluşlar kendilerine ödeme yapan şirketlerle yeterince güçlü anlaşma yapmıyorlar. Öte yandan ödeme yapmayan şirketlere karşı oldukça agresifler. Washington Post’tan Alec Klein’in araştırmasına göre, 1998’de Moody’s, Alman sigorta devi Hannover Re’ye bir yazı yazdı. Hannover, Moody’s’in müşterisi olmamasına rağmen kuruluş derecelendirme işini ücretsiz yapma gibi bir düşüncesinin olmadığını söyledi. Kaygı verici şekilde Moody’s, Hannover’in gelecekte bu hizmet için ödeme yapmakla ilgileneceğini umuyordu. Hannover’in Başkanı Wilhelm Zeller de “Buna tavır almalıyız” demişti. Maalesef Hannover yeterince çabuk davranamadı. Moody’s, Hannover’in borç durumunu derecelendirmeye başladı ancak sigorta şirketi zaten S&P ve AM Best’ten hizmet almak için başvurmuştu. 2003’te Moody’s şirketin borç durumunu “atık” statüsüne düşürdü ve Moody’s’in değerlendirmesine duyulan güvenden ötürü pay sahipleri panikledi, paylarını sattı ve Hannover Re bir öğlen vakti 175 milyon dolar kaybetti.

FİLME DE KONU OLMUŞTU

'Finans Dedektifi' olarak anılan Michael Lewis'in kitabında yer alan gerçek ilişkileri konu edinen ödüllü 'Büyük Açık' filminde kredi derecelendirme kuruluşlarının kirli ilişkiler içerisinde nasıl çalıştığına ilişkin çarpıcı bir sahneye yer veriliyor.

Filmde Amerikan finans sisteminin bir felakete doğru gitmekte olduğunu gören bankacılar, kredi derecelendirme kuruluşlarının bazı kağıtlara neden gereken notu vermediklerini araştırmak için Standard&Poor's'un yetkilisiyle konuşuyor. Yetkili bankacılara "Eğer bizden istedikleri değerlendirmeyi alamazlarsa müşteriler birkaç blok ötedeki rakibimiz Moody's'e gidip istedikleri sonucu alıyorlar." diyor.

KURULUŞLARA AÇILAN DAVALAR

ABD yönetimi 2013'te kredi derecelendirme kuruluşu S&P’ye 2007 yılında yaptığı mortgage kağıtları derecelendirmeleri ile bağlantılı olarak dava açacağını duyurmuştu. Bazı mortgage kredileri için çıkarılan kağıtlara hak etmediği yüksek kredi notunu verdiği, şirkete karşı getirilen eleştiriler arasında bulunuyor.

İtalya da 2014'te S&P’yi ülkenin tarihi ve kültürel zenginliklerini hesaba katmadan notunu düşürdüğü için mahkemeye vermişti. İtalya’daki Sayıştay, S&P’nin ülkenin tarihi ve kültürel özellikleri yok sayılarak kredi notunun düşürülmesiyle piyasaların negatif etkilendiğini ve bu şekilde İtalya’nın 234 milyar avro seviyesinde zarara uğradığını iddia etmişti.

Güncelleme Tarihi: 28 Eylül 2016, 15:47
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35