banner15

Tanıdıklarının gözünden Ayşe Şasa

Cihan Aktaş, Mesut Uçakan, İhsan Kabil, Akif Emre ve İslam Gemici; Ayşe Şasa ile ilgili görüşlerini Dünya Bülteni'ne anlattı

Tanıdıklarının gözünden Ayşe Şasa

Hamit Kardaş/ Dünya Bülteni - Haber Merkezi

Türk Sinemasının önemli senaristlerden Ayşe Şasa, yaklaşık bir aydır tedavi gördüğü hastanede vefat etti. Ayşe Şasa, senaryo yazarlığının yanı sıra önemli bir entelektüeldi. Onlarca filmin senaryosunun yanında çok sayıda esere de imza atan Şasa, Cumhuriyet döneminden sonra hız kazanan batılılaşma üzerine yazıları ile öne çıktı.

Cihan Aktaş, Mesut Uçakan, İhsan Kabil, Akif Emre ve İslam Gemici; onunla ilgili görüşlerini Dünya Bülteni'ne anlattı.

Yazar Cihan Aktaş:
“FERASET VE İRFAN SAHİBİYDİ”

Bir dosttan ayrılmanın burukluğu içindeyim. Eserleriyle daha erken bir dönemde tanışmıştım. 1993’de Fatma Barbarosoğlu ile Mecidiyeköy’deki evine ziyaretine gitmiştik, sohbet ederken yıllardır tanışıyormuşuz gibi hissetmiştim. Eksik veya fazla konuşmuyor oluşuyla dikkatimi çekmişti. Sık görüşemesek bile orada olduğunu bilmenin güvenini duyardım. Kulenin tepelerinde yaşadığı halde halkın içinde var olmayı başaran bir prenses olduğunu da düşünmüştüm, “Bir ruh macerası”nı okurken. Her zaman zora talip oldu, hidayete nail olmak için zorlu sınavlardan geçti. Hakkın Rahmetine kavuşması da kolay olmadı. Hastalıklar peşini bırakmadı, ancak iyimserliğini korur ve “iyi olacak” derdi telefon konuşmalarımız sırasında, “her şey daha iyi olacak.” Feraset ve irfan sahibiydi. Dünyanın neresinde bulunursanız bulunun, dar zamanınızda telefonla arayan kişi öncelikle o olurdu. Türk sinemasında temsil ettiği değer çok açık; yeni ve gerekli bir hamleyi erkenden başlatan isimler arasında ilk sırada gelir. Hakikat yolcusuydu, yolculuğunu sürdürüyor. Onu çok özleyeceğim.

Yönetmen Mesut Uçakan:
“GÜZEL BİR ÖLÜMÜ YAKALADI”

Ayşe Hanım iyi bir dosttu. Sohbeti doyumsuzdu. Hele Hak'tan hakikatten bahseder, kurtuluş sırrından söz etmeye kalkışırsanız zamanın nasıl geçtiğini anlamazdınız. 

Vefalı bir insandı, Arardı sorardı moral verirdi, derdinizi paylaşırdı. Gönül insanıydı.

Dudaklarından zikir düşmezdi. Otururken kalkarken yürürken hep zikrederdi. O da çileye talip olanlardı. 

Ciddi travmalar yaşadı. Bu yanmak demekti. Alev alev yanmak… İçten içe yanmak. Bunu erbabı bilir. Yanmak işin özü. Hakikate tebdilin tek formülü. İçimizdeki paslanmış metalleri eriterek altına dönüşmenin sırrı Allahualem Ayşe Hanım da bu sır kulağına fısıldananlardandı. Güzel bir ölümü yakaladığı muhakkak.

Sadece sinema için değil fikir dünyamız, gönül dünyamız adına da büyük bir kayıp. Vefatı sürpriz değil. Lakin yine de bir parçamız koptu. Rabbim rahmetini esirgemesin, kabrini pürnur, mekanını Cennet eylesin, Amin.

Yönetmen İhsanKabil
“GENÇ SİNEMACILARA HEM KAPISINI HEM GÖNLÜNÜ AÇTI”

Ayşe Şasa Hanımefendi için 'yeri doldurulamaz' ifadesi çok ugun düşüyor. Vefatı ebedi bir ayrılık değil, ahirette görüşeceğiz elbette fakat biz yaşadıkça eksikliğini hissedeceğiz.

Kendisiyle her zaman irtibat halinde idik. Sinema ile ilgilenen gençler zaman zaman onunla görüşürdü. Kendisine müracaat edenlere hem kapısını hem gönlünü açtı. Kimseyi reddetmedi ve herkese yardımcı oldu. Biz de kendisinden çok istifade ettik.

Ayşe Şasa travmatik ve çileli bir süreç geçirdi. Türkiye'nin batılılaşma sürecinin de sembol isimlerinden birisi oldu. Bir süre sonra tasavvufla tanışması onun için bir sahili selamet oldu. Daha sonra hep hayret makamında oldu. Kainatı hayret nazarıyla seyretti ve bu yönde okumalar yaptı.

Gerek kitapları gerekse süreli yayınlardaki yazıları ve röportajları ile sinemamıza yön verdi. Bu eserleri vefatından sonra da insanları aydınlatmaya devam edecek.

Allah'tan rahmet diliyorum, kendisini Allah'a adamış birisiydi. Buna şahitlik ediyorum ve makamının âli olacağını ümit ediyorum.

Yazar yönetmen İslam Gemici
SİNEMA ÜZERİNDE DÜŞÜNEN VE BUNU YAZABİLEN NADİR AYDINLARDANDI

Kendi hikâyesini, son yazdığı kitabında "akıllılar dünyası, kendi değerlerini mutlak sayan küçük ilahlar ve ilahelerle dolup taşıyor. Kibir içinde, kendilerinden emin dolaşıyor, konuşuyor, eylem yapıyorlar. Kendilerinden, görüşlerinden, görüşlerinin doğruluğundan en ufak bir şüpheleri yok. Akıllılar dünyası tek boyutlu bir realite içinde yaşıyor. En gelişmiş şekliyle üç boyutlu..." diye anlatmıştır Ayşe Şasa.

Uzaktan uzağa ismini duymuşluğumuz, arada röportajlarını okumuşluğumuz var idi. Etrafımda görüşlerine kıymet verdiğim kim varsa, Ayşe Hanım'a karşı hürmet içindeydi. Hem entelektüel, hem sinemacı hem de bir Müslüman olarak ona saygı duyuluyordu. Eh, arkadaşlarımın hürmet ettiği bir insana, ben de hürmet etmeliydim.

İsmi san'at çevrelerinde "ilginç bir kabiliyet" olarak anılmaya başlandığı günlerde Kemal Tahir ile tanışmasının hayat akışını değiştirdiğini gençliğimde duymuş ve bunun üzerine Kemal Tahir'in eserlerinin çoğunu okumuştum. Anladım ki, Ayşe Şasa'nın Kemal Tahir'e olan ilgisi boşa değilmiş. Tahir'in Ayşe Şasa'ya söylediği "şunu bilmiş ol ki, bu ülkede maskaralık yaptığın sürece herkes sana alkış tutar. Ciddi bir şey yapmaya kalkarsan da kimse ilgilenmez, yüzüne bakmaz. Bunu baştan böyle bil" sözlerinin ne kadar büyük haklılık taşıdığını, aradan geçen yıllar içerisinde tecrübeyle bizzat idrak ettim. Ayşe Hanım da, kendisine verilen bu nasihati ölçü olarak almış, seçimini "ciddi" ve zor olandan yana yapmıştır.

Sinema üzerine derin düşünebilen ve neredeyse teorik denilebilecek ölçüde de bunu büyük bir ilgiyle yazıya aktarmış az sayıdaki insandan biridir. Hal böyle olunca, günümüzün çokbilmiş sinemacıları da, Ayşe Hanım'a "uzaktan bakılıp, saygı gösterilecek fakat yanına yaklaşılmayacak" bir isim olarak davrandılar.

Yine Ayşe Şasa'nın büyük bir itiraf şeklindeki sözleri, günümüz Türkiye insanının moderniteyle olan mücadelesini anlatır mahiyettedir: "Bana doğduğumdan bu yana hiç kimse doğrudan Allah'ı telkin etmedi. Allah’tan başka her şey bana öğretildi ve bu yüzden deliliğim, sonunda, bana bir ebedi hayat bilinci olarak geldi."

Akif Emre:“AKLI AKILLA YENEREK SAHİLE ULAŞMANIN ÖYKÜSÜ”

Ayşe Şasa, modern batının tek geçer akçe saydığı aklı aşmanın tehlikeli yolculuğu sırasında tuttuğu seyir defterinin sayfalarını okuyucuya açıyor. Adeta aklı akılla yenerek sahile ulaşmanın öyküsü. "Dünyayı modern batının sığ, hastalıklı, perişan ölçüleriyle değerlendirme çabası beni otuz yaşımda şizofreniye götürdü." Delilik ülkesi yaşadığı şizofrene mi yoksa modern batının yaslandığı aklın tükenişine mi gönderme yaptığını sinemacı duyarlılığı ile yazdığı notların ilk satırlarında başka bir dünyanın kapısını araladığında anlıyorsunuz. Aslında Ayşe Şasa delilik ülkesi dediği modern aklın sınırlarını aşmanın, gemisini yalçın kayalıklara çarparak batma noktasına geldikten sonra başka bir aklın varlığın keşfedişin serüvenini yazmış. Maddi aklın dibe vurduğu anda gemisini sahile getirecek olan şey; modern dünyanın görmediği, kavrayamadığı, dahası yok saydığı inancın, irfanın kılavuzluğudur. Ayşe Şasa'nın modern dünyanın tek düzlemde ele aldığı, tek boyuta indirgediği insan tekine karşı bir tür kurtuluşa götüren modern dünyanın dışladığı, modern aklın anlamakta zorluk çektiği aşkın boyutu dile getiriyor.

Delilikle eş görülen bu aşkın boyutu dile getirirken modern dünya ile müthiş bir hesaplaşmaya giriyor.

Mistik bir huzur arayışından çok modern dünya ile felsefi bir hesaplaşma ile karşı karşıya bırakıyor sizi. Sanatçı duyarlılığının keskin sezgisiyle yakaladığı kimi tespitler sinemacı yanı kadar entelektüel birikiminin boyutlarını yansıtıyor.

Ayşe Şasa'nın bireysel deneyimi, modern aklın esiri olan insan tekinin kurtuluşunu bir tür delilikten, başka bir deyişle divaneliği göze almaktan geçtiğini söyleyenleri haklı çıkarıyor. Ayşe Şasa'nın seyir defteri aslında 68 kuşağının bir başka öyküsüdür. Hakikat sandığı idealler uğruna gemisini kayalıklara sürme cesaretini göstermiş bir neslin farklı bir hikayesi bu. Ne moderniteyi kavrayabilmiş ne de gelenekle sağlıklı ilişki kurabilmiş nesilleri üreten çağdaşlaşma projesinin tükendiği noktaya işaret ediyor; kendi bireysel deneyimi ışığında.

Bireysel kurtuluşun, modern hakikat kavrayışına karşı deliliği göze almakla ne kadar alakası varsa toplumsal olarak var olabilmenin de o kadar ilişkisi var. Hayatiyetini sürdürmenin ancak "güçlüden, kazanacak taraftan" yana olmakla mümkün olacağını savunanlara karşı divanelik sayılacak bir tutum takınanlar arasındaki çelişki; modern aklın bize gösterdikleri ile gizledikleri, örttükleri arasındaki uçurumdan farksız duruyor.

AYŞE ŞASA'NIN SİNEMA ONUR ÖDÜLÜ ALDIKTAN SONRA DÜNYA BÜLTENİ'NE YAPTIĞI AÇIKLAMA İÇİN TIKLAYINIZ

Güncelleme Tarihi: 16 Haziran 2014, 17:21
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48