banner39

Türkiye’ye karşı çifte kuşatma ve Türkiye’nin yarma harekâtları…

"Koskoca Osmanlı devleti, tarihten uzaklaştırıldı. Bu, Batılıların önündeki en büyük engelin ortadan kaldırılması anlamına geliyordu. Nitekim Osmanlı’nın durdurulmasından sonradır ki, Batılılar, dünya üzerinde tartışmasız, mutlak bir hegemonya kurmayı ve bugün Osmanlı coğrafyasında bulunan enerji, petrol ve doğal gaz kaynaklarını kontrolleri altına almayı başardılar. Bununla yetinmediler, kültürel emperyalizm yoluyla dün fiilen işgal ettikleri ülkeleri bundan böyle zihnen de ele geçirmiş oldular."

Genel 05.09.2022, 19:21
Türkiye’ye karşı çifte kuşatma ve Türkiye’nin yarma harekâtları…

Batılılar, iki asırdır Türkiye’yi terbiye etmeye çalışıyorlar, celladına âşık ettikleri “içimizdeki İrlandalılar” vasıtasıyla!

Kısmen de olsa başardılar bunu!

İNSANLIĞIN UMUDU TÜRKİYE AMA BATILILAŞTIKÇA BATIYOR…

Osmanlı’yı yok ettiler ama Osmanlı’nın tarih yapan, farklı dinlere, inançlara hayat hakkı tanıyan medeniyet-kurucu ve medeniyeti-koruyucu ruhunu yok edemediler.

Türkiye, Batılılaşma serüvenine sürüklendi. Türkiye, Batılılaştıkça batıyor... Türkiye Batılılaştıkça, Batılı kavramlarla ve hayat tarzıyla yaşamaya çalıştıkça içerden teslim alınıyor, ruhunu ve medeniyet iddialarını yitiriyor.

Madalyonun bir yüzü bu.

Bir de madalyonun görünmeyen diğer yüzü var: Türkiye, İslâmî ruh köklerine ve medeniyet iddialarına sahip çıktıkça yeniden insanlığın umudu olacak bir dünya kuracak. Balkanların huzuru ve barışı, Kafkasların huzuru ve barışı, Türk dünyasının huzuru ve barışı, Ortadoğu’nun huzuru ve barışı, dünyanın huzuru ve barışı, güçlü Türkiye’ye bağlı. Türkiye, dün olduğu gibi yüzyıl sonra da dünyanın denge ve barış unsuru olduğunu ispatladı bir kez daha. Bunu Batılılar bizim Batıcılarımızdan daha iyi biliyorlar.

Yine, Türkiye, ne kadar Batılılaştığını, Batılı bir ülke olduğunu söylerse söylesin, Batılılar bunun asla gerçek olmadığını, gerçek olamayacağını, Türkiye’nin tıpkı medeniyet kurmuş bütün diğer büyük toplumlar gibi er ya da geç medeniyet köklerini hatırlayacağını, medeniyet iddialarına sahip çıkarak büyük bir tarihî yolculuğa çıkacağını da çok iyi biliyorlar.

ZİHNÎ BAĞIMSIZLIK SAVAŞIMIZI DA KAZANAMAZSAK…

Türkiye, iki asır önce, düştü. Bu ilk iki asrın birinci asrında, toparlanmaya, ayağa kalkmaya çalıştı. İkinci asrında yolunu değiştirdi, Osmanlı’yı tarihten silenlerin, kendilerine karşı Kurtuluş Savaşı verdiğimiz emperyalist Batılıların yoluna girdi, Türkiye’nin laikleşerek Batı uygarlığının bir parçası olduğunu ilan etti.

Koskoca Osmanlı devleti, tarihten uzaklaştırıldı. Bu, Batılıların önündeki en büyük engelin ortadan kaldırılması anlamına geliyordu. Nitekim Osmanlı’nın durdurulmasından sonradır ki, Batılılar, dünya üzerinde tartışmasız, mutlak bir hegemonya kurmayı ve bugün Osmanlı coğrafyasında bulunan enerji, petrol ve doğal gaz kaynaklarını kontrolleri altına almayı başardılar.

Bununla yetinmediler, kültürel emperyalizm yoluyla dün fiilen işgal ettikleri ülkeleri bundan böyle zihnen de ele geçirmiş oldular.

Türkiye, Batılılar tarafından fiilen işgal edilemeyen ama zihnen işgal edilen dünyanın ender ülkelerinden biri! Üstelik de, ülkeyi zihnen Batılılaştırdığımızı, bu ülkenin medeniyet köklerini kurutmak, ruh köklerini inkâr etmek gibi bir intiharın eşiğine sürüklendiğimizi gören Batılılar, onyıllarca, Osmanlı’yı durdurduklarını, Türkiye’yi medeniyet iddiasından vazgeçirdiklerini düşündüler ama gelinen noktada Türkiye’nin kendi medeniyet coğrafyasına açıldığını, medeniyet iddialarından vazgeçmediğini, yeri ve zamanı gelince medeniyet iddialarını dillendirmeye başlayacağını gördüler.

O yüzden başlangıçta Türkiye’nin medeniyet iddialarını terk ettiğini düşündü Batılılar. Ama Türkiye’nin kendi yönünü ve yörüngesini çizecek bir tarihi derinliğe ve medeniyet birikimine sahip olduğunu, yeri ve zamanı gelince yeniden mazlumların umudu olacak, insanlığa farklı kültürlerin ve inançların bir arada yaşayabileceği ötekileştirici değil kuşatıcı ve kucaklayıcı bir medeniyet fikrini yeniden sunacak yegâne aktör olduğunu gördüler.

O yüzden NATO’nun kurucu ilk altı ülkesinden biri olmasına rağmen (Bulgarları, Romenleri bile Avrupa Birliği’ne aldılar ama) Türkiye’yi AB’nin kapısında “süründürmekten” şeytanca bir haz alıyorlar!

Türkiye toparlanır da yeniden güçlü ve köklü medeniyet tasavvuru çerçevesinde ayağa kalkarsa, diye çok korkuyor Batılılar!

KORKTUKLARI BAŞLARINA GELECEK…

Korktukları başlarına gelmek üzere…

O yüzden Türkiye’yi kendi hâline bırakmadılar. Türkiye’nin yeniden medeniyet iddialarıyla kuşanmaması için içeriden devşirme elitlerle, dışardan Batılı kurumlarla kontrol altında tutmaya çalıştılar Türkiye’yi.

Ama Türkiye hem NATO’ya girdi hem de NATO üyesi olarak bütün askerî darbelere maruz kaldı, sesini çıkartmadı ya da çıkartamadı.

Şimdi de son çeyrek asırdır Türkiye’nin etrafını kuşatıyor NATO’su, ABD’si, AB’si, İran’ı hep birlikte ve Irak’ı, Suriye’yi işgal ediyor, uzaktan kumanda ettikleri IŞİD’i, YPG / PKK’yı üzerimize salıyor…

Bütün bunlara rağmen hâlâ bu ülkede Batılıların zihnen kölesi bir entelijansiya var, hâlâ Batı’ya, Batılı kavramlara ve kurumlara tapıyorlar, toz kondurmuyorlar!

Bu ülkenin medeniyet kuran çocuklarının çocukları, Batılıların ve onların uydularının Türkiye’yi nasıl kuşattıklarını görüyorlar.

Güçlü bir savunma sanayisi kuruyorlar: Batılıların ilk fırsatta Türkiye’yi çökertecek, paramparça etmekten çekinmeyecek kadar Türkiye’nin etrafını kuşatarak ateş çemberine çevirdiklerini, görünüşte düşman ilan ettikleri ama gerçekte Sünnî dünyaya, Sünnî dünyanın tarih boyunca kurucu ve koruyucu aktörü Türkiye’ye karşı her bakımdan İran’ın önünü açtıklarını, Suriye’ye, Irak’a, Lübnan’a, Körfez ülkelerine ve Yemen’e kadar İran’ı yerleştirdiklerini görüyorlar!

Ama bu ülkenin tarihî derinliğe ve medeniyet bilincine sahip çocukları, Batılıları da şaşkına çevirecek stratejiler geliştirerek bir yandan hem Batılılarla hem de İran’la her bakımdan iyi ilişkiler kurmaya özen gösteriyorlar öte yandan da hem Türkiye’ye karşı her yönden geliştirilen kuşatmayı yaracak güçlü bir savunma sanayisi geliştiriyorlar hem de dış politikada medeniyet coğrafyamız ekseninde güçlü, uzun soluklu stratejik ilişkiler ve ittifaklar kurmaya gayret gösteriyorlar.

Sözün özü: Türkiye, herhangi bir ülke değil.

Bu toplum da herhangi bir toplum değil.

Bu ülke küllerinden doğacak ve yeniden insanlığın umudu olacak inşallah…

Karamsarlık yok: Dünya bize gebe, biz hakikate…

Vesselâm.

Yeni Şafak/Yusuf Kaplan

Yorumlar (0)
19
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?