banner15

Yavuz Selim zamanında Kürt beylikleri

İdris-i Bitlisî'nin Safevi hükümdarı Şah İsmail'e karşı Yavuz Sultan Selim'in safında yer alması önemlidir.

Yavuz Selim zamanında Kürt beylikleri

Kürt halkının Diyarbakır'da yerleşikliği eski ama Kürtler hiçbir dönem gerek Diyarbakır'da, gerekse bölgede siyasi varlık göstermediler. Aşiretler bağlı oldukları devletlerin bünyesinde az-çok müstakil yaşamayı yeterli saydılar.

Son 10 asırda Kürtler tercihlerini Türklerle birlikte yaşama yönünde yaptılar. İdris-i Bitlisî'yle başlayan devirdir bu... İdris-i Bitlisî'nin Safevi hükümdarı Şah İsmail'e karşı Yavuz Sultan Selim'in safında yer alması önemlidir. Şeyh Ömer Yesir'in aşiret ve tarikatına bağlı Hüsameddin Ali adında bir dervişin çocuğu olan İdris-i Bitlisî'nin gençliği Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın oğlu Yakup Bey'in maiyetinde geçti. Yavuz'un zaferleri üzerine Osmanlı hükümdarına yazdığı tebriknameyle dikkat çeken Bitlisî, padişahın talebiyle 1504 yılında Osmanlı hükümdarlarının ilk 8'inin saltanat yıllarının tarihini yazdı.

İdris Bitlisî'nin bağlılık bildirisi

Yavuz doğu seferine çıktığında, Bitlisî onun yanında yer aldı. 1514 Ağustos ayında Şah İsmail'in uğradığı ağır mağlubiyetten sonra Diyarbakır'ın Kürt halkı, Şah'ın şehre vali tayin ettiği Ustaclu Muhammed Han'ın ölümüyle sonuçlanan bir ayaklanma başlattı. Diyarbekirliler, Safevilerin Diyarbakır'da ne kadar yöneticisi varsa öldürüp, şehri teslim alması için Yavuz Sultan Selim'e haber gönderdiler.

İdris-i Bitlisî'nin padişah nezdinde aracılık ettiği bu bağlılık bildirisinden sonra Yavuz da Bitlisî'yi bölgedeki Kürt aşiretlerinin tanzimi ve yönetimine memur etti. Eylül 1515'de surları Osmanlı bayrak ve sancaklarıyla süslenmiş olan şehri Bıyıklı Mehmet Paşa, Urfa, Mardin ve Hasankeyf'te toplanan son Safevi güçlerini de saf dışı bırakarak, teslim aldı. Osmanlı birliğine katılmakta kararlı olan Kürtler, Bıyıklı Mehmet Paşa'nın ordusuna katılarak muharebede vazife almaktan geri durmadılar. Sonraki yıllar ve asırlarda Diyarbekir sürekli olarak merkezden malî destek gören, imar edilmeye çalışılan bir şehir oldu.

Çaldıran’da Osmanlıların yanında savaşan Kürt ileri gelenleri, bölgedeki etkinliklerini yeniden tesis ettikten sonra Diyarbakır'ı Safevilerin kuşatmasından kurtarmak için harekete geçtiler. Bilhassa Atak kalesi ile Eğil ve yöresinin hâkimi Kasım Beg Diyarbakır'ın kurtarılmasında çok büyük yararlıklar gösterdi. (Tac-üt Tevarih c.4.s.250) Beylikler gerek Yavuz ve gerekse Kanuni zamanında yarı özerk olarak varlıklarını sürdürdüler, yerlerine evlatları geçti. Tanzimattan sonra bu durum değişti. Osmanlı zamanında Diyarbakır eyaletinde 8 Kürt beyliği bulunmaktaydı. (Doç.Dr. Rıfkı Aslan Kara - Amid dergisi Haziran 1979 s.76)

Diyarbekir Eyaleti

1515 yılı Eylül’ünde Diyarbakır bölgesi Osmanlı devletine katılınca, Diyarbakır şehri de Osmanlı devletinin en geniş ve önemli eyaletlerinden birinin beylerbeyi merkezi oldu. Diyarbekir eyaleti 24 sancağı kapsıyordu. Bunun 11 tanesi  normal Osmanlı sancağı, 8 tanesi (idaresi özel bir şekle bağlanmış) yurtluk ve ocaklık sancakları, 5 tanesi de yönetimi babadan oğula geçmek üzere mahallî beylere bırakılan sancaklardı.

Doğrudan doğruya idare olunan 11 sancak şunlardı: Amid (merkez), Harput, Akçakale, Ergani, Siverek, Çemizgezek, Hasankeyf, Siirt, Sincar, Silvan, Nusaybin.

İdaresi özel bir şekle bağlanan 8 sancak ise Atak, Pertek, Tercil, Çapakçur, Çermik, Sağmen, Kelap, Mihrani idi.

Yerli beylerince idare edilen ve yönetimi babadan oğla geçen 5 sancak şunlar idi: Eğil, Palo, Cizre, Hazro, Genç.

Bunlar dışında zeamet ve tımar sahibi aşiret beyleri de vardı. Devlete ait zeamet ve tımar sahipleriyle bu aşiret eshabı 4017 kılıç olup cebelleriyle beraber 18 bin kişilik seferi bir kuvvet teşkil ederdi. Ayrıca ulufeli yerlikulu askeri de bulunurdu.

1518’de tutulan ilk Osmanlı tahrir defterinde Diyarbekir eyaletinin 12 sancağı kayıtlıdır. Bunlar Amid, Mardin, Sincar (Tel’afer ve Hateniye dahil), Çemişgezek, Kiğı (batı Bingöl), Siverek, Çermik, Ergani, Harput, Arapkir, Urfa, Birecik.

1529 tarihine göre ise yukarıdaki sancaklardan başka Musul, Ane, Deyr-i Rahbe, Hasankeyf sancaklarının da Diyarbekir eyaletine bağlandığını ve böylece Diyarbakır’ın Osmanlı İmparatorluğu'nun en büyük eyaleti haline geldiğini görmekteyiz. Yukarıda bahsi geçen 5 sancak da durumunu devam ettirmektedir.

1540 tarihli tahrir defterinde 15 sancak, 11 ocaklık kayıtlıdır. (2000’e beş kala Diyarbakır, Diyarbakır Valiliği Yayını, 1995 s.9-12)

Eğil Beyliği

Şah İsmail-i Safevî 913 (m. 1507) yılında Diyarbekir'i istila ettiği zaman Lala Kasım kendisine bağlılığını sunmadı ve asla boyun eğmedi; tersine ona karşı son derece sert biçimde muhalefet etti. Bu yüzden Han Muhammed Ustaclu büyük bir orduyla Lala Kasım'ın üzerine yürüdü ve Eğil kalesini kendisinden alarak, Kızılbaş komutanlarından biri olan Mansur Bey'e verdi. Eğil kalesi 7 sene onların yönetiminde ve tagallübünde kaldı. Lala Kasım Bey, Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim'e sığınmış, Çaldıran savaşından sonra Eğil kalesini Kızılbaşlardan geri almıştır.

Çermik beyliğinin kurucusu, Mırdasî Emir Muhammed'in oğlu Emir Hüseyin'dir. Bu Emir, babasının sağlığında Berdenc kalesi ve Çermik yöresi valisi bulunuyordu. Babası ölünce, bu bölgede, beyliğini kurdu. Ölünce yerine oğlu Emir Seyfeddin, bu da ölünce oğlu Şah Yusuf, bunun da ölümüyle oğlu Velat Bey, sonra da Şah Ali Bey ve bunun da ölümüyle beyliğin yönetimi oğlu Muhammed Bey'e geçti.

Muhammed Bey, Çermik yöresini Kızılbaşların elinden kurtarmış, Diyarbakır'ın Osmanlı Birliğine katılışı sırasında da Yavuz Sultan Selim'den bir sultanlık emirnamesi alarak beyliğini sürdürmüştür.

Atak Beyliği

Beyliğin kurucusu Zırkanlı Mir Mahmud oğlu Ahmed Bey'dir. Kendisi Şah İsmail'in çağdaşıydı. Şah İsmail Diyarbakır bölgesini istila ederken, Ahmed Bey'in elinden de Atak Kalesi'ni ve dolaylarını almış, Kaçar oymağına vermişti. Zırkanlılar burasını terk etmek, başka yörelere göçmek zorunda kaldılar. Bu durum Çaldıran Savaşı'na kadar sürdü.

Çaldıran Savaşı'nda Şah İsmail yenilip Diyarbakır Valisi Ustaclu Muhammed Han öldürülünce, diğer bey ve aşiretler gibi Zırkanlılar da harekete geçtiler. Elverişli durumdan yararlanarak, "Mılh" adıyla bilinen ve Atak kalesine yakın olan yıkık bir kaleye gelip yerleştiler. Mevsim kıştı, Kaçar Beyi durumdan kuşkulandı. "Mılh"a yerleşmenin sebebini sordurdu. Onlar da "Mırdasî aşiretiyle aramızda eski husumet ve köklü düşmanlık vardır. Onların bu kış, soğuk ve kar ortasında bize saldırıp çocuklarımızı ve ailelerimizi esir almaları uzak ihtimal değildir. Bunun için, soğukların hafifleyeceği ve karların eriyeceği bahar mevsimine kadar bu yıkık kalede kalmamıza izin verilmesini istirham ediyoruz" cevabını verdiler. Atak valisi bunlara acıdı ve kışı orada geçirmelerine izin verdi.

Zırkanlar, Atak'ı geri almak için çalışmalara başladılar. Tırmanmakta kullanmak için, direklerden ve iplerden merdivenler hazırladılar. Uygun buldukları bir gece, aşiretin iyi savaşan kahramanlarından bazıları, kalenin surlarına tırmanarak burçlara ve kale duvarlarına ip bağlamak suretiyle merdiven dikmeyi başardılar. Arkasından Zırkan yiğitleri kaleye çıktılar ve Kızılbaş muhafızlarını kılıçla yok ederek, başlarını ibret olsun diye kesip çeşitli yerlere astılar. Kadınları ve çocukları kaleden çıkardılar. Ahmed Bey'i getirtip başlarına eskisi gibi hükümdar yaptılar.

Ahmed Bey, Sultan Selim Han'ın emirnamesi gereğince, miras kalmış ülkesinde bir süre hüküm sürdü.

Tercil Beyliği

Bu beyliğin kurucusu Zırkanlı Şeyh Hasan oğlu Seyyid Hüseyin'dir. Seyyid Hüseyin, Emir Artuk'un kızıyla evlenmiş ve kendisine Tercil ve yöresinin yönetimi verilmişti. Seyyid Hüseyin ölünce, yerine oğlu Ömer Bey geçti. Kendisi Uzun Hasan ile çağdaştı. Onun itimat ve sevgisini kazanmış bir beydi. Uzun Hasan, Ömer Bey'in kızıyla evlendi. bu karısından Zeynel adlı oğlu oldu. Zeynel gelişip büyüyünce, Mihranî ve Nuşat (Boşat) yöreleri de Tercil'e bağlanarak yönetimi kendisine verildi. Ömer Bey de Bitlis ilinin vali ve muhafızlığına atandı.

Ömer Bey ölünce, yerine oğlu Budak Bey geçti. Uzun Hasan'dan sonra Akkoyunlu hükümdarı olan Sultan Yakub döneminde de bu görevi sürdürdü. Tercil ve buraya bağlı yerlerin yönetimi de kendisine bağlanmıştı. Budak Bey 43 sene yaşadı. 1506'da ölünce yönetimi oğlu Ahmed Bey aldı. Şah İsmail, 1508'de Diyarbekir bölgesini istila ederken yapılan savaşlardan birinde Ahmed Bey şehid oldu. Yerine kardeşi Ali Bey, onun da ölümüyle yerine diğer kardeşi Şemsi Bey geçti. Çaldıran Savaşı'ndan sonra Safeviler ile yapılan savaşlara katıldı. Osmanlı birliğine katılmayı isteyenler arasında Şemsi Bey de vardı. Yavuz Sultan Selim, Tercil kalesinin yönetimini bir fermanla yine kendisine verdi. Ölünce yerine oğlu Haydar Bey geçti.

Tercil, Hazro'nun 5 kilometre güneydoğusunda bulunmaktadır. Halen harap bir durumdadır. Bugünkü Hazro beyleri, Tercil beylerinin soyundan gelmedir.

Kulp Beyliği

Kulp bölgesinde, başta Süleymanî (Sılêmanî) aşireti olmak üzere, Banukî, Hevêdî, Dılhiran, Bociyan, Zilan, Besyan, Zıkzıyan ve Berazan aşiretleri bulunuyordu. Safevîler döneminde, bu aşiretlerin oybirliğiyle Kulp Beyliği'ni Emîr Diyadîn yönetiyordu. Emîr Diyadîn, Ustaclu Muhammed Han ile iyi münasebetler içinde olmayı politika edinmiş, Muhammed Han da Emîr Diyadin ile iyi ilişkiler kurmayı uygun bulmuştur. O kadar ki, kızı Bîkes Hanımı Emîr Diyadin ile evlendirerek bu dostluğu akrabalık bağlarıyla daha da kuvvetlendirmiştir.

Emîr Diyadin'in erkek çocuğu yoktu. Kardeşi Şeyh Ahmed'in ise 9 oğlu vardı. Bunlardan Şah Veled Bey, yaşı ilerlemiş bulunan amcasının yerine geçmek istedi. Emîr Diyadin, Muhammed Han'dan yardım diledi. O da kendisine istediği kuvveti gönderdi. Taraflar arasında başlayan savaşta Şah Veled Bey yenildi. Kurtuluşu Şam taraflarına kaçmakta buldu. Kardeşlerinden Ömer Şah, Sosın ve Cihangir beyleri öldürdüler.

Çaldıran savaşı sonrasında, Besyan aşireti reislerinden Ali Fîrî adında bir adam Meyyafarkîn kalesine saldırıp burasını Kızılbaşlardan aldı. Şam'da bulunan Şah Veled Bey'e haber göndererek durumu bildirdi. Şah Veled Bey, haberi alır almaz derhal hareket etti. Gelip beyliğin idaresini eline aldı. Burada çok tutunamadı. Kulp kalesine giderek bu kale ile buraya bağlı köylerin yönetimiyle yetindi. Yönetimi 13 yıl sürdü. Ölünce yerine oğlu Ali Bey geçti. Ali Bey'in yönetimi m. 1572 (h. 980) yılına kadar sürmüştür.

Güncelleme Tarihi: 01 Kasım 2013, 22:11
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48