banner15

Zirve davasında ilginç gelişme

Zirve Yayınevi Davası'nın hem sanığı ve hem de gizli tanığı olan İlker Çınar'ın "Hiç askeri cezaevine girmedim" ifadelerine karşın, mahkemeye gelen cezaevi arkadaşı tanıklık yaparak, "Birlikte cezaevinde kaldık" dedi

Zirve davasında ilginç gelişme

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Zirve Yayınevi'nde biri Alman uyruklu 3 kişinin boğazı kesilerek öldürülmesine ilişkin davada tutuksuz yargılanan emekli Orgeneral Hurşit Tolon, davanın sanık ve tanığı İlker Çınar'ın "müfteri" olduğunu öne sürerek, "Günahsız insanların bu kadar süreyle cezaevlerinde tutsak edilmesine sebebiyet veren bu kişinin bütün iddiaları bugün çökmüş oldu. Bunun memnuniyeti içerisindeyim" dedi.

Tolon, Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmanın ardından adliye çıkışında gazetecilere, özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasından sonra 18 Nisan 2007'de Malatya'da işlenmiş "menfur" bir cinayetin devam eden davasının yeni mahkeme tarafından yürütüldüğünü söyledi.

Kendisinin de bu amaçla bugün Malatya'ya geldiğini ve duruşmaya katıldığını ifade eden Tolon, "Hepinizin çok iyi bildiği gibi ve devlet büyüklerinin bizzat açıkladığı üzere Türk Silahlı Kuvvetlerine kurulmuş çok ayaklı kumpasın aradan 4 yıl geçtikten sonra iğrenç bir bacağı olan Zirve katakullisi, bir kısım silahlı kuvvetlerini itham eder oldu. Bu nasıl oldu? Bu, bazı çevreler tarafından tedarik edilmiş bir müfteri tarafından akla hayale gelmeyen iğrenç ithamlarla ben dahil Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir kısım personelinin gerçek dışı iddia ve ithamlarla iddianamelere aktarıp, suçlanmasıyla meydana geldi" diye konuştu.

Tolon, Türk Silahlı Kuvvetlerinden disiplinsizliği sebebiyle mahkeme kararıyla atılmış, Kasım 1993'te cezaevinden tahliye edildikten sonra ilişiği kesilmiş bu kişinin, iddia ve ithamlarının hepsinin yalan, ifadelerinin çelişkili olduğunu mahkemede dile getirdiklerini belirtti.

Bu kişinin "gerçek bir müfteri" olduğunu, silahlı kuvvetlerden atılma döneminde mahkemeye intikal eden dosyasında bizzat bölük komutanı tarafından "sahtekardır, dolandırıcıdır, sözüne güvenilmez, maaş almak için gelir, sonra bir kaç gün içerisine kaybolur gider" denildiğini öne süren, mahkemelerin huzurunda bunları sıkça ifade ettiklerini aktaran Tolon, şöyle konuştu:

"Bu zat, yalan söylüyor dedik. Bu yalanını kanıtlayacak pek çok tanık var. 'Lütfen bunları davet ediniz, bunları burada huzurda konuşturun, bu adamın yalanı ortaya çıksın' dedik. 'Bu kadar insan mağdur edilmesin, günahsız yere zulüm çekmesin' dedik ama ne var ki bugün öğleden sonra saat 14.00'e kadar bu gerçekleşmemişti. Bugün müfteri İlker Çınar'ın o tarihteki bölük komutanı emekli albay, huzura geldi. Mahkemede sayın heyetin sorularını cevapladı. Avukatlarımızın sorularını yanıtladı ve bu kişinin yalan söyleyen bir müfteri olduğunu, 'silahlı kuvvetlerden atılmadım, hiç ceza almadım, tek gün disiplinsizliğim yoktur, bu sebeple de cezaevine girmiş değilim' beyanlarının gerçek olmadığını, tümünün yalan olduğunu, bölük komutanı burada açıkça bütün sorulara net anlaşılır cevap vererek, hem mahkemeye hem aracılığınızla dünya kamuoyuna açıklamış oldu."

Tolon, bu kişinin tüm iddiaları, beyanları ve iddia makamının buna itibar ederek düzenlediği ithamları çürüten bir uzman çavuşun mahkemeye geldiğini dile getirerek, şöyle devam etti:

"Huzurda, ikinci tanık olarak ifade verdi. 'Ben bu kişiyle çok uzun zaman beraber kaldım. Aynı odayı paylaştım. Vaka, kanaat raporunda yazdığı gibi sahtekardır, dolandırıcıdır, arkadaşlarından aldığı borçları ödememiştir' beyanında bulundu ve bütün soruları aydınlatarak bu kişinin doğru söylemediğini açıkladı. Bu, bizim heyecanla beklediğimiz, bugüne kadar ısrarla talep ettiğimiz bir olaydı. Günahsız insanların bu kadar süreyle cezaevlerinde tutsak edilmesine sebebiyet veren bu kişinin bütün iddiaları bugün çökmüş oldu. Bunun memnuniyeti içerisindeyim. Ben, vicdanı hür, fikri hür bağımsız ve adil yargılama yapan Malatya ilinin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararıyla kısa bir süre önce tahliye edildim. Umuyorum, aynı değerlendirmeyi yapacak sayın mahkeme heyeti de diğerlerinin tahliyesine karar verecek, yıllardır süren bu haksız, mesnetsiz ıstırap, zulüm de böylece sona erecektir. Bu inançla buradan ayrılıyorum."

TANIKLAR İFADE VERDİ

Zirve Yayınevinde biri Alman uyruklu 3 kişinin boğazının kesilerek öldürülmesine ilişkin davanın 93. duruşmasında, emekli Orgeneral Hurşit Tolon'un avukatı İlkay Sezer'in önerdiği tanıklar emekli Binbaşı Mahir Akça ile Piyade Uzman Çavuş Saim Özdemir, ifade verdi.

Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde tutuklu sanıklar Mehmet Ülger, Ruhi Abat, Haydar Yeşil, Murat Göktürk, Abdullah Atılgan, Mehmet Çolak, Adil Akçay, Adem Gedik, Levent Ercan Gelegen, tutuksuz sanıklar Hüseyin Yelki, Cuma Özdemir, Hamit Çeker, Emre Günaydın, Salih Gürler, Abuzer Yıldırım ve avukatlar hazır bulundu.

İlker Çınar'ın eski bölük komutanı emekli Binbaşı Mahir Akça, duruşmada, "hatırladığı kadarıyla Çınar'ın herhangi bir eğitim veya kurs görmediğini" söyledi.

Piyade Uzman Çavuş Saim Özdemir ise mahkeme heyetinin "İlker Çınar'ı tanıyor musun" sorusunu, "İlker Çınar, 1992 yılında Kırıkkale'ye piyade uzman çavuş olarak atandı. İlker Çınar'ı orada tanıdım. Kendisiyle aynı birlikte görev yaptık. Birkaç kez birlikte firar ettik. Firar ettiğimizden dolayı birlikte yargılandık ve ceza aldık. O benden önce cezaevinden çıktı, cezaevinden çıktıktan sonra kendisiyle hiçbir görüşmemiz olmadı" diye yanıtladı.

Çınar'ın yakın arkadaşı olduğunu ve birbirlerinden bir şey saklamadıklarını aktaran Özdemir, "Jandarma İstihbarata çalıştığı yönünde bir şey olsaydı benimle paylaşırdı" dedi.

Hurşit Tolon'un avukatı İlkay Sezer'in "Mahir Akça'yı tanıyor musun" yönündeki sorusuna Özdemir, "Evet tanıyorum. İlker Çınar'ın bölük komutanıydı. İlker Çınar'ın ailevi sorunları vardı. Türk Silahlı Kuvvetleri'nden ayrılmak için her şeyi yaptı. Yaptı derken firarı söylüyorum. Disiplinsizlikleri bilerek yaptık" yanıtını verdi. 

Tanıkların ifadelerinin ardından söz alan Cuma Özdemir'in avukatı Soner Demirci, mahkeme heyetinden adli kontrollerin kaldırılmasını talep etti. Daha sonra söz alan tutuksuz sanıklar da aynı talepte bulundu.

Adana F- Tipi Kapalı Cezaevinden telekonferans yöntemiyle duruşmaya katılan Varol Bülent Aral da Malatya'ya yakın cezaevlerinden birine getirilmesini ve duruşmaya huzurda katılmak istediğini belirterek bu cezaevlerinin Elazığ veya Kahramanmaraş olabileceğini söyledi.

Her şeyin yavaş yavaş ortaya çıktığını anlatan Aral, "Her şey Pensilvanya savcılarının bize yaptığı bir operasyondur. Cinayeti işleyenlerin tek amacı paraydı. İki yolunuz var ya Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yolu ya da Fethullah Gülen'in yoludur" ifadesini kullandı. 

Zirve Yayınevinde hayatını kaybeden Uğur Yüksel'in annesi Hatice Yüksel de "Biz korkudan dışarıda gezemiyoruz. Benim oğlum toprak altında çürüdü. Bu katilleri nasıl salıyorsunuz. Eşim üzüntüden felç oldu. Bunların yargılanması lazım. Allah'tan korkun. Böyle bir yasa olmaz. Bunlar nasıl dışarıda gezebiliyor? Sizlerin de çocuğu var" diye konuştu.

Fenalaşan Yüksel, duruşma salonundan çıktı.

Duruşmaya yarın devam edilecek.

 

 

Güncelleme Tarihi: 24 Haziran 2014, 08:07
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48