banner39

banner35

07.09.2008, 10:19

Gül ve Sarkisyan: İyi bir başlangıç yaptık

Türkiye ve Ermenistan arasında diyalog süreci başladı

İstediğim gibi oldu diyebilirim:  Türkiye yendi, dostluk kazandı. Bir başka deyişle:

Futbol diplomasisi başarılı oldu.
Bu arada şiddetli rüzgâr ve kötü zemin, milli takımımızın oyununu bozdu. Maalesef bazı topçularımız da iyi günlerinde değildi. Mevlüt iki, Semih bir net pozisyonu harcamasalar, daha birinci yarıda 3-0 öne geçebilirdik. 

Ancak, iki takım arasındaki kalite farkı fazlasıyla belirgindi. Bu yüzden 2-0'lık sonuç normaldi.

Milli maçın, "olacak o kadar" niteliğindeki bazı gösteri ve protestolar dışında olaysız bitmesi de Türkiye-Ermenistan ilişkileri açısından çok müspet bir gelişmeydi.
Nitekim, maç sonrası şeref tribününün arkasındaki özel salonda iki ülkenin cumhurbaşkanları tarafından ileriye dönük umut yüklü, iyimser açıklamalar yapıldı.

Cumhurbaşkanı Gül ve Cumhurbaşkanı Sarkisyan, gelinen noktayı "iyi bir başlangıç" olarak nitelerken, bir 'diyalog süreci'nin açıldığını, bundan sonrasının da geleceğini belirttiler.

Gül, 'umutlu' olduğunu söyledi; bugünden yarına çok şey beklemediklerini, 'gerçekçi' olduklarını, ama bundan sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını, iki ülkeyi iyi bir geleceğin beklediğini sözlerine ekledi.
Cumhurbaşkanı Sarkisyan'a bundan sonraki aşamada somut olarak ne beklediğini sordum. Hiç duraksamadan iki noktayı belirtti:

"Sınırların açılması, diplomatik ilişkilerin kurulması..."
Bu iki nokta, Türk-Ermeni ilişkilerinde normalleşmeye açılan kapı olarak görülüyor Erivan'da. Özellikle halkın gözünde sınırların açılması, günlük yaşamı olumlu etkileyeceği için son derece önemseniyor.

Cumhurbaşkanı Sarkisyan bundan sonrası için bu iki somut noktayı belirtince, aynı konuda Cumhurbaşkanı Gül'ün görüşünü sordum.
Gül, Sarkisyan kadar somuta inmedi, yakın geleceğe yönelik iyimserliğini daha genel olarak belirtmekle yetindi.

Diplomaside klasik deyiştir:
Şeytan ayrıntıda gizlidir!
Her iki taraftaki diplomatik kaynaklar, ihtiyatlı bir iyimserlik içinde konuşarak, bir diyalog çarkının dönmeye başladığını, bunun iyi bir başlangıç oluşturduğunu belirttiler ki, ben de buna katılıyorum.

Aşağıda maç öncesi yazdığım yazı yer alıyor.
HHH
Ermeni meslektaşlarımızla dün sabah uzun bir masanın etrafında sohbet ediyoruz. Çoğunluğu çok genç gazeteciler.
Sayıyorum, hepsi 18 kişi.

Aklıma takılıyor:
"Aile kökleriniz nereden geliyor?"
Sırayla yanıtlıyorlar:
Erzurum, Muş, Erzurum, Eleşkirt Kopkıran Köyü, İran, Van, Bayburt, Kars, Muş, İran, Erzurum, Kars, Kars, Muş, İskenderun, Kars, Van.

Biri çok mahcup yanıtlıyor:
"Bilmiyorum."
En sonuncu gülüyor:
"Ben azınlığım, Erivan'danım."
Kökler böyle.

Bu nedenle de Anadolu hasreti nereye gitsen kendini hemen ele veriyor. Aslında, genç Ermeni meslektaşlarımın yanıtları 'Ermeni meselesi'nin çerçevesini çiziyor ya da ipuçlarını veriyor.

"Tarihimizi unutamayız!"
Bunu bir Ermeni gazeteci söyledi.
Erivan'da halkın Cumhurbaşkanı Gül'ün ziyaretiyle ilgili beklentilerini özetlerken şöyle dedi:

"Sokaktaki vatandaş bu ziyareti genel olarak olumlu karşılıyor. Bir ziyaretle, bir günde her şeyin değişmeyeceğini biliyorlar. Yarın sınır kapısı açılır, diplomatik ilişki kurulur gibi bir beklenti yok. Müspet karşılanıyor ama 'Tarihimizi unutamayız' diye de ekliyorlar."

"Tarih"in unutulmayacağı açık.
Tarihten kaçılamaz!
Fakat, önemli olan tarihin tutsağı olmamak, geçmişin acıları tarafından rehin alınmaktan kaçınmak.

İki taraf da bunu yapabilecek mi?
"Ermeni soykırımı" olmadığını düşünen bir Ermeni'ye rastlayamazsınız. Ama Türkiye'yle ilişki için bu konuyu bir önkoşul olarak öne sürerseniz, olmaz. Arabayı atın önüne koymak olur bu.

Ama eğer bunun gibi Türkiye de, "Önce soykırımı gündemden çıkarın!" diye bir önkoşulla sahneye gelirse, bu da işi yokuşa sürmektir.

Onun için, 'önkoşulları' sonraya bırakıp, Türkiye'yle Ermenistan arasında diyalog ve normalleşme kapısını bir an önce açmak gerekiyor. Bundan sonra her şeyin konuşulabileceği bir ortamın oluşturulmasına gelir sıra.

Özgür ortamların medyada, akademik dünyada oluşturulması ve 'serbest bilgi takası'nın gerçekleştirilmesi bir başka yaşamsal konu tabii... 

Evet, Cumhurbaşkanı Gül'ün bu tarihi adımının sonrası mutlaka gelmeli. İki ülkenin iktidarları bunun için gerekli siyasal kararlılık ve cesareti göstermelidir.

Yoksa yazık olur.
Sonrasını getirilmezse, şu an büyük olan beklentiler, çok daha büyük hayal kırıklıklarına zemin hazırlayabilir.

Gazeteci olarak iki gündür bizim dolaştığımız, temas ettiğimiz çevrelerin havası çok sıcak, çok içten.

Herkesin yüzü gülüyor.
Hele önceki akşam İzmir-Alsancak'tan Artuşyan ve eşi Larissa'nın, (Yavuz Baydar'ın hepimizi zorla getirdiği) lokantasında Ermeniler ve Türkler öylesine güzel saatler geçirdik ki.

Sıcak böreklerin üstüne özkaymaklar sürdük. Bamyalı, kuzu etli, pilavlı çorbalar içtik. İnek etinden sucuklar, pastırmalar yedik.

Köy peynirleri, kocaman hıyar, domates ve biberler, etli dolmalar, haşlanmış et derken, yüksük gibi kristal kadehlerde birbiri ardından devirdiğimiz ev imalatı mandalina votkalarının sonuncusunu da sevgili Hrant Dink için kaldırdık.

Ama futbol konuşmadık!
Futbol geyiği yapmadık.
Sadece Fatih Hoca'nın basın toplantısındaki bazı siyasi ve insani içerikli sözleri üzerinde güzel, olumlu değerlendirmeler çalındı kulaklara... 

Oysa, Dünya Kupası elemeleri başlıyor ve bu bizim milli takım için önemli bir maç bu. Ermenistan da güç gol yiyen bir takım. Üstelik Türkiye'ye karşı duygusal motivasyonu ağır basarak sahaya çıkacak Ermeni milli takımı.
Bu satırlar dün akşamki maçtan ve Cumhurbaşkanı Gül'ün gelişinden önce yazıldı.
Erivan'dan iyi pazarlar!

Kaynak: Milliyet

 

Yorumlar (0)
23
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?