banner39

Aileden sonra komşu gelir

Toplumdan soyutlanma İslâm’ın tavsiye ettiği bir hayat tarzı değildir. Aileden sonra hukukuna en çok riâyet etmemiz gerekenler, yan yana bir arada yaşadığımız komşularımızdır ve bu yüzden komşu hakkı, dinimizde çok önemli bir yer tutar. Peki, komşu kimdir ve hakları nelerdir?

Güncel 12.08.2022, 08:13
Aileden sonra komşu gelir

İçinde bulunduğumuz modern çağda ve seküler toplumlarda ben merkezci bir yaşam hüküm sürüyor. Her türlü iletişim imkanının sınırları zorladığı bu dönemde kalabalıklar içinde yalnızlaşan bu modern insan modeli ise, İslam’ın toplum yapısına uymuyor. İslam, insanların dünya ve ahiret mutluluklarını sağlayacak temel ilkelerin yanı sıra, aynı toplumdaki bireylerin birbirleriyle içli dışlı yaşamalarına ve kaynaşmalarına vesile olacak prensipleri de belirliyor. Ve İslam, insanın sosyal bir varlık olarak yakınları ve çevresiyle iyi ilişkiler gerçekleştirebileceği bir ortamda yaşamasını tavsiye ediyor. Hayatımızı diğer insanlarla birlikte, sâlih amel doğrultusunda sürdürmemizi murat ediyor Allah. Bu sebeple inziva ve toplumdan soyutlanma İslam’ın tavsiye ettiği bir hayat tarzı değil.

MODELİMİZ YİNE O

İnsan ilişkilerinin en önemli yapılarından biri ise komşuluk. Komşu haklarıyla ilgili sık sık hatırlatmalarda bulunan Allah Elçisi bunu, “Cebrail bana komşuyla ilgili o kadar tavsiyede bulundu ki onu varis yapacağını zannettim” sözüyle Hz. Cebrail’in uyarıları üzerinden de bize hatırlatır. Her hususta olduğu gibi Allah Resûlü bize bu hususta da örnek bir insan ve Müslüman modeli ortaya koyuyor.

YAKINDAN UZAĞA

Peki kimler komşu sayılıyor. Bu konuda Hz. Ali’den gelen rivayete göre, birbirlerinin sesini duyacak kadar yakın olan kimseler komşu sayılıyor. Hz. Âişe meseleye daha geniş bakıyor ve evin her cephesinden kırkar hanenin komşuluk hakkı bulunduğunu söylüyor. Nisa suresi 36. ayette zaten komşular “yakın komşu ve uzak komşu” diye iki grupta ele alınıyor. Üzerimizde en fazla hakkı olan komşu, bu âyet-i kerimede sayılan özelliklerden en fazlasına sahip olan komşudur.

KOMŞULUK HAKLARI NELERDİR

Peki komşunun komşusu üzerindeki hakları nedir? Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle açıklıyor: “Bir kişi, ehline ve malına gelecek kötülükten korktuğu için kapısını komşusuna kapalı tutmak zorunda kalıyorsa, o komşu, gerçek mümin değildir. Aynı şekilde şerrinden emin olunmayan komşu da gerçek mümin değildir.

Komşu hakkının ne olduğunu biliyor musun? Senden yardım dilediğinde yardım etmen, borç istediğinde vermen, muhtaç olduğunda ihtiyacını görmen, hastalandığında ziyaret etmen, bir hayra kavuştuğunda tebrik etmen, musibete uğradığında taziyede bulunman, öldüğünde cenâzesine katılman, izni olmadıkça binanı onun binasından daha yüksek yapıp rüzgarına mani olmaman, çorbandan az da olsa ona da göndermek suretiyle tencerenin kokusuyla onu rahatsız etmemendir. Bir meyve satın aldığında ona da hediye et, eğer bunu yapamazsan meyveyi evine (komşuna göstermeden) gizlice getir. Onu çocuğun da dışarı götürüp, komşunun çocuğunu özendirmesin.”

Allah Resûlu’nün komşuluk ile ilgili öğütleri iki konu etrafında birleşir:

-Komşuya eziyet vermemek. Hukukunu, iffetini, ırzını, emniyetini korumak.

-Komşuya iyilik, ikram, ihsan halinde olmak. Onun derdiyle dertlenmek, sıkıntısına çare olmak.

ÜZERİMİZE MESÛLİYETTİR

Komşuluk, neticede bir mekân ortaklığı ve yakınlığıdır. İnsan; gözü önünde, civarında olan bitenden mesûliyet hissetmelidir. Asrımızda, hızla ilerleyen imkanlar; sık sık söylendiği gibi, dünyayı herkesin birbirine komşu olduğu tek bir belde haline getirdi. Her şeyden haberdar olabiliyoruz. Haberdar isek, mesûlüz. Ulaşabilecek durumda isek mesûlüz. Çünkü; mesûliyetimiz de, imkânlarımız ölçüsünde. İnsanın mal ve benzeri imkanlarını çoğaltma gayretini tespit ile başlayan Tekâsür Sûresi’nin son âyetinde şöyle buyurulur: “Sonra, yemin olsun ki, o gün (size verilen) her nimetten sorulacaksınız!” Yani bize verilen her imkanın, nerede kullanıldığının, nasıl değerlendirildiğinin hesabını vereceğiz.

İyi ol!

Allah Resûlüne bazen sahabilerden biri gelir ve “Ey Allah’ın Rasûlû! Bana öyle bir amel göster ki, onu yaptığım zaman cennete gireyim?” derdi. Peygamber Efendimiz de gelen kimsenin durumunu göz önüne alarak ona bir şey emrederdi. Ebû Hüreyre’den rivayet edildiğine göre yine bir defa sahabilerden biri Peygamber Efendimiz’e gelmiş ve aynı talepte bulunmuştu. Peygamber Efendimiz de kendisine kısaca, “İyi ol” buyurmuştu. Sahabi, “Ya Rasûlallah, iyi olduğumu nasıl bileceğim?” deyince, Efendimiz şu cevabı vermişti: “Komşularına sor; eğer onlar senin iyi olduğunu söylerlerse, sen iyi bir kimsesin, yok, eğer kötü olduğunu söylerlerse o zaman sen kötü bir kimsesin, demektir.” Demek ki iyiliğimizin ve kötülüğümüzün ölçüsü yakın çevremiz ve komşularımızda.

Yorumlar (0)
19
az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?