banner15

Aladağ'daki yurt faciasında 'merdivensiz itfaiye' iddiası

Aladağ Kurs ve Okul Talebelerine Yardım Derneği ile adli kontrol şartı ile serbest bırakılan üç gönüllü çalışanı, 12 kişinin hayatını kaybettiği Aladağ'daki kız öğrenci yurtlarında çıkan yangına müdahale eden itfaiye ekiplerini suçladı

Aladağ'daki yurt faciasında 'merdivensiz itfaiye' iddiası

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Türkiye'yi yasa boğan Adana Aladağ'daki yurt faciasında yaşananlar yangın esnasında da ihmal ve skandalların yaşandığını ortaya koydu.

Karar'ın özel haberine göre gözaltına alınan 14 şüpheliden Aladağ Sulh Ceza Hakimliği tarafından adli kontrol şartıyla serbest bırakılan yurdun gönüllü çalışanı Nesrin Demircioğlu ifadesinde 'abla' olarak görev yaptığını söyledi. 32 yaşındaki Demircioğlu saat 19 sularında yangın çıktığını ve o sırada yurtta olduğunu belirterek şunları anlattı:

ÇOCUKLARIN ÇIĞLIKLARINI DUYDUK

"Biz arkadaşlarım Betül ve Neslihan ile birlikte, ziyaret amacıyla yurda gittik. Gittiğimizde yurtta Elif, Deniz ve Ayşe genç isimli şahıslar da orada bulunmaktaydı. Yurdun girişinin hemen üstündeki katta bulunan misafirlerin alındığı 3 kanepeli odaya geçtik. Odaya geçip yaklaşık 10 dakika konuştuktan sonra aşağıdan çocukların çığlık seslerini duyduk. En başta ne söylendiğini anlamadım. Daha sonra çocuklar 'yanıyoruz, yangın var' şeklinde çığlık atıp bağırmaya başladılar. Bunun üzerine Ayşe Genç bizim bulunduğumuz odanın kapısını açıp dışarı çıktığında biz de peşinden çıktık."

NEFES ALAMIYORUZ DİYE BAĞIRIYORLARDI

"Ben koridora çıktığımda ışıklar yanmadığı için karşı duvara çarptım. Daha sonra çok fazla duman olduğundan nefes alamamaya başladım. Bu sırada etraftaki çocuklar 'Nefes alamıyoruz' diye bağırıyorlardı. Etraf karanlık olduğundan çocukları göremiyorduk. Bulunduğumuz odadan dışarı çıktığımızda, bizim içinde bulunduğumuz odanın da elektriği kesildi. Yanımdaki arkadaşlarımdan ismini hatırlayamadıklarım ellerindeki telefonların ışıklarını kullanarak, bizi içinde bulunduğumuz odanın camına götürdüler. Herkes bu odanın camlarını kırarak nefes almaya çalıştı. Ben de bu sırada dışarıya doğru bağırarak 'imdat yangın var, yardım edin' diye bağırmaya başladım. Bu sırada yurdun yanında evi bulunan Cumali Genç ile Mahmut Deniz de olay yerine geldi. Etraftan duyan kişiler de yurdun yanına koşup merdiven getirdiler. Daha sonra bulunduğumuz odada bulunan arkadaşımın küçük oğlu Mustafa Kocagöz'ü elimle yukarı kaldırıp merdivenden yukarı çıkan tanımadığım birine verdim."

SU HORTUMUNU DAHİ AÇAMADILAR!

"Hepimiz nefes alamadığımzı için camdan dışarıya kafamızı uzatıp nefes almaya çalıştık. Hatta Betül isimli arkadaşım, aynı odanın diğer penceresine gitmek için bir an başını bulunduğumuz camdan geri çektiğinde nefes alamadığı için tekrar yanımıza geldi. Olay yerine gelen itfaiye görevlilerinin yanında yangın merdiveni yoktu. Ayrıca itfaiye görevlileri, yanında getirdikleri hortumdan ateşe doğru su sıkamadılar. İtfaiye hortumunu dahi açamadılar. Bu sırada, bizim çığlıklarımızı duyan Adnan isimli şahıs evinden merdiveni alıp getirmiş. Biz aşağı inerken, merdiveni Cumali Genç ve Mahmut Deniz tutmaktaydı. Ben Mustafa'yı verdikten sonra uzatılan merdivenden aşağı indim. Biz aşağı indikten sonra aynı odada bulunduğumuz çocuklar ve hocalar da aynı merdivenden aşağı inmişler."

PENCERELERİ KIRIP NEFES ALMAYA ÇALIŞTIK

Adli kontrol şartı ile serbest bırakılan gönüllü görevlilerden Neslihan Yıldırım da yangın çıktıktan sonra yaşadıklarını mahkemede şöyle anlattı: "Biz yangın çıktıktan sonra kapıya koştuğumuzda bir anda odanın elektriği kesildi. Kapıyı arkadaşlarımdan biri açtıktan sonra, içeri duman gelmeye başladı. Nefes alamadığımız için Ayşe hoca 'pencerelere koşun' dedi. Biz de çocuklarla birlikte içinde bulunduğumuz odanın pencerelerine koştuk. Odanın pencerelerini, pencere kolu ve ellerimizle kırdıktan sonra çocukların nefes almaları için bu pencerelere gönderdik."

Adli kontrolle serbest bırakılan gönüllü çalışanlardan Betül Kocagöz de, benzer şekilde yangın çıktıktan hemen sonra gelen itfaiyenin merdiveninin olmadığını ve itfaiye görevlilerinin hortumun suyunu açamadıklarını anlattı. Kocagöz, "Yangın başladıktan sonra camdan dışarı baktığımda yurdun giriş kapısının bulunduğu kısmın yandığını gördüm. Yangının yurdun girişindeki elektrik panosundan çıktığını düşünüyorum" dedi.

 Diğer yandan Kurs ve Okul Talebelerine Yardım Derneği de, 10'u öğrenci, 1'i çocuk, 1'i de eğitmen toplam 12 kişinin hayatını kaybettiği kız öğrenci yurtlarında çıkan yangına ilişkin açıklama yaparak, olaya müdahale eden itfaiye ekiplerini suçladı.

Aladağ Kurs ve Okul Talebelerine Yardım Derneği adına yazılı açıklamada bulunan Avukat Bayram Sayar, şu görüşlere yer verdi:

'İTFAİYE PERSONELİ YETERSİZ VE EĞİTİMSİZ'

Üzülerek ifade edelim ki; olaya ilk müdahale eden itfaiyemizin sepetli yangın merdiveninin olmaması, itfaiye personelinin yetersiz ve eğitimsiz oluşu, gaz maskelerinin ve yangın esnasında yüksekten atlayanları kurtarmak için kullanılan brandasının bulunmaması, itfaiye aracımızın bina yangınını değil orman yangını söndürmeye elverişli olması gibi önemli teknik yetersizlikler can kayıplarımızın artmasına sebebiyet vermiştir.

'YANGIN MERDİVENİNİN KAPALI OLDUĞU GERÇEK DIŞI'

Medya organlarında sıklıkla dile getirilen yangın merdiveninin kapısının kapalı olduğu yönündeki iddia gerçek dışıdır. Zaten yangının bir anda binayı sarması ve yoğun duman oluşması sebebiyle kimse yangın merdiveninin olduğu mahalle gidememiş, herkes bulunduğu odadaki pencerelere zor ulaşmış, sağ kurtulanlar da pencerelere uzatılan merdivenlerle kurtarılmışlardır. Maalesef olay mahallinde bulunan iki merdiven, üç katlı binanın ancak ikinci katına kadar ulaşabildiğinden bir ve ikinci kattakiler kurtarılmış üçüncü kata dışarıdan merdiven uzatılamamıştır. Bu sebeple can kayıplarımız da üçüncü katta olmuştur. Bununla birlikte, Aladağ ilçemizde son dört günde elektrik tesisat ve trafolarından kaynaklanan dört yangın olayının gerçekleştiği bilinmekte olup, Valilik makamının da dikkatini çeken bu durumun sebepleri konusunda adli ve idari makamların soruşturmaları devam etmektedir. Bu elim hadiseyi bahane ederek yüce dinimize, milletimizin milli ve manevi değerlerine olan düşmanlığını fütursuzca medya organlarında ortaya dökenleri acımızı derinden hisseden yüce milletimizin takdirlerine sunuyoruz. Acımız çok büyüktür ancak acımızın büyüklüğü yaşananlardan ders almamıza engel değildir. Tespit edilecek eksiklikler giderilecek, yaşanan felakette sorumlu olanlar adli soruşturma sonunda ortaya çıkarılıp hak etikleri cezayı alacaklardır. Bu olay esnasında ve akabinde daima yanımızda gördüğümüz devlet yetkililerimize, bütün kamu kurum ve kuruluşlarımıza minnet ve şükranlarımızı sunuyor, cenab-ı hakk’tan bir daha bu tür acılar göstermemesini niyaz ediyoruz."

Güncelleme Tarihi: 03 Aralık 2016, 16:16
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48