banner15

Araştırma görevlilerinden YÖK'e ÖYP tepkisi

KHK ile bütün ÖYP araştırma görevlileri doktora bitince akademisyenlerin ilişkisinin üniversiteyle kesilmesi anlamına gelen 50/d statüsüne alındı, ÖYP'liler duruma tepkili...

Araştırma görevlilerinden YÖK'e ÖYP tepkisi

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Olağanüstü Hal kapsamında çıkarılan 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununa eklenen ek 30'uncu madde ile halen ilgili kanunun 33/a maddesi Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP) kapsamında atanan araştırma görevlilerinin statüleri herhangi bir işleme gerek kalmaksızın aynı kanunun 50/d maddesi kapsamına alındı.

ÖYP'liler, doktora bitince akademisyenlerin ilişkisinin üniversiteyle kesilmesi anlamına gelen 50/d statüsüne büyük tepki gösterdi. Bir çok internet sitesinde ve sosyal medyada konuyu tartışan ve tepkilerini dile getiren akademisyenler, yanlıştan dönülmesini istiyor.

Marmara Üniversitesi'nde ÖYP kapsamında görev yapan bir araştırma görevlisi Dünya Bülteni'ne gönderdiği mektupta YÖK'ün öteden beri FETÖ ile mücadele konusunda eleştirildiğini belirterek kurumun bu eleştirileri bertaraf etmek için tüm ÖYP'lileri harcadığını savundu.

Araştırma görevlisinin Dünya Bülteni'ne gönderdiği mektup şu şekilde:

FETÖ İLE MÜCADELEDE ELEŞTİRİLEN YÖK HINCINI ÖYP’LİLERDEN Mİ ALIYOR?

"Kanun hükmünde kararname ile bir anda 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 33/a maddesi Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP) kapsamında atanan araştırma görevlilerinin statüleri herhangi bir işleme gerek kalmaksızın aynı kanunun 50/d maddesi kapsamına alındı. Konuya yabancı olanlar için özetle belirtmek gerekirse; her iki kadro da sözleşmeli kadrolar olmalarına rağmen aralarındaki temel fark; 33/a kadrosundaki araştırma görevlileri eğitimlerini yani doktoralarını tamamladıktan sonra Arş. Gör. Dr. olarak görevlerine devam edebiliyorken, 50/d maddesi kapsamındaki araştırma görevlilerinin görevleri ile ilişikleri kesilmektedir. Böylesine sıkıntılı bir ortamda yıllardır Türkiye’deki sayıları yaklaşık 6000’i bulan 50/d kadrosundaki araştırma görevlilerinin 33/a kadrosuna geçmelerinin mücadelesi veriliyorken, bir anda 33/a kadrosundaki tüm ÖYP kapsamında atanan binlerce araştırma görevlisi 50/d kadrosuna geçirildi.

Bütün ÖYP araştırma görevlilerinin FETÖ örgütü üyesi gibi algılanmasına sebep olan bu karar birçok sorunu içinde barındırmaktadır. YÖK’ün darbe sürecinden beri akademide ilgili örgütle mücadelesi zaten eleştiriliyordu. Akademinin FETÖ’nün çok eskilerden beri en fazla ve en kolay sızdığı alanların başında geldiği herkesçe biliniyorken YÖK’ün bu duruma karşılık sağlıklı bir mücadele içerisinde olmadığı da böylece ortaya çıkmış oluyor. İlginç bir şekilde FETÖ’cü olup veya onların yardımıyla (ALES, YDS gibi sınavda çalınan sorularla, ilgili yapının ilişkileriyle kadro almalarla, yükselmelerle Doçent, Profesör, Bölüm başkanı, Dekan ve hatta Rektör olmalarla vb.) önemli yerlere gelmiş kişilere yönelik ciddi bir yaptırımı olmayan YÖK (kanun hükmünde kararname ile ilişiği kesilen 2346 akademisyen –ki çoğu araştırma görevlisi ve yardımcı doçent idi- sayısı bile FETÖ’nün bu kadar önem verdiği akademi için devede kulak sayılır), aldığı bu kararla bütün ÖYP araştırma görevlilerin bu örgütle bağı varmış gibi bir algı oluşturmuştur.

“ÖYP araştırma görevlilerinin kadro şeklinin değiştirilmesi FETÖ ile mücadeleye nasıl bir katkı sağlayacaktır” sorusu havada durmaktadır. 33/a kadrosuna uygulanamayan hangi yaptırım 50/d kadrosuna uygulanacaktır? Üstelik ilişiği kesilen 2346 akademisyenin içerisinde ÖYP araştırma görevlileri de mevcuttur, demek ki mücadele edilmek istenirse kadro şekli çok da önemli değildir. YÖK aldığı bu kararla asıl mücadele etmesi gereken üst kademedeki üniversite personelinin (YÖK personelleri, rektörler, genel sekreterler, dekanlar, bölüm başkanları) gündemden çıkmasını sağlamış, bütün ÖYP araştırma görevlileri FETÖ üyesiymiş gibi bir algı oluşturmuştur.

Bununla birlikte 2002 yılı itibariyle başlatılan Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı bir sisteme oturtulamamış, neredeyse her sene yeni bir uygulamayla üyelerini belirsizliğe sevk etmiştir. Daha kısa bir zaman önce tez dönemindeki araştırma görevlilerinin kadrolarının bulunduğu üniversitelere dönmeleriyle ilgili alınan karar mahkemece durdurulmuştur. Sürekli bir belirsizlik hali içerisinde olan ve acaba başımıza ne gelecek tereddüdü içerisinde olan ÖYP araştırma görevlileri alınan bu son kararla birlikte programın zaten asıl maksadından bütünüyle ayrılmış olduğunu görmüş ve bütün hepsi kadrolarının bulunduğu üniversitelerin (hala bir kısmının yönetimlerinin dahi FETÖ’ nün elinde bulunduğu gerçeğiyle birlikte) insafına bırakılmıştır. Yüksek lisans ve doktora eğitimleri için başka üniversitelere görevlendirmeyle geçen, dil eğitimini devam ettiren, bu programa göre kendilerine bir yol çizen araştırma görevlileri yarın başlarına ne geleceğinden habersiz, kadrolarının bulunduğu üniversite yönetimlerinin insafına terk edilmişlerdir. Şu süreçte üniversiteleri FETÖ ağlarından kurtarması ve akademik ilerlemeyi hedef alması gereken YÖK, binlerce araştırma görevlisi ve ailelerinin hayatlarıyla oynamıştır.

Bir an evvel bu yanlıştan dönülmesi ve üniversitelerin asıl olmaları gereken noktaya erişmeleri gerekiyor."

Güncelleme Tarihi: 05 Eylül 2016, 14:17
YORUM EKLE
YORUMLAR
AYŞE
AYŞE - 4 yıl Önce

Alınan karar bence yanlış bir karar .Tüm kurumlardada söz edilen örgüte üye kişiler çıkmış ama hepsi bir kefeye konmamıştır..Verilen bir hakkın alınması hukuka ve insan haklarına aykırıdır.15 bin öypli suçlu gibi gösterilmektedir .Bunun doğru olmadığıda bir gerçektir.Kişilerin bir anda gelecekleri altüst edilemez .Cari alımlarda daha fazla torpil yapılmaktadır.öypliler okul puanı ales ve dil puanı ile kadrolarını almışlardır.

yazık
yazık - 4 yıl Önce

sen kalk darbe bahanesi ile bütün öyplilerin işine son ver. geç kardeşim geç bu bahaneleri. evlatlarınızı yiğenlerinizi kadrolara almak için mülakat kapısını açtınız . Allah sizi bildiği gibi yapsın bunun ahını ölmeden elbet çekeceksinniz...

banner39

banner50

banner47

banner48