Balyoz CD'sinde kamuoyu yanıltıldı

TÜBİTAK'tan üç çalışanın Poyrazköy Davası için hazırladığı CD raporunda hiçbir yerde, "sahte ya da tahrif edilmiş" ifadesi kullanılmadığı halde kamuoyunda "Balyoz'un en önemli delili sahte" şeklinde haberler yapılıyor

Balyoz CD'sinde kamuoyu yanıltıldı

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Medyada günlerdir yer alan "Balyoz davasının en önemli delillerinden biri sahte" şeklindeki haberler tamamen asılsız iddialara dayanıyor. Balyoz mahkumlarının yeniden yargılanmasını gerektirdiği iddia edilen "sahte CD" diye sunulan CD için hiçbir yerde "sahtedir" raporu verilmedi. Balyoz mahkumlarının yeniden yargılanmasını isteyen gazeteciler ile mahkum avukatlarının ortaya attığı iddiaların temeli TÜBİTAK'ın kurumsal imzasını bile taşımayan, kurumda çalışan üç kişinin bilirkişi raporuna dayanıyor. Bilirkişi raporunda da CD için "sahte" ifadesi hiçbir yerde kullanılmıyor. Sadece CD'nin aktarıldığı bilgisayarın, hiçbir şekilde internetle bağlantı kurmadığı ve tarihinin güncel olmadığı belirtiliyor. Ancak yeniden yargılama yapılmasını isteyenler bunu "CD sahte, tarihleri bilerek geri alınan bilgisayarlarda üretildi" şeklinde iddialarla kamuoyunu yanıltan haberler yapıyor.

Konuyla ilgili önemli tespitler yapan Türkiye Gazetesi'nden Melih Duvaklı'da CD ile ilgili kamuoyunu yanıltan haberlere ve ifadelere dikkat çekerek işin aslını anlattı.

Duvaklı, yazısında özetle;

1- Rapor, “Balyoz’un en önemli delili sahte çıktı” iddiasıyla kamuoyuna aktarıldı. Oysa raporun hiçbir yerinde incelemeye konu olan 5 Nolu sabit disk ve içindeki deliller için “sahte” tespiti yer almıyor.

2- Raporda “5 Nolu sabit diske sistem saati geri alınmış bilgisayardan veri aktarımı yapıldı” tespitine yer verildiği iddia edildi. Oysa raporda sistem saatinin “Geri alınarak” veri aktarımı yapıldığına dair hiçbir tespit yok.

Raporda yer alan, "Bazı dosyaların 28 Temmuz 2009 tarihinden sonra, sistem saati daha eski olan bilgisayarlardan aktarıldığı değerlendirilmektedir. Kullanıcının dosya alışverişi yaptığı bilgisayarlar arasında, sistem saatleri güncel olmayan bilgisayarların olma ihtimali vardır." şeklindeki tespit "sistem saati kasten geri alınarak veri aktarımı yapıldı" olarak yansıtıldı.

“Kurulum sırasında yapılanların kayıt altına alındığı dosyadaki bilgilere göre bilgisayarın sistem saati ‘ağ kurulumu başlangıcında otomatik güncellemeye ayarlı olduğunu’ değil, işletim sistemi kurulumu sırasında kullanıcı tarafından belirlendiğini göstermektedir. Yapılan incelemede diskin ilk bölümünde olan işletim sisteminin saatinin değiştirilmediği ve internet üzerinden de güncellenmediği tespit edilmiştir.”

Raporda 5 Nolu sabit diskin hiçbir zaman internet erişimi olan bir bilgisayarda kullanılmadığı, dolayısıyla kullanılan bilgisayarların sistem saatlerinin internet üzerinden otomatik olarak güncellenemediği, eğer manuel olarak güncellenmediyse bilgisayarın sistem saatinin geçmiş tarihleri gösterebileceği anlatılıyor.

TÜBİTAK, Ekim 2003’te üretilen diskin içindeki ilk dosyanın oluşturma tarihinin 01.01.2001 olmasını da bu gerekçe ile açıklıyor. Yani, bilgisayarların tarihi geriye alınmadı, sistem saati güncellenmemiş bilgisayarlarda kullanıldı.

AYNI DİSKE İKİ FARKLI RAPOR YOK

TÜBİTAK'ın kurumsal imzasının bulunmadığı son rapor ile, TÜBİTAK’ın kurumsal imzasını taşıyan 19 Şubat 2010 tarihli rapor sanki aynı konuda verilmiş raporlar olarak değerlendiriliyor.

Oysa TÜBİTAK’ın 19 Şubat 2010 tarihli raporu Balyoz’un ilk delilleri olan 19 CD ile ilgiliydi. Ve bu son rapora konu olan 5 Nolu disk, Şubat 2010 tarihli ilk rapordan tam 10 ay sonra 6 Aralık 2010’da Gölcük Donanma Komutanlığına yapılan baskında bulundu.

Güncelleme Tarihi: 29 Ocak 2014, 15:17
banner53
YORUM EKLE

banner39