banner15

Balyozcular çıktı, 28 Şubat mağdurları içerde

Başta Salih Mirzabeyoğlu olmak üzere 28 Şubat'ın mağdurları hala cezaevinde. İlk Selam Örgütü davası ya da bir başka ifadeyle Umut Davası kapsamında yargılananlar ise cezaların kesinleşmesi ile yeniden tutuklandı...

Balyozcular çıktı, 28 Şubat mağdurları içerde

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Anayasa Mahkemesi'nin haklarının ihlal edildiği yönünde verdiği kararın ardından 230 Balyoz hükümlüsü tahliye olurken başta Salih Mirzabeyoğlu olmak üzere çok sayıda 28 Şubat mağduru hala cezaevinde.

28 Şubat süreci ile ilgili dava açılmasına ve faillerinin yargılanmasına rağmen mağdurları hala cezaevinde. 28 Şubat sürecinde uydurulan Selam Örgütü davası kapsamında Gazeteci-Yazar Abdulhamit Çelik’in Pazartesi günü tutuklanmasının ardından dün de Fatih Akıncılar Derneği Onursal Başkanı Mehmet Şahin tutuklanarak cezaevine gönderildi. Şahin, Bursa Cezaevi'nde kalan cezasını çekecek.

“Selam Terör Örgütü” davasına bakan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi; yargılamalarının 10 yılı geçtiği gerekçesiyle sanıkları tahliye etmiş ama Yargıtay 9 Ceza Dairesi’nin kararı onamasının ardından sanıklar eksik kalan cezalarını yatmasına karar verilmişti. Bunun üzerine Abdulhamit Çelik ve Mehmet Şahin, haklarında çıkarılan yakalama kararı üzerine teslim oldu.

28 Şubat sürecindeki yargılama sonucu "somut delil bulunmamasına rağmen" örgüt lideri olduğu gerekçesiyle müebbet hapse mahkum olan Salih Mirzabeyoğlu 15 yıldır tek kişilik hücrede kalıyor.

28 Şubat sürecinde İslami hassasiyetleri olan yüzlerce kişi sahte delillerle içeri alındı. İBDA-C soruşturmasında çok sayıda kişi hala cezaevindeyken Hizbuttahrir ve El Kaide iddiasıyla da yüzlerce kişi cezaevine girdi. Operasyonlar 2000'li yılların sonuna kadar devam etti.

28 Şubat sürecinde 14 yaşındayken gözaltına alınan ve hapis yatan sembol isim ise Yakup Köse oldu. 1996’da gözaltına alınan Yakup Köse, ‘yasadışı terör örgütüne üye olmak ve patlayıcı madde atmak’ suçundan önce idama, ardından ömür boyu hapse mahkûm edilen ve sonra 18 yıl 8 aya indirilen cezası 25 Aralık 2013’te onanan Köse, “28 Şubat sürecinin yargı kararlarını 14-15 yaşındaki bir çocuğun üzerinde uygulanarak tüm Anadolu insanından intikam almaya çalıştılar” diyor.

Sivas olayları davasında da onlarca kişi cezaevinde. 28 Şubat’ın Malatyalılar Grubu davasından hapse attığı isimlerden Zekeriya Şengöz, 8 yıl sonra cezaevinden çıkabildi. Aynı davadan hala tutuklu olan isimler var.

28 Şubat operasyonlarda tutuklanan ve hala cezaevinde olan yaklaşık 350 kişi bulunuyor.

SELAM ÖRGÜTÜ VE UMUT DAVASI

17 Ocak 2000 tarihinde Beykoz'da bir hücre eve yapılan Hizbullah baskını Türkiye için tarihi bir dönemi başlattı. Önce Hizbullah çözüldü. Onlarca hücre evden onlarca ceset bulundu.

Baskında elde edilen dökümanlarla "Uğur Mumcu Uzun Takip" (UMUT) operasyonu başlatıldı. Başta Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy ve Ahmet Taner Kışlalı cinayetleri olmak üzere toplam 22 faili meçhul cinayeti bu soruşturmaya dahil edildi. Operasyon'da Yusuf Karakuş ve Abdülhamit Çelik'in ifadeleri kapsamında çeşitli bulgular elde edildiği iddia edildi fakat 6 Mayıs 2000 tarihinde gözaltına alınan sanık Yusuf Karakuş'un, Umut Operasyonu başlamadan 34 gün önce (3 Nisan 2000 tarihinde) önce dağa kaçırıldığı, yaklaşık bir ay gayri resmi olarak gözaltında tutulup ağır işkenceler uygulandığı ve ölümle tehdit edilerek sorguya çekildiği öğrenildi.

Karakuş'un, baskılara dayanamayarak Uğur Mumcu'nun öldürülmesine yönelik senaryoyu kabul ettiği ifade ediliyor. Karakuş, Uğur Mumcu'nun öldürüldüğü yerde yer gösterilmesine götürülmeden önce bir grup emniyet görevlisinin kendisini araca bindirdiğini, Ankara'da gezdirildiğini hatırlatarak, "Önce kaldığım yer olarak bir otel tespit ettiler. Bu otele üç kere getirip bana ezberlettiler. Daha sonra buluşma yeri olarak bir cami belirlediler. Bu camiyi de bana öğrettiler. Ondan sonra da Uğur Mumcu'nun öldürüldüğü sokağa götürüp sokağın konumunu, bomba konulan otonun bulunduğu yerleri, yanıltma için yapılacak işleri anlattılar" ifadelerini kullanmış.

Yusuf Karakuş'a ezberletilen senaryonun ardından Umut operasyonu 6 Mayıs 2000 tarihinde başlatıldı ve Yusuf Karakuş, Selam Gazetesi'nin sahibi Hasan Kılıç, Yazıişleri Müdürü Mehmet Ali Tekin, Ankara Temsilcisi Talip Özçelik, Dağıtım Müdürü Abdulhamit Çelik ve Mehmet Şahin'in bulunduğu 8 kişi gözaltına alındı ve tutuklandı.

Karakuş, Yeni Akit Gazetesi'ne süreci şöyle anlatmıştı:

"Ben de yakın arkadaşlarım olarak bildiğim cezaevinde birlikte kaldığımız kişilerin isimlerini verdim. Muzaffer Aydın ve Fatih Aydın'dır. Bu şahısların ellerindeki belgelerde Hasan Kılıç, Mehmet Şahin, Abdulhamit Çelik, Mehmet Ali Tekin'in olduğunu bana söylediler. 'Abdulhamit Çelik'i biz iyi biliriz (...) Uğur Mumcu olayını kabul etmekle sen devlete hizmet edeceksin, biz de seni ilk mahkemede dışarı çıkaracağız' dediler.

Uğur Mumcu olayını bana şöyle anlattılar: 'Sen buradan Abdulhamit Çelikle Ankara'ya gideceksin. Yanında iranlı da bulunacak. Bu olayda yer al, ama nasıl olursa yer al' dediler. Ben olayda gözcülüğü kabul ettim. Gözcü olarak beni yazdılar. Ben ifade verirken İstanbul'da beni kasede aldılar. Kasete emniyette alınmadı. İfade alınan yer bir evdi, bir çekyat vardı ve ellerim de kelepçeli idi. Böylece banta aldılar. Daha sonra başka bir araba ile götürdüler. Gözlerim bağlı idi, emniyete yaklaştığımızda gözlerim açıldı ve ben çevremdekilerin polis olduğunu anladım. Orada ifadem alındı. Daha sonra Ankara'ya gönderildim. Ben Uğur Mumcu olayına kesinlikle katılmadım. Camide buluşmamız, otele gitmemiz, daha sonra olay yerine gitmemiz tamamen polislerin anlattığı şekilde olmuştur. Keşif sırasında da bana söyledikleri gibi anlattım. Benim Uğur Mumcu olayıyla ile hiçbir ilgim yoktur. Bu beyanlarımı mahkeme huzurunda da anlatacağım."

MUMCU CİNAYETİNİN OLDUĞU GÜN EVLENEN KİŞİ SANIK OLDU

Sanıklardan Abdulhamit Çelik'in eşi Tuba Çelik, 5 Mayıs 2000'de sabah namazına uyandıkları sırada evden alınan eşinin tutuklanma sebebini gazetelerden öğrendiğini ve Uğur Mumcu meselesinden dolayı tutuklandığını öğrenince çok şaşırdığını çünkü Uğur Mumcu'nun öldürüldüğü gün düğünlerinin olduğunu ifade ediyor.

Mazlumder'deki bir programda konuşan Çelik, bu durumu geçmiş olsun ziyaretine gelen Abdülhamit Çelik'in arkadaşı olan Mavi Marmara'da can veren Cevdet Kılıçlar'a anlattığını belirterek "Bunun üzerine Rahmetli Cevdet Bey evlilik cüzdanımızı sordu. Ben de resmi nikâhımızın 1 yıl sonra kıyıldığını söyledim. Cevdet Bey, düğün davetiyemizin olup olmadığını sordu. Düğün davetiyemiz vardı. Cevdet Bey bunu alıp hemen basına yansıtalım dedi ve böylece bu bilgi basına yansımış oldu" dedi.

Eşine yapılan suçlamanın ilk önce bombayı koyan kişi olduğu yönündeyken, düğün mevzusu ortaya çıkınca eşine yönelik iddianın değiştirildiğini ifade eden Çelik şunları söyledi: "Düğünümüzün Uğur Mumcu'nun öldürüldüğü gün olduğu basına yansıyınca polis daha önceki suçlamasını birden değiştirerek eşimin bombayı cinayet günü değil cinayetten bir gün önce yerleştirdiğini iddia etti bu sefer. Ardından bunu da değiştirerek eşimin bombayı başkasına koydurttuğunu söylediler. Yani üç defa ifade değişmiş oldu. Bütün gerçekler ve polisin yalan iddiaları apaçık ortadayken ve eşim masum olmasına rağmen maalesef haksız yere 5 buçuk yıl hapis yattı."

Eşinin 8 gün boyunca işkence gördüğünü belirten Çelik, bu süreçte eşinden haber alamadıklarını aktardı. Polislerin kendisini de sorguladığını ve düğün hadisesini basına yansıttığı için polislerin kendisine çok kızdığını anlatan Çelik, eşinin 8 gün süren işkencenin ardından ve hem işkencelerden dolayı hem de polislerin baskısından ötürü yarı bilinçli bir halde ve 2 polisin arasında sürünür vaziyette tatbikata çıkarıldığını söyledi.

Güncelleme Tarihi: 23 Haziran 2014, 14:49
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48