Başbağlar Köyü 22 yıldır yanıyor

Sivas olayından 3 gün sonra Erzincan Kemaliye'ye bağlı Başbağlar köyünde 33 kişi katledildi. Her iki olayın da aynı eller tarafından tertiplendiği, Alevi-Sünni çatışması hedeflendiği yıllarca dillendirildi; ancak şu ana kadar olayın asli failleri hiç yakalanmadı

Başbağlar Köyü 22 yıldır yanıyor

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Türkiye, 1993 yılında Sivas'ta meydana gelen faili meçhul olaydan üç gün sonra da Erzincan'ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde yaşanan katliamla sarsılmıştı. 2 Temmuz'da 37 kişinin yanarak öldüğü Madımak katliamından 3 gün sonra Erzincan Kemaliye'ye bağlı Başbağlar köyünde 33 kişi katledildi. Başbağlar'da öldürülen insanların üzerine "Sivas'ın intikamı alınmıştır" yazılı bildiriler bırakılarak yeni çatışmalar çıkarılması hedeflendi.

Sivas olayından sonra birçok kişi suçlu iddiasıyla idam cezasına çarptırıldı ancak yine de her iki olayın gerçek failleri hala bulunmuş değil. Başbağlar Katliamının failleri hâlâ bulunamadı. Olaylarla ilgili 20 kişi gözaltına alındı. Bunlardan 18'i beraat etti, 2'si mahkûm oldu.

Katliamın yaşandığı 1993'te başlayan Başbağlar davası, sadece 3 yıl sonra kapandı. Davada faillerin hiç biri yargılanmazken, ceza alan tek kişi, tetiği çekenlerin isimlerini veren bir itirafçı oldu. Soruşturma sonunda saldırıyı gerçekleştiren grubun liderinin 'İsa' kod adlı Orhan İlbay olduğu anlaşıldı. Saldırı emrini veren kişi ise Sivas olaylarında da adı geçen 'Dr. Baran' kod adlı Müslüm Durgut'tu. Dava, 26 Nisan 1995 tarihinde İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne nakledildi. Son duruşmaya kadar 8 sanık yakalandı, ikisi ceza aldı. O iki sanıktan biri örgüt üyeliğinden 3,5 yıl, itirafçı sanık olan diğer kişi de 14 yıl ceza aldı.

SAHTE SANIKLAR

Başbağlar Katliamı sonrası açılan davaya bakan hakime göre sanıkların hepsi sahteydi. Davanın hakimlerinden Şakir Kadıoğlu, "Katliamdan dolayı tutuklananların olayla hiçbir ilgisi yoktu" dedi. Geçen yıl basına konuşan Kadıoğlu, "O davada hiçbir sanık suçlu değildi. Olay yeri incelemelerini savcı değil, oradaki görevli bir asker yaptı. O kimin adını yazdıysa, mahkeme karşısına da o çıkarıldı. Başbağlar Türkiye'nin hukuk tarihinde bir yüz karasıdır. Yazıktır, günahtır" diye konuşmuştu.

'ALEVİ İŞİ' GİBİ GÖSTERMEYE ÇALIŞTILAR

Dava avukatlarından Cüneyt Toraman, Başbağlar katliamını yapanların katliamı 'Alevi işi' gibi göstermek için tehditle Alevi köylerinden 19 ile 20 kişiyi gruba dahil ettiklerini belirterek, yargılananların da bu kişilerle sınırlı kaldığını belirtiyor. Toraman, "Davada ceza alıp çıkanlar gözcülük faaliyeti yaptıklarını söyleyen kişilerdi. 3 ay ile 8 ay arasında cezaevinde kaldıktan sonra hapisten çıktılar. Bu kişilerden ikisi daha önce PKK'dan kaçarak pişmanlık yasasından teslim olmuştu. Bunlar asıl grupla ilgili değillerdi. İfadelerinde, 'Bir kısım insanların gelerek, tehdit edilip, kendilerine yardımcı olmalarını istediklerini söylediler" dedi. Başbağlar Köyü Muhtarı Ali Akpınar ise, Başbağlar'da zamanaşımından bile söz edemediklerini belirterek, "Yargılama yeniden yapılsın" dedi.

ALEVİ-SÜNNİ ÇATIŞMASI PLANLANDI

Önceki yıl, 1992-1993 yılları arasında Doğu ve Güneydoğu'da yaşanan terör olaylarının araştırılması için Meclis'te kurulan komisyon, Başbağlar'da yaşanan katliamı da araştırmıştı.

Rapora göre, terör örgütü, yıllar öncesinden Tunceli'nin Ovacık ilçesine bağlı Karataş köyü ile Hozat ilçesine bağlı Kozluca köyünden eleman temin etmeye çalışıyor. Örgüt, baskı ve tehditlerle köy halkını sindiriyor. Katliamdan bir gün önce Karataş köyüne gelen 'Delil' kod adlı terörist grubu, "Sivas'ta (Madımak) yapılan katliam halkımıza yapılmıştır. Artık olay Alevî-Sünni, Kürt-Türk sorunu haline gelmiştir. Erzincan'ın Başbağlar köyünde eylem yapacağız, bu konuda sizler de bize yardım edip eyleme katılacaksınız." şeklinde talimat veriyor.

Erzincan Valiliği'nin komisyona gönderdiği yazıda da olay anı anlatılıyor.  Saldırının gece 01.00'de ihbar edildiği, köyden saat 20.30 sularında alevlerin çıktığını gören 1 kilometre uzaklıktaki Yukarı Umutlu köyü halkının korkuyla hiçbir yere haber vermedikleri, bu duruma tahammül edemeyen köy imamının gizli olarak Başpınar Jandarma Karakolu'na telefon ettiği belirtiliyor. Olay tespit tutanağında ise saldırıdan yaklaşık 14 saat sonra Başbağlar'a ulaşıldığı ifade ediliyor.

Katliamdan sonra etrafa bırakılan bildirilerle Alevî-Sünni çatışmasının başladığı görüntüsü vermeye çalışıldığı tespitinde bulunan komisyon, katliamın görünürdeki sebebinin Sivas'ta yaşanan olayların misillemesi olduğunu kaydediyor. Olayın asıl nedenleri ise şöyle sıralanıyor: "Sünni-Alevî çatışmasından siyasî bir kaos ortamı oluşturmak, bir kardeş kavgası, bir iç çatışmadan çeşitli cephelerin açılacağı bir yaygın ateş hattı oluşturmak, bölge halkını göçe zorlayarak sosyal çalkantıların doğmasına zemin hazırlamak."

KATLİAMIN TANIĞI: BENİ ÖLDÜ SANDILAR, BIRAKTILAR

Olay sırasında kurşunlanan ve öldü diye bırakılan Muhtar Ali Akarpınar, Türkiye Gazetesi'nden İrfan Özfatura'ya o gün yaşadıklarını şöyle anlatmıştı: 

"Böylesi bir temmuz günüydü. Başbağlar sabah mutlu uyanmıştı. Gurbetteki hemşerilerimiz gelmişlerdi, kucaklaşmışlardı. Hatta Almanya'dan bir minibüs yollamışlar, nihayet köyümüzün bir arabası da olacaktı. O zamanlar Başbağlar kıpır kıpırdı. Hayvancılık hızlıydı, ekinler boylanmıştı. Akşam namazı camideydik. Eli silahlı militanlar geldi, çok gençtiler, bizi köyün yukarısına çıkardılar. Doğrusu itmediler, kakmadılar, zorlamadılar. Kadınları da kuru bir dere yatağına toplamışlar. Takriben yarım saat, belki üç çeyrek örgüt propagandası yaptılar. Meğer bizi oyalıyorlarmış, aşağıda evleri talan ediyor, yağma yapıyorlarmış o anda. Ne zamanki kesif bir duman yükseldi köyün yakıldığını anladık. Zaten evlerimiz ahşap ve bitişik nizam. Üstü ot, altı ahır, Nasıl berbat bir koku anlatamam. Bak, hayvanların çığlıkları hala kulaklarımda."

"Zor, zira ağaç diplerinde gölgeler vardı. Biz 40 kadar militan saydık ama istihbarata sorarsan 100 kişi civarındalar. Birden ateş emri verildi, ilk kursunu göğsümden aldım, koltuk altımdan çıktı. Düşmüş bayılmışım herhalde beni öldü sandılar. Bir ara gözümü açtım köy alev duman. Yanımda Kamil Akpınar yatıyor yaralı. İçim yanıyor diye sızlandı, kıpırdayamıyorum ki su bulsam ona. Rahmetli çıkamadı sabaha. Başpınar nahiyesi 30 kilometre kadar uzakta. Orada karakol var. Yukarı Mutlu köyü çok yakın yetkilileri aramış olmalılar. Hadise mahallinde 565 kovan toplanmış, demek üzerimize en az 20 Kaleşnikof şarjörü boşaltmışlar. 5 köylümüz de evlerinde yanarak şehit oldular. Sabah komşu köylerden geliyorlar, beni iptidai bir sedyeyle taşımışlar. Köye itfaiye hiç gelmemiş, ben 2 ay sonra döndüm enkaz için için yanıyordu hala. İnanır mısınız buraya bir sene kuş gelmedi, kedi köpek kalmadı ortalıkta."

KATİLLERİ KİM, NEDEN YARGILATMADI?

Gazeteci Yavuz Bülent Bakiler, 7 Temmuz 2012 tarihli Türkiye Gazetesi’ndeki yazısında Başbağlar katliamıyla ilgili şu çarpıcı anekdotu aktardı; “O tarihte Erzincan Valisi olan merhum Recep Yazıcıoğlu ile konuştum. O vahşetin katillerini sordum. Bana dedi ki: “Ben Başbağlar katliamının bütün faillerini buldum. Adamlar suçlarını da itiraf ettiler fakat o tarihte bu dâvâya bakan savcı solcu idi. ‘Ben bu valinin yakalattığı kimseleri tutuklamam’ diyerek katilleri serbest bıraktı. Adamlar da kaçıp yurt dışına gittiler.”

Güncelleme Tarihi: 05 Temmuz 2015, 10:20
banner53
YORUM EKLE

banner39