banner39

Biyokaçakçılıkla mücadelede MİT de devrede

Türkiye'de baharın gelmesiyle bitki kaçakçılığı da artarken kaçakçılıkla mücadelede MİT de devreye girdi

Güncel 22.05.2015, 14:28 22.05.2015, 14:38
Biyokaçakçılıkla mücadelede MİT de devrede

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Endemik tür zengini Türkiye, biyokaçaklığı önlemek için son yıllarda çalışmalarına hız verdi. Bu konuda MİT de çeşitli çalışmalar yapıyor.

Al Jazeera'da yer alan habere göre son bir ay içerisinde Türkiye'de üç ayrı biyokaçakçılık eylemi gerçekleştirildi. Antalya'nın Kaş ilçesinde Macaristan uyruklu biri profesör üç kişi, mezarlığa yapılan baskınla yakalandı. Zanlıların araçlarında 365 orkide yumrusu, 58 orkide bireyi, 71 bitki örneği ile güvercin tüyü bulundu

Mersin’in Çamlıyayla ilçesinde kelebek yakalamak için kullanılan atraplarla dolaşan iki Rus’un peşine düşen ekipler sırt çantalarında 37 kelebek ve 45 böcek buldu.

Ardahan Posof’ta ormanlık alanda ise Alman uyruklu 3 kişi yakalandı. Gürcistan plakalı araçlarında nesli tükenme tehlikesi altında olan 14 semender, 1 engerek yılan, 3 kök türü tam olarak tespit edilemeyen bitki bulundu.

Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) tarafından 2013 yılında Biyokaçakçılıkla Mücadele Projesi başlatıldı. Geçen yıl, 41 ilde saha odaklı yürütülen proje, bu yıl 81 ile yayıldı. DKMP ekipleri saha taramaları, farkındalık çalışmaları düzenliyor. Projenin üç yıllık bütçesi 1.5 milyon TL. Türkiye, gizliliğe önem verdiği için proje için kendi öz kaynaklarını kullanıyor. Herhangi bir hibe programından faydalanmıyor.

TÜRKİYE CANLI TÜRÜ AÇISINDAN ÇOK ZENGİN BİR BÖLGE

Türkiye’de yaklaşık 15 bin bitki türü var. Bunun yüzde 36’sı yani yaklaşık 4 bini dünya üzerinde sadece Türkiye’ye özgü. Avrupa kıtasının tamamında bu kadar yok. En zengin bölgeler Doğu Anadolu ile Güney Anadolu bölgeleri. Flora, tıbbi ve aromatik bitkilerle dolu. Çiçekli bitkiler açısından da cazip.

Hayvan çeşitliliği de yüksek. Türkiye’de 460 kuş, 161 memeli, 120 sürüngen, 30 amfibi, 480 deniz balığı ve 236 tür de tatlı su balığı türü yaşıyor. Bugüne kadar omurgalı hayvan türü sayısı bin 500’e yakın. Omurgalılardan, büyük bölümü balık olmak üzere 100’ü aşık tür endemik. Alageyik ve sülünün anavatanı Anadolu. Türkiye aynı zamanda dünyanın iki büyük kuş göç yolu üzerinde.

Türkiye’de 60- 80 bin arasında arası omurgasız hayvan türü olduğu tahmin ediliyor. Bugüne kadar, bunların yaklaşık 3’te 1’i tanımlanabildi. Türkiye denizlerinde de yaklaşık 700’e yakın omurgasız canlı yaşıyor.

NEDEN KAÇIRILIYORLAR?

DKMP verilerine göre Türkiye’den en fazla böcek, kelebek, bitki, kuş, yılan, kaplumbağa, kertenkele, salyangoz çalınıyor. Bir de parçalar var. Örneğin, boynuz, tüy, tırnak ve diş gibi.

Genetik kaynaklar tıp, endüstri, madencilik, çevre, balıkçılık, ormancılık, hayvancılık, tarım gibi çeşitli sektörlerde hammadde görevi görüyor.

Bitkiler ilâç, gıda, kozmetik sanayiinde önemli bir yere sahip. Zaman zaman sırf süs bitkisi amacıyla da yurtdışına kaçırılıyor.

Böcekler sıcak, soğuk, radyasyon gibi ekstrem koşullara direnç, antibiyotik direnci ve yeni nesil antibiyotiklerin geliştirilmesinde kullanılıyor. Karmin maddesinden dolayı renklendirici olarak kozmetik, ilâç, gıda, sanayii ve boyacılıkta da vazgeçilmez.

Kelebekler genel olarak koleksiyonculara satılıyor.

Kurbağa, semender gibi amfibikler ile salyangoz gibi yumuşakçalarlar gıda, süs eşyası, kozmetik, ilâç amaçlı kullanılıyor.

Kuşlar özellikle gündüz yırtıcıları koleksiyon, bilimsel çalışmalar ve ticaret için kaçırılıyor.

Yılan, kertenkele, keler gibi sürüngenler tıp, kozmetik, tekstil sanayii de kullanılıyor.

KAÇAKÇILIK RAKAMLARI

Türkiye’de son 7 yılda 55 vak’a tespit edildi. Biyokaçakçıların en çok dadandığı bölgeler Doğu Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Güney Anadolu.

DKMP verilerine göre İsveç, Danimarka, Fransa, Macaristan, Japonya, Hollanda gibi ülkelerden gelen yabancı uyruklu kişilerin genellikle bitki türlerini; Suriye’den gelenlerin kuş türlerini; Çek Cumhuriyeti, Rusya, Almanya gibi ülkelerden gelenlerin ise kelebek ve diğer böcek türleri ile sürüngen türlerini kaçırdıkları ya da kaçırmaya çalışıyor.

Yasadışı yollardan Türkiye’den en fazla soğanlı bitkiler kaçırılıyor. Bunlardan en bilineni de İstanbul Lalesi. Ancak lale deyince bu şehir değil; Hollanda akla geliyor. Kanuni döneminde lale ile tanışan Hollanda bugün dünya tekelini elinde tutuyor.

MİT'İN KAÇAKÇILIKLA MÜCADELEDE ROLÜ

MİT sahaya giden yolu izliyor. İki önemli hareket noktası var: Strateji ve istihbarat. Menzilini, uluslararası kaçakçılık boyutuna göre belirliyor. Özellikle yurtdışında herhangi bir bitki genetik laboratuvarlarında çalışan bilim insanları MİT’in yakın takibinde. Turistik vizeyle Türkiye’ye girdikleri anda adım adım izleniyorlar. Gerektiğinde dinlemeler de yapıyorlar. Operasyonel süreçte yoklar. Polis ve jandarmaya devreye giriyor.

MİT, özellikle ekonomik getirisi yüksek ve hayati öneme sahip incir, zeytin ve buğday gibi tarımsal ürünlere karşı daha dikkâtli. Senaryolar, en kötüsü düşünülerek hazırlanıyor. Bu iki tarım ürününe bulaştıralacak virüs, Türkiye için ciddi sıkıntı demek.

Gen kaynakları üzerinden yapılacak biyolojik ve kimyasal silâh tehdidi de MİT’in gündeminde. Zira bu tip silâhlar ancak doğada saf halde bulunan endemik bitkiler yoluyla geliştirilebiliyor. Genetiği değiştirilmiş bitki türlerinden biyolojik ya da kimyasal silâh yapılamıyor.

banner53
Yorumlar (0)
17
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?