banner39

Darbe Komisyonu Bülent Ulusu'yu dinledi

Meclis Darbe Komisyonu'nun dinlediği Ulusu darbelerin hiçbir zaman iyi olmadığını ve istikrarsızlığa neden olduğunu belirterek, kendisinin her zaman ''darbelere karşı olduğunu'' söyledi

Güncel 14.06.2012, 16:53 14.06.2012, 16:53
Darbe Komisyonu Bülent Ulusu'yu dinledi

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu, eski başbakanlardan Bülent Ulusu'yu dinledi. 1980 darbesi sonrasında başbakanlık görevini üstlenen Ulusu, komisyona girmeden önce yaptığı açıklamada darbeyi tasvip etmenin mümkün olmadığını söyledi.

Devlette istikrar olduktan sonra ekonominin iyi gittiğini ve sıkıntı yaşanmadığını belirten Ulusu, istikrarsızlığın sıkıntıları beraberinde getirdiğini kaydetti. Darbeleri tasvip etmediğini ifade eden Ulusu, 1960 darbesinin yapıldığını duyduğu an 'eyvah' dediğini belirtti. Ulusu, 1980 darbesi sonrasında başbakanlık yapmasından dolayı pişmanlık yaşamadığını, aklının erdiğince hizmet etmeye çalıştığını kaydetti.

Ulusu, ''AB'nin bir darbe olması ve bir yönetim kurulması doğrultusunda telkini oldu mu?'' sorusuna karşılık, ''Şahsi kanaatim, 1974 Kıbrıs harekatıyla başımıza çorap örülmeye başlanmıştır. O zaman donanma komutanıydım. Askeri harekat sonrası diplomatik ve politik netice alınmadan bir çok işlere dalınması dolayısıyla Türkiye, fevkalade sıkıntılı döneme girdi. Harekat dolayısıyla Rumlar ve Ermeniler, Türkiye'nin müşkül duruma durması için ne mümkünse yaptılar. Bunlardan biri ABD tarafından ambargo konmasıdır. Ambargo Türkiye'yi çok sıkıntıya sokmuştur. Dış mihrakların ve içeride işbirlikçilerle beraber Türkiye'de anarşi ve terör kademe kademe yukarı çıktı. Türkiye'yi bölmek ve parçalamak için aşırı sol örgütleri kullandılar. Buna karşı aşırı sağ örgütleri çıktı. Memlekette en kütü şey aşırı sağ ve solun çatışmasıdır. Sadece dışarıdan aramamak lazım, içeride de durumumuz parlak değildi'' diye konuştu.

Ulusu, ''Darbeciler darbe yapmak için bazı olayları provoke ettiklerine dair kanı var. Derin devlet, Gladio'ya dair gözlemleriniz var mı?'' sorulması üzerine, şöyle konuştu:

''Deniz Kuvvetleri Komutanlığı yaptım. Bu işlerle daha çok Kara Kuvvetleri, Jandarma Komutanı, Genelkurmay Başkanı ilgileniyordu. Benim bilgilerim, MGK ve gittiğim birliklerdeki temaslarım sonucuydu. Derin devlet konusunda bir bilgi sahibi olmadım. Bir teşkilat olsun, Türkiye'yi sıkıntılı duruma soksun diye. NATO içinde böyle bir teşkilat yapıldı ama bu kötü hareketler için değil, başka hareketler için yapıldı. Derin devlet diye böyle bir şeyi ifade edemeyeceğim. Üzerinde durmak istediğim; istikrar. 3 yıl Milli Savurma Bakanlığı Müsteşarlığı yaptım ve 5 bakanla çalıştım. 6 ayda bir hükümet, yönetim değişikliği oluyordu. Yönetimde istikrar ve devamlılık olmadığı için bu işler başımıza geliyor. 6-7 ayda bir yönetim değişiklikleri ve koalisyonlarla iş yürümüyor.''

Ulusu, ''Maraş olayları Türkiye'de bir dönüm noktasıydı, darbe ortamının teşekkülü bakımından. O zaman ne oluyor diye sordunuz mu?'' sorusuna, ''Hiç ilgilenemedik bunlarla. Benim görevim bambaşkaydı. Maraş olayları diye benim bulunduğum toplantılarda herhangi bir çalışma geçmedi'' derken, ''MGK'da konuşulmadı, bahsedilmedi mi?'' sorusuna, ''Geçmedi, bahsedilmedi. Tabii olay oldu ama pek detaya girilmedi'' karşılığını verdi.

Ulusu, ''Yunanistan'ın NATO'ya alınmasının erken verilmiş bir karar olduğunu'' ifade ederek, ''Tabii erken verilmiş bir karar. İstişare edilerek verilmiş karar değil, şahsi olarak verilmiştir. Bizlere sorulmadan...NATO'da birlik berberlik bozulmasın diye hüsnüniyetle, NATO Başkomutanı'nın sözüne güvenilerek verilmiş bir karar olarak kabul ediyorum. Onun karşılığında NATO'da bazı tavizler verileceği söylendi ama o sözler de yerine gelmedi'' dedi.

Darbe öncesinde 27 Aralık'ta bir mektup verilmesini nasıl değerlendirdiği sorusuna karşılık Ulusu, şunları kaydetti:

''Mektupta zikredilen konular sürekli olarak MGK'da gündeme getiriliyor. Ama devamlılık ve istikrar olmadığı için bunların yüzde 80'inden sonuç alınmadı. Meclis'in çalışması, siyasi organların işbirliği içine olması ve daha bir çok konu var. Bunlardan sonuç alınmayınca, 'Cumhurbaşkanı'na verilim' dendi. Sıradan vatandaş da bu fikirlerini takdim edebilir. Askerler de görüşlerini bu şekilde Cumhurbaşkanı'na ifade edebilir. Bunu darbenin hazırlık aşaması olarak hiçbir zaman düşünmemişimdir. Düşünülen ile sonuç arasına çok büyük fark oldu.''

Darbeden ne zaman haberi olduğu sorusuna, ''Valizlerimizi hazırlamıştım. Dışarıya gitmeye hazırlanılırken oldu'' derken, ''Bir çok insan darbeden önceden haberdar olmuştu. Bayrak harekatından haberiniz var mıydı?'' sorusuna, ''Öyle bir kanaate varsam emin olun valizlerimizi hazırlamazdım. Bayrak harekatından haberim yoktu'' dedi.

Ulusu, ''Kuvvet komutları arasında 'darbe yapmak lazım, duruma el koymak lazım' deniliyor muydu?'' sorusuna, ''Askeri birliklere giderdik, ast birliklerin böyle teklifler olurdu ama bizim fikrimizi olarak hiç geçmedi. Aldığımız intibalarda bu var. Sivillerden böyle konuşmalar kulağımıza gelirdi, 'Böyle gitmez ne yaparsa asker yapar diyenler olurdu'' karşılığını verdi.

''ŞİMDİ NASIL DİNLENİYORSA...''

KKTC'nin ilanına ilişkin soru üzerine Ulusu, ''O zaman Denktaş ile temas halindeydik. Bizden sonra bu işin olmayacağı kanaatine vardık, o bakımdan böyle bir yola girdik. Bu cesur karardı. Böyle cesur bir karara varılmayacağını o bize ifade etti, ondan sonra bu yola gidildi. Onda da kimseyi suçlamıyorum'' dedi.

Ulusu, ''Bülent Ecevit, kontrgerilla meselesine o dönemde vurgu yapardı. Siz ne olup bitiyor diye soruşturma lüzumu duydunuz mu?'' sorusuna, ''Üzerinde durmadım. Süleyman Demirel de derin devletle ilgile tespit yapamamıştır, ben de yapmadım. Ama Ecevit, fikri sabit halde bunu söylerdi. Onun kendine göre has fikirleri vardı, onlara saygı duyardım'' diye konuştu.

''Demirel bugün derin devletin askeriye olduğunu söylüyor'' denilmesi üzerine Ulusu, ''Yok zannetmem. TSK niye derin devlet olsun. Memleketin hayırlı işi için ne gerekiyorsa ona kafa yorar. 40 yıl askerlik yaptım. Derin devlet olarak şunu yapsın, bunu öldürsün diye uğraşacağını tahmin etmiyorum'' görüşünü ifade etti.

Ulusu, ''Cüneyt Arcayürek kitabında, kendisine 'telefonla konuşurken dikkat et, Demirel'in devamlı dinlendiği, MİT'in bu konuda size devamlı bilgi verdiğinizi yazıyor'' denilmesi üzerine, ''Şimdi nasıl dinleniyorsa, o zamanlar da dinleniyordu. Ben böyle bir kanaate vardım ve kendisine söyledim'' derken, ''Kanaat değil bilgi söz konusu'' denilmesine, ''Bilgi de söz konusu. Konuşmalar gelirdi yazılı olarak'' karşılığını verdi.

''Askerler niye Demirel'i dinlesin. Başbakanlık yapmış bir kişinin illegal dinlenmesi doğru mu?'' sorusuna Ulusu, ''Doğru değil tabii. Bugün de sizin, benim dinlenmediğim ne malum. Tasvip etmiyorum'' cevabını verdi.

''TASVİP ETMEM MÜMKÜN DEĞİL''

Darbelerin hiçbir zaman tasvip edilemeyeceğini belirteren Ulusu, şöyle konuştu:

''Daima darbelere karşı olmuşumdur. 50 yıl öncesine gider. 1960 darbesini, yurtdışındayken duydum. 'Eyvah yandık' dedim. Ankara'ya tayinim çıktı. O zaman albay rütbesindeydim. Genelkurmay Başkanı orgeneral, ihtilali yapan yüzbaşının gerisinde gidiyordu. Bir silahlı kuvvetler bu duruma düştü. Bölük idare etmemiş bir arkadaşın memleket idaresini kalkması, bir çok problem çıkardı. Silahlı kuvvetlerde bölünme, parçalanma başladı. Bir kısmı derdi ki kalsın, bir kısmı derki bir an evvel gitsin. Benim de içinde olduğum grup, bir an önce demokratik düzene geçilmesini savundu. Talat Aydemir olayı....Biz 4 kişi görevlendirdik onunla konuşmak üzere. Harp okuluna gittik orası içler acısı. Talat ile konuştuk gece 10'a kadar, olayı durdurduk. Bunları yaşamış biri olarak ne onu, ne 12 Mart'ı ne 12 Eylül'ü tasvip etmem mümkün değil.''

''HUMEYNİ'NİN ARKASINDA NAMAZ KILDIM''

Ulusu, ''Genelkurmay Başkanı'nı Milli Savurma Bakanlığı'na bağlamakla bir şey kazanamazsınız. MGK'lar mutlaka lazımdır. O zaman asker ve sivili bir araya getirip sorunları konuşamazsınız, kopukluk oluyor. Yetki hükümette. MGK kararları tamamen istişari olmalı'' dedi.

12 Eylül yönetiminin Kürtçe'yi yasakladığının ifade edilmesi üzerine Ulusu, ''Aksiyon-reaksiyon meselesi... O zaman öyle icap ediyordu. O zaman alay eder gibi durumlar hasıl oldu. Bir parti zamanında Diyarbakır'da bakan, valinin odasında tercüman vasıtasıyla konuşuluyor. Bu olmaz. Daha sonra kademe kademe başka önlemler alınır. 'İnadım inat' diye yapmak değil de kademe kademe bu işi tatlıya bağlamak önemli'' diye konuştu.

Bazı generallerin internete düşen konuşmalarında ''intikam almak ve darbe yapmaktan bahsettiklerinin'' söylenmesi üzerine Ulusu, ''Tabii darbeler istikrarı bozmuştur ama memleketin o duruma getirilmemesi lazımdı. Darbeler hiçbir zaman iyi olmamıştır ve istikrarsızlığın oluşmasına reden olmuştur. Ama zaten istikrar bozuk olduğu için bir takım şeyler başımıza gelmiştir. TSK mensubu olarak başta eski Genelkurmay Başkanımız Başbuğ'un böyle tutuklu olarak yargılanmasından da üzüntü duyuyorum'' dedi.

Ulusu, bir soru üzerine darbe ihtimali görmediğini, 1982 Anayasası için 'evet' oyu verdiğini ifade ederek, ''Kendinize sakladığınız sırlar var mı?'' sorusuna, ''Tabii her şey söylenmez. Bazı sırlar vardır ki söylendiğinde olay çıkaracağı, TSK içinde birlik beraberliği bozacağı düşünceleri vardır. Bazı konularda susmanın en hayırlı olduğunu düşünüyorum'' karşılığını verdi.

İran-Irak savaşında arabulucu heyetinde görev aldığını hatırlatan Ulusu, ''Bağdat'a gidince Saddam ile İran'da Humeyni ile konuşuyoruz. Humeyni'nin arkasında namaz kıldık. Tahran'da buzdolabı ihalesi var. İki grup birbiriyle dalaşıyor; Koç ve Jack Kamhi Grubu. Koç Grubu'ndan, diğer firma için 'Bunlar Yahudi, ürünlerini alamayın' dediklerini söylediler. Müthiş sinirlendim. Tesadüfen Ankara'ya döndüğümün ertesi günü Vehbi Koç beni ziyarete geldi. Durumu anlattım'' dedi.

Ulusu, ''1960 darbesinde albaydınız. Menderes'i idama kadar götürecek büyük hatası var mıydı?'' sorusuna, ''Vardı. İdamı tasvip etmiyorum ama büyük hatası vardı. Meclis'te tahkikat komisyonları kurdu, yargıyı Meclis'e taşıdı. Yargıyı yasamaya koyarsanız büyük iş çıkarır. CHP askeri dürttü. Ama kendisinin beyanı var, 'odunu soksam milletvekili yaparım, asteğmenle orduyu idare ederim' şeklinde... Bunlar orduyu rencide etmiştir. Ama bu demek değildir ki asılsın. Bir takım kabahatler olmuştur. İhtilale sebep olmamalıydı'' görüşünü ifade etti.

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?