banner39

Davutoğlu KCK'yı paralel yapılanma ilan etti

Başbakan Davutoğlu'nun konuşmasında paralel yapılanma büyük yer tutarken, iki yapıyı isim vermeden sert bir şekilde eleştirdi

Güncel 01.11.2014, 12:21 01.11.2014, 15:41
Davutoğlu KCK'yı paralel yapılanma ilan etti

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Çevremizde 8 ülke idare edilemez durumda.100 yıl önce açılan bir parantezin yaralarıyla karşı karşıyayız" dedi. Afyonkarahisar NG Güral Termal Otel'de gerçekleştirilen, AK Parti 23. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı, Genel Başkan ve Başbakan Davutoğlu'nun açılış konuşmasıyla başladı.

Davutoğlu konuşmasında 'paralel yapı' olarak vasıflandırdığı iki grup önemli bir yer tuttu. Davutoğlu öncelikle  isim vermeden, KCK'ya 'paralel yapı' suçlaması yaptı. Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş toplantı öncesinde gazetecilere, son MGK'da "Sadece paralel yapılanma değil ulusal güvenliği tehdit eden tüm unsurlar görüşüldü. Buna KCK da dahil." demişti.

"BUNLAR DA BAŞKA BİR PARALEL YAPILANMA"

Davutoğlu şunları söyledi: "Çözüm sürecine saygılıyız dedikten sonra Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da insanlardan haraç toplamaya kalkanlar, mahkeme kurmaya kalkanlar bunlar da başka bir paralel yapılanmadır. Bunlara da izin verilmeyecek."

Davutoğlu HDP’yi de Kobani için yeniden protesto gösterileri çağrısı yapması sebebiyle eleştirdi:

“Çözüm sürecini sabote etmek için gencecik çocukları sokağa sürdüler. Aralarından bir çokları çıktı, günah çıkardı ‘yanlış yaptık’ diye. Biz de yanlışlarından ders aldılar zannettik. Ama bugün için yine çağrı yaptılar. 1 Kasım için HDP'yi uyardım. Toplantı gösteri hakkı şiddete yönelirse gerekli tedbiri alırız dedim. Kim şiddete yönelirse yönelsin tedbiri alırız... Hukuk devleti içinde özellikle de TBMM çatısı altında siyaset yapan HDP’liler, bu ülkenin hukuk devleti niteliğine zarar verecek her türlü eylemden uzak durmaya davet ediyorum."

"ADINI DOĞRU KOYMAMIZ LAZIM"

Davutoğlu konuşmasında, AK Parti'yi kapatamayanların, uluslararası alanda büyük kampanyalar yürüttüğünü, Davos'taki onurlu duruşu cezalandırmak için bütün uluslararası medyanın, çevrelerin tam bir kuşatma harekatına girdiklerini, "eksen kayıyor, Türkiye nereye gidiyor?" dediğini, her türlü iftirayla AK Parti hareketini karalama çalışmaları yürüttüklerini, son olarak da "uluslararası teröre destek veriyor iddiası"yla kendilerinin karalanmaya çalışıldığını kaydetti.

Bu karalamaları yapanlarla ülke içinde işbirliği yapanlar, bozguncularla birlikte davrananlar çıktığına ancak bu hareketi  durduramadıklarına dikkat çeken Davutoğlu, "Baktılar ki bürokratik vesayetler üzerinden durdurulamıyor, baktılar ki bir şekilde Ankara merkezli oyunlarla durdurulamıyor bu kez 2013'te Gezi olaylarıyla sokağı şiddetle hareketlendirerek, bunun buradan altını çizmek istiyorum, fikir özgürlüğü, toplantı ve gösteri yapma özgürlüğü insanlık onurunun bir parçasıdır. Bize karşı olan, en karşı olan, en ağır eleştiri yapan kim varsa hangi kesim varsa onların toplantı ve gösteri yapma özgürlüğünün de savunucusu biziz, garantörü, hamisi biziz ama Gezi olayları bahane edilerek başlatılan o gösterilerde şiddetin her türlüsü uygulandı, toplumsal tahrikin her türlüsü yapıldı, uluslararası kampanyanın her türlüsü sergilendi. İstendi ki ve beklendi ki Türkiye, Mısır gibi Ukrayna gibi Suriye gibi toplumsal bir kaosun içine sokulabilsin ama yine hesap edemedikleri bir şey vardı; Toplumun her kesimini temsil eden, güçlü ve milli iradeye sahip AK Parti kadroları iktidardaydı" diye konuştu.

"SONRA DA BİR DİNİ CEMAATİ KULLANDILAR"

Davutoğlu, bunu yapanların AK Parti'yi durdurmanın mümkün olmadığını gördüğünde ise dini görünümlü başka hareketler üzerinden 17-25 Aralıkla dolaylı bir darbe teşebbüsünün içine girdiklerine işaret etti.

Bu sıralamayı, tarihi seyri takip edenlerin oyunun ne olduğunu göreceğini belirten Davutoğlu, şunları söyledi:  "Kongrede, devir teslimde ben de, Sayın Cumhurbaşkanımız da bahsettik; bizim ahlaki anlayışımız, ahlak-siyaset ilişkisi perspektifine bakışımız, yolsuzluklara karşı en kararlı mücadeleyi bir temel ilke olarak görür. Kardeşimiz olsa, milletin helal rızkından herhangi bir şey çalınmasına izin vermeyiz. Bunun için ne mücadele gerekiyorsa yaparız ama bunlar bahane edilerek eğer 30 Mart, Cumhurbaşkanlığı ve 2015 seçimleri seçim öncesi bir çok gayri ahlaki dinlemlerle insanların özel hayatlarına girerek bir bomba tesiri yapsın diye ve etrafa da 'bu hükümet 1 Ocak'ta artık bitecek' diye bir planlama içinde eğer birileri harekete geçmişse bunun adı yolsuzluklarla mücadele değildir. Bunun adı millet iradesiyle gelen bir iktidarın, dolaylı bir darbeyle indirilmesi teşebbüsüdür, adını doğru koymamız lazım."

Buna da direndiklerini, 30 Mart'ta milletin iradesini ortaya koyduğunu hatırlatan Davutoğlu, AK Parti kadrolarının bir kaç küçük fire dışında bütün bu süreçlerden tertemiz ve tek bir ekip olarak çıktıklarını vurguladı. 

Şimdi ikinci vesayetle karşı karşıya olunduğunu belirten Davutoğlu, şöyle konuştu: ''Bu sefer bürokrasi içinde bilinçli şekilde yerleştirilmiş ve bilinçli bir şekilde 'Sizler şu şu işleri yaparak şu kademelere geleceksiniz, geldiğiniz yerde de diğer vatandaşların hakları, hukukları ne olursa olsun onlar hangi imtihana girmiş olursa olsunlar, hangi başarıyı göstermiş olurlarsa olsunlar onlara bakmayacaksınız. Bizim verdiğimiz isimleri alacaksınız. Yargıda örgütleneceksiniz, emniyette örgütleneceksiniz. Silahlı kuvvetlerde, diğer yerlerde örgütleneceksiniz ve birgün bizim istediğimiz gibi bir yönetim için zemini hazır hale getireceksiniz' diye birileri planlıyorsa, ki planlanmıştır. Bunun işaretleri görülmüştür, buna da izin verilmeyecektir. Bu da başka bir vesayetçi bir yapıdır. Vatandaşlık hukukunu yok eden bir yapıdır.

'Benim grubumdandır, benim tarafımdandır' diye bir imtihanda ki ben bir hoca olarak, bir öğretim üyesi olarak bunu söylüyorum, bir öğretim üyesi sınıfa girdiğinde talebeleri karşısına aynı bir hakimin şeyi gibi kördür, görmez talebesinin etnisitesini, kimliğini, bölgesini, şehrini ve ona hakkını vermekle yükümlüdür. İmtihan sistemlerinde oynayarak, bazı vatandaşların, gençlerin hakkını yiyip, bazılarını öne çıkararak yapılanırsanız, HSYK seçimlerini neredeyse bir siyasi mücadele alanı haline getirirseniz, bunun iyi niyetinden, bunun bir sivil toplum hareketi olduğundan bahsedemezsiniz.''

''KESİNLİKLE MÜSAMAHA YOK...''

''Millet adına güç kullanma iradesinde olanlar, arzusunda olanlar millete gidecekler, destek alacaklar. Biz hiç kimsenin siyaset yapmasına karşı değiliz. Herkes siyaset yapabilir ama siyaset yapmadan bürokrasi üzerinden siyaset yapmaya kalkılırsa onlara söyleyeceğimiz tek söz var. Biz milletten aldığımız emaneti çiğnetmeyiz. Hangi hakla olursa olsun bürokrasi bürokrasidir ve devletin emrindedir. Devleti idare etme yetkisi de sadece ve sadece halktan meşruiyetini alan siyasi kadrolardadır. Beğenmeyebilirsiniz, o zaman istifa edersiniz. O siyasi kadro ile çalışmak istemezseniz bırakırsınız. Beğenmeyebilirsiniz, örgütlenin ve işte 2015 seçimlerine herkes girsin, karşımıza çıkacak olan herkes mert, açık, şeffaf bir şekilde karşımıza çıksın, meydanlarda halkla birlikte onlarla konuşalım.Halk kimi tercih ederse başımızın üzerinde yeri var. Ama halktan böyle bir yetki almadan bizim başımızın üzerine çıkmaya kalkarsınız biz, bu başı öyle kolay kolay teslim etmeyiz.''

12 yıl içinde sivil toplum örgütlerinin önünü açtıklarını, hep destek verdiklerini belirten Davutoğlu, ''Bu salonda olup da bu sivil toplum faaliyetlerine destek vermeyen kimse yoktur. Okul mu açıldı, destek verdik. Bağış mı yapılacak, katkıda bulunduk. Her türlü desteği verdik. Çünkü biz şöyle görmüştük açıkçası, yeni bir kutlu yürüyüş vardı. Ama bunlardan şu veya bu grup 'Ben sivil toplum özelliklerimi kullanarak devleti yöneteyim' demeye başladığı anda haddini aşmış olur'' değerlendirmesinde bulundu.

Devletin kendi otoritesine ortak kabul etmeyeceğini belirten Davutoğlu, şunları kaydetti:

''Ettiği anda devlet olma niteliğini kaybeder. Bu anlamda da meselenin doğru anlaşılmasını istiyorum. Bu paralel yapılanmalara karşı mücadelemiz kesinlikle bunlara şu veya bu şekilde vaktinde gönül vermiş ve aynen bizim iyi niyetimizle davranıp 'Bu hayırlı işlerde katkıda bulunayım' diyen Anadolu insanına, Trakya insanına karşı değildir. Onları tenzih ederiz. Onlar doğru bir iş yaptıkları inancıyla katkıda bulundular ama bu yapı içindeki kriminolojik işlere karışmış olanlar yani binlerce insanı dinlemiş olanlar, özel hayatlara müdahale etmiş olanlar, sadece AK Parti'yi değil, bütün partileri dinleyip bir siyaset dizaynı yapmış olanlar sadece devlete ve bize ihanet etmediler. Kendilerine gayet iyi niyetle destek veren o masum, o hayırsever kitleye de ihanet ettiler. En büyük ihaneti de onlara yaptılar. Onun için o kardeşlerime sesleniyorum. Bu tutum karşılığında sizler bu tabloda tutumunuzu ve tavrınızı net olarak koyun.

Şunu bir kez daha son MGK toplantısı üzerinden yapılan spekülasyonlara cevap mahiyetinde söylüyorum, bizim dönemimizde hiçbir sivil toplum faaliyeti engellenmeyecektir. Gerçek bir sivil toplum hareketinin önü açılacaktır. Hangi siyasi düşünceye sahip olursa olsun, derneklerin, kuruluşların özgürlükleri korunacaktır. Taa ki o yapı üzerinden herhangi bir dernek veya siyasi toplum üzerinden milletin vermediği bir yetkiyi kullanmaya kalkmasınlar. O zaman o çizgi aşılır.''

 

banner53
Yorumlar (0)
18
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?