banner15

Devlet 70 bin silahlı adamı sigortasız çalıştırıyor

Doğu ve Güneydoğu'da yaklaşık 30 yıldır devlet tarafından PKK'ya karşı kullanılan 70 bin köy korucusu, şu ana kadar kendilerini ihmal eden devletin Çözüm Süreci'nde de kendilerini görmezden gelmesinden yakınıyor

Devlet 70 bin silahlı adamı sigortasız çalıştırıyor

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Devletin yaklaşık 30 yıldır PKK'ya karşı kullandığı yaklaşık 70 bin silahlı köy korucularının belirsiz akibeti kendilerini de endişelendiriyor. Dağdan inen PKK'lı ile aynı haklara sahip olan korucuların hiçbirinin de sosyal güvencesi yok. İkisi de yeşil kartla hastaneye gidiyor. Aylık 900 lira maaş alan korucuların tamamına yakını Yeşil Kartlı. İlk zamanlarda sadece kendi köylerini korumak için devlet tarafından silahlandırılan korucular, daha sonra TSK'nın operasyonlarda öncü kuvvetleri olarak kullanılmaya başlandı. Büyük operasyonların tamamında en ön saflarda kullanılan korucular, bu görevlere gittikleri zaman yol parasını bile kendi cebinden ödüyor. Çoğunluğu köylülerden oluşan bu silahlı ordunun, ne bir emekliliği ne de bir iş garantisi var.

El Cezire'nin haberine göre 22 il, 5 federasyon ve 90’ın üzerinde derneğin bağlı olduğu Köy Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Başkanı Ziya Sözen, korucuların 'barışın güvencesi olacağını' savundu. Koruculuğun lağvedilmemesi gerektiğini söyleyen Sözen, altyapısı hazırlanmadan, korucuların ellerinden silahlarının alınmasının tehlikeli olacağı görüşünde.

"KAN DAVALARI ÇIKABİLİR"

Çözüm sürecine dâhil edilmemeleri ve Kürt sorununun çözümünde meselenin sosyolojik boyutunun görmezden gelinmesinin kan davalarına yol açabileceğini belirten Sözen şunları söyledi: Bakın; ben şehit korucu çocuğuyum. Babam 1994 yılında Bingöl’de gözümün önünde vuruldu. Ben babamın hangi örgüt mensubu tarafından vurulduğunu bilmiyorum. Ama benim babamın vurulduğu gece babamla çatışmaya giren örgüt mensupları, hangi gece, hangi köyde, hangi korucu ile girdiği çatışmada arkadaşlarının vurulduğunu biliyor. Aileleri de biliyorlar. Sonuçta saldıranlar onlar ve nereye ve kimlere saldırdıkları belli. Diyelim ki çözüm süreci sağlıklı sona erdi, devlet dağlardan eşkıyayı indirdi, korucuların silahlarını topladı. Bu dağda vurulan 20 ile 30 bin arasındaki örgüt mensubundan kendisini vuran korucuyu bilenler içerisinde binde biri intikam duygusuna kapılıp eline silahı alıp o korucu köyüne gidip bireysel öç alma yoluna giderse yepyeni katliamlar ortaya çıkacaktır.

Ziya Sözen, olası kan davalarının önüne geçmek için koruculuğun kaldırılması durumunda ortaya çıkacak sosyolojik ve psikolojik durumun dikkate alınmasını istedi. Âkıbetleriyle ilgili belirsizliğin korucuları strese soktuğu belirterek, “Devlet, sadece ekonomik boyutunu değil, bu bölgenin gerçeklerini, bütün sosyolojik, psikolojik boyutlarını ele almadan bu sistemin lağvedilmesini gerçekleştirirse burada bireysel kan davalarına dönüşmesi tehlikesi var ve bu korucularımızda ister istemez psikolojik bir rahatsızlık yaratıyor. Belki onları hırçınlaştıran, sinirli yapan budur." dedi.

"SÜRECE DAHİL EDİLMEDİK"

Bölgeye gelip çeşitli kurum ve kuruluşlarla görüşen Akil İnsanlar grubunun kendilerini görmezden geldiğini söyleyen Ziya Sözen, korucuların çözüm sürecinin önemli bir parçası olduğu halde unutulduğunu savundu: Akil İnsanların yaptığı toplantılara çağrılmadık. HDP ve HDP'ye yakın kesimler koruculuğun lağvedilmesini istiyor. Süreci bozacağımız ve provokatif eylemlere girişeceğimiz söyleniyor. Süreç başladığından beri 11 arkadaşımız suikasta kurban gitti. Dört arkadaşımız PKK'nın elinde. Hâlâ, PKK tarafından gönderilen mektuplarla tehdit ediliyoruz. Çözüm süreci varsa biz niye ölüyoruz, niye kaçırılıyoruz? Bir sorumluluk ihtiyacı varsa ortada, herkesin buna uyması lazım. Bir sistem ya kalıcı olur ya geçici olur. İsmimizin önünde 'geçici' sıfatının 30 yıl varlığını sürdümesi bizi son derece rahatsız ediyor. Devlet açık ve net söyleyecek. Bu sisteme devam edeceksem amenna der, bize söyler ve biz bu sisteme devam ederiz. 'Sistem geçerliliğini kaybetmiş, günün şartlarında ihtiyaç yok' derlerse yarın sabah hiçbir arkadaşımız itiraz etmeden silahlarını Türkiye Cumhuriyeti devletine teslim edecektir ve herhangi bir kargaşa çıkarmayacaktır.

BİNLERCE KİŞİLİK KORUCU AŞERİTLERİ

1990'lı yıllarda aşiret olarak koruculuğu seçenlerin olası silah bırakma günü geldiğinde sıkıntı çıkarabileceklerini de iddia eden Ziya Sözen, devletin bu aşirelerle daha sıkı ilişki içerisine girmesi gerektiği görüşünü savunurak şunları söyledi: Şanlıurfa, Şırnak, Hakkari, Van ve Mardin'de korucu aşiretleri var. Zaten bizim korkumuz da şu; bireysel olarak ben Bingöllü bir korucu olarak devlete kızdığımda gider silahımı bırakır, evimde otururum. Ama, bu aşiretlerin devlete kızması, küsmesi ve toplu hareket etmesi halinde biz bölgeyi kaybetmiş olacağız. Bizim endişemiz bu. Bu aşiretlerin saf değiştimesi halinde, kan davasına dönüşmesi halinde tehlikeli olur. Devletin her ay bu aşiretlerle toplanıp istişareler yapması lazım. Geçmişte yapılıyordu. Uçaklara bindirilip, Ankara'ya götürülüyor, çeşitli makamlarda kabul edilerek görüşmeler yapılıyordu. Ancak geldiğimiz noktada, çözüm sürecinde kendilerine danışılmıyor.

SOSYAL GÜVENCELERİ BİLE YOK

Köy Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Başkanı Ziya Sözen’in koruculuk sisteminin devamı durumunda şartları var. Korucuların sosyal güvencesiz çalıştıklarını söyleyen Sözen bunun haksızlık olduğunu söyledi: Korucular dağdan gelip teslim olan PKK’lılarla aynı genel sağlık sigortası, yani yeşil karttan faydalanıyor. Sosyal güvencemiz yok. Düşünün günlük bir temizlik elemanını bir saat büronuzda çalıştırdığınız zaman bile sigortalı yapmak zorundasınız. Ama elinde silah ve camiasından 1660 şehit vermiş korucular bugün sigortasız olarak çalıştırılıyor. Biz diyoruz ki sistem gerekliyse bizim çocuklarımızı okutabileceğimiz, ihtiyaçlarını karşılarken mahcubiyet hissetmeyeceğimiz ve diğer vatandaşlara sağlanan olanakların aynısını istiyoruz. Ekstra bir fazlalık istemiyoruz. Ama şu anda onu göremiyoruz.

SUÇA KARIŞANLAR KONUSU

İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) 2009 yılında yaptığı araştırmaya göre korucular; öldürme, köy yakma, adam kaçırma, silahlı saldırı, işkence, gasp, taciz ve orman yakma başta olmak üzere 1345 suça karıştı. Ziya Sözen, korucuların karıştığı suçların polis, asker veya doktorların karıştığı suç oranlarından daha düşük olduğunu savunuyor.

“Suça karışan korucularla ilgili bir çalışma yaptık. Bütün kamu kurum ve kuruluşlarında olduğu gibi geçmişte korucularda da suça karışmış olanlar var. Bu suça karışma oranlarıyla ilgili yaptığımız araştırmada sınır boylarında korucular kaçakçılık başta olmak üzere, işte mazot, sigara kaçakçılığı, teröre yardım yataklıktan ve buna benzer suçlara karışmışlar geçmişte. İç bölgelere geldiğimizde kavgaya karışma, su arkı için köylerde yaşanan kavgalar, kız kaçırma gibi. Yüzde 1,8 oranına tekabül etmektedir. Bizim araştırmamıza göre korucuların suç oranları asker, polis ve doktorların suç oranlarından çok daha düşük.”

Güncelleme Tarihi: 25 Şubat 2015, 11:53
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35