banner15

Dursun Çiçek: TSK'da yanlışlar oldu, ama...

Dursun Çiçek, TSK'da yanlışlar olduğunu kabul etti; ancak kendilerine büyük bir "kumpas" kurulduğunu bunun benzerinin de hükümete karşı planlandığını savundu

Dursun Çiçek: TSK'da yanlışlar oldu, ama...

Dünya Bülteni /Haber Merkezi

Islak imza davasından ağırlaştırılmış müebbet ve ‘Balyoz’dan 16 yıl hapse mahkûm edilen Dursun Çiçek, bu davalar sürerken en çok konuşulan isimlerden biri oldu. Kamuoyu onu AK Parti’yi ve Gülen’i bitirmek için plan yapan adam olarak tanıdı. Dursun Çiçek, başından beri böyle bir eylem planı hazırlamadığını, büyük bir kumpas söz konusu olduğunu savundu.

Habertürk gazetesinden Nihal Bengisu Karaca'ya konuşan Dursun Çiçek, TSK'da yanlışlar olduğunu kabul etti; ancak kendilerine büyük bir "kumpas" kurulduğunu bunun benzerinin de hükümete kurulduğunu söyledi. Kendilerine yönelik kumpasın iki tarafından çatışmasından sonra ortaya çıktığını savundu.

17 ARALIK HÜKÜMETE YÖNELİK

Dursun Çiçek, 17 Aralık sürecinde hükümete yönelik bir darbe girişimi olduğunu imasında bulunarak bunun güç zehirlenmesinden kaynaklandığını ancak MİT olayındaki dirençli duruşun aslında tüm planları bozduğunu ifade etti.

İşte Çiçek'le röportajdan öne çıkanlar:

Önce ‘andıç’la suçlandınız, sonra ‘İrtica ile Mücadele Eylem Planı’yla. Neden ısrarla siz?

Tuncay Güney’in 2001’de verdiği ifadeyle başlayan süreçte 3 kurum hedef alındı. Biri MGK bünyesindeki Toplumla İlişkiler Başkanlığı. Onu 2004’te kapattılar. İkincisi Özel Kuvvetler ki, Atabeyler operasyonu ile pasifize edildi. Üçüncüsü Genelkurmay’da eski adı Psikolojik Harekât Dairesi olan, 2005’te Hilmi Özkük’ün imzasıyla Bilgi Destek Dairesi’ne dönüşen birim hedef alındı. Orayı hedef alınca daireleri ayakta tutan kim ise, onun da hedef alınması gerekti, o kişi de bendim.

"TSK'DA YANLIŞLAR OLDU AMA.. "

Neden denizciler?

Deniz Kuvvetleri’nin milli gemi, milli silah, Karadeniz ve Akdeniz politikası gibi milli konularda, NATO’ya karşı Rusya ve Doğu ile ilişkiler gibi konularda İsrail ve ABD politikalarına aykırı olan fikirleri vardı. Darbeleri karacılar yapar, denizci nasıl darbe yapabilir? İçeridekilerin yüzde 70’i denizci. Bir nedeni de rahmetli Güven Erkaya’nın laiklik konusunda öncü olması. Erbakan döneminde öne çıkan faaliyetleri Deniz Kuvvetleri’nin tepki çekmesine neden olmuştu.

Başından beri “İrtica ile Mücadele Eylem Planı’nı ben hazırlamadım” dediniz, size neden inanalım?

Suçlandığım, maruz kaldığım ididalara konu olan veriler gerçek dışı. Bütün bunları belgeleriyle ispat eden tam 1700 CD gönderdik basına, siyasetçilere. 2004’te MGK karar almış, ortaya çıktı işte. Ben hazırlasaydım bu eylem planını, çıkıp alnım açık, başım dik, “Evet ben hazırladım, çünkü devlet bu yönde karar aldı” derdim. Ayrıca irtica benim alanım bile değil, başka bir dairenin göreviydi. İrtica konusunda bilgi toplama görevim bile yoktu.

"GÜÇ ZEHİRLENMESİ YAPIYI DEŞİFRE ETTİ"

Tahliye olunca, “Bize kumpas kuranlar Başbakan’ın odasına böcek koyanlardır” diyerek paralel yapıyı işaret ettiniz. Yapı ile ilgili takibe ve tesbite yönelik girişimleriniz olmuş muydu?

2009 Haziran’ında, sahte belge ile itham edildiğim an anladım bu yapının işi olduğunu. Hasan Iğsız “Bu nedir?” dedi, ben de “Bir kumpas geliyor ama bu kez yüzde yüz yaş tahtaya bastılar” demiştim. Aradan yıllar geçti. Benim 12 Haziran’da söylediğim şeyleri şimdi herkes söylüyor.

Peki bakar bakmaz bu işin paralel yapı işi olduğunu nasıl anladınız?

Birincisi sahte bir şey var, imza taklidi var, örgütsel yapı işi olduğu belli. İkincisi çok açıktı, paralel yapı hükümeti kendisiyle birlikte çalışmaya zorlamayı amaçlıyordu. Başardılar da. İktidar da bu çalışmaya destek verdi.

İKTİDAR DA HALK DA İNANDI

“Geçmişte darbe yaptı, yeniden yapar” demek, “Babası hırsız ise oğlu da hırsızdır” demekle aynı. TSK’da genç nesil böyle değil.

Sonra ne oldu, sizce işler nasıl bu kadar değişti?

17 Aralık’ta hedefler değişti. “Biz iktidarı değiştiririz, TSK’yı bu hale getirdik, hükümet de kim oluyor?” noktasına geldiler. Paralel yapıdaki güç zehirlenmesini gördü hükümet.

Neden böyle yapıyor? Sizce amacı ne? Grup çıkarını temin etmek mi, küresel bir dizayna entegrasyonun sağlanması mı?

Amaç kendi istedikleri kişileri güçlü hale getirmek. Herhalde iktidarın daha milli çizgiye kaydığını düşündüler. İsrail ve ABD ile ilişkiler konusunda da ters düştüler. Ama ters düşmeleri bizim için iyi oldu. Bizim iktidara rağmen paralel yapı üyelerini ortaya çıkarmamız çok güç olurdu. Ama bu sayede 6 aylık süreçte 6 yıllık mesafe alındı.

7 Şubat hakkında ne düşünüyorsunuz?

Silahlı Kuvvetler’i teslim aldılar, MİT’i de alsalardı kontrol tamamen ellerine geçecekti. Başbakan’ı çok daha kolay düşüreceklerdi o zaman.

"ERGENEKON VE BALYOZ DAVALARI OLMASAYDI GEZİ OLMAZDI"

İrem Çiçek: Buradan “Hükümet masum” sonucu da çıkmasın. Gezi gibi bir olay oldu, orada yaşananlar var.

İnsanlar da şunu düşünür o zaman ama, “Ergenekon ve Balyoz davaları olmasaydı, asker Gezi sırasında görevi başında olsaydı Gezi’yi bahane edip darbe yapabilirdi.” Yapar mıydı?

Dursun Çiçek: Hayır. Bu davalardaki hukuksuzluklar olmasaydı Gezi olmazdı zaten. Gezi’nin merkezinde Ergenekon ve Balyoz’da mağdur olanlar ve yakın arkadaşları var. Bu ve bunun gibi davalar, siyasi iktidarın açıklamaları, polis şiddeti hızlandıran faktörler oldu.

Başbakan tek başına  paralel yapıya karşı tavır alabildi, çabaladı ve halkı kendi tarafına çekebildi. Koskoca TSK saldırıya uğradı ama doğru dürüst bir kurumsal refleks bile geliştiremedi. Nasıl oluyor bu?

TSK bunu hükümetle haftalık toplantılarda ihdas ederek, kurumların konuşması yoluyla,  ikna ederek, bu tehlikeyi siyasetin çözeceğini düşünerek çözebileceğini düşündü.

“Darbe yapmaya niyetlenseydik tedbirimizi de alırdık” diyorsunuz yani...

Evet darbe gibi bir şey yoktu. Şunu söyleyeyim, 27 Nisan bildirisini yazan Yaşar Paşa, neden çıkıp “Ben yazdım” dedi? Çünkü küçük rütbeli subaylarla bu işi yapamayabilirdi. Genç subaylardan ileri yaştaki subaylara doğru yukarı çıktıkça insan haklarına verilen değer, çağı yakalama, demokrasi inancı değişiyor. Orgeneral, oramirallerde darbeye eğilimli olma oranı yüzde 30 ise teğmenlerde yüzde 1’dir.

“Genç subaylar rahatsız” sloganı ile çelişiyor bu...

Onu söyletenler yaşlı başlı subaylar. Kendi hayal ettikleri şeyi gençler üzerinden söyleyenler.

Hükümete paralel yapı ile birlikte hareket etti diye hâlâ kızgınlık var anlıyorum. Özel yetkili mahkemeleri kuran yasa çıkarken 2005’te, TSK ne düşünüyordu mesela, neden karşı çıkmadı?

Bırakın karşı çıkmayı, TSK o dönemde özel yetkili mahkemelerin kurulmasını destekledi. Terörle mücadele için bize lazımdı o mahkemeler. Düşünmedik ki bize karşı kullanılacak? Rüyamıza bile girmezdi.

BALYOZ SEMİNERİNDEN HABERİM YOKTU

Plan semineriyle ilgili görüşünüz ne?

Balyoz darbe planında bir listede ismim var. Bu listede ismim var diye şüpheli oldum. İskenderun’da alay komutanıyım o sırada. 1. Ordu’dan haberim yok, seminerden haberim yok, zaten emir-komuta zinciri ayrı. Akdeniz Bölgesi’nde Suga Planı’nda yardım edecekler listesi var. Bu listede sadece 3 kişi sanık ve şüpheli olmuş, diğer 39 kişiye bir şey yok. Bunun için 16 yıl veriyorlar. Darbe yapan Evren’e müebbet hapis. Bana verilen ceza ağırlaştırılmış müebbet hapis. Nerede hukuk? “Bir senaryo var, bir ayaklanma olmuş, bastırmak için ne yaparsın?” diye soruluyor. Türkiye’nin karıştığı bir olasılık bu. Bunu bastırmak için tümen komutanı da “Stada toplarım, eylemcileri korkuturum” diye konuşuyor.

CUMHURİYET MİTİNGLERİ DE BAŞÖRTÜSÜ EYLEMLERİ DE NORMAL

Cumhuriyet mitingleri hakkında ne düşündünüz?

Asker destekledi... Onu ADD yaptı, ama asker de destekledi evet... Şimdi de verebilir, ‘Sessiz Çığlık’ gibi adalet, hukuk arayışlarına destek verir asker.

Gerçek kişilerin, belediye başkanlarının isimleri geçiyor. Bu korkutucu değil mi?

Evet işin o kısmı disiplin suçudur. Gerçek isimler kullanılmamalı. Bunu yapanlar da “Hata yaptık” diyorlar. Terfi ettirilmezdi, emekli edilirlerdi, ama darbe başka bir şey. Darbe ile suçlamak ayrı bir şey. 1. Ordu darbe yapamaz ayrıca.

Cumhuriyet mitingleri hakkında ne düşündünüz?

Asker destekledi... Onu ADD yaptı, ama asker de destekledi evet... Şimdi de verebilir, ‘Sessiz Çığlık’ gibi adalet, hukuk arayışlarına destek verir asker.

Cumhuriyet mitingleri “Eşi başörtülü bir Cumhurbaşkanı istemiyoruz” diyerek yapılan, başkasının özgürlüğünü bloke etmeyi planlayan mitinglerdi.

Belki de kendi inanç ve doğrularına uygun Cumhurbaşkanı isteyen kimselerdi sadece. Kendi düşüncelerini söylemek istemelerinde demokrasi açısından bir sıkıntı yok ve hatta demokrasi. Sen kendi mitingini yaparsın, başkası da kendi mitingini yapar.

Askerin desteklediği mitingle diğeri bir mi?

Asker ile sivilin hak ve özgürlükleri kısıtlayan bir laiklik mantığında ortaklaşması normal sayılabilir mi? Ben öyle bakmam. Çünkü mitingi yapana göre etiket kesmek gerekir o zaman.”Başörtüsü serbest olsun” diyene “Miting serbest, diğeri serbest olmasın” denemez.

Sizi ziyaret edebiliyorlar mıydı?

Evet hatta hanım “Sık gelip giderlerse mesleki kariyerin zarar görür, sana ‘İrticacı’ derler sonra, dikkat et” derdi. Sonunda ne noktaya geldik? ‘İrticacı’ damgası yeme riskim vardı ama kamuoyu tam tersine ikna edildi 5 yıl içinde.

 

Güncelleme Tarihi: 23 Haziran 2014, 10:26
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48