banner39

Feyzioğlu da bildiriye karşı çıktı

Bildiri yayınlayan akademisyenlere tepki gösteren TBB Başkanı Feyzioğlu PKK'ya yönelik tek ifadenin olmamasını eleştirdi

Güncel 15.01.2016, 14:25 15.01.2016, 14:33
Feyzioğlu da bildiriye karşı çıktı

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Türkiye Barolar Birliği Başkanı (TBB) Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, "Aydınlar bildirisi diye tanıtılan bildiriyi imzalayanlarla ilgili, bu bildiriye katılmıyoruz, katılmamız ve desteklememiz mümkün değil, çünkü PKK'ya yönelik orada bir cümle yok" dedi.

Feyzioğlu, Erzincan'da 8 yıl önce üniversite sınavından çıktıktan sonra geçirdiği trafik kazasında ağır yaralanan ve yoğun bakımdayken öğretmenlerinin yaptığı tercihlerle kazandığı Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olan Fulya Yalvaç'ın, Erzincan Adliyesi'nde düzenlenen yemin törenine katıldıktan sonra karayoluyla geldiği Erzurum'dan havayolu ile Ankara'ya gitti.

Feyzioğlu, hareketinden önce havaalanında yaptığı açıklamada, akademisyenlerin barış bildirisi adı altında imza topladıklarını hatırlatarak, bu kişilerin devletin en yetkili makamlarını hedef gösterdiğini söyledi.

Bu konuda duruşlarının çok net olduğunu söyleyen Feyzioğlu, şunları belirtti:

Aydınlar bildirisi diye tanıtılan bildiriyi imzalayanlarla ilgili, bu bildiriye katılmıyoruz, katılmamız ve desteklememiz mümkün değil. Çünkü PKK'ya bir cümlelik eleştiri yok orada. PKK'ya, bölücü terör örgütüne bir cümle dahi olumsuz bir şey söyleyemedin, üzerine toz kondurmadın. Sadece ve sadece devlete yönelik sarfedilen ağır ifadeleri, biz onları sarfedenleri dikkate alarak ciddi görmüyoruz ve samimi bulmuyoruz. Çünkü 3 yıl boyunca asfaltın parke taşının altına mayınlar döşeyen, gencecik çocukları şehir savaşı konusunda özel eğitime tabi tutan, evleri birbirine geçirecek şekilde bir şehir savaşını sürdürmek anlamında birbirine tünellerle, duvardaki deliklerle bağlayıp tahkimat yapan, cephane depolayan, 8-10 yaşındaki evlatlarımızı hendeklerin önüne gözcü koyan, 15, 18, 20 yaşlarındaki gençlerin eline keleş kanas verip şehirlerin göbeklerindeki aştıkları hendeklerin arkasına diken ve her gün polisimizi, askerimizi şehit eden, vatandaşlarımızı öldüren bir terör örgütüne bir cümle dahi bir şey söylemeyeceksiniz ve varsa yoksa 'Devlet şöyle yaptı devlet böyle yaptı'. Bakın biz dün ne söylüyorsak bugün de onu söylüyoruz. Biz hukukçuyuz, biz avukatız. Devleti temsil edenlerin, kamu görevlilerinin, güvenlik güçlerinin bu çerçevede hukuka aykırı bir davranışı varsa biz onu takip edelim. Zaten biz bu takip eksikliğinden bugüne kadar hep şikayet ettik. Bu konuda duruşumuz çok net."

Terörle mücadele konusunda devletin daima meşruiyetini koruyarak hareket etmesini ilk kendilerinin söylediğini savunan Feyzioğlu, "adalet mülkün temelidir" dediklerini dile getirdi. Feyzioğlu, terörle hukuk devleti dışına çıkılarak mücadele edilecekse bunun devleti temellerinden yıkmak olduğunu, hukuk dışına çıkıldığında terör örgütüne karşı en güçlü koz olan meşruiyetin yitirileceğini belirtti.

Feyzioğlu, "Bölücülere ya da bölücülere sempati ile bakan, romantize eden mütareke dönemi kalıntılarına, 'Devleti yıkmayın' dediğimizde, bize 'Bölücü, faşist' diye saldırıyorlar. 'Bu devlet hukuka uygun davranmalıdır, daima hukuku üstün tutmalıdır' dediğimizde, 'Siz bölücülük yapıyorsunuz' diyorlar. Biz köprüyüz. Biz her zaman doğruyu söylemekle yükümlü insanlarız. O yüzden bu kadar keskinleşen, kutuplaşan bir ortamda iki kutbun amigolarını biz ciddiye almayalım, bırakalım onlar birbirlerine sözlü saldırılarına devam etsinler. Biz milletimizi doğru neyse o konuda aydınlatalım" ifadelerini kullandı.

"BİZ DOĞRU BİLDİĞİMİZİ SÖYLÜYORUZ"

İktidar partisiyle aralarının nasıl olduğuna yönelik soruya Feyzioğlu, 'Birine sıcak görünelim, birine sert davranalım' diye yürümediklerini öne sürdü.

Feyzioğlu, doğru bildiklerini söylediklerini belirterek, şu değerlendirmede bulundu:

"2010 Anayasa değişikliği öncesinde 'Yapmayın, etmeyin, yargıya büyük zarar veriyorsunuz' dediğimizde, bugün bize, 'İktidara mı yanaştın?' diyenler, 'Siz nasıl bu anayasa değişikliğine 'Hayır' diyorsunuz?' diye saldırıyorlardı. Ben bu zatların keskin virajları büyük bir maharetle nasıl aldıklarını bilmiyorum. 'Evetçiler' iktidara her türlü desteklerini açmışlardı, biz yine onlara göre yanlıştık. Bugün bizzat hükümet yargıya ilişkin yapılan değişikliklerin yanlışlığını dile getirmeye başladı ve yargının bir cemaat tarafından ele geçirilmesinin altında o sistemin yer aldığını söylemeye, yani bizim söylediğimiz söylemeye başladı. Bu defa onu, o gün alkışlayanlar, 'Önce yıkmak lazım sonra bir şey kurarız' diyen, benim hep İstanbul'un işgali sırasındaki mütareke döneminin sözde aydınlarıdır benim gözümde. Onlar yine bize saldırıyorlar."

banner53
Yorumlar (0)
20
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?