banner39

Hükümetin tasarısı ceberrut anlayışın ürünü

MMG'ye göre Meclis'te görüşülen "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı" ceberrut devlet anlayışının en büyük örneği...

Güncel 06.03.2012, 09:34 17.05.2012, 13:57
Hükümetin tasarısı ceberrut anlayışın ürünü

Hamit Kardaş/ Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Mimar ve Mühendisler Grubu (MMG) Genel Başkanı Avni Çebi TBMM Komisyonu'nda görüşülmekte olan "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı" ile ilgili Dünya Bülteni'ne konuştu. 

Van Depremi sonrası ülkede oluşan duyarlılık sebebiyle bu kanunun hazırlandığını söyleyen MMG Genel Başkanı Çebi, kanunun çok aceleye getirildiğini düşündüğünü belirtti. Hazırlanmakta olan kanunun Türkiye'nin önümüzdeki 100 yılık süreçteki şehircilik anlayışının temelini oluşturacağını ifade eden Çebi, bu öneme sahip bir kanunun en az anayasa kadar önemli olduğunu kaydederken yasaya gereken önemin verilmediğini, ilgili sivil toplum kuruluşları ve gerekli mercilere danışılmadan hazırlandığını vurguladı. 

Yasa tasarısının bu haliyle ceberut devlet anlayışının bir ürünü olduğunu savunan Çebi, şunları söyledi: 

"Bu tasarı, Türkiye'deki tüm arazileri kullanma yetkisini Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na verirken aynı zamanda bu yetkinin hangi araç ve yöntemle kullanılacağını düzenliyor. Yasa ile şehir içerisinde kalan askeri binalar da bakanlığa devredilecek. 

Tasarının temel amacı yeni şehirler kurmak için arsalar oluşturmak, fakat bundan sonrası kanun metninde yer almıyor. Yani bu şehirler nasıl kurulacak, kurulurken nelere dikkat edilecek, bu konuda bir düzenleme yok. Oysa asıl sorun bundan sonra başlıyor. Çünkü Türkiye'nin bu konuda son yıllardaki sicili pek parlak değil. Çok katlı binalardan oluşan siteler yapıldı ve şehir projesi olarak önümüze bunlar konuldu. Ayrıca tasarıda kat karşılığı ifadesi var zaten. Bu da çok katlı binaların yapılacağının ipuçlarını veriyor." 

'MAHKEME YOLU KAPALI' 

Afet riski altında bulunan yerlerin yıkım işinin yasa ile belediyelere verildiğini ifade eden Çebi, yıkımlara itiraz yolunun kapalı olduğunu söyledi. Yasa Tasarısında oluşturulan arsaların doğru kullanımı için yeni yapılmış binaların da yıkılabileceğine yönelik düzenlemelerin de bulunduğunu belirten Çebi, şöyle devam etti. 

"Afet riski altında olan bölgelerde son yıllarda yapılmış, depreme dayanıklı raporu olan, analizleri yapılmış binalar var. Tasarı yasalaşırsa arazinin daha verimli kullanılması bahane edilerek bu binalar da yıkılabilecek. Beş yıllık, 10 yıllık krediler kullanarak bu evleri satın alanlar var. Bu evlerin yıkılması durumunda kalan kredileri kim ödeyecek, ev sahibi yeni yapılacak evin maliyetinin ne kadarını karşılamak zorunda olacak, ev sahibine ödemede ne gibi kolaylıklar sağlanacak, bu soruların cevabı tasarıda yok. 200 – 300 bin lira para verip, henüz bunun yarısını bile ödememiş bir insanın evini böyle bir gerekçe ile yıkmak, o insana çok büyük bir yük yükleyebilir." 

'BANKALAR İŞİN İÇERİSİNDE OLMAMALI' 

Yapılacak binaların arsa sahiplerine nasıl verileceği konusunun da tasarıda net bir şekilde belli olmadığını söyleyen Çebi, bu sorunun kesinlikle çözülmesi gerektiğini kaydetti. Tasarıda idarenin yeniden yapmak üzere evini yıktığı kimselerin maliyete nasıl katılacağı konusunun düzenlenmesi gerektiğini vurgulayan Çebi şu ifadeleri kullandı: 

"İdare, evini yıktığı kişilere yeni evini uzun vadeli ve faizsiz taksitlerle vermesi gerekiyor. Bu konuya bankaları karıştırmaması gerekiyor. Bu işten birilerinin rant elde etmesi engellemeli."

Bankaların konut kredilerinin yaygınlaşmasıyla konut fiyatlarının bir anda fırladığını belirten Çebi, Türkiye'deki fiyatların bu sebeple dünya ortalamasının üstüne çıktığını söyledi. Eskiden 10 yıllık kira bedelinin ev fiyatına denk geldiğini hatırlatan Çebi, bankaların ve bankalarla çalışan büyük konut üreticilerinin izlediği konut politikaları sebebiyle bu sürenin 25 – 30 yıla çıktığını kaydetti.

"Felaket tellallığı yapmak istemiyorum fakat dünyadaki birçok ülkede ekonomik krizin sebebi konut kredileridir." diyen Çebi, bu sorunun biran evvel çözüme kavuşması gerektiğini belirtti. 

'ŞEHİRLER İNSAN İÇİNDİR'

Türkiye'de son yıllarda her yerde çok katlı binaların yapıldığını hatırlatan Çebi, şehirlerin insanların ihtiyaçlarını karşılayabilmek için kurulması gerektiği ifade etti. Çebi, ideal şehirle ilgili şunları söyledi: 

"Bugün artık 30 – 40 katlı binalar dikiliyor ve insanlar böyle yerlerde yaşıyor. Büyük binalar güvenlik açısından zayıf yerlerdir. Allah korusun, bir savaş durumunda yüksek binalar çok kolay hedef olur. Öte yandan diğer afetlerde de yüksek binaların tahliye edilmesi çok zor ve zaman alan bir iştir.

Bugün birbirinden uzak siteler içerisine artık yüksek binalar yapılıyor ve insanlar burada yaşıyor. Çocuklar okullara servisle gidip geliyor, oysa bir çocuğun okuluna yürüyerek gitmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu, çocuğun özgüven kazanması için çok önemli. Yaşlı insanlar da yüksek binalarda rahat edememektedir. Yaşlı bir insanın zorlanmadan evinden çıkıp camiye, parka rahat bir şekilde gidebilmesi lazım fakat günümüz yüksek binaların oluştuğu sitelerde böyle bir imkan kesinlikle yok. Aynı şekilde yüksek binalar engelli insanımızın kullanımı için de uygun değil."

YENİ BİR ŞEHİRCİLİK TASAVVURU 

Türkiye'nin şehircilik tasavvurunun değişmesi gerektiğini belirten Çebi, ülkede en fazla dört katlı binaların olması gerektiğini söyledi. Arsanın verimli kullanılmasının çok katlı bina yapmak demek olmadığını vurgulayan Çebi şunları söyledi: 

"Diyelim ki Türkiye'de 25 milyon aile ve her ailenin 120 metrekarelik bir evi var. Tüm binaların 4 – 5 katlı olması durumunda cami, okul, hastane ve diğer sosyal alanların da hesaba katarsak Türkiye'nin yüzölçümünün yüzde 2'si bile etmez. Yüksek katlı binalar rant sahiplerine yarar fakat tüm binalar dört katlı yapılırsa yaşanılır şehirler ortaya çıkar."

KONYA'DA HOLLANDA'DAN DAHA ÇOK APARTMAN VAR 

Konya ve Hollanda'nın yüzölçümleri birbirine yakın. Konya'da 2 milyon, Hollanda'da ise 16 milyon insan yaşıyor." diyen Çebi sözlerini şöyle sürdürdü: 

"Buna rağmen Konya'da daha fazla apartman var. Hollanda şirin müstakil evleri ile meşhur. Konya büyüklüğünde bir alana hem az katlı evler yapmışlar, hem de her türlü hayvancılık ve tarım faaliyetlerini devam ettiriyorlar." 

Çebi çok katlı binaların gelişmişlikle ve arazilerin verimli kullanılmasıyla ilgisi olmadığını, Türkiye'nin iki katı nüfusa sahip Japonya'da bile Türkiye'den daha çok müstakil bina olduğunu söyledi. 

'TARİHİ SİLUET KORUNMALI' 

Şehirler kurulurken tarihi yapıların korunması gerektiğini ifade eden Çebi, şunları söyledi: 

İstanbul'da Ayasofya ve Sultanahmet Camii'nden oluşan silueti bozan binalar yapıldı, sonradan 'fark edememişiz' dendi. Sonraları tarihi yarımadada yapılacak binalara yükseklik sınırlaması getirildi fakat bu, tüm Türkiye için geçerli olmalı. Örneğin Mardin'in tarihi taş evlerinin önüne yüksek bina yapılmaması için şimdiden gerekli düzenlemelerin yapılması gerekiyor." 

Çebi son olarak şehirlerin insanlar için olduğunu, insanların ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde planlanması gerektiğini belirterek gelecek nesillere daha iyi şehirlerin miras kalması gerektiğini söyledi.

Yorumlar (5)
hakkı 10 yıl önce
Bilmem ki ne eksik enfes bir helva yapmak için, bilmem ki ne eksik. Yetişmiş insan var. Diyaloğa aç, açık bir toplum var. Huzurda var hamdolsun. Müthiş bir insan eksenli kültür var. Dinimiz desek fevkalade hassas bu konularda, kul hakkı konusu var. İyi de ne yok beyler bayanlar ne yok...?
hakkı bilen 10 yıl önce
Şehirler yüksek katlı apartmalar ile güzelleşmez. Şehir doğa ve tarihi dokuya uygun yapılar ile daha yaşanabilir. Yasa acaleye getirilip birilerine rant mı sağlanmak isteniyor?
Ali Ruşen 10 yıl önce
Değerlendirmeler gerçekten yerinde. insan merkezli yaklaşımların dile getirilmesi ne kadar güzel. Bir de bunların uygulandığını ve yaygınlık kazandığını düşünün. MMG'ye çalışmalarında başarılar.
hasan 10 yıl önce
50 katlı bir binada yaşayan insan, insan gibi yaşadığını söyleyebilir mi ? 50 katlı bir binada oturmak isteyen biri, insan gibi düşündüğünü söyleyebilir mi ? böyle düşünenlere tavsiyem, insan fıtratına, yaratılışına uygun bir yaşamı düşünüp savunmalarıdır.insan olan evde yaşar, mahremiyeti olan, o insana has, onunla bütünleşen, bahçesi olan, bahçesinde ağacı olan bir evde, nezih bir çevrede..
maaruf 10 yıl önce
sayın başkanın bu duyarlılığını kutluyorum dün kapitalist kitlenin rant kavgası yaşanıyordu bugün müslüman elitlerin daha insafsızca rant kavgası var metrekare birim fiyatı lüks dairede 700 tlyi geçmezken bugün 3000- 5000 tlye satılmaya başlanmıştır önü uçurum dipsiz bir kuyu medyanın para karşılığı sürekli şişirilmiş yalan inşaat haberlerle insanları teşvikide işin cabası bu bir soygun resmen
23
az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?