banner39

İnce'nin Pensilvanya çıkışlarının asıl nedeni ne?

CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin FETÖ elebaşı Gülen'in iadesiyle ilgili ortaya attığı iddiaları UMED Başkanı Değirmenci ve Yazar Kızıltaş'a sorduk

Güncel 04.06.2018, 10:28 04.06.2018, 17:25
İnce'nin Pensilvanya çıkışlarının asıl nedeni ne?

Gazeteci Yazar Ekrem Kızıltaş ve Uluslararası Medya Enformasyon Derneği (UMED) Başkanı Aslan Değirmenci, Muharrem İnce’nin Pensilvanya iddiaları üzerine yaptıkları söyleşide İnce’nin ve CHP’nin siyaset değil, psikolojik savaş yürüterek zihinleri etkilemeye çalıştıklarına dikkat çekti

İkilinin yaptıkları görüşmede Takvim Gazetesi Yazarı Ekrem Kızıltaş, “Türkiye ne kadar belge gönderirse göndersin Fetullah Gülen’i iade etmeyi aklının ucundan bile geçirmez” derken, Aslan Değirmenci, “Muhalefete düşen görev; antiemperyalist bir duruş sergileyip hükümetin yanında durup, ABD’ye karşı bir duruş, bir onurlu tavır ortaya koymaktır” ifadesinde bulundu.

İşte Takvim Gazetesi Yazarı Ekrem Kızıltaş ve UMED Başkanı Aslan Değirmenci ile yapılan söyleşi:

CHP Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce’nin Pensilvanya iddiası gündemin ateşini yükseltmek mi, amaç nedir?

Ekrem Kızıltaş: Muharrem İnce’nin FETö’nün iadesi konusunda hükümetin gereğini yapmadığı gibisinden sözleri aslında ortalığı karıştırmak için herhangi bir bilgiden falan hareketle değil de sadece zevzeklik yapmak amacıyla söylenmiş sözlere benziyor daha çok. Bu tamamen zannediyorum kampanya sırasında söyleyebilecek herhangi bir söz bulamayan Muharrem İnce’nin işte, ortalığı belki biraz hareketlendirmeye yönelik yaptığı bir şey.

Aslan Değirmenci : Sayın Muharrem İnce Sayın Erdoğan’a alternatif olamadığını biliyor. Muharrem İnce, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a rakip olamayacağının da farkında. Alternatif ve rakip olamayınca gündelik polemiklerle gündemde kalmaya çalışıyor. Pensilvanya’nın taktikleri kullanılıyor, Pensilvanya üzerinden suçlama yapmaya kalkılıyor. Bu tipik bir CHP geleneğidir. Vatandaşa öneri getirmezler. Çözüm üretmezler. Projeleriyle değil suçlamalarıyla gündemi meşgul ederler. Bazen tersten propaganda bazen gri propaganda ile zihinleri etkilemeye çalışırlar. Yani siyaset değil, psikolojik savaş yaparlar. Materyalleri bazen yalan, bazen iftira bazen de kurgu olur. Gerçeğin peşine düşemezler. Çünkü gerçek onlara defalarca yüzünü dönmüştür. Onlar sandık gerçeğinde yoklar. Onlar milletin gerçek dünyasına girememişler. Halkın değil elitlerin, oligarşinin partisi olmuşlar. Ak Parti’nin kuruluşuna değil, daha yakın tarihe bakalım: 2010 yılından beri 2 halk oylaması, 3 genel seçim, 2 yerel seçim ve bir cumhurbaşkanlığı seçimi kaybeden bir anlayıştan söz ediyoruz. CHP’nin ve Muharrem İnce’nin siyaset anlayışı, eskiye dönüş. Özlemleri eski Türkiye. Onun için kazanımları hedef alıyorlar, yeni olan ne varsa karşı çıkıyorlar. Ve tabi bu karşı koyuşu ilkeler ışığında değil karanlıktan beslenerek yapıyorlar.

FETÖ elebaşı F. Gülen’in vatandaşlıktan çıkarılması, iade sürecini nasıl etkiler?

Ekrem Kızıltaş: Fetullah Gülen ile alakalı Türkiye Cumhuriyeti’nde yapılan uygulamaların iadesi sürecini nasıl etkileyeceği mesela vatandaşlıktan çıkarılmasının ne gibi şeylere sebebiyet verebileceği karmaşık bir konu. Çünkü bu ülkeyle aramızdaki anlaşmaların ve mevzuatın ne tür etkilere açık olduğunu bilmek gerek ama zaten teorik olarak ABD’nin Fetullah Gülen’i iade etme ihtimalinin son derece zor olduğunu düşünürsek bütün bu detayların pek bir anlamlı olmadığını söyleyebiliriz.

Aslan Değirmenci: Çoğu hukukçuya göre vatandaşlıktan çıkarılması iade sürecini olumsuz etkilemiyor. Olay net ve Türkiye’nin yargılama hakkı sonuna kadar bir hak. Hatta bu karar iadeyi sağlamak için zorlayıcı bir yol, baskı olarak da değerlendirilmelidir.

Hükümet, Gülen’in iadesine yönelik neler yapıyor?

Ekrem Kızıltaş: 2016’dan beri en azından daha öncekileri bir kenara koysak bile Fetullah Gülen’in iadesi için ABD’ye defaatle bir takım belgeler gönderildiği işte mesela bir ara 80 kolilik evrak gönderildiği Türkiye’de herhalde ortaokul çocuklarının bile bildiği bir şey.

Aslan Değirmenci: Ben hükümet temsilcisi değilim ama bir gazeteci olarak adalet bakanlığımızın Gülen'in ABD'den iadesiyle ilgili çok kapsamlı bir dosya hazırladığını biliyoruz. Uluslararası sözleşmeler ve iade sözleşmelerini dikkate alan adalet bakanlığı tüm girişimlerini yaptı. Çalışmalar Dışişleri Bakanlığı'mızla organize yürütüldü. Tüm bu çalışmalar sonucunda 4’ü 15 Temmuz darbe girişimi öncesi faaliyetlerini, 3’ü ise darbe girişimi sonrasını kapsayan toplam 7 iade talebinde bulunulduğunu da biliyoruz. FETÖ tarafından gerçekleştirilen usulsüz dinlemeler, deliller, sınav hırsızlığı dosyasından FETÖ Çatı soruşturması, Genelkurmay Çatı davası ve suikast girişimi dosyasına kadar bir çok dosya ABD’li yetkili kurumlara teslim edildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın FETÖ'nün darbe girişiminin İstanbul ayağına ilişkin soruşturma kapsamında hazırladığı dosya da verildi. Daha ne yapılacak?

ABD, Fethullah Gülen’i yakın zamanda iade eder mi?

Ekrem Kızıltaş: Çıplak bir bakışla şunu söylemek gerekiyor ki ABD eğer Fetullah Gülen’i Türkiye’ye iade ederse dünyanın değişik ülkelerinde kullandığı benzer şekildeki insanlar nezdinde itibarını kaybeder güvenilir olma özelliğini kaybeder dolayısıyla bence mevzuat ne kadar uygun olursa olsun şartlar ne kadar uygun olursa olsun Türkiye ne kadar belge gönderirse göndersin ABD benzer durumda kullandığı insanların güvenlerini kaybetmemek için zannediyorum Fetullah Gülen’i iade etmeyi aklının ucundan bile geçirmez. Gülen meselesi Amerika’nın tıpkı dünyanın birçok değişik ülkesinde kullandığı diğer insanlar gibi kullandığı ve kullandıktan sonra belki hemen çöpe atmayıp bir süre daha katlandığı bir mesele olarak herhalde varlığını sürdürmeye devam eder.

Aslan Değirmenci: İade edilmemesi için normal şartlarda yani evrensel hukuk gereği hiçbir engel yok. Tek engel ABD bir dolara satın aldığı terör örgütünün elebaşısını iade etmek istemiyor. FETÖ'cü hainleri kullanıp, ülkemizi teslim almaya kalkışan emperyalizm süreci uzatıyor. Süreci uzatarak FETÖ’nün yeniden toparlanmasını planlıyor, örgütün tabanının tümüyle dağılmasını engellemeye çalışıyor. Ancak Türkiye’de ki irade ve kararlılık bu planı bozar. Türkiye ile ABD arasında suçluların geri verilmesi ve ceza işlerinde karşılıklı adli yardımlaşma anlaşması bulunmasına rağmen ABD’nin, halen adım atmamasını başka şekilde yorumlayamıyorum. Muhalefet ABD’nin bu illegal tavrını gündeme getireceğine hükümetimizi suçluyor. Bu bir akıl tutulmasıdır. Darbe ana dosyasından, Genelkurmay çatı davasına hatta sınav sorularının çalınmasına yönelik soruşturmaya kadar ABD detaylı bilgilendirilmesine rağmen FETÖ’ye sahip çıkıyor. Muhalefete düşen görev; antiemperyalist bir duruş sergileyip hükümetin yanında durup, ABD’ye karşı bir duruş, bir onurlu tavır ortaya koymaktır.

Kaynak: Bizim Haber Merkezi (BHM) - Merve Bulut 

banner53
Yorumlar (0)
20
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?