Türk aileye Hitler Nazizmini aratmayan muamele

Almanya’da, Türkleri hedef alan Hitler Nazizmini aratmayan uygulamaların bir yenisi daha yaşandı. Türkiye sevgisini açıkça ifade eden 7 kişilik Akyüz ailesinin evi basıldı. Kameralar eşliğinde çırılçıplak arandıktan sonra el ve ayaklarına pranga vurulan aile üyeleri Türkiye’ye yollandı.

Türk aileye Hitler Nazizmini aratmayan muamele

Almanya’da Hitler dönemini aratmayan uygulamalara bir yenisi daha eklendi. Türkiye sevgisi dolayısıyla Alman makamları tarafından fişlenen 7 kişilik Akyüz ailesi, kan donduran bir muameleyle Türkiye’ye deport edildi. Evleri basılan aile kameralar eşliğinde çırılçıplak arandıktan sonra el ve ayaklarına pranga vurulup Türkiye’ye yollandı. Skandal, Sontra kasabasında patlak verdi. Daha önce haklarında hiçbir tahkikat bulunmayan Akyüz ailesinin evi geceyarısı 02.30’da basıldı.

Kapıyı kırıp eve giren yüzleri maskeli otomatik silahlı onlarca Alman polisi evi talan etti. Mahmut Akyüz, eşi Fatma Akyüz ve çocukları Ferdi (19), Bilal (18), Mesut (17), Sahra (15) ve Muhammed (13) gözaltına alındıktan sonra sınırdışı edildi. İstanbul’a gelene kadar her aşamada insanlık dışı muameleye maruz kaldıklarını belirten Mahmut Akyüz, yaşadıkları dehşeti Yeni Şafak’a anlattı:

KAPIYI KIRIP İÇERİ DALDILAR

Gece 02.30’da onlarca polis arabası ve 2 ambulans kapımıza dayandı. Biz yatıyorduk, en dış kapıyı delerek, evin kapısını da kırıp içeri girdiler. Bağırıp çağırmaya başladılar. 13 ve 15 yaşındaki çocuklarım korkudan yataklarından bile çıkamadı, çığlıklar attılar. Benim yattığım odaya girdiklerinde daha ne olduğunu anlamadan 4-5 polis koluma yapıştı. “Ne oluyor, ne yapıyorsunuz” dedim... Sınırdışı edileceğimi söylediler. Gerekçesini sordum, “Avukat tutacağım” dedim ama kimse dinlemedi, susturdular. Ellerim ve ayaklarımdan prangaladılar, eşimi de aynı şekilde bağladılar. Oğlum Bilal “Bırakın annemi, ne suçu var, ne yapıyorsunuz” diye karşı çıktı, onu da bağladılar. Evi talan ettiler. Sonra her birimizi ayrı bir arabaya attılar. Kızım çığlık atınca onu tehdit ettiler. Beni de “Sen biliyorsun ne yaptığını” diye kafa sallayarak tehdit ettiler. Polisler Alman oldukları halde Türkçe kod isim kullanıyorlardı. “Siz Türk olamazsınız” dedim, Almanca “Konuşma kötü olacak” cevabını verdi.

ELİMİZİ AYAĞIMIZI BAĞLADILAR

Bizi alıp Frankfurt Havalimanı’na götürdüler. Yolcu kapısından değil, başka bir kapıdan soktular. Orada da 50’den fazla polis karşıladı bizi. İçeri girer girmez “Soyun” dediler. Evde aradıklarını söyledim, direndim, zorla soymaya çalıştılar. “Türk” diye hakaretler, küfürler yağdırdılar. Çırılçıplak soyunmak zorunda kaldım, eşimi ve çocuklarımı da çırılçıplak soydular. O halde kameralara çekip aradılar. Paramızı, saat ve telefonlarımızı aldılar. Evimizden hiçbir şey alamadan uçağa bindirildik. Uçakta da ellerimiz-ayaklarımız bağlıydı. 25’e yakın polis de bizimle geldi. Yolculuk süresince başımızda dikildi, nefes bile aldırmadılar. Aç-susuz Türkiye’ye getirip Türk polisine teslim ettiler. Şimdi İstanbul’da kardeşimin yanındayım. Almanya’da avukat tuttuk, ne yapacağımızı bilmiyoruz.

Erdoğan’a hakaret etti, yüzüne tükürdüm

Alman makamları sınırdışı için gerekçe göstermese de Mahmut Akyüz’ün anlattıkları, olayın doğrudan “Türkiye ve Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı” olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’ye olan sevgilerini hiçbir zaman gizlemediklerini anlatan Akyüz, zaman zaman bu yüzden gayriresmi uyarılar aldıklarını söyledi: “Ben mahkemelerde tercümanlık yapıyordum. Sığınma başvurusu yapan bir Türk’ün davasında da tercüman oldum. Sözlerinden FETÖ’cü olduğunu düşündüğüm birisi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve Türkiye’ye suçlamalar yöneltiyordu. Ben de ‘Yalan söyleme utanmıyorsun da’ diyerek yüzüne tükürdüm. Bu biraz sorun oldu. Sonra oğlum Türkiye’nin ve Fenerbahçe’nin maçlarında evimize dev Türk bayrağı astığı için uyarılmıştık. Yine oğlumun giydiği ay-yıldızlı tişört dolayısıyla da yabancılar şubesinde örtülü olarak tehdit edilmiştim. Almanlar bunlara çok dikkat ediyor. Türkler inanılmaz baskı altında...”

Kaynak: Yenişafak

banner53
YORUM EKLE

banner39