İslam'ın değerleri meta değildir

Kurban Bayramı'nın yaklaştığı şu günlerde insanların gündeminde kurban alım satımlarının olduğu görülüyor. Ancak başta kurban olmak üzere İslam'ın hiçbir ibadetinin bir meta gibi değerlendirilmemesi gerektiği belirtiliyor

İslam'ın değerleri meta değildir

Bir ticaret terimi olarak metâ (çoğulu emtiâ) "satılmak amacıyla üretilen, alınır satılır mal, ticaret malı" olarak tanımlanır. Sıkça geçtiği şekliyle Kur'ân'da ise bu terim, "insanların istifade etmesine elverişli nimet ve imkânlar için kullanıldığı" gibi bizatihi dünya için de kullanılıyor: “Dünya hayatı, aldatıcı bir metâdır” (3/185; 57/20).

1900'lü yılların başından itibaren metânın, reklamlarla parlatılarak (özellikle Edward Bernays ve Ernest Dichter maharetiyle) bir ihtiyaçtan çıkıp haz almaya yönelik "şeylere" dönüşmesine şahit oldu insanlık. Metânın, geleneksel yöntemlerle, bir insanın, ustanın elinden az sayıda (arz-talep dengesi içinde) çıkıp da bir kişinin, bir ailenin ihtiyacını karşılıyor olma hikâyesi ne yazık ki, mutlu sonla bitmedi.

Endüstriyelleşmeyle birlikte fabrikalar, -dünyanın kaynaklarını, işçinin emeğini sömürmek pahasına- durmaksızın metâ üretmeye başladı ve her sene farklı bir model üretildi. Buna paralel olarak reklamcılar da toplumları bu metâya ihtiyaçları olduğuna iknâ etmeye uğraştılar ve bunda da başarılı oldular. Reklamlar bize, bir sene önce aldığımız eşyadan tiksinme, yenisini alma şehvetini aşıladı, biz farkında olmadan.

Kendi ekonomik sistemini kaybeden; terazisi adâlet ve hak temelli, faizsiz, emeğe dayalı ama emek sömürüsüz "pazarını" unutan Müslümanlar da hâliyle bu değişim içinde eridi gitti. Reklamlar, zihinlerle beraber ruhları da dönüştürdü. Düşünsenize, 70'li-80'li hatta 90'lı yıllarda tatil nedir bilmeyen Müslümanlar, 2000'lerden sonra tatil yapmak için bankadan ihtiyaç kredisi çeker hâle geldiler.

Devamını okumak için TIKLAYINIZ

Güncelleme Tarihi: 17 Ağustos 2018, 11:39
YORUM EKLE

banner33

banner37