banner39

İslam Ülkeleri Kanaat Önderleri Forumu yapıldı

Bu sene altıncısı yapılan İslam Ülkeleri Kanaat Önderleri Forumu, "Kudüs'e özgürlük" 35 ülkeden çok sayıda alim ve siyasetçinin katılımıyla yapıldı

Güncel 23.10.2014, 16:39 23.10.2014, 16:39
İslam Ülkeleri Kanaat Önderleri Forumu yapıldı

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

6. İslam Ülkeleri Kanaat Önderleri Forumu, 35 ülkeden aydın, siyasetçi ve kanaat önderlerinin katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirildi.

Kaya Ramada Otel’de 2 gün süren forum, "Kudüs'e özgürlük" vurgusuyla açıldı. Filistin İslami Hareket Başkan Yardımcısı Şeyh Kemal Hatib açılış konuşmasında "Kudüs işgal altındaysa Filistin'in manası yoktur. Siyonistler kutsal şehrin hüviyetini silmek istiyorlar" dedi. Hatib, Müslüman ülkeleri Kudüs’ün özgürleşmesini sağlamak için bir araya gelmeye çağırdı.

Forum, "Filistin'de Yahudi Yerleşimleri ve Kudüs’ü Bekleyen Tehlike", "Suriye Nereye Gidiyor", "Irak’ta Siyasi Boşluk" ve "Arap Baharı’nı İşlevsiz Kılma Çabaları" gibi oturumlarla bugün de devam etti.

KURTULMUŞ: İKTİSADİ VE SİYASİ KRİZ VAR

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, 6. İslam Ülkeleri Kanaat Önderleri Forumu'nda yaptığı konuşmada, Türk Arap İlişkileri Merkezi'nin düzenlediği toplantının sonuçlarının hayırlı olmasını ve İslam dünyasının karşılaştığı sorunların çözümüne ışık tutacak fikirlere ev sahipliği yapmasını diledi.

Dünya tarihi bakımından önemli bir süreçten geçildiğine dikkati çeken Kurtulmuş, dünyada devam etmekte olan bu değişim sürecinin daha uzun bir süre devam edeceğini ve sadece İslam coğrafyasını değil, dünyanın birçok yerini yakından ilgilendirecek sonuçları da ortaya çıkaracağına inandığını dile getirdi.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, dünyanın Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra yeni bir döneme girdiğini, sürekli değişerek, yenilenerek, kendi içerisinde çalışmalar üreterek bu günlere kadar gelindiğini anlatarak, "Birinci Dünya Savaşı'ndan önce dünyada asırlardır süren Osmanlı barışı dönemi egemen oldu. Pax Ottomana sırasında Balkanlar'da 4 asır, aynı şekilde Orta Doğu'da yaklaşık 4 asır farklı mezhepler ve etnik kökenlerden insanlar barış içinde yaşadı. 17. yüzyılın sonundan itibaren Osmanlı Devleti'nde başlayan iç problemler, arkasından yine 17. yüzyılda başlayıp, 19. yüzyılda hızlanarak devam eden Avrupa kıtasındaki gelişmeler, 20. yüzyılın başına 19. yüzyılın sonuna geldiğimizde yeni bir dönemi zorunlu kıldı" ifadelerini kullandı.

Bugün küresel ölçekte karşılaşılan İslamofobyanın 1990'larda pratik olarak başladığını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Böylece yeni bir düşman, yeni bir rakip, yeni yok edilmesi gereken güç olarak İslam coğrafyası, ta Fas'tan Endonezya'ya kadar devam eden geniş coğrafyada var olan İslam coğrafyası, maalesef birileri tarafından düşman, öteki ya da kendisiyle mücadele edilmesi gereken bir topluluk olarak görüldü. Ne yazık ki günümüze geldiğimiz bu süreçte, bir taraftan son derece karanlık odakların ortaya koyduğu İslamofobya ve bunun dünyanın dört bir taraftaki lobileri, diğer tarafta İslam'ın kötü imajları yani terörle adam öldürmeyle baskıyla cinayetle eşdeğer hale getirilmeye çalışılan İslam anlayışı... Bugün İslam coğrafyasında ikisi birlikte Müslüman kitleleri tehdit eden önemli bir unsur haline geldi."

Kurtulmuş, Ruanda, Bosna Hersek, Çeçenistan, Suriye, Afganistan, Myanmar, Mısır ve dünyanın birçok yerinde hayatını kaybedenlerin sayısının İkinci Dünya Savaşı'nda ölenlerden fazla olduğunu söyledi.

Suriye'de yaklaşık 250 bin insanın öldürüldüğünü ifade eden Kurtulmuş, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin, oradaki ülkelerin bir kısmı desteklediği için Suriye rejiminin elini kolunu bağlayacak bir karar alamadığını vurguladı.

"Mısır'daki antidemokratik askeri baskı rejiminin yaptığı baskılar, hangi uluslararası sistem araçlarıyla ne şekilde durdurulacak? Ya da bırakın İslam coğrafyasını, Batı dünyasının tam da göbeğinde olan Ukrayna'daki krizi nasıl, hangi araçlarla çözeceksiniz?" diye soran Kurtulmuş, dünyanın, problem çözme yeteneğini kaybettiğini aktardı.

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, "Dünya sadece iktisadi olarak değil, siyasi olarak da büyük krizler döneminin içine girmiştir. Onun için bu krizler dönemi eski sözler, eski usuller, kurumlarla çözüm üretemez. Bu krizler döneminden çıkış için yeni bir ses, medeniyet, soluk ve çözümler paketine ihtiyaç vardır. Bu çözüm paketini ortaya koyacak en önemli medeniyet havzası da bizatihi İslam coğrafyasının kendisidir" diye konuştu.

banner53
Yorumlar (0)
20
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?