banner39

Kaldırım taşlarını bakır rengine boyamışlar

İsviçre merkezli firmanın dolandırılması davasında tanıklar dinlendi. Tanık T.B, "Biz bu malzemenin net olarak kaldırım taşı olduğunu tespit ettik ancak etrafı bakır rengine boyanmıştı" dedi.

Güncel 12.12.2022, 12:42
Kaldırım taşlarını bakır rengine boyamışlar

Çin'de faaliyet gösteren İsviçre merkezli firmayı, saf bakır yerine kaldırım taşı göndererek dolandırdıkları iddia edilen 16 sanığın yargılandığı davada tanıklar dinlendi.

Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesindeki ilk duruşmaya 10 tutuksuz sanık, bazı tanıklar ile taraf avukatları katıldı.

Duruşmada tanık olarak dinlenen T.B, liman işletmesinde operasyon memuru olarak çalıştığını söyledi.

Konteyneri gümrükçü arkadaşlarıyla açtıklarını anlatan T.B, "Açmadan önce de her iki konteynerde aynı mühür numarası mevcuttu. Biz o tür durumlarda konteyneri açmıyoruz. Vardiye amirimize haber verdik. Kendisi maillere baktı. Yazışmaları gördü ve acentenin onayını gördükten sonra açabileceğimizi söyledi. Konteyneri açtık. İçerisindeki eşyaların devrilmiş olduğunu, paletlerin bozulmuş olduğunu gördük. İçinde kaldırım taşı olduğunu gördük. Açma kapama tutanağında eşya cinsi yazmıyordu. 'Ben ne gördüysem onu yazarım?' dedi. Oraya kaldırım taşı yazıldı. Ben de eşya hasarlı olduğu için tutanak tutulması yönünden fotoğraflarını çektim." diye konuştu.

İşlemler sırasında gümrük müşavirliği çalışanlarından "Bora" ve "Çağrı" isimlerindeki iki kişinin de orada olduğunu dile getiren T.B, "Biz bu şekilde konteynerin içinde kaldırım taşı olduğunu gördükten sonra ofise giderken Bora veya Çağrı'dan biri, hangisi bilemiyorum. Yorum yaptı, 'Bu bakırın ham maddesidir' dedi. Ancak biz konteynerde bildiğimiz kaldırım taşı olduğunu belirttik. Biz bu malzemenin net olarak kaldırım taşı olduğunu tespit ettik ancak etrafı bakır rengine boyanmıştı." ifadelerini kullandı.

Söz verilen sanıklardan Çağrı Koçoğlu, ailesinin kuyumcu olduğunu belirterek, bundan dolayı ve bakırın yer altından çıktığı için tanığa bu maddenin bakır olabileceğini söylediğini iddia etti.

Tanık M.Y. ise işin nakliyesini yapan taşımacılık firmasının sahibi olduğunu, bu nakliye işine sanıklardan Dursun Çokyiğit ile konuşarak başladığını söyledi.

Çokyiğit'in uzaktan akrabası olan A.K. vasıtasıyla arada işin yürütüldüğünü belirten Yılmaz, "Bu işin aşağı yukarı 4 bin ton bakır olduğunun, 180-185 konteyner taşımaya tekabül ettiğinin, günlük 10 araç yükleneceğinin beyanında bulunuldu. Biz taşımaya başladık." dedi.

Malın bakır olmasından dolayı personellerine kesinlikle otoban dışına çıkılmayacağı, lastik dahi patlasa önce polisin sonra kendilerinin aranacağı şeklinde uyarılar yaptığını anlatan M.Y, sonrasında sevkiyatın gerçekleştiğini ifade etti.

Sigortanın ve mali şube komiserlerinin iş yerine geldiklerinde bu malın sevkiyatı ve taşın nereden alınabileceğiyle alakalı sorular sorduklarını aktaran M.Y, şunları kaydetti:

"Ben de bildiklerimi anlattım. Taşın nereden alındığı ile ilgili bilgim olmadığını bildirdim. İki adet konteynerin içinin açıldığını, bu konteynerin içinden bakır çıktığını, mühür yanlışlığından dolayı çıktığını sigortaya beyanda bulundu. Benim araçlarımın bu konteynerleri dışarı çıkartmadığını söyledim. Çıkartan plakaların nasıl tespit edebileceklerini sordular. Ben de konteyner numaralarından tespit edebileceklerini söyledim. İki adet konteynerin 15.30'da limandan çıktığı ve 17.15 sıralarında limana geri girdiği, bu konteynerlerin Çorlu'ya gidip geri döndüğü bana söylendi. Ben de bunun mümkün olamayacağını zira sürenin buna yetmeyeceğini belirttim. Ancak muayene memuru buna 'görüldü kaşesi' vurmuş. Gümrüklerde, limanlarda usulsüz de olsa mal açılıp görülmeden 'görüldü' işlemleri yapılabilmektedir. Beni sıkıntıya soktukları için iki firmadan şikayetçiyim."

Mahkemede, diğer sanıklar aleyhlerine olan beyanlarını kabul etmedi.

Duruşma, eksikliklerin giderilmesi için ertelendi.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, 1-26 Haziran 2020'de İsviçre merkezli firma ile sanıklar Hasan Kayacıköse ve Soner Çokyiğit'in ortak olduğu firma arasında saf bakır alım satımına ilişkin sözleşme tanzim edildiği aktarılıyor.

Yapılan anlaşma neticesinde saf bakırın suçtan zarar gören İsviçre merkezli firmanın faaliyet gösterdiği Çin'in Lianyungang kentine gönderileceği belirtilen iddianamede, bunun karşılığında 36 milyon dolar ödemenin yapılacağı anlatılıyor.

İddianamede, firmalar arasında anlaşmaya konu saf bakırların Tekirdağ'daki fabrika binasından yüklendiği, yüklemeler esnasında mühürleme işlemenin tamamlanarak Ambarlı Limanı'ndan 8 ayrı sevkiyatın Lianyungang'a gönderildiği ifade edilerek, bu gönderim sonucunda da 36 milyon dolar ödeme yapıldığı kaydediliyor.

Firmaya sevkiyatın ulaştığı esnada konteynerlerde saf bakır yerine maddi değeri olmayan kaldırım taşı bulunduğuna işaret edilen iddianamede, bunu gönderen firmanın resmi ve gayri resmi ortaklarının sanıklar Hasan Kayacıköse ve Soner Çokyiğit olduğu belirtiliyor.

Suçtan zarar gören firma vekillerinin sunduğu dilekçeler kapsamında da sanıkların benzer mahiyette farklı şahıslara yönelik aynı nitelikte eylemlerinin bulunduğu ve haklarında kovuşturma aşamasında devam eden davalarının olduğuna dikkati çekilen iddianamede, "Sanıkların birbirleriyle daha önceye dayalı tanışıklıklarının bulunması, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte şirket uhdesinde gerçekleştirmelerinin yasal bir yüz kavuşturma çabasından öteye geçmediği ve cumhuriyet tarihinde bir kişiye yönelik olarak en yüksek miktarlı dolandırıcılık ve sahtecilik olayının gerçekleştirilmesinin nevi gereği bir hiyerarşik yapıyı içinde barındıracağı hususu aşikardır." değerlendirmesi yapılıyor.

İddianamede, sanıklar Kayacıköse ve Çokyiğit hakkında "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "nitelikli dolandırıcılık” ve "zincirleme olarak özel belgede sahtecilik"ten 11 yıl 3'er aydan 33 yıl 3'er aya kadar hapis cezası isteniyor.

Sanıklar Saime Çokyiğit, Dursun Çokyiğit, Muammer Karaman, Orhan Mollaoğlu, Ferhat Ulusoy, Başak Yeşilbaş, Sinan Çokyiğit, Ufuk Çatalbaş, Tayfun Gıcır, Ramazan Öner ve Vedat Ulusoy'un "örgüte üye olma", "nitelikli dolandırıcılık" ve "zincirleme olarak özel belgede sahtecilik" suçlarından 9 yıl 3'er aydan 29 yıl 3'er aya kadar hapsi isteniyor.

Diğer sanıklar Sedat Uzun, Çağrı Koçoğlu ve Bora İbiş hakkında da "örgüte üye olmamakla birlikte yardım etmek", "nitelikli dolandırıcılık" ve "zincirleme olarak özel belgede sahtecilik" suçlarından yine aynı miktarda hapis cezası talep ediliyor.

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?