banner15

'Kara Kıta'dan İstanbul'a bir zamane dervişi

Fransa'da psikoloji okuduktan sonra Kongo'ya dönen müzisyen Enzo Ikah, ülkesinde gördüğü yanlışları şarkıları aracılığıyla dünyaya duyurduğu için hükümetin tepkisini çekerek, 10 yıl hapse mahkum edildi. Ikah'ın mücadelesi İstanbul'da devam ediyor

'Kara Kıta'dan İstanbul'a bir zamane dervişi

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Ülkesi Kongo'da bestelediği şarkı nedeniyle aldığı cezanın infazı için cezaevine götürülürken kaçan ve transit vizesi olmadığı için 8 yıldır İstanbul'da kalan Enzo Ikah'ın en büyük hayali, ülkesinde açlık ve cehalete mahkum edilen çocuklara yardım elini uzatabilmek...

Enzo Ikah, Kongo'da sabotaja uğrayıp düşürülen bir uçağın pilotu olan babası ve hostesi olan annesini kaybettiğinde, 4 aylıktı. O yıllarda, babasının çok sevdiği, hatta onun ismini verdiği papaz arkadaşı, İtalyan Lorenzo, henüz bebek olan Enzo'yu evlat edindi. Anneannesinin yürüttüğü hukuk mücadelesini kazanması sonucu Enzo, Lorenzo'nun yanında sadece 5 yıl kalabildi.

Çocukluk yıllarını anneannesinin yanında Kongo'da geçiren Enzo Ikah, 11 yaşında yaramazlık yaptığı için temizlik cezası aldığı kilisede gördüğü akordeonu çalmak isteyince müzikle tanıştı. Ikah, önce akordeon, ardından da gitar çalmaya başladı.

Yükseköğrenim için Fransa'ya giden Ikah, Sorbonne Üniversitesi'nde önce psikoloji eğitimi aldı, ardından da aynı üniversitede yüksek lisans yaptı. Bir yandan da müzikle ilgilenmeye devam eden Enzo Ikah'ın hayatını da ülkesi Kongo'ya döndükten sonra bestelediği bir şarkı değiştirdi.

O yıllarda dünyada yüzde 80 oranında Kongo'da çıkarılan koltan adlı maden ocağında çocukların çalıştırılması ve minicik yüreklerin o madende hayatlarını kaybetmesine tepki gösteren, faaliyetleri nedeniyle hükümeti eleştiren Ikah, bestelediği parçayla tepkileri de üzerinde topladı.

2009 yılında gözaltına alınan ve işkenceyle dişleri sökülen Ikah, 10 yıl hapse mahkum edildiği cezaevine götürülmek üzereyken, askerlere rüşvet vererek kaçtı. O günlerde Fransa'ya direkt sefer düzenleyen uçakta yer bulamayınca, İstanbul üzerinden aktarma yapmaya karar veren Enzo Ikah'ın hesaplarını, "transit vize" bozdu. Uçağı indikten sonra transit vizesi olmadığı için Fransa'ya gitmesine izin verilmeyen Ikah'ın önce Kongo'ya geri gönderilmesine karar verildi, ancak ülkesine dönerse tutuklanacağını ve ömrünün kalanını cezaevinde geçireceğini bilen Ikah, mülteci olarak Türkiye'de kalmak istedi.

78 gününü Yabancılar Şubesi'nde geçiren, ardından da Karaman'a gönderilen Enzo Ikah, bir yolunu bulup İstanbul'a dönmeyi başardı. Cebinde parası olmayan, dil bilmeyen Ikah, o günlerini parklarda, tren istasyonlarında uyuyarak ve kendi deyimiyle "amelelik yaparak" geçirdi.

İşte bugünlerde eşyalarını taşıdığı müzik aletleri satılan atölyenin sahibi, gitarlarından birisini Ikah'a hediye etti. İşte o gitar, Enzo Ikah'ın hayatında bir başka dönüm noktası oldu.

AA muhabiriyle öyküsünü paylaşan Enzo Ikah, kendisini "tohuma" benzetti.

"Masanın üzerinde kalan tohum büyümez, ona toprak lazım, yani en dipte olması lazım." diyen Enzo Ikah, kendisinin de tıpkı tohum gibi en dipten, yavaş yavaş büyümeye başladığını dile getirdi.

Kendisine hediye edilen gitarla önce sokaklarda müzik yaptığını, ardından "bAndista" adlı grupla şarkılarını seslendirmeye başladığını belirten Ikah, "O gitar unutulmaz. Ben o güne kadar silahsız bir kovboydum. O gitarla tam bir kovboy oldum. Gerçi ben silahlara karşıyım, silahsız kovboy demeyeyim, atsız kovboy diyeyim." dedi.

Türkiye'de çok insan kazandığını özellikle tanıştığı Şeker ve Önder ailelerini kendi ailesi gibi görmeye başladığını dile getiren Ikah, çoğu arkadaşını da kardeşi gibi gördüğüne işaret etti. Bu yüzden İstanbul'da kendisini çok güçlü hissettiğini vurgulayan Ikah, dünyadaki tüm anneleri kendi annesi gibi gördüğünü, bunu da kendisine anneannesinin öğrettiğini anlattı.

"AŞIK VEYSEL'DEN DAHA KÖRÜZ"

Türkiye'ye geldikten sonra 7 albüme imza atan, "Evsiz çocuk" adlı tamamı Türkçe parçalardan oluşan bir de albüm çıkarmaya hazırlanan Enzo Ikah, albümlerinde "Uzun ince bir yoldayım" ve "Hey onbeşli" gibi Türkçe eserlerin "reggae" versiyonlarına da yer verdi.

"Hey onbeşli" türküsünün öyküsünün, Afrika'daki "Waka waka" adlı bir şarkıya çok benzediğini anlatan Ikah, "Waka waka, tıpkı hey onbeşli gibi askere giden çocuklarla ilgili. O yüzden bu şarkıyı seçtim. Waka waka'nın Türkçe karşılığı 'Döneceğim' demek. Bir savaşa gidiyorlar, ama bir gün döneceklerine dair umutları var." ifadelerini kullandı.

Albümünde şarkısına yer verdiği Aşık Veysel'in gözlerinin görmediğini ise çok sonra öğrendiğini belirten Ikah, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Aşık Veysel'i ilk Youtube'da gördüm. Şarkıyı dinlediğim sırada hiç Türkçe bilmiyordum ama bana çok şey anlatıyor gibi hissettirmişti. Sonra bir arkadaşım bana bu şarkıyı öğretti. Sonradan öğrendim ki Aşık Veysel görmüyormuş. Bence bizim iki gözümüz var ama biz Aşık Veysel'den daha körüz. O kalbiyle görüyordu. O yüzden onun şarkısını seçtim. 'Uzun ince bir yoldayız.' Hepimiz aynı yoldayız. Bir insan olarak o şarkıdan benim çıkardığım ders bu. Hepimiz bir saniye düşünsek, ben bir kum tanesiyim, sen de bir kum tanesisin, hepimiz için o zaman hayat güzel olabilirdi. İnsanlar bunu unutuyoruz. Kim olursan ol, mezarımız aynı uzunlukta oluyor."

İlki çocuklara masallar olmak üzere iki de kitap yazdığını anlatan Enzo İkah, anneannesini anlattığı ikinci kitabı için yayınevi aradığını ifade etti.

Çocukları çok sevdiğini, kendisinin de çocuk gibi yaşamayı istediğini dile getiren Ikah, bu yüzden son dönemde Türkiye'ye sığınan Suriyeli çocuklarla da bir araya geldiğini onların rehabilitasyonu için çalıştığını kaydetti.

Suriyeli çocuklara gitar çalmayı öğrettiğini anlatan Ikah, şöyle konuştu:

"İnsanlar sadece almak istiyor. Ama ben almaktan zevk almıyorum, vermek daha zevkli. O yüzden hep mültecilerle çalışıyorum. Çünkü benim de yemeğim yoktu, o yüzden biliyorum neye ihtiyaçları var. Tarlabaşı'na gidiyorum, onları ziyarete gidiyorum. Beni tanıyorlar, bir şey olduğu zaman beni arıyorlar. Sadece para da değil. Destek sadece para değildir. Onların hayatı güzelleştiği zaman benim hayatım da güzelleşiyor."

Hayatı boyunca ayrımcılığa karşı çıkmasını "Annenizi, babanızı, renginizi, doğduğunuz yeri seçemiyorsunuz." diyerek anlatan Ikah, bugüne kadar kazandığı hayat tecrübesini Afrikalı çocuklara aktarmanın ise en büyük hayali olduğunu dile getirdi.

Enzo Ikah, Kongo'da fakir bir insan olmadığını, güzel bir hayat için de ülkesini terk etmediğini vurgulayarak, şunları söyledi:

"Her şeyi geride, arkamda bıraktım. Türkiye'de çok şey öğrendim ve büyüdüm. Mülteci olunca tekrar büyüdüm. Geldiğimde çok genç ve agresiftim. Ama şu anda adam gibi düşünüyorum. Ben her gün öğreniyorum, bu çok önemli. Diploma gerekmiyor. Benim ilk öğretmenim anneannemdi. O okumayı bilmiyordu ama bana hayatı gösterdi. O çok mutluydu. Üniversite sadece nasıl para kazanacağını öğretiyor. Ama annem ve anneannem bana hayatı öğretti, insanları nasıl sevebilirsin, nasıl huzur içinde yaşayabilirsin. O eğitim benim dünyadaki en büyük ödülüm oldu. Burada 'İnsanlık ödülü' kazandım, eğer Kongo'ya gidersem anneannemin mezarlığına o ödülü götüreceğim. Hayatın formülü yok. Doğduğun zaman imza atmıyoruz. 'Bu tarihe kadar böyle yaşayabilirim.' diyemiyoruz. Hangi gün öleceksin belli değil. Sadece oluyoruz ve ölüyoruz. Şu anda yarınım belli değil. Sadece umut var yarınlar için. Daha güzel şeyler yapabilirim diye."

KONGO'YA DÖNÜP OKUL YAPMAK EN BÜYÜK HAYALİ

Kongo'nun Afrika'nın en zengin maden kaynaklarına sahip olduğunu, kıtanın en büyük gölü ve ikinci büyük ormanının da Kongo'da bulunduğunu anlatan Enzo Ikah, buna rağmen insanların aç olduğunun altını çizdi.

Böyle devam etmesini istemediğini, bırakılması halinde halkın savaşlarda birbirini öldürmeye devam edeceğini belirten Ikah, Kongo'ya dönüp bedava eğitim verilen okullar yapmayı istediğini anlattı.

"Senin çocuğun mutlu ama geri kalan 10 çocuk mutsuzsa bir gün senin çocuğun da mutsuz olacak." diyen Ikah, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Benim 15 kedim var. O kediler arasında siyahlar, beyazlar var ama aynı hayatı yaşıyorlar. Sormuyorum 'Sen ne renksin?' diye. Aynı yerde yaşıyor, aynı ortamı paylaşıyorlar. Sadece Afrika, Türkiye değil, tüm dünyadan bahsediyorum. Dünya benim evim. Fransa'ya gidebilirim, Londra'ya, Amerika'ya gidebilirim ama sadece dünyadayım. Nereye gidersen git, sonuçta dünyayı geziyorsun. Allah bir dünya yaptı, bir güneş, bir ay yaptı. Sınırları kim yaptı? Sınırları insanlar yaptı. O sınır nefret. 'Sen böylesin, geçemezsin...' Hepimizin birbirimizi sevmemiz lazım. Sevmek bedava. Eğer sen ve ben kavga edersek güçlü olan kazanacak. Ama eğer barış yaparsak, hepimiz kazanacağız, dostluğumuz kalacak."

MÜLTECİLER İÇİN DERNEK KURDU

Ikah, kurduğu dernekle de Türkiye'de yaşayan mültecilere destek verdiğini ifade ederek, çocuk ve gençlerin psikolojisini çok iyi anladığını dile getirdi.

Genç mültecilerin en çok gelecekten korktuğuna işaret eden Enzo Ikah, "Bir şeyler öğrenseler kendilerine güvenmeye başlayacaklar. 'Kameraman olursam, müzik yaparsam para kazanabilirim.' diyor. Biz de 'Kim ona yardımcı olabilir?' diye arayıp buluyoruz." dedi.

Türkiye'de kaldığı sürede vatandaşlığa geçmediğini, "haymatlos" kalmayı tercih ettiğini belirten Ikah, "Şu anda dünya vatandaşıyım." ifadesini kullandı.

Güncelleme Tarihi: 26 Kasım 2017, 12:02
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35