banner15

Kaşıkçı'nın nişanlısı Cengiz, ilk kez konuştu

Suudi konsolosluğunda katledilen Cemal Kaşıkçı'nın nişanlısı Hatice Cengiz Habertürk'e konuk olarak olayla ilgili açıklamalarda bulundu

Kaşıkçı'nın nişanlısı Cengiz, ilk kez konuştu

Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosluğu'nda öldürülen Washington Post yazarı Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın nişanlısı Hatice Cengiz Habertürk TV’de Mehmet Akif Ersoy'a açıklamalarda bulundu.

Cemal Kaşıkçı ile tanışma dönemlerinden bahseden Cengiz, Dış Politika Dergisi için Körfez bölgesi hakkında hazırladığı çalışma için yaptıkları bir söyleşide tanıştıklarını anlattı.

Kaşıkçı'nın ABD vatandaşlığına başvurusu olduğunu ve orda yaşamaktan mutlu olduğunu ifade eden Cengiz, gazetecinin Suudi Arabistan'da yaşayan eski eşi ve ailesi ile ilgili soruları cevapsız bıraktı.

Öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın nişanlısı Hatice Cengiz: "Kaşıkçı'nın ABD vatandaşlığı için başvurusu bulunuyordu ancak kendisi ABD vatandaşı değildi " dedi.

Kaşıkçı'nın Suudi Arabistan hükümetine muhalif olup olmadığı konusunda konuşan Cengiz, Suudi Arabistan'daki dönüşüm döneminde yaşanan olumlu ve olumsuz tüm gelişmeleri objektif ve vicdanlı olarak yazılarında yer verdiğini belirtti.

Ülke içindeki arkadaşlarının yazma konusunda yeterince özgür olmadığı için kendisini daha çok sorumlu ve yalnız hissettiğini belirtti.

Hatice Cengiz'in sözlerinden satır başları:

Rahmetliye, ailesine ve Suudi Arabistan halkına başsağlığı diliyorum. Üniversite öğrenimim dolayısıyla iyi derece arapça biliyorum. Arap Baharı yıllarında, bildiğim dil ve bilgilerim doğrultusunda sahada olmayı tercih ettim. Çünkü bu alan karanlık bir alandı. Hakkında çok bilgi olmayan bir alan. Ben de sahada olup, bölgedeki ayrılıkların sebeplerini incelemek istedim.

Arap bölgesindeki mezhep ayrılıkların nasıl insanları kutuplaştırdığını ya da ayrıştırmadığını öğrenmek istedim. O bölgede yaşanan Arap Baharı'ndan sonra körfez bölgesini daha sık takip etmeye başladım. Cemal Bey'le de bu şekilde tanıştık. Kısa bir tanışma faslından sonra çok verimli bir söyleşi yaptık. Avrupa'da ve Amerika'da çok tanınan Kaşıkçı söyleşisini yayınlayamadık. Ama mümkün olmadı. Sonra Cemal Bey'le tekrar iletişime geçtim. Türkiye'ye gelince daha detaylı konuşmak istedim. Önce mesleki bazlı olarak yakınlaştık. Cemal Bey buraya geldiğinde beni görmek istediğini ve yaptığım işe duyduğum saygıdan etkilendiğini bana hissettirdi.

Akabinde Türkiye'ye geldi ve görüştük. Çok yoğun bir programımız olduğu için, çok hızlı bir görüşme gerçekleştirdik. Daha özel sorular üzerinde birbirimizle iletişime geçti. Bu özel görüşme yaşayacağımız ilişkinin temellerini attı. Amerika'ya dönen Cemal Bey, benimle tekrar görüşmek istediğini belirtti ve bu süreç nişanlılığa ilerledi.

Suudi Arabistan'da rahat bir ortam olmadığı için Amerika'da yıpranmadan üretmeye karar vermişti. Amerika'ya yerleşir yerleşmez Washington Post'ta yazmaya başladı. Amerikan vatandaşlığına başvurmuştu ama henüz sonuç açıklanmamıştı.

Suudi Arabistan'da ahbaplık ettiği ve meslektaşlarının %70'i içeride. O yüzden Amerika'da onlar için yazılar yazdığını belirtiyordu. Cemal Bey çok yalnızdı. Bizim ilişkimiz bu nedenle başladı belki de. Diğer evliliği ile ilgili ise ayrılma sebebinin siyasi olduğunu söyledi. Yaşadığı baskı ve yapamadıkları, yazamadıkları yalnızlığını pekiştirdi. Arkadaşlarından haber alamaması ve içinde bulunduğu durumu aşamaması onu yalnızlığa itmişti. Cemal Bey ülkesinde yaşanan değişime tarafsızdı. Beğendiği ve endişe duyduğu bazı konular vardı. Bunları bazen üzüntüyle bazen sevinçle yazardı.

Günün büyük bir kısmını bu üzüntü ve sıkıntıları düşünerek geçiriyordu.

İçerden çıkmayınca başlayan panik

Ben Cemal Kaşıkçı’nın içeride konsolosluk görevlileri ile sohbete daldığını düşündüm. Böyle bir kumpas yaşanacağını düşünmedik 

Israrla içeride gerçirdiği sürenin Cemal'in içeridekilerle sohbet ettiği için uzadığını düşündüm.

Yasin Aktay ve ardından Turhan Kışlakçı'yı aradğını belirten Cengiz konsolosluk kapısında beklerken yaşadığı korkuyu gözyaşları içinde anlattı.

2 Ekim gerçekten çok, çok zor bir gün. Anlatmanın zor olduğu, hala benim cevabını veremediğim çok sorunun olduğu bir gün. Bir yerde acaba bir şeyi mi atlattık dediğim bir gün.

2 Ekim’de hiç endişeli değildi. Eve aldığımız bazı eşyaları beğenmemişti, yolda konsolosluğa giderken neden bu eşyaları beğenmediğini anlatıyordu. Konsolosluk’a vardık, bu sefer hiçbir şekilde beklemedik.

Hastalandığı bir gün, eğer Cemal Bey’e Türkiye’de herhangi bir şey olursa kiminle irtibata geçmemin doğru olacağını düşündüm. O’na bu konuda bir nasihati olur mu diye sordum, bana ‘Yasin Hoca’yı arayabilirsin, eski dostumdur’ dedi. Biz birinci gün Konsolosluk’a giderken aklıma bu cümle geldi, ama bana Konsolosluk’a girerken bu konuda bir tembih vermedi. Sıkı sıkıya tembih etmiş olsaydı isimleri, ciddi anlamda endişesi var ve ben birilerini aramakta çok geç kalmışım anlamına gelirdi.

İçeride sohbet ortamı var diye düşündüm. Beni böyle düşünmeye iten onun tamamen rahat bir hissiyatla içeri girmiş olmasındandı. Suudi yetkililerin böyle bir plan böyle bir kumpas içinde olduğuna dair endişem olsaydı her şeyi göze alıp kapıya ben koşardım. Uzun bir süre bekledim orada, aman kağıdı versinler de sohbet etsinler geciktirsinler diye düşündüm, aklıma başka bir şey zerre kadar gelmedi.

Kaynak: www.dunyabulteni.net

Güncelleme Tarihi: 26 Ekim 2018, 16:00
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35