banner39

Kavram karmaşasındaki 'mülteci göç'ü!

Suriye iç savaşıyla ortaya çıkan 'sığınmacı' kriziyle birlikte, medyada kavram kargaşası yaşanıyor. Göçmen, sığınmacı, mülteci arasındaki kavramlar çoğu kez hukuki boyutu göz önüne bulundurulmadan kullanılıyor.

Güncel 20.06.2016, 12:33 20.06.2016, 16:57
Kavram karmaşasındaki 'mülteci göç'ü!

 Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Ortadoğu'da yaşanan iç savaşlar tüm dünyayı etkileyen krizlere sebep oluyor. Bu krizlerin sebep olduğu 'göçmen, sığınmacı, mülteci' kavramları arasında ise bir belirsizlik var. Göçmen nedir?, mülteci kime denir?, sığınmacı kavramı hangi hukuki boyutla kullanılıyor? İşte kavram kargaşasındaki 'mülteci göç'ünün kısa bir metodolojisi

MÜLTECİ KİME DENİR?

Uluslararası hukukta “mülteci” kavramı, vatandaşı olduğu ülke dışında olan ve "ırkı, dini, tabiiyeti, belirli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncesi nedeniyle zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu" için vatandaşı olduğu ülkeye dönemeyen veya dönmek istemeyen kişileri ifade etmektedir. Öte yandan Mültecilik, hukuki bir statü taşımaktadır. İnsan Hakları Evrensel Bildirisi, sığınma hakkını şöyle tanımlar: "Herkesin zulüm karşısında başka ülkelere sığınmacı ve bu ülkelerce sığınmacı işlemi görme hakkı vardır" (madde 14/1). Göçmenlere bazen ekonomik sığınmacı denilmektedir. Toplu sığınma, iç savaşlar ve çatışmalarda, yoğun baskılarda, büyük afetlerde ortaya çıkmaktadır. Bireysel sığınma daha çok siyasal sebeplerledir. Bazen yabancı elçilikler, savaş gemileri ve uçaklar kendilerine sığınanları korur. Yurtsuzlar da bazen mülteci konumundadırlar.

SIĞINMACI KİME DENİR?

Sığınmacı, mülteci olarak uluslararası koruma arayan ancak statüleri henüz resmi olarak tanınmamış kişilere denir. Bu terim genellikle, mülteci statüsü almaya yönelik başvurularının hükümet ya da Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) tarafından karara bağlanmasını bekleyen kişiler için kullanılır. Statüleri resmi olarak tanınmamış da olsa, sığınmacılar menşei ülkelerine zorla geri gönderilemezler ve haklarının korunması gerekir.

GÖÇMEN KİME DENİR?

Göçmen; hem maddi ve sosyal durumlarını iyileştirmek hem de kendileri veya ailelerinin gelecekten beklentilerini arttırmak için başka bir ülkeye veya bölgeye göç eden kişi ve aile fertlerini kapsamaktadır. Esas olarak, ülkesinden zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için değil, eğitim ve çalışma gibi nedenlerle ayrılan kişiler olarak tanımlanabilir. Göçmenler, vatandaşı oldukları ülkelerin korumasından yararlanmaya devam ederlerken, daha iyi bir yaşam standardına kavuşabilmek için, kendi istekleri ile bu yolculuğa çıkarlar. Bu yolculukların bir kısmı pasaport, vize gibi yasal belgelerle düzenli bir halde yapılırken, bazıları ülkelerin yasal sistemlerine aykırı bir şekilde düzensiz olarak yapılabiliyor.

DÜZENSİZ GÖÇMENLER KİMLERDİR?

Düzensiz göçmen terimi, göç ettiği ülkeye o ülkenin yasalarını ihlal ederek giriş yapan, ülkede kalmak için yasal hakkı bulunmayan, ülkenin yasalarını ihlal ederek çıkış yapan kişiler için kullanılır. Bir göçmenin statüsü birkaç şekilde düzensiz hale gelebilir.

Bu bazen dikkatsizlik nedeniyle yaşanabilirken; bazen keyfi ve adil olmayan nedenlerle de bir kişi düzensiz göçmen durumuna düşebilir. Tek bir yolculuk sırasında dahi, bir göçmen, hükümetlerin yürüttüğü politikalara veya vize düzenlemelerine göre düzensiz göçmen statüsüne girip çıkabilmektedir.

VATANSIZ KİME DENİR?

Vatansız kişi; kendi yasalarının işleyişi içinde hiçbir devlet tarafından vatandaş olarak sayılmayan bir kişi anlamına gelir.

Geçtiğimiz aylarda 'Avrupa Kapılarında Göçmenler' adlı DÜBAM Yuvarlak Masa Toplantısı'nda Uluslararası Mülteci Hakları Derneği Başkanı Muaz Yanılmaz konuyla ilgili kavram kargaşasının devam ettiğini belirterek "Mevzuat itibariyle, yeni kavramlar söz konusu. 1951 Cenevre sözleşmesi ve 1967 New York protokolü çerçevesinde tanımlanan mülteci kavramı var. Türkiye bu mülteci kavramına, daha doğrusu 1951 Cenevre sözleşmesine bir coğrafi şart, bir sınırlandırma koyduğu için, Avrupa dışından gelen kişileri mülteci olarak isimlendirmiyor. Bunun yanında Türkiye 2014’te yürürlüğe giren Yabancılar Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında ‘şartlı mülteci’ diye bir kavram getirdi. Bu tanımlamayı da Avrupa dışından gelen ama mülteci statüsünü taşıyan, yani ırkı, dini, dili sebebiyle bir ayrımcılığa ve ölüm tehlikesine maruz kalan kişiler için getirdi. Şartlı mülteci başvurusunda bulunmak için de kişilerin ülkelerinden getirdikleri bir takım belgelere, evraklara ve bir takım özel şartlara ihtiyacı olduğundan dolayı bütün bu şartları da taşımayanlara, her ne sebeple olursa olsun ölüm tehlikesiyle yaşıyorsa ikincil koruma statüsü getirdi. Bir de bütün bunların yanında bir de ‘geçici koruma statüsü’ diye bir kavram çıkardı. Bu da aynı şekilde kitlesel bir şekilde gelen kişilerle ilgili" ifadelerini kullanmıştı.

MÜLTECİLERİN VE GÖÇ'ÜN KONUŞULDUĞU YUVARLAK MASA TOPLANTISININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ...

banner53
Yorumlar (0)
27
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?