banner39

banner35

Meydanlar aslında ne demek istedi?

Yazar Akif Emre bugünkü yazısında darbecilerin zihin dünyası ve ait oldukları geleneğin toplumu doğru okuyup algılamalarına engel olduğunu belirtiyor

Güncel 11.08.2016, 11:21 11.08.2016, 11:41
Meydanlar aslında ne demek istedi?

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Türkiye'de 15 Temmuz darbe girişimi sırasında meydana çıkan halk belki de dünya tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir direniş sergiledi. Tanklara karşı duran halk, 250'ye yakın şehit, binlerce yaralı verme pahasına darbeyi engelledi. Dün gece, şimdilik sona eren ya da bir başka ifadeyle ara verilen meydanların dilini Akif Emre yorumladı. 

Yeni Şafak yazarı Emre, yazısında darbe girişimine karşı çıkan halkın tepkisini ve darbecilerin zihin dünyasını ele aldı. Darbecilerin zihin dünyası ve ait oldukları geleneğin toplumu doğru okuyup algılamalarına engel olduğunu belirten Akif Emre, tanklara, üniformaya, ateş hattında ölüme kendiliğinden koşan insanların hissiyatını anlamalarının imkansız olduğunu ifade ediyor.

Kusursuz gibi görünen darbe planının en büyük yanılgısının darbecilerin toplumdaki dinamizmi görememeleri olduğunu kaydeden Emre, yazısında "Bir anda açığa çıkan bu direnme biçimi bu topraklara aidiyet hissinden başka bir şey değildi. Yani yerlilik dediğimiz mihenk taşı." diyor.

Emre yazısında şu ifadeleri kullandı:

"Gece yarısı darbe baskınından itibaren düne kadar meydanları dolduran kitlenin eyleminde yatan hissiyatı, siyasi tercihi, kültürel aidiyeti kabul etmese bile takdir etmesi gereken devrimci körlük de kıyasıya yanıldı. Devrim, direniş gibi yaldızlı sloganları kimseye bırakmayan sol, batıcı, sosyalist entelijansiyanın ideolojik kibirleri meydanları anlamaya engeldi. Gezi'de hortumla sıkılan sudan ıslananlardan direniş destanı çıkartanlar, üzerinden iki tank geçmesine rağmen yıkılmayan gençleri, çelik paletlere direnen kadınları anlamayacaklardı. Bu yönüyle Türkiye'de ideolojik okumaların, toplumsal kuramların yeniden gözden geçirmeye mecbur kalacakları bir isyan biçimi, direniş ahlakı ortaya çıktı.

15 Temmuz'dan düne kadar kesintisiz devam eden gösterileri anlamlı kılan husus direnmeyi ortaya çıkaran hissiyat boyutu idi. Gösterilerin süreklilik kazanarak adeta kurumsallaşması ile yeni bir forma büründüğü söylenebilir. Milyonlarca insanın her gece meydanlara akın etmesini sağlayan şey ile ortaya çıkan sonucun ne kadar örtüştüğü üzerinde kafa yormakta yarar var. İhaneti hazmedememiş yerli bir duyuş, duruş ve davranışın tarihi sükunetinin meydanlara akmasıydı bu gösteriler. Geri kalanı siyasal kurguların, ideolojik yorumların, toplumsal mühendisliğin ilgi alanına giriyordu.

Her akşam milyonları bir araya getiren saik ile ortaya çıkan hasılanın dökümünü iyi yapmak gelecek adına anlamlı olabilir.

Gözden kaçırılmaması gereken en önemli husus ilk andan itibaren ateş hattına gidenler kendilerinin aşağılandığını, kişiliklerinin hiçe sayıldığını hissetmeleri ve buna olan öfkeleri son derece belirleyiciydi. Bu anlamda modern siyasal bilinç,/birey tepkisi sergilendiği gözden kaçmamalı.

Günlerce süren gösteriler sırasında insanlar bir tür siyasal aidiyet duygularıyla sahaya inerken bu süreçte müthiş bir olgunluk sergilediler, en küçük taşkınlığın bile olmaması kitle olmaktan başka bir varlık, şuur olduklarını gösterdiler.

Bu nedenledir ki bunca katılım ve heyecana rağmen eylemin dönüştürücü gücünü ortaya çıkaran verimlerin alınmasını engellemesi de kaçınılmazdı. Bunca yaşanmış destansı hikayeye rağmen yeni bir slogan, yeni bir görsellik, bir şarkı sözünün bile üretilmemesi gerçekten düşündürtücüdür. Estetik ve sanatsal yaratıcılığın ortaya çıkması da bastırılmış oldu.

Özellikle gençlerin, ruhu gençlerin yaratıcı dinamizmini ortaya çıkartacak bir ortamın oluşmaması kaçırılmış bir fırsattır.

Nihayetinde meydanlara hakim olan söylemin tek bir siyasal ses ve devletçi bir tona bürünmesi başlangıçta darbeye karşı olan farklı toplumsal kesimlerin katılımını engelleyici işlev görmüş olabilir.”

Milyonların vakarlı duruşu ile görevlerini yaptığını kaydeden Emre, siyasal sonuçların ise daha çok milliyetçi-muhafazakar tonu öne çıkaran yönlendiricilere ait olduğunu ifade ediyor. Akif Emre yazısını, “Millet sağduyusu ile memlekete dair sözünü canı pahasına söyledi, ortaya çıkan birlik ruhu fena halde mozaikleşen toplumun geleceğine dair iyimser olmak için yeterli sebeptir. Geri kalan kısım siyasal tasarım ve toplum mühendisliğine giriyor" ifadeleri ile yazısını tamamlıyor.

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

 

Yorumlar (0)
18
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?