Öcalan cemaat, MİT ve KCK için ne diyor?

Öcalan'ın HDP heyetiyle yaptığı görüşmelerin notları yayımlandı, Kitapta cemaat, MİT ve KCK ile ilgili ilginç ayrıntılar var

Öcalan cemaat, MİT ve KCK için ne diyor?

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Merkezi Almanya’da olan Mezopotamya Yayınları, HDP heyetinin Çözüm Süreci boyunca Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmelerin notlarını içeren bir kitap yayınladı. Kitapta Öcalan'ın çözüm süreci, 6-7 Ekim olayları ve cemaat meselesi gibi vakalar hakkındaki görüşlerine geniş bir şekilde yer veriliyor.

Ezgi Başaran, Radikal’deki köşesinde üç gündür kitaptan bazı bölümlere yer veriyor. Bugünkü yazısında Öcalan'ın çözüm süreci, 6-7 Ekim olayları, 17-25 Aralık soruşturmaları, cemaat ve MİT gibi konular hakkındaki görüşleri var.

Öcalan’ın konuyla ilgili görüşleri özetle şu şekilde:

MÜZAKERE ÇÖKERSE NE OLUR?

KCK, BDP ve DTK’nın ağır yetersizliklerine zaman olmadığı için değinmeyeceğim. KCK’ye mektup yazacağım. İki gün içinde verecekler size. Bana göre Nisan’ın sonunda bile geri çekilme durdurulmalıydı. Çünkü yasa yoktu. (…) Kürt halkı aslında bir halk savaşını kaldırabilecek güçtedir. Karayılan da, Kalkan da, Bayık da bunu bilmeli. Niye bunu örgütleyemediler? BDP kimi örgütledi? Bu ülkede 4 milyon insan göç ettirildi. Göç edenlerle ne kadar ilişki kuruldu? Hepsi sınıfta kaldı. Bir karakola on beş şehit vererek saldırı olmaz. O karakolu ele geçirsen bile böyle savaşamazsın. Taktik ve stratejik olarak bir sürü eksikleri var. Öcalan sizin savaş çizginize de, AKP’nin barış çizgisine de teslim olmaz deyin. Suriye’de 70 bin milis var. Irak’ta da var, İran’da da var. Nasıl ki barış kırıcılığı yapmazsam, savaş kırıcılığı da yapmam. Bu suçtur. Kış boyu hazırlanırlar. Cemal HPG’dedir zaten. Savaşı nasıl verirlerse versinler, ben karışmam ama savunmalarım ortada. Sekiz başlık var, onları yapmaları lazım. Şu anki savaş benim savaşım değil, Kandil’in savaşı olur. İran’la, Rusya’yla ilişki de geliştirebilirler. Haklarıdır, hayatta kalmaları lazım. Ama bu benim savaşım olmaz. Beşir Atalay’la bunu görüşün. Sivil kıyafetler ve araçlarla gelirler. Barış ritüelleri yapılır. Habur’da askeri kıyafetle geldiler, kıyamet koptu. (9 Kasım 2013)

Eğer müzakereye eviremezsek, anlamlı müzakereye geçmezsek, AKP eğer bununla oyalarsa karmaşık, kaotik, her tarafa giden ve yayılan bir çatışma ortamı doğar. Kandil’in bile belirleyemeyeceği bir çatışma çıkar. Bütün şehirlere yayılan büyük bir ayaklanma olur. Gerilla hamleleri, ekonomik hedeflere yönelme, suikastlar devreye girer. Bu defa halkın büyük kısmı da kaçmaz, gerillaya katılır. İkinci bir Suriye’nin eli kulağındadır. Bu uyarıyı son defa yapıyorum. (7 Aralık 2013)

CEMAAT NASIL BİR YAPILANMADIR?

Bugünkü asıl kavganın sebebi Cemaat’in MİT’in Kürdistan’daki ofislerini istemesidir. Ben çok önceden söylemiştim, devlet yetkilileri inanmamıştı. Şimdi onlar da doğruluyor. İki müsteşarı da götüreceklerdi (Emre Taner ve Hakan Fidan’dan bahsediyor ). Arkasında NATO ve ABD vardı. MİT kelleyi vermedi, direndi. Aferin dedim, bunlara karşı bir tek siz direndiniz. Genelkurmay başkanlarını bile götürdüler. (…) Bu paralel devlet yerinde durmuyor. Cemaat diyoruz ya, emniyetle bağlantılıdır. Süreci bitirmeyi hedefliyorlar. Hakkari’de daha önce de aynı şekilde on üç köylü öldürülmüştü. Hakkari’ye özel önem veriyorlar, çok örgütlüler. Bundan sonra da büyük provokasyon yapabilirler. Hepiniz provokasyonlara karşı uyanık ve dikkatli olun. (7 Aralık 2013)

1984, 85, 86’da Zaman ve Samanyolu TV kurulmuştur. Hocanın paraları yokken bunlar kuruldular. TUSKON vb. sermaye grupları devreye girdi. Hrant’ın öldürülmesi ‘Son Ermeni’nin’ bitirilme öyküsüdür. Ben burada devletin önüne geçtim. Cemaat KCK’yi vuran Özel Harp Dairesi’nin vurucu gücüdür. İlker Başbuğ’u tasfiye edenler Hakan Fidan’ı da, Emre Taner’i de rahatlıkla götürebilirlerdi. Savaşmadan kaybettiler. Devlet içinde iki tane akıllı insan çıktı: Emre Taner ve Hakan Fidan. Teslim olsalardı, Erdoğan gitmişti. Başbuğ’u böyle sessizce tasfiye ettikten sonra onları da götürürlerdi tabii. (11 Ocak 2014)

Bütün çabalarıma rağmen Sayın Tayyip’i Cemaat’ten uzaklaştıramadım. Darbe dinamiği var, burada büyük bir oyun var dedim. Tarih beni doğruladı. O darbeyi bu masa önledi. Başbakan’ı tümüyle kendilerine bağladılar. Bunlar MİT müsteşarlığını ve Kürdistan bürolarını istiyorlardı. Devleti tamamen ele geçirmek istiyorlardı. Bunlar amacına ulaşsaydı, Hoca da Humeyni gibi Ankara’ya inseydi, İran’daki gibi bütün muhalefeti bitiren koyu bir faşizm gelecekti. (…) Darbe dinamiğinde Cemaat’in ilk organizasyonu 12 Eylül’e dayanır. 12 Eylül’ün Ülkücüleri de Cemaat oluyor aslında. O dönemde Zaman, STV, gibi kurumları açıyorlar. Şia’ya alternatif bir şey hazırlıyor, Fethullah ile ilişkiyi geliştiriyorlar. 85’ten sonra Özel Harp Dairesi tekrar canlandırılıyor. Bunu yapan emperyalist güçlerdir. Fethullah o dönem generallerle senli benlidir. (9 Mart 2014)

KCK’Yİ ‘MİT KURDU’ İDDİASININ ALTINDA NE VAR?

Biz bu devletin temel demokratik bir unsuru olmak istiyoruz. AKP de muhafazkar demokrat unit olmayı kabul etsin. Demokratik çözüm istiyorsanız demokratikleşmenin önünü açın. Emre’ler zamanında da KCK’yi bu şartla inşa ettim. Cemaat kokuyu aldı ve yöneldi. On bin kişiyi tutukladılar. (8 Şubat 2014)

Bunlar şimdi KCK’yi MİT kurdu diyorlar. C.Ö.’ye tüzüğü hazırlayan adam, E. Bey’e de (Emre Taner-eb) programı hazırlamış diyorlar. (Kahkaha atıyor) Burada biz Emre Beylerle tartıştık. Onlara yeni bir örgüt gerekiyor dedim. PKK illegal kalıyor. Legal örgütü KCK olarak kuracaktım. Cemaat bunun kokusunu alır almaz yöneldi. MİT’i suçlamaları da buradan geliyor. (27 Şubat 2015)

ÇÖZÜM SÜRECİNİN SONUNDA NE OLACAKTI?

Müzakere çerçevesini konuşacağız, meclise götürüp yasalaştıracaklar. Güvenlik, köye dönüş, köyleri inşa etme, tüm bunları müzakere edeceğiz. Tek taraflı olmaz. Öyle af falan demek de yanlış. Karşılıklı sözleşme yapacağız. Sözleşme hukuku geçerli olacak. Tek taraflı ihale kanunları geçerli olmaz. Tek taraflı paket dayatması provokasyondur.

Şimdi ben bir aileyim. Benim ailem 5 milyon, 10 milyon insan. Biz isyan ettik. Barışmak istiyoruz. Bunun için ne gereklidir? Savaşı bırakmak istiyorum, kabul ediyor musunuz? Biz bu yüzden oturduk bu masaya. Beni kandıracaklarını sanıyorlar. Oysa ben 40 yıl savaştım, gerekirse 40 yıl daha savaşırım. AKP yeni çıktı ortaya. Bana lütuf edecek öyle mi? Çocuk muyuz biz? AKP’nin çözümü hacıyatmaz esnaf çözümüdür, yaptığı tam bir esnaf kurnazlığıdır. Biz direnişin müzakeredeki karşılığını alıyoruz. Devletin demokratik bir gücü olacak, bu bir alıp verme meselesi değildir. Sözleşme meselesidir. Sözleşmeden şunu kastediyorum: Bir beraberlik, eşitlik, aşk, ahlak, estetik ve özgürlük içermelidir. (9 mart 2014)

17-25 ARALIK NEDİR?

Yahudi cemaatinin Mustafa Kemal-İnönü tezini Ermeni cemaati MHP üzerinden hayata geçiriyor. Gülen Cemaati bizi hep savaşa çekmek istedi. Her bir KCK tutuklaması savaşa çağrıydı. PKK’yi korkunç savaşa çağırmaydı. Emre Uslu vb. Onlar hep bunu yaptılar. İki tarafı kör savaş sürükleyenleri çözemezsek bunu yapamayız. Şimdi yeni bir paralel yapılanmayla karşı karşıyayız. Efkan Bey’e de söyleyin. Yeni bir paralel yapı örgütleniyor. Tarihin en postmodern darbesini bu üç lobi ve Cemaat planladı. Bütün bu kırımlardan sonra beni evcilleştirip ev hapsine almak istediler. Biz şu anda silahı bırakmayız. JİTEM, Gladio, koruculuk devrededir. Mevcut durum Anadolu’nun kadim barışına denk düşmez. Barışın ertelenecek hali yoktur. Biz gerillayı artık çekmeyiz, onlar tedbirlerini alırlar. Karakol, güvenlik barajları, sömürü fabrikaları olmaz. O güvenlik mekanizmasını Beşir Bey ve Efkan Bey bulacak. (1 Haziran 2014)

Özal, Ecevit, Erbakan dönemlerinde de barış yaklaşınca olaylar oldu. İşte son Silvan olayında olayı yapan beş kişi var, adlarını bilmiyoruz, devlet de bilmiyor. Şimdi de Lice’de üzerimize asker yollanıyor, vurmaya zorlanıyoruz. Karakollar, kalekollar meselesi anlamsız gerginlik kaynağıdır. Barış savaş kadar zordur. Bizimkiler de sabretsinler. Tarihi aşamaya yakınız, sonuçlandıracağız. Umudu da eksik etmemek lazım. Günü gününe bizi izliyorlar. Paralelin paraleli de çıkacak. (1 Haziran 2014)

MÜZAKERE İÇİN YASALAR NEDEN ÖNEMLİDİR?

Hükümet halen bu sefil haliyle bizi tasfiye etmeye çalışıyor. Anayasa komisyonunda izledim. Beyaz Türkler, Kürt olarak adımızı yasaya bile yazmıyorlar. Onlara deyin ki, beni (Kürtleri) yasaya almadığınız zaman beni siz dağda tutuyorsunuz demektir. “Öcalan Kürtleri yasadışılıktan onların tanımıyla eşkıyalıktan alıp yasa altına almak istiyor” deyin. Kürtlerin eşit, çağdaş kültürü ve kimliğiyle yaşamı için yasa yapmıyorlarsa bunda hile vardır. (…) Yasasını yapalım diyorsak, devlet için bu iyi olan bir durumdur. Onlar da beni buraya tıktıklarını, kandırabileceklerini düşünüyorlarsa büyük yanılıyorlar. Onlara bunu anlatın. Deyin ki, yasada bizi kabul etmezseniz büyük bir savaş olur. Müzakerenin anlamı da tüm vatandaşların hakkını yasallaştırmaktır. Kürtler de buna dahildir. (…) Bunlar kafaya takmışlar, beş on gerillamız var tasfiye edecekler. Beyaz Türkler de provoke ediyor. Gerilla halen dağdan inmedi diye bastırıyor. Tayyip de bunlara cevaben indireceğim diyor. Nasıl indireceksin? Hazırlık yapılmadan, demokratik ortam sağlanmadan gerilla gelirse siz de bitersiniz, o çok konuşan Sol da biter, devlet de biter. (…) Bu yasa devletin hayrı içindir, benim için değil. Anlamadıkları için de bu yasayı çıkarıren bile Hakan Beyi zorlamışlar. Bu kadar basit yaklaşıyorlar. Devlet de basit yaklaşıyor, PKK de. PKK de “Bunlar beni kandırıyor” şüphesini taşıyor. (26 Haziran 2014)

YDG-H NEDİR, 6-7 EKİM’İN ARDINDA NE VAR?

Şimdi bu YDG-H benzeri dağınık yapılanmalar var. Gerilla mı, savaş gençliği mi, barış gençliği mi belli değil. Böyle olmaması gerekir. Kürdistan için Demokratik Gençlik Birliği ya da Demokratik Gençlik Federasyonu öneriyorum. Bütün çatı örgütleri legalize edilmeli. Tüm Türkiye gençliğine ise Demokratik Gençlik Federasyonu öneriyorum. (4 şubat 2015)

Cizre’nin bir analizini yapayım. Cizre’de Kobani olaylarının bir versiyonu uygulanmaya çalışıldı. Emniyet içinde uyuyan Cemaatçi hücreler var. Efkan Ala, yaptığı açıklamarlar reddetti ancak pratik beni doğruladı. Ben birşeyler var dedim. Burada Hüdapar devreye girdi. Cizre ikinci Kobani oldu. Kobani’deki olay… Tüm belirtiler… 29 Kasım’ı hatırlayalım (Türkiye cephesinden Kobani’ye en yoğun saldırının geliştirildiği gün). MİT’in özel müdahalesi oldu. Zaten Kobani’yi o kurtardı. Ben ilk defa burada söylüyorum. Kobani üzerinden darbe mekaniği devreye konulabilir dedim. Bu olaylar darbe mekaniğini hızlandıran olaylardı. (…) 6-7 Ekim, 29 Kasım, Bingöl, yargısız infazlar, Yüksekova, Diyarbakır’da astsubayın vurulması aynı darbenin birer parçasıdır. Bizim bu üst aklı bulmamız lazım. Bu üst akıl kimdir? Ben değilim. HDP de değil. Selahattin Bey, hepsi gidiyordu. O mektup o akşam yazıldı ve provokasyon bozuldu. Ben olmasaydım 6-7 Ekim’le birlikte HDP kalmazdı. Arkasından, bilmiyorum kaç gün sonra Bingöl olayı oldu. Asıl yapanlar hala açığa çıkmadı. Aynı şey Hakkari Yüksekova’da da oldu. Diyarbakır’da bir astsubay ensesinden vuruldu.

(…) Roboski, Paris, 6-7 Ekim ve benzeri, bunların hepsi MİT’e yıkılmak isteniyor. Bunların hepsini Cemaat yapıyor. Paris’le ilgili dört MİT ajanının ismi verilmiş. Hakan Fidan ne kadar sorumludur, bunu tartışıyorlar. O grup MİT’e ait olsa bile Hakan Fidan ekibi onu yapmamıştır. (4 Şubat 2015)

Güncelleme Tarihi: 05 Şubat 2016, 15:36
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35