banner39

Ömer Tuğrul İnançer'den İBB'ye Şeb-i Arus tepkisi

Uluslararası Mevlana Vakfı’nın Dost Meclisinde konuşan mutasavvıf Ömer Tuğrul İnançer, İBB’nin Şeb-i Arus töreninin baştan sonra yanlışlarla dolu olduğunu belirterek “fiyasko” yorumunu yaptı. İnançer, “Mevlevi ayini dediğimiz şey en yüce zarafete aittir. Sen sana verilen emaneti çağdaşlaşmak anlamında bozamazsın” diye konuştu.

Güncel 24.12.2020, 08:52
Ömer Tuğrul İnançer'den İBB'ye Şeb-i Arus tepkisi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği Şeb-i Arus törenine tepki dinmiyor. Mutasavvıf Tuğrul İnançer, kadın ve erkek semazenlerin birlikte zikir icra ettiği, Kur’an’ın Türkçe mealinin okunduğu törenin baştan sona fiyasko olduğunu söyledi. Uluslararası Mevlana Vakfı’nın sosyal medya üzerinden düzenlediği Dost Meclisi adlı programda konuşan mutasavvıf Ömer Tuğrul İnançer, özetle şunları kaydetti:

HERKES SEMA EDEMEZ

“İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yediği halt... Sadece orayla sınırlı kalmamak lazım. Kendilerine Mevlana Aşıkları adı verenleri geçmemek lazım. Niyaz etmesini bilmiyorlar tasdik eder gibi kafa sallanmaz. Teferruatmış bu efendim. Bana doktor kaç numara gözlük takacağımı reçetelendiriyor. Nerede ne şekilde niyaz edileceği bellidir. Selamın nasıl alınacağı bellidir. Semazenler selam alır. Şeyhin önünde niyaz eder. Baş kelime kafa sallamak değildir. Hem baş hem boyun eğilecek. Hiçbirisi niyaz etmeyi bilmiyor. Kadın meselesi… Kadın silke giymez, kadınlar terakkiye giyer. Kadınlar sema edemez daha doğrusu mukabele edemezler. Sema etmek istiyorlarsa sabah namazından sonra yapsınlar. Sonra semazenlerin pozisyonlarında da noksanlık var. Mevlevi ayinleri de resm-i geçittir. Kabiliyeti olan sema eder. Safrasını boşaltamayan sema edemez. Mevleviler dönmez, dönüp dönüp Allah derler”

ÇAĞDAŞLAŞMAK İÇİN BOZAMAZSIN

Söz konusu töreni tek partili dönemdeki uygulamalara benzeten İnançer şöyle devam etti: “1925’ten önce meydan görmemiş ayini bile okutmazlardı bize. Ayrıca tercüme denen illet… Türkçe ezan Türkçe Kur’an olamaz. Başına Türkçe geldiği zaman ezan ya da Kur’an-ı Kerim olmaz tercüme olur. Eğer lisan bilmek anlamak için yetseydi milyonlarca Arap kuran okuyup hidayete ererdi. Anatomi kitabını okusak doktor olamayız, bunu kabul ediyorsun da Kur’an-ı Kerim’e neden ukalalık ediyorsun. Bu 1925 kanunudur. Çünkü her hususta ilerlediğini iddia eden kanun hala 1925’ten kalma. Bir zamanlar dayatacakları silahlı güçleri vardı. Mevlevi ayini dediğimiz şey en yüce zarafete aittir. Zirveyi zorlamak zırva getirir. Sen sana verilen emaneti çağdaşlaşmak anlamında bozamazsın. Sen kimsin? Çağdaşlaşmanın tarifi ne?”

Kaynak: Yenişafak

banner53
Yorumlar (0)
25
az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?