banner39

'Osmanlı Devleti Ermenileri Tebaa-i Sadıka olarak vasıflandırmıştır'

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünde görev yapmakta olan akademisyen, yazar Dr. Recep Karacakaya, “Geçmişte yaşanan olayları tüm yönleriyle bilirsek günümüzde veya gelecekte benzer problemlerle karşılaştığımızda geçmişteki tecrübelerimizden faydalanabiliriz.” diyor.

Güncel 29.04.2021, 16:41 29.04.2021, 16:51
'Osmanlı Devleti Ermenileri Tebaa-i Sadıka olarak vasıflandırmıştır'

Dr. Recep Karacakaya ile Ermeni meselesini, tarihî süreç içinde belgelere dayalı olarak, kronolojiye uygun bir biçimde ele alan kitap çalışması “Ermeni Meselesi” üzerine konuştuk.

Recep Karacakaya kimdir? Bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?

1965 yılında Karabük’te doğdum. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nden 1988 yılında mezun oldum. 1988‑1990 yılları arasında iki yıl Tarih öğretmenliği yaptım. 1992 yılında “Türk‑Rus‑Ermeni Münasebetleri” adlı tezle Yüksek Lisansımı, 1999 yılında da “Türk Kamuoyu ve Ermeni Meselesi 1908‑1923” konulu tezle doktoramı tamamladım. 1990 yılından 2009 yılına kadar Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı bünyesinde çalıştım. Ermeni meselesi ile ilgili olarak birçok makale ve kitap kaleme aldım. Halen İstanbul Medeniyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih bölümündü görev yapmaktayım. Evliyim ve bir çocuğum var.

Tarih alanında uzmanlaşma konusunda ve ömrünüzü adayacağınız bu alanın sizin için en doğrusu olduğuna nasıl emin oldunuz?

Çocukluğumdan itibaren kitap okumayı seviyordum. Özellikle de tarihî romanlar okuyordum. Lisedeki tarih öğretmenimin bu alanı seçmemde büyük etkisi olmuştur. Tarih bölümüne kayıt yaptırdıktan sonra da olmam gereken yerde olduğumu anladım.

Bir tarih talebesi kendisini nasıl yetiştirmelidir? Bu konudaki tavsiyeleriniz nelerdir?

Bir tarih talebesi öncelikle hem kendi alanıyla ilgili hem de diğer alanlarla ilgili bol bol okuma yaparak kendisini geliştirmelidir. Sonra alanın gerektirdiği donanıma sahip olmaya çalışmalıdır. Eğer Osmanlı tarihi çalışacaksa arşivlerde araştırma yapabilecek iyi bir Osmanlıca bilgisine sahip olmalıdır. Çalışacağı alanla ilgili yabancı dil bilgisi olmalıdır. Orta Asya çalışacaksa Çince veya Rusça, Ortadoğu çalışacaksa Arapça ve Farsça, Avrupa tarihi çalışacaksa Almanca, İngilizce, Fransızca, Eski Çağ alanında uzmanlaşmak istiyorsa Latince gibi.

Türkiye’de tarih alanındaki gelişmeleri ve çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Son dönemlerde tarih alanında ciddi çalışmalar olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de tarih bölümlerinin sayısı arttı. Lisansüstü çalışmalar çoğaldı. Bunu YÖK’ün tezler kataloğunu incelediğimiz zaman, çok nitelikli doktora ve yüksek lisans tezlerinin üretildiğini görebiliyoruz. Bunlar Türk tarihi ile ilgili birçok boşluğu doldurmaktadır. Bunun yanında birbirinin tekrarı, alana bir katkı sağlamayan tezlerin de üretildiğini görmekteyiz. Günümüzde, bilim ve teknolojideki gelişmeler, tarih alanında çalışma yapacak olanların işleri kolaylaşmaktadır. Birçok arşiv, belgelerini dijital ortamda araştırmacılara sunmakta, gazete ve dergi arşivleri dijitalleşmekte, yabancı ülkelerin arşivlerine masamızın başında ulaşabilmekteyiz. Bunlar da tarihçinin işini kolaylaştırmakta, zaman kaybını önlemekte ve nitelikli eserlerin ortaya çıkmasını sağlamaktadır.

Peki, toplumun tarihe ilgisini nasıl buluyorsunuz? Günlük hayatta tarihle ilgili en sık yapılan hata nedir?

Toplumun tarihe ilgilisi var gibi görünüyor. Bunu televizyonlarda yayınlanan tarih programlarının ve tarihle ilgili filmlerin izlenme sayılarından anlıyoruz. Toplum tarihî meseleleri kitaplardan ve kaynaklardan okuyarak değil de tarihi filmleri izleyerek öğrenmeye çalışıyor. Filmlerde anlatılanları gerçek tarih bilgisi zannediyor. Günlük hayatta tarihle ilgili yapılan en sık hata da günümüzün şartlarıyla tarihsel olayları yorumlayıp anlamaya çalışmaktır. Tarihsel olaylar yaşandığı dönemin şartları ile değerlendirilmelidir.

“Tarih bilmek bugünü ve geleceği doğru yorumlamakta bize yardım eder.” derler. Bu noktada Türkiye’de yaşanan birçok tartışmaların ve meselelerde kutuplaşmaların aşılması için Osmanlı/Türkiye tarihine yakından bakmak bize yol gösterici olabilir mi?

Geçmişte yaşanan olayları tüm yönleriyle bilirsek günümüzde veya gelecekte benzer problemlerle karşılaştığımızda geçmişteki tecrübelerimizden faydalanabiliriz. Devletlerin arşivleri bu iş için vardır. Bu arşivler devletin hafızası konumundadır. Uluslararası ilişkiler ve dış politika konularında neredeyse yüz yıl önce yaşananlar tekrar tekrar önümüze gelmektedir. Bir örnekle açıklamak gerekirse; Ermeni komitecilerinin çıkardıkları isyanlar 1890 -1896 yılları arasında Anadolu’nun büyük bir kısmını kasıp kavurmuştur. Aynı olaylar yüzyıl sonra Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgesinde başka bir terör örgütü tarafından hemen hemen aynı metotlarla gerçekleştirilmiştir. Biz eğer yüzyıl önceki olayları iyi analiz edebilseydik ve onlardan gerekli dersleri çıkarsaydık, aradan yüzyıl geçtikten sonra çıkan diğer olaylara karşı bilgili ve hazırlıklı olabilirdik.

“Ermeni Meselesi” çalışmanızı kaleme alışınızın temel dinamiği neydi? Kaleme aldığınız bu çalışma hakkında neler söylemek istersiniz? Yazım aşaması ne zaman başladı ve bu süreç nasıl gelişim gösterdi?

“Ermeni Meselesi” adıyla yayına hazırladığımız bu eser, Ermeni meselesiyle ilgili araştırma yapmak isteyenlere faydalı olmak amacıyla hazırlanmıştır. Olayların akışını birinci el kaynaklara dayalı ve ayrıntılı bir şekilde ortaya koyan bir müracaat eserinin olmayışı, bizi bu yöndeki eksikliği gidermeye sevk etmiştir. Bu konuyla ilgili olarak birkaç bibliyografya kitabı dışında araştırmacılara faydalı olabilecek kronolojik eser hemen hemen yok gibidir. Biz de bu eksikliği gidermek amacıyla mütevazı bir adım atmaya çalıştık. Hazırladığımız bu kitapta, basılı olmayan arşiv belgelerinden, yayınlanmış arşiv belgelerinden, gazetelerde yer alan haberlerden ve bu konuda yazılmış eserlerden faydalanılmıştır.

Çalışmanız içerisinde Ermeni sorunu Ermenilerin kendi içinden ve ihtiyaçlarından değil, büyük devletlerin bölge üzerindeki çıkar hesaplarından kaynaklanmıştır, diyorsunuz. Peki, büyük devletlerin kendi çıkarları uğruna bir sorunu, insanlık ve Hıristiyanlık sorunuymuş gibi göstermelerini siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Büyük devletler her zaman kendi çıkarlarını ön plana almaktadırlar. Bunun üstünü örtmek içinde müdahale ettikleri bölgelerde problemleri bir kılıfla örtmeye çalışmaktadırlar. Ermeni meselesinde de Türklerin Ermenilere gayr-i insanî davrandıklarını ve sırf Hristiyan oldukları için saldırdıklarını ileri sürmüşlerdir. Gerçek dışı, yalan, ahlâksızca iftiraları atmaktan geri durmamışlardır. Oysa Osmanlı Devleti Ermenileri tebaa-i sadıka olarak vasıflandırmıştır. Devletin ön önemli görevlerine atamaktan çekinmemiştir. Ermeni terör örgütlerinin bağımsız bir devlet kurma çabaları ve isyanlar çıkarmaları, Ermeni toplumunun azınlıkta kalan bir kısmını ayrılıkçı emellere yöneltmiştir. Büyük devletler Osmanlı Devleti’ne müdahale edebilmek, kendi çıkarlarını koruyabilmek için Ermenileri kullanmışlardır. Dertleri onların bağımsız devlet kurmaları değildir. Kendi çıkarlarını elde ettikten sonra onları yüzüstü bırakmışlardır.

Son dönem artan tarihî dizi ve filmleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Oldukça geniş kitlelere ulaşan bu çalışmaların toplumu bilinçlendirmek adına doğru bir yol olduğunu düşünüyor musunuz?

Son dönem artan tarihî dizi ve filmler toplumun tarihe ilgilisini artırmış gibi görünüyor. Genel olarak toplum tarihî meseleleri tarihî filmleri izleyerek öğrenmeye çalışıyor. Filmlerde anlatılanları gerçek tarih bilgisi zannediyor. Televizyon dizilerinde olayların anlatımı tarihsel gerçeklikten uzaktır. Filmlerde tarihsel olayları bilimsel olarak analiz etmek veya olayları sebep sonuç ilişkileri içinde anlatmak gibi bir amaç yoktur. Senaryoya bağlı olarak tarihsel gerçeklikten ziyade, seyircinin ilgisini çekecek birçok hayali olay filmlerde yer almaktadır. Bu film ve diziler sadece toplumu tarihini öğrenmeye sevk etmek ve bilinçlendirmek açısından bir ilk adım olarak görülebilir.

Bunların dışında nasıl bir okursunuz? Okurken nelere dikkat edersiniz? Son zamanlarda okuduğunuz ve beğendiğiniz birkaç kitap ismi verebilir misiniz bize?

Son yıllarda alanımla ilgili kitapları okumaya çalışıyorum. Özellikle Cumhuriyet tarihi ile ilgili kitapları okumaya çalışıyorum. Son dönemlerde 15 Temmuz darbesinin perde arkasını anlatan kitapları okudum. En son okuduğum kitap “Cemal Paşa Suriye’de” adlı kitaptır.

Yakın gelecekte hayata geçirmeyi planladığınız yeni projeleriniz var mı?

Evet, şuan bir Osmanlı büyükelçisinin biyografisini çalışıyorum. Ayrıca yerel tarihle ilgili kitap çalışmam var. Bitirebilirsem 2021 yılı içinde yayınlamayı düşünüyorum.

banner53
Yorumlar (0)
14
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?