banner39

'Sanki dindarlığı emanet olarak taşıyoruz'

Ramazan'da Diyanet'e sorulanlar, halkın dinle ve dini bilgiyle ilişkileri konusunda çarpıcı sonuçlar ortaya koydu

Güncel 20.09.2010, 12:24 20.09.2010, 14:31
'Sanki dindarlığı emanet olarak taşıyoruz'


Dünya Bülteni/Haber Merkezi

Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Şevki Aydın, ramazanda sorulan soruların, vatandaşların dindarlıkları üzerinde bilgi üretmediğini, kendi dindarlıklarının mimarı olmadığını gösterdiğini belirterek, "sanki dindarlığı emanet olarak taşıyor" dedi.

Aydın, AA'ya yaptığı açıklamada, din eğitimi konusundaki yanlış uygulamaların, vatandaşların dindarlık anlayışını da olumsuz etkilediğine dikkati çekti.

Aydın, ''Ramazan'da sorulan sorulara baktığımda, vatandaşlarımızın dindarlıkları üzerinde bilgi üretmediklerini kendi dindarlıklarının mimarı olmadığını gördüm. Sanki dindarlığı emanet olarak taşıyor. Emanet taşınan şey, o kişinin malı değildir. Emanet taşıdığımız dindarlık bizim işimize yaramaz sadece hamallığını yaparız. Biz yararlandığımız, sahibi olduğumuz dindarlığın eğitimini gerçekleştirmeye çalışıyoruz'' diye konuştu.

''KAÇAMAK ARAYAN BİR ANLAYIŞ VAR''

Vatandaşlardan gelen soruların toplumun ibadet algısı konusunda da fikir verdiğini belirten Aydın, ''Sanki kaçamak arayan bir anlayış var. 'Açık kapı bulsak da biraz kaçamak yapsak' anlamına gelebilecek sorular var. Bunlar, bizim inandığımızı iddia ettiğimiz değerleri nasıl algıladığımızı gösteriyor. Mesela oruç ibadetine 'bir sıkıntı, bir yük, bundan nasıl kurtulabiliriz, en az sıyrıkla bundan nasıl çıkabiliriz' diye yaklaşıyorsak bu dindarlıkla bağdaşmıyor. Dindarlığı kavrayamama sorunu var. Bu ezberci eğitimin sonucudur'' değerlendirmesinde bulundu.

Yaz Kur'an kurslarında son 3-4 yıldır uygulanan sistemin, bu amaca yönelik olduğunu hatırlatan Aydın, sistemin olumlu sonuçlarının alınmaya başladığını anlattı. Yaz Kur'an kurslarını veren din görevlilerinde, dinin nasıl öğretilmesi gerektiği konusunda önemli bir farkındalık oluştuğuna işaret eden Aydın, din eğitimi anlayışında olumlu yönde hissedilir bir dönüşüm yaşandığını dile getirdi.

"DİNİ BİLGİYLE İLİŞKİMİZ SAKAT"

Toplumda din konusunda ''ben sorayım, karşımdaki söylesin, ben onun kalıbına gireyim'' anlayışı olduğunu ifade eden Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Burada dini bilgiyle ilişkimizin sakatlığı da ortaya çıkıyor. Dini bilgiyle varoluşsal bir ilişki değil, çok iğreti bir ilişki kuruyoruz. Belli şeyleri geçiştirmek için bilgiyle ilgileniyoruz. Bilgiyi bizi besleyen bir gıda olarak algılamıyoruz. 'Ben o dini bilgiyi kullanarak daha güçlü bir birey olacağım, dolayısıyla hayatı daha güzel yaşamayı becereceğim' gibi bir anlayış yok. Haliyle ibadeti bile bir an önce atılması gereken bir yük, kurtulunması gereken bir sıkıntı olarak algılamak bizim dindarlık algımızdaki temel soruna işaret ediyor. Bunların altında yatan en önemli neden aldığımız eğitim. Aldığımız eğitim, dinle çok sıcak bağ kurmamazı önlüyor. Tam bir engel.
Biz de Allah sevgisi yerine hep Allah korkusu hakim. Allah'ı bir disiplin aracı olarak kullanan bir toplumdan, bir aile yapısından geldiğimiz için dini değerlerle varoluşsal ilişki içine giremiyoruz. Giremediğimiz için de onlar bizim içselleştirdiğimiz değerlere dönüşmüyor, bizi besleyen değerlere dönüşmüyor. Sadece o ezber bilgilerin hamallığını yapmaya devam ediyoruz.''

''KÖKLÜ ZİHNİYET DEĞİŞİMİNE İHTİYAÇ VAR''

Başkanlık olarak, insanın kendi dindarlığının mimarı olmasını sağlayacak bir alt yapı kazanmasını sağlamak için çalıştıklarını belirten Aydın, emaneten verilen dindarlığın hamalı olmak yerine kendi dindarlığını inşa edip ona içtenlikle sarılan ve ona göre hayatını güzelleştiren bir mümin olma fırsatını verecek din eğitimini amaçladıklarını kaydetti.

Aydın, aileden başlayıp okulda devam eden din eğitimi anlayışımızda köklü bir zihniyet dönüşümü sağlamaya ihtiyaç olduğuna dikkati çekti.

banner53
Yorumlar (0)
13
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?