banner39

"Sömürgecilerin ve onların yerli iş birlikçilerinin, terör örgütlerinin gücü Cumhurbaşkanımıza yetmez"

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, "Türkiye dünya yüzeyinde sistematik yalan ve dezenformasyona en fazla maruz kalan ülke konumundadır. Bunun nedeni Türkiye'nin son 20 yılda Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gerçekleştirdiği kalkınma devrimi ve atılımdır" ifadelerini kullandı.

Güncel 25.05.2022, 14:01 25.05.2022, 14:06
"Sömürgecilerin ve onların yerli iş birlikçilerinin, terör örgütlerinin gücü Cumhurbaşkanımıza yetmez"

Altun, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca Bakırköy'deki bir otelde düzenlenen Türkiye-Afrika Medya Zirvesi'ne katıldı.

Açılış konuşmasını yapan Altun, Afrika'nın 45 ülkesinden zirveye katılan davetlilerin "25 Mayıs Afrika Günü"nü kutlayarak, Türkiye-Afrika Medya Zirvesi'nin ülkeler arasındaki dostluğu pekiştirmesine ve medya alanında yeni iş birliği fırsatları ortaya çıkarmasına vesile olması temennisinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Afrika kıtası ve ülkeleriyle ilişkilere özel bir ehemmiyet verdiğini dile getiren Altun, Erdoğan'ın güçlü liderliği, kararlılığı ve samimiyeti sayesinde Türkiye-Afrika ilişkilerinin son 20 yılda benzersiz bir ivme kazanarak, olağanüstü bir gelişim kaydettiğini söyledi.

Türkiye'nin Afrika kıtasına yönelik ilgi ve muhabbetinin eşitlik ve karşılıklı kazanma esasına dayandığını kaydeden Altun, "Hamdolsun bu yaklaşımımız da Afrikalı kardeşlerimizden büyük bir teveccüh görüyoruz, bundan da büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Liderlerimiz başta olmak üzere, kamu kurumlarımızla, sivil toplum kuruluşlarımızla, şirketlerimizle ilmek ilmek ördüğümüz dostluğumuz dünyaya örnek oluyor." ifadesini kullandı.

Türkiye'nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatlarıyla "Afrika Yılı" ilan edilen 2005'te Afrika Birliği'ne gözlemci üye olarak katıldığını hatırlatan Altun, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hız kazanan temaslarımız, 2008 senesinde Afrika Birliği tarafından 'stratejik ortak' ilan edilmemizle taçlandı. Afrika ile ilişkiler böylece Türk dış politikasının öncelikleri arasına girdi. İlki 2008'de İstanbul'da, ikincisi 2014'te Malabo'da olmak üzere Türkiye-Afrika Ortaklık Zirveleri düzenledi ve bu zirvelerde ilişkilerimizin kurumsallaşması sağlanmış oldu. Son olarak da aralık ayında yine İstanbul'da 3. Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi'ne Sayın Cumhurbaşkanımız ev sahipliği yaptı. Hiç kuşkusuz, Türkiye'nin Afrika'ya yönelik ilgisi samimi, uzun vadeli ve en önemlisi kaza kazan ilkesine sıkı sıkıya bağlıdır. Bunu bütün adımlarımızda Afrikalı kardeşlerimize gösteriyoruz, hissettiriyoruz ve bunun karşılık bulduğunu da memnuniyetle görüyoruz."

Türkiye'nin 2002 yılında Afrika'da sadece 12 büyükelçiliği bulunurken, bu sayının bugün 43'e yükseldiği bilgisini veren Altun, ayrıca TİKA, YTB, Yunus Emre Enstitüsü, AFAD, Maarif Vakfı ve Türkiye Diyanet Vakfı gibi kurum ve kuruluşlarla sivil toplum örgütlerinin, çalışmalarıyla Türkiye'nin varlığını Afrika'nın dört bir tarafına yaydığını ifade etti.

Türk Hava Yolları'nın aynı dönemde Afrika'daki destinasyon sayısını 50'nin üzerine çıkarmasının da tarihten gelen bağları kuvvetlendirdiğini kaydeden Altun, aynı zamanda Afrika'yla ekonomik ve ticari ilişkilerin gözle görülür bir şekilde güçlendiğine dikkati çekti.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun, şöyle devam etti:

"Afrika kıtasıyla toplam ticaretimiz son 20 yılda yaklaşık 5 kat arttı. Sahra altı Afrika ülkeleriyle olan ticaret hacmimiz neredeyse 10 kat artış gösterdi. Türk şirketlerinin altyapıdan enerjiye, savunmadan gıdaya, her alanda Afrika halkları tarafından 'çözüm ortağı' olarak görülmeleri de ülkemiz için gurur vesilesidir. Bizzat Sayın Cumhurbaşkanımız da bugüne kadar toplam 30 Afrika ülkesine 50'nin üzerinde ziyaret gerçekleştirerek ilişkilerimizin güçlendirilmesine benzersiz bir katkı sundu. Geride bıraktığımız 20 yılda Türkiye'nin Afrika'da güçlü bir aktör olduğu ve bu aktörlüğün 'eşitlerin ortaklığı' yaklaşımıyla ilerlediği herkesin malumudur. Elbette Türkiye'nin kendini Afrika devletleriyle gerçek anlamda ortak olarak görebilmesi, bu düşüncesini dillendirebilmesi, bu hislerimizin Afrikalı dost ve muhataplarımızdan karşılık bulması doğrudan doğruya tarihimizde sömürgecilik lekesinin olmamasından kaynaklanıyor. Bu açıdan gönül rahatlığıyla ifade ediyorum ki milletimizin sicili temiz, niyeti halis, ameli salihtir."

Bu samimiyet ve iyi niyetin yansımalarını her alanda gördüklerini anlatan Altun, Ankara'da 2008 yılının başında yalnızca 10 olan Afrika büyükelçiliklerinin sayısının 37'ye çıktığını, eğitimleri için Türkiye'yi tercih eden Afrikalı öğrencilerin sayısında da artış yaşandığını, Afrikalı yatırımcıların Türkiye'deki faaliyetlerini ve ortaklıklarını genişlettiklerini belirtti.

"Milletimiz, Afrikalı dost ve kardeşlerinin bu sıcak duygularını en güçlü biçimde 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından hissetmiştir" diyen Altun, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hain FETÖ terör örgütüne karşı net tavır alan Afrika ülkeleri, bu şer yapının gerçek yüzünü görerek, bunlara karşı gerekli adımları atmaya başlamıştır. Hamdolsun bugün geldiğimiz noktada, birçok Afrika ülkesinin bu terör örgütüne yönelik gerekli tedbirleri almaya devam ettiğini görmekten memnuniyet duyuyoruz. İnşallah bu forumumuzla birlikte Afrika medyasının önde gelen isimleri birçok konuda olduğu gibi, FETÖ konusunda da daha net bir fikir sahibi olacak ve ülkelerine bu örgütün zararlı faaliyetlerini anlayarak gidecektir. Bu kapsamda önceden FETÖ tarafından eleman devşirmek ve gençleri zehirlemek için kullanılan kurumları Türkiye Cumhuriyeti adına devralıp, insanlığın hizmetine sunan Maarif Vakfı'na da teşekkürlerimizi sunuyoruz."

Geçen aralık ayında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ev sahipliğinde gerçekleşen 3. Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi'nde alınan kararlardan birisinin de basın ve iletişim alanlarında iş birliği ve eşgüdümün artırılmasını kapsadığını hatırlatan Altun, bu toplantının esas itibarıyla bu kararın bir sonucu olduğundan söz etti.

Fahrettin Altun, şu görüşleri paylaştı:

"Gerçekten de uluslararası düzenin adaletsizliklerine itiraz eden, sessizlerin sesi olmaya gayret eden, 'daha adil bir dünya mümkün' diyen liderleri ve milletleri sindirmek için dezenformasyon ve karalama kampanyalarına başvurulduğu bugün hepimizin malumudur. Tabii burada şunu da açık ve net şekilde ifade etmek istiyorum, dezenformasyon ve yalan endüstrisi dünya yüzeyinde demokrasilerin en büyük düşmanıdır. Ne yazık ki bugün Türkiye dünya yüzeyinde sistematik yalan ve dezenformasyona en fazla maruz kalan ülke konumundadır. Bunun nedeni Türkiye'nin son 20 yılda Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gerçekleştirdiği kalkınma devrimi ve atılımdır. Eğer bu kalkınma devrimi ve atılım olmasaydı bugün itibariyle Türkiye, uluslararası alanda bu denli yoğun bir dezenformasyona ve yalan endüstrisinin sistematik karalama kampanyalarına mağdur olmayacaktı. Bugün Türkiye artık dışarıdan dış güçlerden, batıdan emir alan bir ülke değildir. Türkiye, dış politika ve ekonomi başta olmak üzere bütün alanda kendi ad ve hesabına hareket eden bir ülkedir. Bunu engellemek adına son 20 yılda birçok kötücül, şerli, hain girişimde bulunuldu. Darbe teknolojisinin anti demokratik uygulamaların her türlüsü denendi. Bütün bunlara elbette kirli dezenformasyon kampanyaları, yalan kampanyaları eşlik etti."

Dezenformasyon kampanyalarından bir tanesinin de dün akşam Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik yapıldığını söyleyen Altun, şu sözleri sarf etti:

"Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik iftira ve yalanlarla karşı karşıya kaldık. Dün gerekli cevaplar verildi. Fakat bu toplantı vesilesiyle de şunu açık ve net şekilde burada da vurgulamak istiyorum ki sömürgecilerin ve onların yerli iş birlikçilerinin, terör örgütlerinin gücü, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a yetmez. Cumhurbaşkanımız dün olduğu gibi bugün de yarın da bu ülke için aşkla çalışmaya, aşkla koşmaya devam edecek. Elbette dezenformasyon tehdidi artık kendi ayakları üzerinde durma mücadelesi veren ve bu konuda ciddi başarılar elde eden Afrika kıtası için de geçerlidir. Sayın Cumhurbaşkanımızın söylem ve eylemleriyle ortaya koyduğu 'Dünya beşten büyüktür' ilkesi, yalnızca uluslararası ilişkilerle, siyasetle veya ekonomiyle ilgili değildir. Bu düsturumuz, aynı zamanda küresel enformasyon ortamına dair eleştirel ve yapıcı yaklaşımımızın da bir özeti mahiyetindedir."

Altun, batılıların işine geldiği gibi yorumladığı, aslında evrensel olan kavramlara sahip çıkmanın derdinde olduklarını, bu toplantının da buna bir vesile olması temennisinde bulundu.

Uluslararası büyük sosyal medya şirketlerine çağrıda bulunarak, terör örgütlerine zemin sağlamalarından vazgeçmeleri çağrısında bulunan Altun, şunları kaydetti:

"Bugün bir bakıyorsunuz, internet ortamında büyük şirketler tarafından uygulanan sansürün adı 'demokrasiyi korumak' oluyor. Merkezi Amerika'da olan 3-5 şirket, dünyanın dört bir yanındaki insanlara birtakım kurallar, kaideler, kriterler dayatabiliyor. Katılımcı olmayan, şeffaf olmayan, kural ve kriterler de insanlığın çıkarına olmayan bir biçimde belirlenip, tanımlanıyor. Diğer yandan her türlü tezvirat, hakaret ve terör propagandası birilerinin işine geldiği için 'ifade özgürlüğü' kapsamında değerlendiriliyor. Buradan bir kere daha uluslararası büyük sosyal medya şirketlerine açık ve net bir şekilde sesleniyoruz, terör örgütlerine zemin sağlamaktan vazgeçin. Terör küresel bir sorundur. Terör bir ülkenin, bir bölgenin sorunu değil, terör küresel bir meseledir ve dünyanın her yeri için tehdittir. Dolayısıyla bugün birtakım küçük çıkarlar adına terörü büyütmeye çalışanlar, teröre destek vermeye çalışanlar, terörle bazı ülkeleri, batı dışı dünyayı tehdit etmeye çalışanlar, sosyal medya şirketleri aracılığıyla onlara propaganda imkanı sağlıyorlar. Buradan bu sosyal medya şirketlerine çağrıda bulunuyorum, terör örgütlerine DEAŞ'tan PKK'ya, FETÖ'ye dünyanın farklı bölgelerinde faaliyet gösteren terör örgütlerine payende olmayın, onlara propaganda imkanı sağlamaktan vazgeçin. Bu olumsuz duruma biz itiraz ediyoruz ve itiraz ettiğimizde de birileri tarafından olumsuz şekillerde nitelenmeye çalışılıyoruz, bunları kabul etmiyoruz. Biz çocuklarımızın geleceğini teminat altına almak, ulusal çıkarlarımızı korumak ve herkese hizmet eden bir küresel düzenin kurulmasına katkıda bulunmak için güçlü olmaya mecburuz."

Altun, birlik içinde hareket etmeye mecbur olduklarını, Türkiye Cumhuriyeti olarak bu konuda üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirdiklerini, gerekli adımları atmaya devam ettiklerini aktardı.

Anadolu Ajansı'nın Afrika'da uzun yıllardır faaliyet gösterdiğinden bahseden Altun, kıtanın, Afrikalı gazetecilerin, kanaat önderlerinin gözünden dünyaya tanıtıldığını, TRT'nin Fransızca kanalının da yayın hayatına başladığını söyledi.

Böylece Afrika'nın sesinin dünyaya duyurulması ve Türkiye'ye dair doğru bilgilerin Fransızca konuşulan ülkelere ulaştırılması noktasında önemli bir projeyi hayata geçirmiş olduklarını dile getiren Altun, "Biz en kısa zamanda bu kuruluşlarımızın yayınlarını tüm Afrika'ya ulaştırmak, muadil kuruluşlar arasında ortaklıkları derinleştirmek arzusundayız ve yine bu forumda bu anlamda bir zemin oluşturmasını temenni ediyoruz. Bu kurumlarımız marifetiyle ayrıca Türkiye'de Afrika'nın daha iyi tanıtılmasını sağlayabileceğimize de inanıyoruz." dedi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, aynı zamanda dezenformasyonla mücadele noktasında tüm Afrika ülkeleriyle güçlü bir iş birliği içinde olmak istediklerini anlatarak, "Bunu da 'hakikat mücadelemizin' bir parçası olarak görüyoruz. Bu adımları el birliğiyle atarak iletişim ve medya alanında iş birliğimizi ve tecrübe paylaşımını çok daha kurumsal bir zemine oturtmanın çabası içinde olacağız." ifadesini kullandı.

Afrika ile gazeteci değişim programı ve çeşitli projeleri hayata geçireceklerinden söz eden Altun, sözlerini şöyle tamamladı:

"Medya ve iletişim alanında yakın gelecekte atacağımız bazı adımları bu toplantı vesilesiyle sizlerle paylaşmak istiyorum. Öncelikle Türkiye'nin Afrika'da tanıtılması kadar Afrika ülkelerinin de Türkiye'de tanınmasının önemine inanıyoruz. Bu yaklaşım zamanla kalıcı ortaklıklara, dayanışmaya ve birliktelik hissine daha fazla zemin hazırlayacaktır. Bu kapsamda Anadolu Ajansı ve TRT başta olmak üzere ülkemizin önde gelen medya kuruluşları ile Afrikalı muhatapları arasında gazeteci değişim programlarını hayata geçireceğiz. Medya sektöründe 5 yılını tamamlamamış genç gazetecilere öncelik vererek, ülkelerimiz arasında uzun vadeli ortaklık perspektifini güçlendireceğiz. Afrika'nın hikayesinin Afrikalı gazeteciler tarafından anlatılmasını önemsiyoruz. Bu gazetecilerin faaliyetlerini desteklemeyi arzu ediyoruz. Bu kapsamda Afrika'dan iklim değişikliği ve ayrımcılık gibi konularla ilgili habercilik projelerine mikro destekler sağlayacağız. Bunların hem Türkçe dilinde yayımlanmasına hem de dünya dillerinde yayın yapan mecralarımız marifetiyle uluslararası kamuoyuna ulaşmasına ön ayak olacağız. Aynı zamanda bu çalışmayla birlikte Afrika'dan iyi uygulamalara görünürlük kazandırmayı amaçlıyoruz. Diğer taraftan da çalışanlarımızın, mesai arkadaşlarımızın Afrika kıtasıyla ilgili uzmanlaşmasını da teşvik edeceğiz. Afrika ülkelerindeki muadil kurumlarla ortaklıklarımızı güçlendirerek dezenformasyonla mücadele başta olmak üzere kritik alanlarda iş birliğimizi artıracağız."

Konuşmaların ardından, katılımcılar aile fotoğrafı çekildi.

Türkiye-Afrika Medya Zirvesi, düzenlenen panellerle devam ediyor.

Yorumlar (0)
22
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?