banner39

STK'lardan hükümete mülteci çağrısı

MAZLUMDER, İHH, İMKANDER, Özgür-Der, Uluslararası Af Örgütü ve İHD'nin katılımıyla hayati tehlikesi bulunmasına rağmen Kazakistan'a iade edilen Samet Emirhanov için bir basın toplantısı düzenlendi

Güncel 21.03.2012, 16:42 21.03.2012, 16:42
STK'lardan hükümete mülteci çağrısı

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

3 ay boyunca Kumkapı Yabancılar Şubesi'nde tutulan Kazakistanlı Samet Emirhanov'un hayati tehlikesi bulunduğu halde Kazakistan'a iade edilmesi ve Türkiye'yi terk etmeleri için Cuma gününe kadar mühlet verilen Çeçen sığınmacılar için STK'lar bir araya gelerek basın toplantısı yaptılar.

MAZLUMDER, İHH, İMKANDER, Özgür-Der, Uluslararası Af Örgütü ve İHD'nin yaptığı basın toplantısına Samet Emirhanov'un eşi ve çocuğu ile sınırdışı edilecek Çeçenlerden İmran Midaev'in annesi de katıldı.

CÜNEYT SARIYAŞAR: RESMİYETTEN UZAK MÜDAHALELERLE SIĞINMACILARA YÖNELİK YENİ BİR OPERASYON BAŞLAMIŞ DURUMDA

Toplantıda ilk olarak konuşan MAZLUMDER İstanbul Şube Başkanı Cüneyt Sarıyaşar, uzun zamandır devam eden mülteci sorunları ile ilgili somut örneklerle kamuoyunun karşısına geçtiklerini belirterek Samad Emirhanov ile ilgili olay anında MAZLUMDER Genel Merkezi olarak İçişleri Bakanlığı'na ivedi olarak yazı gönderdiklerini ve iadesi halinde hayati tehlikesinin olduğu belirtilmesine rağmen gönderildiğini belirtti. Samet'in akıbeti hakkında bilgi alamadıklarını söyleyen Sarıyaşar "Bu olayın ardında İstanbul'da ikamet eden Çeçen sığınmacıların durumları da gündeme geldi. Resmiyetten uzak müdahalelerle yeni bir operasyon başlamış durumda" dedi.

Daha sonra Cüneyt Sarıyaşar katılımcı tüm kurumların imza attığı ortak basın açıklaması metnini okudu. Açıklamada Emirhanov'un hukuki prosedürü işleterek hem İçişleri Bakanlığı hem de Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) nezdinde sığınma başvurusunda bulunmuş olduğu, Samet'in BMMYK nezdinde mültecilik statüsü kazanması için gereken prosedür henüz tamamlanmamışken İçişleri Bakanlığı'nın tek taraflı iradesi ile zorla ülkesine yollandığı ifade edildi. Sarıyaşar açıklamada "Samet mülteci hukukunun en temel prensibi olan non-refoulement, yani geri gönderme yasağı prensibine aykırı olarak zulüm göreceği endişesiyle kaçıp geldiği Kazakistan'a iade edilmiştir. Adalet duygusu besleyen, hukuka inanan, vicdan sahibi insanlar ve insan hakları örgütleri olarak Samet'in ağır insan hakları ihlali riski olan bir ülkeye zorla iade edilmesi olayının takipçisi olacağız" dedi. Açıklamada hiçbir hukuki gerekçe gösterilmeden mültecilik statüsü tanınmayan ve sınır dışı edilen Çeçenlerin sorunlarının da takipçisi olacaklarını belirten Sarıyaşar açıklamanın sonunda "Hükümetin hukuka, imza koyduğu sözleşmelere, insan haklarına ve kendilerini yetkilendiren Türkiye halkının vicdanına ve misafirperverliğine saygı göstermesini bekliyoruz. Devlet görevlilerini vicdanlı olmaya davet ediyoruz" dedi.

RIDVAN KAYA: SAMET'İ UÇAĞA BİNDİRİP GÖNDERENLER DE EN AZ ONU TUTUKLAYANLAR KADAR SORUMLUDUR

Daha sonra konuşan Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya ise hükümetin sığınmacıların sorunlarının çözümü konusunda sorumlu olduğunu ifade ederek "Türkiye'de Rus ajanlar tarafından öldürülen Çeçenler ile ilgili daha önce de açıklamalar yapmıştık ancak hiçbir gelişme yok. Kazakistan'a iade edilen Samet'in de başına ne geleceğini bilmiyoruz; büyük bir ihtimalle işkence görebilir, uzun yıllar hapiste kalabilir ya da öldürülebilir. Samet'i uçağa bindirip gönderenler de en az onu tutuklayanlar kadar sorumludur ve hükümet bu konunun peşini bırakmamalıdır" dedi.

YAŞAR KUTLUAY: SAMET'İN İADESİ TÜRKİYE İÇİN KARA LEKEDİR

Kaya'nın ardından söz alan İHH Genel Sekreteri Yaşar Kutluay ise İHH olarak 20 yıldır benzer olaylara sık sık rastladıklarını belirterek "Türkiye'den ülkesine iade edildikten sonra öldürülen çok kişi var. Bu bir insanlık suçudur. Bu insanların iade edilmesi 'Gidin orada ölün' demek. 23 yaşındaki Samet başına ne geleceği bilindiği halde ailesine bile haber verilmeden yaka paça Kazakistan'a gönderildi. Bu olay Türkiye'nin insan hakları karnesine işlenmiş bir kara leke olarak kalacaktır" dedi.

RUHAT DANIŞMAN: KONU TÜRKİYE VE DÜNYA KAMUOYUNUN GÜNDEMİNE GETİRİLMELİ

Uluslar arası Af Örgütü sözcüsü Ruhat Danışman ise konuşmasında Samet Emirhanov ve diğer sığınmacılar ile ilgili tüm ihlalleri takip edeceklerini belirterek bundan sonra benzer olayların yaşanmaması için konuyu Türkiye ve dünya kamuoyunda gündeme getirmenin önemine vurgu yaptı.

HALİM YILMAZ: MÜLTECİLER SATILIK İNSANLAR DEĞİLDİR

Samet Emirhanov'un avukatı ve MAZLUMDER İstanbul Şube Yönetim Kurulu Üyesi Halim Yılmaz ise şunları söyledi: "Uluslar arası hukukta bir kişi mülteci olsun ya da olmasın ölüm tehlikesi olduğu halde ülkesine iade edilemez. Şimdi Çeçenlerin de gitmesi isteniyor. Yaklaşık 15 yıldır buradalar. Başka ülkede olsalar vatandaşlık bile verilebilirdi, en azından yasal hakları tanınırdı. Uluslar arası ilişkiler insan canından daha önemli olamaz. Samet'in iade kararına 15 günlük itiraz süresi tanınmadan, 3. Bir ülkeye gönderilme hakkı verilmeden ve avukatına tebligat gönderilmeden 2-3 saat içinde Kazakistan'a iade edilmesi kabul edilemez. Mülteciler satılık insanlar değildir".

MURAT ÖZER: 4 ÇEÇEN CUMA GÜNÜ SINIR DIŞI EDİLECEK

Daha sonra konuşan İMKANDER Genel Başkanı Murat Özer hükümetin mülteci sorunlarına kalıcı bir çözüm üretmediğini ifade ederek "Şuan ülkemizde 2000 kadar Çeçen ve Kafkas işgalden kaçarak buraya sığınmış bulunuyorlar. Mülteci statüsüne de alınmadıkları için sağlık hizmetlerinden yararlanamıyorlar ve çocuklarını okula gönderemiyorlar. Yaklaşık 17 yıldır burada olan Çeçenlerin bir nesli kayboluyor" dedi. Özer, son zamanlarda mülteci kamplarında kendisini devlet yetkilisi olarak tanıtan kişilerin üzerinde resmi belge olduğunu gösterir bir işaret bulunmayan, kendileri ve aileleri hakkında tüm bilgilerini yazmalarını istedikleri bir form dağıtılıp imzalatıldığını, daha sonra yanlarına gelen yetkililerin ise bu belgeyi tanımamalarının kaygı verici olduğunu söyledi. Geçtiğimiz günlerde ikamet tezkerelerinin uzatılması için emniyete giden 4 Çeçenin tek tek mülakata çağırıldıklarını, İçişleri Bakanlığı ve MİT temsilcisi olduklarını söyleyen kişiler tarafından kendilerine 15 gün içinde Türkiye'yi terk etmeleri söylendiğini belirten Murat Özer bu kişilerin Çeçenistan'daki direnişin önemli isimleri olan Amkhad Vaha Umarov, Uvays Abdullaev, İmran Midaev ve Saidkhuseyn Abubekirov olduğunu söyledi.

SAMET EMİRHANOV'UN EŞİ: BİZE SÖZ VERMİŞLERDİ, BURADA KALACAKTIK AMA EŞİMİ GÖNDERDİLER

Özer'in ardından Samet Emirhanov'un eşi gözyaşları içinde "Türkiye'ye Müslüman olarak rahatça yaşayabilmek için geldik. Bize söz vermişlerdi, burada kalacaktık ama eşimi gönderdiler. Hiç olmazsa ona eziyet edilmesini engellesinler, eşimin hayatta kalmasını istiyorum" dedi.

ÇEÇEN İMRAN MİDAEV'İN ANNESİ: OĞLUM TÜRKİYE'DEN KOVULURSA BENİ DE KOVUN

Çeçen İmran Midaev'in annesi ise "Eşim ve 4 oğlum Çeçenistan'da öldürüldü. Kalan tek oğlumla burada yaşıyorduk ve İmran hiçbir savaşta yer almadığı halde neden sınır dışı ediliyor? Türkiye hükümetinden bize sahip çıkmalarını istiyoruz. Oğlum Türkiye'den kovulursa beni de kovun" dedi.

ARİFE GÖKKAYA DİNÇ: 'GERİ GÖNDERME YASAĞI' SUÇUNU İŞLEYENLER, ADALET ÖNÜNDE HESAP VERMELİDİRLER

Son olarak konuşan MAZLUMDER İstanbul Şubesi Hukuk Koordinatörü Av. Arife Gökkaya Dinç ise Özbek asıllı Kırgızistan vatandaşı Muhammed Ali Abdurrahmanov ve eşi Fatima Abdurrahmanova'nın da sınır dışı edilmek üzere olduğunu söyleyerek bu sınırdışıların hem uluslar arası hukuka hem de Türk Ceza Kanununa aykırı olduğunu belirtti. Dinç, "Daha önce benzer konularda açtığımız suç duyuruları da takipsizlikle sonuçlandı. 'Geri Gönderme Yasağı' suçunu işleyenler, adalet önünde hesap vermelidirler" dedi.

 

banner53
Yorumlar (0)
20
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?