banner39

Suç işleyen kişinin asker kimliğinin ona ayrıcalık tanımasının hukukta yeri olamaz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin Meclis Grup Toplantısında konuştu. 'Suriye'de ne işimiz var' diyenlere sert sözlerle cevap veren Erdoğan, "Elimizde kapı gibi Adana mutabakatı anlaşması var biz bu anlaşma gereği oradayız." dedi. İlker Başbuğ'un FETÖ açıklamalarına da değinen Erdoğan, partililere dava açma çağrısında bulunarak, "Bu boru göstermeye benzemez. Parlamento hukuku boruyla sindirilemez. " ifadelerini kullandı.

Güncel 05.02.2020, 12:35 05.02.2020, 12:51
Suç işleyen kişinin asker kimliğinin ona ayrıcalık tanımasının hukukta yeri olamaz

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu.

Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

Önceki gün İdlib'de uğradıkları alçakça saldırı sonucu şehit olan 7 askerimize ve 1 sivil personelimize Allah'tan rahmet diliyorum. Türkiye'nin Suriye politikası hakkında kapsamlı değerlendirme yapmak istiyorum. Türkiye'nin Suriye'deki varlığı keyfekeder bir terchi sonucu ortaya çıkmış değildir. Suriye'de 2011 yılında başlayan iç çatışmalardan uzak durmak için yıllarca sabrettik. Rejimin saldırılarından kaçan Suriyeli kardeşlerimize kapılarımızı açmakta tereddüt etmedik. 2015 yılından itibaren Suriye'deki kriz tamamen kontrolden çıktı.

''İDLİB SALDIRISI SURİYE'DE YENİ BİR DÖNEMİN MİLADI''

Rusya ile yaşadığımız ve bir provakasyon olarak kabul ettiğimiz, FETÖ'nün bizzat içinde olduğu uçak krizi, bizim açımızdan Suriye meselesini daha da karmaşık hale getirdi. Adana Mutabakatı Türkiye'nin gerektiğinde Suriye topraklarında operasyon yürütme hakkı tanıyor. Bazıları sizin Suriye topraklarında ne işiniz var diyor. Amerika'yı da davet etmedi. Elimizde kapı gibi Adana mutabakatı anlaşması var biz bu anlaşma gereği oradayız. Zeytin Dalı Harekatı'nda etkisiz hale getirdiğimiz terörist sayısı 4 bin 500'ü buldu. İdlib'de gözlem noktası kurduk. Tüm bu süreçleri Amerika ile Rusya ile birlikte en üst düzeyde tesis ettiğimiz temaslarla yürüttük. Güney sınırlarımız boyunca terör koridoru oluşturma gayretleri hiç durmadı. Aslında dert petrol kuyularıydı. Kimin iştahını kabarttığı da ortadaydı. 2019 Ekim ayında Amerika ile mutabakatı sağlayarak Barış Pınarı Harekatı'nı başlattık. Suriye'de anlaşmalara uyulmuyor. Önceki gün askerlerimize yapılan saldırı Türkiye açısından Suriye'de yeni bir dönemin miladıdır. Türk askerinin kanının aktığı bir yerde hiçbir şeyin aynı şekilde devam etmesine izin veremeyiz. Her kim, 'Türkiye'nin Suriye'de ne iş var' diye soruyorsa bilin ki ya gafildir ya da taammüden bu milletin ve ülkenin hasmıdır. Putin ile görüşmemde İdlib'de rejimin bir an önce Soçi mutabakatı sınırlarına çekilmesini ifade ettim. 12 gözlem noktamızın ikisi rejim hattının gerisinde kalmıştır. Rejim şubat ayı içinde gözlem noktalarımızın gerisine çekilmezse Türkiye bu işi bizzat yapmak mecburiyetinde kalacaktır.

''HERHANGİ BİR İKAZ YAPILMAKSIZIN MİSLİYLE CEVAPLANDIRILACAK''

Türkiye her ne yapacaksa bunu hiçbir masumun canına, malına zarar gelmeden yapma prensibi ile hareket ediyor. Medeniyetimizin ve kültürümüzün bize gösterdiği yol zalimin başını ezmek, mazluma sahip çıkmaktır. Askerlerimize ve birlikte çalıştığımız dost unsurlara yapılan her saldırı kaynağın aidiyetine bakılmaksızın ve herhangi bir ikaz yapılmaksızın misliyle cevaplandırılacaktır. Fırat Kalkanı harekatı bölgesinde bir ur gibi duran Tel Rıfat teröristlerden temizlenerek Suriye halkı yönetimine bırakılmalıdır. Rejim, nasıl muhalif grupların en küçük bir ihlaline, sivilleri de hedef alan ağır saldırılarla karşılık veriyorsa bundan sonra rejimin ihlalleri de askeri unsurlarına yönelik olarak mukabil şekilde cevaplandırılacaktır. TSK'nın hava ve kara unsurları ihtiyaç duyduğumuzda tüm hareket bölgelerimizde ve İdlib'de serbestçe hareket edecekler, gerektiğinde operasyon yürüteceklerdir. Madem İdlib bölgesindeki askerlerimizin güvenliği sağlanamıyor, öyleyse bunu bizzat yapma hakkımızı kullanmamaza kimse itiraz edemez.

Bizim hiçbir müttefikimizle, hiçbir dostumuzla, hiçbir ülkeyle karşı karşıya gelmek gibi bir niyetimiz, amacımız, derdimiz söz konusu değil. Rusya ile olan dostluğumuzun ve işbirliğimizin sürmesine özel önem veriyoruz. Rusya'dan tek beklentimiz Suriye'deki hassasiyetlerimizi daha iyi anlamasıdır. Suriye ve Libya'daki beklentilerimizi Putin'e ifade ettim.

Suriye'de Amerika, Rusya İran kimi Avrupa ülkeleri koalisyon güçleri adı altında var Körfez ülkelerinden bazıları var PKK terör örgütü var az da olsa bırakılmış DEAŞ kalıntıları var. Suriye'de herkes var elbette Türkiye de var.

Kürtlere pasaport dahi vermezdi bu Esed. Esed aynı Esed değişen bir şey yok.

Ne işimiz va diyor orada Bay Kemal. Misak-ı Milli'nin altında kimin imzası var onu bir araştır.

''SURİYE'DE EN ÇOK BULUNMA HAKKI OLAN ADANA MUTABAKATI İLE TÜRKİYE'DİR''

Suriye'de en çok bulunma hakkı olan Adana Mutabakatı ile Türkiye'dir. Türkiye'nin Suriye topraklarında ilanihaye kalmak gibi bir niyeti yoktur.

Bu bir barış değil işgal ve ilhak planıdır. Kudüs davasına sahip çıkıyoruz tarihimizin gereği neyse yaptık yapacağız. Birbirlerine düştüler. Trump Pelosi'nin elini sıkmıyor. Pelosi Trump'ın konuşma metnini yırtıyor atıyor. Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste. Açıklanan planın yegane hedefi, 70 yıldır aralıksız süren İsrail'in işgal, yıkım ve gasp politikalarına meşruiyet kazandırmaktır.

(Cumhurbaşkanı Erdoğan bu haritayı gösterdi)

''KUDÜS'ÜN FİLİSTİN'İN İSRAİL'E PEŞKEŞ ÇEKİLMESİNİ KİM İÇİNE SİNDİREBİLİR?''

Plan, Filistinli mültecilerin geri dönüş hakkı olmayacağını söylüyor. Bunlar işgalci. Demek ki Trump bu işgalcilerin arkasında duruyor. Kudüs'ün Filistin'in İsrail'e peşkeş çekilmesini kim içine sindirebilir? Amerika gerek şahsıma gerek istihbarat başkanıma yönelik tehditler sallıyor. Türkiye'de bazı finans kuruluşlarını da tehdit altına alıyorlar. Ne yaparsanız yapın bunu kesinlikle başaramayacaksınız. Çok büyük paraları silahları olabilir ama biz şunu biliyoruz nice az inanmış toplulukları inanmamış kalabalıkların üzerine galip kıldık diyor bizim kutsal değerimiz. Planla ilgili ikircikli ifadeler kullanan kimi devletler tepkiler karşısında farklı tutum almaya başladı. Gün sessizliğe bürünme değil Filistin davasına ve Kudüs'ü Şerif'e sahip çıkma günüdür. Filistinli kardeşlerimizin razı olmadığı bir plana asla destek vermeyeceğiz.

TBMM'de sürekli tuzak kuran bir zihniyet var. Aslında faşistin önde gideni olan jakoben zihniyetin yeni oyunu ile karşı karşıyayız.

İLKER BAŞBUĞ'A TEPKİ: BU BORU GÖSTERMEYE BENZEMEZ

TBMM'de 25 Haziran 2009'da geçen düzenlemenin amacı darbelere zemin hazırlanmasını önlemekti. Darbelere zemin hazırlayan hukukun işlemesinin önüne geçen yanlış bir uygulamanın düzeltilmesidir. Suç işleyen kişinin asker kimliğinin ona ayrıcalık tanımasının hukukta yeri olamaz. 15 Temmuz'un ardından askeri mahkemeleri kaldırdık. (Suça karışmış askerlerin sivil mahkemelerde yargılanabilmelerinin önünü açan kanun) Zaman zaman yanlış değerlendirmeleriyle kamuoyunun önüne çıkan eski bir genelkurmay başkanı, bu düzenlemeyi bahane ederek Meclisimizi toptan itham eden birtakım açıklamalar yapmıştır. Şimdi ben özellikle kendi grubumuza sesleniyorum: Burada parlamentonun hukukunu korumak üzere süratle hepiniz dava açmalısınız. Meclisin yasama yetkisini dışarıdan birilerinin kalkıp da atıp tutmak suretiyle yere çalmaya hakkı yoktur. Bu parlamentonun hukukunu korumamız lazım bu hukukun gereği neyse yapmamız lazım. Meclis'i ve milletvekillerin aşağılayarak sadece darbe zihniyetine hizmet edilebilir. Bu boru göstermeye benzemez. Parlamentonun hukuku boru ile sindirilemez. Bundan yaklaşık 11 yıl önce tüm partilerin desteği ile çıkarılan bir düzenlemenin üzerine FETÖ gölgesi düşürülmeye çalışılması en hafif tabiriyle Meclis'e saygısızlıktır.

BORULU TOPLANTIDA NE OLMUŞTU ?

21 Nisan 2009’da, FETÖ’nün en önemli kumpaslarından biri İstanbul Poyrazköy’de yaşandı. Yapılan kazılarda toprak altından bir miktar silah ve mühimmat çıkartıldığı duyuruldu. Bu kazılar üzerine başlatılan soruşturmada onlarca asker tutuklandı.

Bunun üzerine kameralar karşısına geçen Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Genelkurmay Başkanlığı Karargahı’ndaki İnönü Toplantı Salonu’nda yaklaşık 2.5 saat süren bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıda, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Hasan Iğsız, Genelkurmay İstihbarat Başkanı Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, Genelkurmay Genel Sekreteri Tümgeneral Ferit Güler, İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak da hazır bulundu.

POYRAZKÖY KAZILARI

Başbuğ, bu toplantıda TSK’ya yönelik kumpası ortaya koymak için açıklamalarda bulundu. Toplantıda, toprak altından çıkartılan ve “mühimmat” olarak kamuoyuna duyurulan boş lav silahını eline alan Başbuğ, “Şimdi Beykoz Poyrazköy’de kazılar yapıldı. Beykoz Payrozköy’de yapılan kazıların bir tanesinde beş tane boş lav paketlenmiş olarak kazıda bulundu, gömülmüş. Şimdi yani bu boş lavın kullanma olanağı yok, kullanamazsınız. Ben de bu soruyu soruyorum; Acaba bunu yapanlar, gömenler kim?” demişti.

Askerler boş, kullanılmış lavların bir daha kullanılmayacağını bilir. Başbuğ, işe yaramayacak boş lavları toprak altına gömmenin anlamsızlığını anlatarak kumpası açıklamaya çalışmıştı.

FETÖ’nün TSK’ya yönelik kumpaslarının şifrelerini vermek için 2009 yılında düzenlenen bu toplantı tarihe “Başbuğ’un borulu toplantısı” olarak geçti.

banner53
Yorumlar (1)
nazım yılmaz 2 yıl önce
- Emekli askerlerin ulusal kanallara çıkıp , bir şekilde siyasi polemik yaratacak konuşma yapması doğru değil..
14
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?