banner39

Tarihi Ortaköy Camii'ne kaçak kat yapılmış

Ortaköy Büyük Mecidiye Camii'nde yapılan restorasyonda 1964'te yapılan çalışmalarda camiye kaçak kat çıkıldığı ve yoğun olarak çimento kullanıldığı tespit edildi

Güncel 06.06.2014, 08:32 06.06.2014, 10:05
Tarihi Ortaköy Camii'ne kaçak kat yapılmış

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Osmanlı padişanlarından Sultan Abdülmecid tarafından 161 yıl önce Ortaköy kıyısına yaptırılan, İstanbul Boğazı'nın değişken ışıklarını caminin içine taşıyan büyük pencereleriyle dikkati çeken Büyük Mecidiye Camisi, 3 yıl süren restorasyonun ardından bugün yeniden cemaatiyle buluşacak. Restorasyon sırasında 1964'te yapılan çalışmalarda çimento harcının yoğun olarak kullanıldığı ve bunun taşlara zarar verdiği ortaya çıktı. Ayıca aynı çalışma sırasında caminin iç kısmına daha çok cemaate yer açabilmek için kaçak bir kat çıkıldığı tespit edildi.

"İstanbul Boğazı'nın incisi", halk arasında Ortaköy Camisi olarak bilinen Büyük Mecidiye Camisi, 1853'te dönemin padişahı Sultan Abdülmecid tarafından Mimar Nigoğos Balyan'a neo barok tarzında yaptırıldı.

Boğaziçi'ndeki eşsiz konumu, Boğaz'ın değişken ışıklarını içine taşıyacak geniş ve yüksek pencereleri, oldukça zarif yapısıyla turistlerin de uğrak yerlerinden birisi olan cami, yıllar içinde yıprandı.

Vakıflar Genel Müdürlüğü, 2011'de Kuveyt Türk'ün sponsorluğunda restorasyona başladı. Tarihindeki en kapsamlı restorasyonu geçiren cami, aslına uygun olarak yenilendi. Caminin özellikle dış düzeyindeki erime ve kirlenmeler, 1,5 yılda tamamlanması öngörülen restorasyonu uzattı. 

Cami, 3 yıl süren çalışmaların ardından bugün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın cuma namazını kılmasıyla yeniden cemaatiyle buluşacak. 

Açılış için son hazırlıkların yapıldığı camide, hummalı bir çalışma yürütülüyor. 

"SANTİM SANTİM İLERLEDİK, İĞNE İLE KUYU KAZDIK"

Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem, bugün açılışı yapılacak halk arasında Ortaköy Camisi olarak bilinen Büyük Mecidiye Camisi'nin restorasyonunun 3 yıl sürdüğünü ve 7 milyon liraya mal olduğunu belirterek, "Yapının her alanında bir süsleme, tezyinat olduğu için santim santim ilerledik, iğne ile kuyu kazdık" dedi. 

Vakıflar Genel Müdürlüğü olarak 2003'ten sonra restorasyon anlayışlarını değiştirdiklerini ifade eden Ertem, "Daha önceden eserlerin sadece yıpranan bölümlerinin restorasyonu yapılıyordu. Minaresi, kubbesi eskimişse sadece o bölümlere müdahale ediliyordu. 2003'ten sonra yapıya bütün olarak giriyoruz ve restorasyonu öyle yapıyoruz" dedi. 

Ertem, 2003'ten bu güne kadar Türkiye'de yapılan restorasyonlarda bu anlayışla hareket ederek, yapıların tamamına müdahale edildiğini, bunun restorasyonların kalitesi anlamında da olumlu sonuçlar verdiğini gördüklerini dile getirdi.

Büyük Mecidiye Camisi'nin de bütün halinde restore edildiğini anlatan Ertem, çalışmalarla ilgili şu bilgileri paylaştı:

"Statik anlamda yapının rıhtım tarafında, yani güneydoğu kısmında çekme vardı. Bunun yapıya zararı olup olmadığını araştırdık. Statik anlamda sıkıntı olmadığını görünce restorasyonu devam ettirdik. Sıkıntı çıksaydı restorasyon uzun süre alabilirdi. Yapı, yapı taş işçiliği ve iç süslemeleri öne çıkıyor. Dışarıda bütün taş konservasyonları yapıldı. Çürümüş taşlar yenilendi ve yıpranan taşlar da imitasyonlarla tamamlandı. Kurşunlar değiştirildi. İç kubbede tezyinatlar elden geçirildi. Altın varak çok yoğun uygulandı. Tamamı elden geçirildi ve yapı, bugünkü haline getirildi. Yapının her alanında bir süsleme, tezyinat olduğu için santim santim ilerledik, iğne ile kuyu kazdık."

"CAMİYE 1964'TE KAÇAK KAT YAPILMIŞ" 

Camide kireç, mermer tozu ve boya kullanılarak özel bir karışımdan oluşan mermer taklidi stuckun kullanıldığını anlatan Ertem, "Başkangıçta 25-30 metrekare stuck uygulaması yapacağımızı düşünürken, uygulamaya girdiğimizde stuckları kaldırdığımızda arkalarının çimento harcı nedeniyle siyahlandığını gördük. Tamamının elden geçirilmesi gerektiğine karar verildi ve 350 metrekareye yakın stuck uygulaması yaptık" diye konuştu.

Ertem, “1964 yılında yapılan restorasyonda caminin iç kısmına daha çok cemaate yer açabilmek için kaçak bir kat çıkıldığını tespit ettik. Camiyi orijinal haline getirmek için bu katı yıktık” dedi. 

Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem, 1964'teki restorasyonda çimento harcının yoğun şekilde kullanıldığını, zamanla çimento harçlı uygulamaların taşa zarar verdiğini ve taşta tuzlanmalara neden olduğunu anlatarak, artık günümüzde bunun yapılmadığını kaydetti. Bu nedenle bütün çimento harçlı uygulamaların derz aralarına varıncaya kadar yapıdan söküldüğünü vurgulayan Ertem, bunun yerine geleneksel horasan harçlı uygulama yaptıklarını kaydetti.

"GÜZİDE BİR ESER"

İstanbul Vakıflar 1. Bölge Müdürü İbrahim Özekinci de camideki restorasyon çalışmalarına ilişkin yaptığı açıklamada, Abdülmecid tarafından yaptırılan caminin "klasik sistemden modern mimariye geçişin kırılma noktası" olduğunu ve barok stilinin uygulandığını söyledi.

Bol ışıklı, açık ve şeffaf camları olan, tavanda doğa resimlerinin bulunduğu caminin "güzide bir eser" olduğuna işaret eden Özekinci, zaman içinde caminin depremler ve yangınlar sonucunda çeşitli hasarlar gördüğünü anlattı.

Özekinci, 1894'teki depremde minareleri şerefe altlarına kadar yıkılan, zaman içinde kubbesi tamamen çöken caminin 1960'ta Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce ciddi bir onarımdan geçtiğini ifade ederek, betonarme çift cidarlı bir kubbe yapıldığını, fore kazıklarla depremsel açıdan güçlendirildiğini anlattı.

Caminin tarihindeki en ciddi ve kapsamlı restorasyonu yaptıklarını dile getiren Özekinci, "Çalışmalara 3 yıl önce başladık. İlk çıktığımızda 1,5 yıllık süre öngördük, maliyetimiz de 3 milyon liraydı. Restorayona başladığımızda dış cephelerde özellikle taşlarda erimeler ve aşınmalar söz konusuydu. Onun için maliyetimiz 7 milyon liraya çıktı, süre de 3 yıla uzadı, ama değdi. Cami tepeden tırnağa ciddi manada elden geçirildi. 1 yılda da restorasyonu bitirilebilirdik. Biz burada aslına, özgünlüğüne sadık kalmaya çalıştık" ifadelerini kullandı.

banner53
Yorumlar (0)
25
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?