banner39

TBMM'de Kürtçe tartışması

MHP'li milletvekilleri, HDP ve AK Parti'li bazı milletvekillerinin yaptıkları konuşmalarda Kürtçe ifadeler kullanmaları üzerine Başkanvekili Bahçekapılı'nın bu sözleri tercüme ettirmesine tepki gösterdi

Güncel 22.02.2015, 10:27 22.02.2015, 10:27
TBMM'de Kürtçe tartışması

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

TBMM Genel Kurulu'nda "Kürtçe" tartışması yaşandı. 

CHP,  TBMM Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanamaması üzerine, "kadının istihdamı ve ücret eşitsizliği konusundaki Araştırma Önergesi'nin gündeme alınarak görüşülmesini" içeren grup önerisini, Genel Kurul'a taşıdı. Öneri üzerinde konuşan CHP Antalya Milletvekili Gürkut Acar, kadınların istihdam sorunundan önce can güvenliği sorunu yaşadığını, son 7 yılda bin 500, Ocak ayında ise 200 kadının öldürüldüğünü söyledi.  Acar, çalışma çağındaki 28 milyon kadının ancak 8-9 milyonun çalışabildiğini ifade ederek, aynı işi yapmalarına rağmen kadın ile erkeklerin aldığı ücretler arasında uçurum olduğunu kaydetti.  

MHP Mersin Milletvekili Ali Öz, kadınlara negatif ayrımcılık yapılmaması gerektiğini belirterek, "Aile ve toplumsal yapımızın kadına bakışı, bir zihniyet değişikliğine uğramalı. Kadın emeği, daha ucuz işgücü olarak değerlendiriliyor. Batı'da devlet, kadın için birtakım önlemler almış ama bizde bu konuda eksiklik var" dedi. 

HDP Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım, öneri lehinde yaptığı konuşmada, kadına karşı şiddetin görünür ve kültür haline geldiğini belirterek, yasaların tecavüzcü ve katilleri cesaretlendirdiğini ifade ederek, "Şiddetin değişmesi için erkek egemen kültür ve dil terk edilmeli. Devlet, namus ve aile içi şiddeti insanlığa karşı suç kabul etmeli. Bağımsız bir Kadın Bakanlığı kurulmalı" diye konuştu.  

Yıldırım, konuşmasının sonunda 21 Şubat Dünya Anadil Günü olduğuna işaret ederek, söz konusu günü Kürtçe olarak kutladı. Bahçekapılı'nın "rica etsem sözlerinizin Türkçe'sini de söyler misiniz?" demesine MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu itiraz etti. Bahçekapılı'nın "öğrenmek istiyorum" demesi üzerine Yıldırım, Kürtçe olarak Dünya Anadil Günü'nü kutladığını ve sözlerinin anlamının "bir dili katletmek, bir halkı katletmektir" dediğini aktardı.  

HDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani ise Bahçekapılı'ya tepki göstererek, Kürtçe olarak söylenen sözleri tercüme ettiremeyeceğini, bu nedenle kendisini kınadığını söyledi. Bahçekapılı de kendisine, "Dinlemeyeceğim sizi... Ben de sizi kınıyorum. Kınamayı sadece ben yapabilirim" karşılığını verdi. 

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök de söz isteyerek, dünyada kadın erkek eşitliğine yönelik çalışmalar içinde Türkiye Cumhuriyeti kuruluş felsefesinin modernizm adına çok önemli yer tuttuğunu, Atatürk'ün Cumhuriyet'in kuruluşundan beri kadının her alanda katılımını desteklediğini, dünyada pek çok ülkede tanınmazken kadına  seçme seçilme hakkının 1934 yılında tanındığını söyledi. Gök, "Eğer kadınımız bugün eleştirdiğimiz pozisyonda dahi bir yerlerde olabiliyorsa, bu CHP'nin kurucu iradesinden kaynaklanıyor. Kadınların çok önemli sorunları var. Bundan sonra kadınlarımız için ne yapsak azdır" dedi.  

BAHÇEKAPILI İLE MHP'LİLER TARTIŞTI 

Bu sırada yerinden kalkan MHP'li Halaçoğlu, itirazlarını tekrarladı. Bahçekapılı, kendisine, "Kürtçe yaşayan bir dildir. Kürt olan milletvekillerinin Türkçe de Kürtçe de konuşmaya hakkı vardır" karşılığını verdi.

MHP Konya Milletvekili Faruk Bal'ın Kürtçe ifadelerin tutanaklardan çıkarılmasını istemesi üzerine Bahçekapılı, "Hayır, asla çıkarmıyorum" dedi.

Milletvekili albümünü Genel Kurul'a gösteren Bahçekapılı, "Bu albümde milletvekili arkadaşlarımızın yabancı dil konusunda Kürtçe, Zazaca biliyor diye yazısı var. TBMM yasakların değil, özgürlüklerin olduğu mekandır. Bu kürsüde şiddete başvurmadan herkesin düşüncelerini ifade etme hakkı var. Bugün, Dünya Anadil Günü...  Hepinizin Dünya Anadil Günü kutlu olsun arkadaşlarım" sözleri Genel Kurul'da alkışla karşılandı. 

Halaçoğlu'nun itirazlarını sürdürmesi üzerine Bahçekapılı,  resmi dille ilgili itirazda bulunmadığını, resmi dilin Türkçe olduğunu ifade ettiğini belirterek, "Sizi de dinlemeyeceğim" dedi. 

Bu sırada MHP'li Bal, Başkanlık Divanı önüne gelerek, Bahçekapılı'ya Anayasayı ihlal ettiğini söyledi. "Anayasayı ihlal etmiyorum. Türkiye'nin resmi dili Türkçe'dir. Bu ülkede Kürtçe şarkı çalınıyor, Kürtçe televizyon var. Burası yasakların değil, burası özgürlüklerin olduğu bir mekan. Burası yasakçı bir yer değil" şeklinde konuştu.

MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan'ın kendisine yönelik "sen kimsin" demesi üzerine Bahçekapılı, "Sen kimsin? Senden mi korkuyorum ben?" karşılığını verdi. 

MHP'li Bal, "Bu Meclis'in üyeleri Türkçe bilir. Hangi partiden olursa olsun Meclis'in üyeleri, bütün milleti temsil eder. Burada Türkçe bilmeyenler konuşabilir, tercümesini resmi olarak görevlendireceğiniz kişiler yapar.  Oysa Meclis'te konuşan bir hatip, Türkçe olmayan, kendine göre ifade ettiği, hangi lehçeyi, hangi aksanı olduğunu bilmediğimiz bir şekilde Kürtçe ifadede bulundu. Siz de Başkan olarak Türkçeye çevirmesini istediniz. Bunu kınıyorum. Bu Anayasa'nın 2. maddesinin Başkanlık marifetiyle ihlali anlamına gelmektedir. Elbetteki bu Meclis'te farklı dilleri bilen ya da anadili farklı olan insanlar vardır. Herkes anadiliyle konuşursa hangi şartlarda anlaşacağız. Hangi şekilde Türk milletini temsil edeceğiz. Yaptığınız yanlışı düzeltmenizi talep ediyorum" dedi.

Bahçekapılı, yanlış beyan kullandığını düşünmediğini belirterek, "Buraya gelen arkadaşlar 10 dakika kadar Türkçe konuştular. Bir cümlelik Kürtçe'ye tahammül etmemiz gerekiyor. Lütfen. Bitti" ifadesini kullandı.   

AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı da söz alarak, dünyada 8 bin dil ve 200 devlet olduğunu belirterek, "Bu denklemin altından insanlar nasıl çıkacak? Her ülkede farklı diller konuşulabiliyor. Türkiye cumhuriyeti bir ulus devlettir ve resmi dil Türkçe'dir.  Bu ülkede farklı dili, anadili olanlar varsa, onlar da bu ülkenin vatandaşlarıdır ve aynı haklara sahiptirler. Onlara saygı, aynı zamanda dillerine saygıdır. Meclis'te farklı dil ve kelimelerle konuşmalar yapılmaktadır kimi zaman. Bu Meclis'te kimin hangi dille konuştuğundan çok daha önemlisi, nasıl konuştuğudur. Bu konuda sınıfta kalan çok insan vardır" dedi.

Bahçekapılı, MHP'lilerin talebi üzerine usul tartışması açtı. Bahçekapılı, kendisine laf atan MHP'li bazı milletvekillerine, "Ben de çok korkuyorum bu tehdidinizden. Öyle bir korktum ki yani..." karşılığını verdi. 

"TBMM'DE OLMAZ..." 

HDP Grup Bakanvekili İdris Baluken,  "Böyle bir tartışmanın içinde olmaktan büyük hicap duyuyorum. Bu, bize yapılmış olan büyük bir hakarettir. Bu Meclis'te kendi kimliğimizle, anadilimizle Dünya Anadil Günü'nde bir kaç cümle sarfetmemize yönelik tahammülsüzlük durumuyla karşı karşıyayız. Devletin 1924 yılından beri inkarcı, retçi, asimilasyoncu politikalarıyla kodları değişmiş bir zihniyetle karşı karşıyayız. Bu zihniyetin Türkiye'ye büyük  acılar çektirdiği,  farklılıkları görmezden geldiği, ülkede kendi kimliğine sahip çıkan halkı adeta sindirircesine ezdiğini düşünüyoruz. Türkiye'nin değişmesi için bu topraklardaki bütün dillerin, kültürlerin, kimliklerin yasal ve anayasal mevzuatta tanımlanması  gerekiyor. Burada bir cümle Kürtçe kullanıldı diye devlet bölünmüş değil. Biz ülkenin resmi diliyle ilgili belli bir saygıyı taşıyoruz. Ama resmi dilin yanında, ülkenin gerçeği olan bütün dillerin kamusal alanda kullanılmamış olması ülkenin büyük ayıbıdır. Binlerce kanun ve mevzuat içinde bir yerde bile Kürt, Kürtçe kelime geçmiyor. Bu ülkenin realitesini inkardan başka bir şey değil. Meclis'in kurucu iradesinde Kürtçe de Kürdistan da Anadolu'daki farklı diller, realite olarak tanımlanmıştır" diye konuştu.

MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, "Türk milletini temsil için geldik ve yemin ettik. Yemin edenlerin Anayasa'dan ayrılmaması lazım. Başkan olarak TBMM'yi temsilen oturuyorsunuz, resmi sıfatınız  var. Burada konuşulan dili tekrar buraya getirtip tercüme ettiremezsiniz. İnsanlar anadilinde hitap etmiş bile olsalar, siz bunu resmi hale getirtemezsiniz. Bu Meclis'te Türkçe'den başka hitap etmek mümkün değil. Kendi inisiyatifinizle 'ben yaptım' oldu şeklinde bir hareketle, teamüllerin de  aksine söz vermeniz, kendi kendinizi tekzip etmektir. Bunun kabul edilmesi mümkün değil. İnsanlar anadilini konuşabilir, öğrenebilir, hitap edebilir ama TBMM'de olmaz.  Bunun özgürlükle alakası yok,  hukuk devleti, Anayasa ile alakası var. Siz Anayasa üzerine yemin etmişseniz, o namus ve şeref üzerinden devam etmeniz gerekir. Eğer bundan yoksunsanız Anayasayı çiğneyebilirsiniz. Siz de bu Anayasa ve İçtüzüğe sadık haraket etmek zorundasınız. Aksi halde suç işlemiş olursunuz" dedi.  

AK Parti'li Bostancı da konuşmasında, "Dil kimlik meselesidir, sembolik değeri yüksek unsurlardır. Bunları yasaklamaya, hayatın dışına itmeye kalkarsanız, insanlar bu değerlerle ilişkilerini kışkırtıcı olarak kurarlar.  Yakın tarihte bu tür olaylar yaşandı. 19. yüzyıldan beri ulus devletler mevcut. Ama bu mesele ulus devletlerin de çok önemli problemiydi. 20. yüzyılda çözemediler, barışmaya çalışıyorlar. Bin yıllık kardeşlikten bahsediyorsak, kardeşlerimizle olan ilişkilerimizi de insanlığın normlarına göre kurmamız lazım. 'Kardeşimsin ama tıpkı benim gibi olacaksın, benim gibi konuşacaksın' demekle buradan kardeşlik çıkmaz. Herkesi eşit vatandaş kabul etme anlayışını kabul ediyoruz. Çözüm Süreci de esasında her şeyi normalleştirmektir. Biz normalleşmeye çalışıyoruz. Bu memleket  tabii ki Türkiye Cumhuriyeti, resmi dil tabii ki Türkçe... Arkadaşımız Türkçe meramını anlatmış, iki cümle de Kürtçe söylemiş. Başkan'ın tutumu yerindedir" görüşünü kaydetti. 

Bahçekapılı, konuşmaların ardından usul tartışmasını bitirirken, MHP'li Bal'ın itirazlarını sürdürmesi üzerine "Yaklaşık yarım sat, biri AK Parti'den üç milletvekili bugüne mahsus olmak üzere Kürtçe iki cümle kurdu. Bundan dolayı usul tartışması açılmasını esefle karşılıyorum, gerçekten üzülüyorum. Biz Türkiye'de bütün halklarla birlikte kardeşliğe inanıyoruz. Yaşasın Türkiye'nin Türk ve Kürt halklarının kardeşliği..." dedi.

Sözleri alkışlarla karşılanan Bahçekapılı, birleşime ara verdi. Aranın ardından CHP'nin grup önerisi reddedildi. 

banner53
Yorumlar (0)
25
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?