banner15

Turgut Cansever'in mirasına saygısızlık

Projesi Mimar Turgut Cansever tarafından yapılan TTK binasına yapılan müdahaleler mimarın mirasına saygısızlık olarak değerlendirildi

Turgut Cansever'in mirasına saygısızlık

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Mimar Turgut Cansever ve Ertur Yener tarafından tasarlanan ve 1980 yılında Ağa Han Mimarlık Ödülü'nü kazanan Türk Tarih Kurumu binasında başlatılan restorasyon çalışması tepkilere neden oldu.

Binanın özgün iç mekanına ve bahçesine yapılan müdahaleler Turgut Cansever'in hatırasına saygısızlık olarak değerlendiriliyor. Binada başlatılan restorasyonun ilk aşamalarda olsa da aslıyla uyuşmayan müdahaleler sosyal medyada yayınlanan fotoğraflarda rahatlıkla görülebiliyor.

Mimarlık Dergisi'nin 1966-12 (38) No'lu sayısında Turgut Cansever henüz yeni tamamlanmış yapısını şu şekilde anlatıyordu:

"Yeni bir dünya, ancak tarihin akışına dayanan gerçek ve evrensel amaçlara yönelerek kurulabilir. Amaçlarımızın şekillenmesi tarihin akışına dair bilgimizin derin şekilde etkisi altındadır.

Kopuk, parçalanmış çalışmaların ve sayısız felâketlerin tehdidi altındaki bir dünyada günümüz insanının gerçek bir erdeme ulaşma ve kendisini topyekûn tahrip tehditlerinden kurtarma çabasına temel teşkil edecek bir tarih ve gerçek şuurunun geliştirildiği bir merkez olarak Türk Tarih Kurumu binasının aynı tarih ve gerçek şuurunu aksettirmesi gerekiyordu.

Yapının şekillendirilmesinde ve malzeme seçiminde bu zorunluluk göz önünde tutulmağa çalışıldı.

Yapı Merkezî bir plâna göre bir orta hol etrafında kuruldu.

Tepe ışıklarıyla aydınlanan bu holün etrafına kütüphane, konferans salonu, bilimsel çalışma, toplantı, idare odaları, sergi ve istirahat alanları yerleştirildi.

Orta holün çevresini ışıklandırması ile binaya dışa kapalı, korunmuş, içine topladığı değerleri koruyan bir karakter kazandırmaya çalışıldı.

Geniş, sağır dış satıhların verdiği koruma ifadesini tabii taş kaplamanın geliştirilmesi; aynı ifadenin binanın zeminden yükseltilmesi suretiyle kuvvetlendirilmesi; yapının yerden yükselişini dile getiren iri gövdeli betonarme konsollar altındaki boşluk ile de toplayıcı, karakterinin belirtilmesi düşünüldü.

Yukarıya doğru yükselen betonarme karkasın yapıyı zeminden kurtaran karakteri ile, bakır çatının örten, koruyan ve aşağılara doğru sarkan taş duvar kaplaması ile gelişen ifadesinin karşılaşması; taşıyıcı alt yapı ile koruyucu üst yapının münasebeti mimariyi yönelten önemli bir sorun olarak ele alındı.

Yapının alt ve üst bölümlerinin bu münasebet meselesi yanında orta hol etrafında yer alan yapının farklı hizmet alanlarının yan yana dizilişlerinin belirtilmesi de mimarinin bir diğer önemli özelliği olarak geliştirildi. Mahallî malzeme ile çağdaş malzemenin birleştirilmesi ön görüldü. Mahallî tabii taş - betonarme - alüminyum yapının etkili temel malzemesi olarak seçildi.

Betonarme karkas, yapıya nihaî ifadesinde gerekli bütünlüğü kazandırmak ve beton aşınmasını önlemek için renklendirildi ve kaplandı. Tabii taş ve renklendirilmiş betonarme unsurların ölçüleri ve iri geniş ifadelerinden, esasında küçük bir bina olan yapının çevresindeki monümantal ifadeli yapılar yanında ezilmeden durabilmesi için faydalanıldı. Çevredeki yapılarla çatışmak yerine onların bilhassa Dil Tarih Coğrafya Fakültesi esas cephesinin renk düzeninin yeni bir anlamda tekrar ele alınması suretiyle gerekli çevre bütünlüğünün sağlanması öngörüldü.

Yapının mahallî ve evrensel sorunlarının dikkatle açıklanmasına çalışıldı.

Alt ve üst yapı münasebetleri, yan yana gelmenin meseleleri, korumanın ve açılmanın mahallî ve çağdaş tekniklerin karşılaşması, tarihî gelişmenin ve mevcut şartların birleştirici bir görüş açısından değerlendirilmesi yapının tasarlanmasında yöneltici kaygılar oldu."

Güncelleme Tarihi: 25 Haziran 2013, 20:18
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35