banner39

Türkiye darbelerle 27 Mayıs 1960'ta tanışmıştı

27 Mayıs 1960'ta ülke yönetimine el koyan asker, daha sonra da çok defa toplumu ve siyaseti dizayn etmek için girişimlerde bulundu

Güncel 27.05.2015, 14:00 27.05.2016, 14:02
Türkiye darbelerle 27 Mayıs 1960'ta tanışmıştı

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Türkiye, 27 Mayıs 1960'ta yapılan askeri darbe ile darbelerle tanışmıştı. Bu tarihten sonra askerler çok defa eline fırsat geçtiğinde siyaset ve toplumu yeniden dizayn etmeye çalıştı. 1960’tan sonra 1971’de muhtıra veren ordu, 1980’de de darbe yapmıştı. 1997’de 28 Şubat sürecinde ise Türkiye ‘postmodern darbe’ ile tanıştı. 27 Nisan 2007’de Genelkurmayın internet sitesinde yayımlanan bildiri ise “elektronik muhtıra” olarak tanımlandı.

İkinci Dünya Savaşı'nın zorlu yıllarından sonra iktidara gelen Demokrat Parti, büyük bir halk desteğine de sahip olmuştu. Ezanın yeniden Arapça okunmaya başlamasıyla da bu destek daha çok arttı. Askeriyede de tasfiyeler yapan DP, CHP'ye yakınlığı ile bilinen subayları görevden aldı.

DP ikitdarında Türkiye ABD ve SSCB arasında yaşanan Soğuk Savaş’ta aktif bir biçimde ABD’nin yanında yer almayı seçerek NATO ittifakına dahil olmuştu. Türkiye toprakları üzerinde Amerikan üslerinin konuşlandırılmasına izin verilmiş buna karşılık CHP hükümetleri döneminde gündeme gelen Amerikan yardımları “Truman Doktrini” ve “Marshall Planları”yla artarak devam etmişti.

Türkiye’de tarım üretiminin ve refahın kısa vadede artmasını sağlayan bu yardımlar beklentilerin oldukça altında kalınca, 1954 yılından itibaren ülkede başgösteren ekonomik durgunluk ve kriz, DP iktidarını sarsmaya başlamıştı. Hızla yükselen enflasyon işçi, memur ve sabit gelirli meslek gruplarını olumsuz yönde etkilemiş, krizden etkilenen kesimlerin başında gelen ordu mensupları arasında iktidara karşı tepkiler görülmeye başlamıştı.

ORDUNUN TEPKİSİ

Mendres Hükümeti’ne karşı ordu içinden gelen hoşnutsuzluğun asıl sebebi ise başkaydı. DP iktidarının “Arapça Ezan” yasağının kaldırılması gibi kararlar da eklenince, ideolojik olarak cumhuriyet ilkelerine ihanet edildiği düşüncesi ortaya çıkmıştı. CHP’nin serbest seçimlerde başarılı olabileceğinden ümidi kesen genç subaylar rahatsızdı. Bu yüzden 1954 yılından itibaren DP iktidarını devirmek için ordu içerisinde birbirinden habersiz birçok gizli komite kurulmuştu.

Darbeden sonra “Milli Birlik Komitesi” üyelerinden olacak bu genç subaylar, komiteleri birleştirerek İttihatçıvari bir tarzda silah üzerine el basmış ve darbe yapmaya yemin etmişti. İllegal bu yapılanmalar mutabakata vardıktan sonra fırsat kollamaya başlamış, ülke hızla kutuplaşmaya ve provokasyonlarla kaosa doğru sürüklenirken darbe için şartlar olgunlaşmıştı.

Yargı, üniversiteler ve toplumsal muhalefet aracılığıyla sık sık hükümet aleyhine gösteriler düzenlenmiş, “ordu göreve” çağrıları yapılmıştı. Bu şartlara rağmen İhtilal komiteleri, ABD ve NATO ittifakının onayı olmadan harekete geçmemişti. Çünkü Menderes Hükümeti ve ABD arasındaki ilişkiler ABD’nin dümen suyuna gitme politikası doğrultusunda ilerlemişti. Fakat 1960 yılına doğru rüzgar tersine dönmüş, ihtilalcilere bekledikleri fırsatı bizzat Adnan Menderes vermişti. Ülkedeki ekonomik krizi aşmak için ABD’ ye bir ziyaret gerçekleştiren Başbakan, daha fazla yardım talep etmiş fakat isteği kabul görmemişti. Bunun üzerine o zamana kadar Amerika’ya şartsız destek veren Menderes, gereken yardımı alabilmek için SSCB’ye yönelmişti. İki ülke arasındaki yakınlaşma ise ABD ve NATO üyesi ülkeleri son derece rahatsız etmiş, kontrolden çıkmak üzere olan bu iktidara son vermek için artık düğmeye basılmıştı. Aldıkları dış destekle ihtilal komitelerinin hızı daha da artmıştı.

Neticede ise 27 Mayıs 1960’ta beklenen olmuş ve ordu ülke yönetimine el koymuştu. NATO ittifakı ve Amerikan üsleriyle birlikte rejim artık güvenceye alınmıştı. İhtilal bildirisinde de bu noktaya vurgu yapılarak “Bütün ittifaklarımıza ve taahhütlerimize sadıkız. NATO’ya inanıyoruz ve bağlıyız” denilmişti. İhtilalciler “Yürürlükteki Anayasa’nın idare tarafından çiğnendiğini bu sebeple Türk Silahlı Kuvvetleri’nin müdahale ettiğini” iddia ederken darbe yaparak Anayasa’yı ihlal etmişler ve bütünüyle rafa kaldırmışlardı. Seçilmiş Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Milletvekilleri tutuklanarak Meclis feshedilmiş ve askerlerden oluşan “Milli Birlik Komitesi” kurularak iktidar bu komiteye geçmişti. 1960 Darbesi, neticede Cumhuriyet tarihinde yeni askeri darbelere ve müdahalelere de kapı aralamıştı.

27 MAYIS DARBESİ

Sonunda 27 Mayıs 1960 sabaha karşı saat 4'te radyoda Kurmay Albay Alparslan Türkeş Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) olarak yönetime el koyduklarını belirtti ve askeri darbenin sebeplerini bir radyo bildirisi ile halka duyurdu.

Menderes 27 Mayıs 1960 günü Kütahya'da Albay Muhsin Batur tarafından gözaltına alınarak Ankara'ya götürüldü. Daha sonra da ve diğer tutuklu Demokrat Parti üyeleri ile birlikte Yassıada'da hapsedildi.

Darbeci subaylar ise Cemal Gürsel başkanlığında kurulan Milli Birlik Komitesi ve kurucu meclis ile beraber ülke yönetimini devraldı. Yeni bir anayasa oluşturulması için ülkenin önde gelen hukuk profesörlerinden bir anayasa komisyonu kuruldu.

9 Temmuz 1961 tarihinde Anayasa Komisyonu'nun hazırladığı yeni anayasa için yapılan halk oylamasında yüzde 61,7 oy oranı ile kabul edilerek yürürlüğe girdi. 1961 Anayasası'nın referandum sürecinde, hayır oyu yönünde propaganda yapmak serbest olmadığı halde, Aydın, Bolu, Bursa, Çorum, Denizli, İzmir, Kütahya, Manisa, Sakarya, Samsun ve Zonguldak vilayetlerinde 1961 Anayasası çoğunluk tarafından reddedildi.

Darbeden sonra DP yönetiminin büyük bir kısmı gözaltına alınarak Yassıada’ya götürülmüş ve burada kurulan Yüksek Adalet Divanı tarafından yargılanmıştı. Yapılan oturumlar her gece radyoda Yassıada Saati programında halka duyuruluyordu.

Uzunca süren yargılamalardan sonra Başbakan Adnan Menderes ve bakanlar hasan Polatkan ile Fatin Rüştü Zorlu idam edilirken çok sayıda kişi çeşitli oranda hapis cezaları almıştı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi 1990 yılında çıkardığı yasayla, Menderes ve onunla beraber idam edilenlere itibarlarını iade etti.

DARBECİLER İNGİLİZCE PROPOGANDA YAPMIŞLARDI

27 Mayısçılar hazırladıkları İngilizce kitapçıkla darbenin Avrupa'daki kötü yansımalarını önlemek için halkla ilişkiler faaliyeti yürütmüştü.

16 sayfa olarak hazırlanan kitapçık "27 Mayıs 1960 Türk Reform Hareketi" başlığını taşıyordu. İlk sayfasında Atatürk'ün bir resmi, 3. sayfasında Devlet Başkanı sıfatıyla Cemal Gürsel'in fotoğrafı bulunmaktaydı. Son sayfasında Atatürk'ün Mozolesinin resmi, kitapçığın arka yüzünde ise Atatürk'ün İngilizceye çevrilmiş Gençliğe Hitabesi yer alıyordu.


Darbeyi anlatan İngilizce kitapçık


İsmet İnönü'nün damadı tarafından çıkarılan Akis dergisinni darbeden sonraki ilk sayısı

banner53
Yorumlar (0)
11
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?