banner39

banner35

"Ülkesini terk etmek isteyen kuşaklar, ne işe yarar?"

Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan, "Ülkesini terk etmek isteyen kuşaklar, ne işe yarar?" başlıklı bugünkü yazısında, "Bir insan neden ülkesini terk etmek ister ki? Celladına âşık edildiği için, elbette ki. Dünyayı tozpembe gördüğü için. Sanki orada Batı yakasında, kollarını açmış bizim köle ruhlu zavallılarımız bağırlarına basmak için bekliyorlar Batılı emperyalistler! Nasıl salakça ve asalakça bir bakıştır bu, bu ülkenin düşmanları emperyalist Batılılara!" ifadelerine yer verdi.

Güncel 23.01.2022, 17:14
"Ülkesini terk etmek isteyen kuşaklar, ne işe yarar?"

Kaplan'ın yazısı şöyle:

Bu ülkede insanlar, ülkeyi terk etmek için can atıyorlar!

Ne oldu bize böyle?

Dünyada bizimkisi kadar ülkesini terk etmek isteyen hazcı, laçka bir toplum var mı acaba?

NASIL BİR “VİRÜS”TÜR BU!

Pandemi sürecinde ülkesini terk etmek isteyen insanların oranında büyük patlama yaşanıyor. İnsanların kanına virüs bulaştı sanki. Kanını bozan. Kişiliksizleştiren. Ruhsuzlaştıran bir virüs.

İnsanların inanç değerleri, kültürel aidiyet bağları çok büyük darbe aldı.

Hız, haz ve ayartı kültürü postmodern popüler kültürün dromokrasi rejimi, insanların yer’le, kök’le ve gök’le bağlarını söküp attı.

Bir video hatırlıyorum.

Bir dondurma şirketinin patronuna ait iğrenç bir video. Adam, “ben Çinliyim” diyordu. “İnsan doğduğu yere değil, doyduğu yere aittir” diye de şımarık şımarık sırıtıyordu kameraya.

Tüylerim ürpererek izledim bir kaç kez bu pespaye adamın videosunu.

Sadece bu değil. Yüzlercesini izledim sosyal medyadan.

Hazcı, ruhsuz, fırsatperest insan müsveddelerinin insanın yüreğini paramparça eden ürpertici hayalleri, insanın kanını donduran ruhsuz, iğrenç mesajları; 12 yıl Londra’da yaşamış biri olarak çok açıkça söylüyorum ki, hayalete dönüşecek sığ hayaller!

Siz bu ülkenin asil çocukları olmayı bırakın, insan bile olamazsınız.

NEREDEN NEREYE?

Dün bu toprakları canlarıyla, kanlarıyla bize vatan yapan insanlar, onca zulme, çileye, işkenceye göğüs gererek hakikatin bayrağını dünyanın en ücra köşelerine dikmek için at sırtında koşturdu, at sırtında nefes alıp verdi. Taa Doğu Türkistan’dan, Kaşgar’dan kalkarak Tanrı Dağlarını, Pamir Yaylarını aşarak Anadolu’yu fethetti, Avrupa’nın içlerine kadar sarsılmaz, herkese hayat hakkı tanıyan, adalet, sulh ve selamet vadeden hakikat medeniyetinin bayrağını ulaştırdı ve dalgalandırdı her yerde.

Ülkeyi terk etmek isteyen insanlar, bu çağ açan, aşılmaz sanılan dağları, engelleri, kıtaları aşan akıncıların, alperenlerin, dervişlerin çocukları olabilir mi?

Biri, adalet, kardeşlik ve hakikat medeniyetinin bayrağını dikti bütün kıtalara, ulaştırdı ulaşılmaz sanılan ufuklara.

Diğeri, bu hakikat medeniyeti bayrağının anlamını ve ruhunu bile kavrayamadı, “burada özgürlük yok, gelecek yok, para yok” diyerek, dün hoşuna gitmeyen insanlara “Yallah Arabistan’a!” diye hakaret ederek o insanları ülkeden kovmaya kalkışan, aidiyet bağlarını yitiren bu acıklı hazcı, konformist, fırsatperest kişiler, ülkeyi terk etmekten, kurda kuşa yem etmekten çekinmeyecek kadar alçaldı.

BU NOKTAYA NASIL GELDİK, PEKİ?

Neden böyle oldu, bu noktaya nasıl geldik, peki?

Medeniyet ülkülerimiz, iddialarımız, rüyalarımız yok edildi bu ülkede. Tepeden, monteleme yöntemiyle. Bunun için eğitim kurumları seferber edildi. Pozitivist, laik, köksüz, ruhsuz, metamorfoz yemiş kuşaklar icat edecek Batılı eğitim kurumlarının karikatürü, çocuklarımızı metamorfoza uğratan, mankurtlaş-tıran köksüz ve ruhsuz eğitim kurumları devreye sokuldu.

Zihinsizleştirilmiş bir zihin icat edildi!

Köksüz bir tarih inşa edildi; edilgen, aşağılık komplesiyle malul kuşaklar ve kimlik imal edildi.

Kaç kuşak -her zaman yeri geldiğinde zikrettiğim gibi, Tanpınar’ın deyişiyle- “kültürel inkâr”la yetiştirildi; tarihsiz, köksüz, ruhsuz, aidiyet ve medeniyet bilinci yok edilen, esen sert rüzgârların önünde oraya buraya savrulup duran celladına âşık kuşaklar zuhur etti.

Tarih, toprak ve medeniyet bilinci yok edilen kuşakların aidiyet bilinçleri elbette yok olacak, ürpertici bir metamorfoz / yabancılaşma yaşamaya başlayacaktı. Kendi kültürüne, tarihine ve inançlarına aşağılık kompleksiyle bakan kuşakların ilk fırsatta Batı’ya kapağı atma hayalleriyle yatıp kalkması, ülkelerini terk etme planları yapması ürperticidir ama şaşırtıcı değildir.

Bir ülkenin eğitim sistemi, o ülkenin ait olduğu medeniyet dinamikleri, kültürel değerleri ve inançları doğrultusunda inşa edilir.

Türkiye’de olduğu gibi, kendi medeniyet dinamiklerine, değerlerine ve inançlarına aşağılık kompleksiyle bakan kuşaklar yetiştiren, bu yetmezmiş gibi Müslüman olarak aldığı çocukları deist, ateist, eşcinsel sapkın kişilere dönüştüren yoz bir eğitim sistemi toplumun mezarını kazımaktan başka bir şey yapmış olamaz’dı zaten.

Bir insan neden ülkesini terk etmek ister ki?

Celladına âşık edildiği için, elbette ki.

Dünyayı tozpembe gördüğü için.

Sanki orada Batı yakasında, kollarını açmış bizim köle ruhlu zavallılarımız bağırlarına basmak için bekliyorlar Batılı emperyalistler!

Nasıl salakça ve asalakça bir bakıştır bu, bu ülkenin düşmanları emperyalist Batılılara!

Hayret doğrusu: Dünyayı köleleştirenlerden özgürlük beklemek ancak bizim gibi celladına âşık tasmalı çekirgelerin marifet olabilirdi!

Ülkelerini terk etmek isteyen insanlar, ne işe yarar?

Ülkeyi, emperyalistlere, leş kargalarına dekor yapmaya elbette.

Şunu iyi bilelim: Bu ülkeyi, bu ülkenin ruhunu yok edenler, reddedenler değil, küllerinden doğarak yeniden ve taze bir dinamizmle yeniden yeşertenler ayağa kaldıracak, yeniden tarih yapmasını sağlayacak büyük, öncü adımlar atacak inşallah.

Vesselâm.

Yorumlar (0)
20
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?