banner15

Yazarlar seçim sonuçlarını nasıl değerlendirdi?

Köşe yazarları sandıktan çıkan sonuçları çeşitli nedenlere bağladı. Bazı yazarlar AK Parti'nin zaferle çıkmasını muhalefetin tavrına bağlarken; bazıları da partinin kendi çabasına bağladı

Yazarlar seçim sonuçlarını nasıl değerlendirdi?

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Milletvekili seçimlerinin açıklanan sonuçlarına göre AK Parti yüzde 50'ye yakın bir oranla tek başına birinci parti oldu. Sonuçları tahmin edemeyen anket şirketlerinin tamamına yakını sandıklar açıldıktan sonra büyük bir hüsrana uğradı. AK Parti oylarındaki bu beklenmedik artış ve MHP ile HDP'nin oylarındaki büyük düşüş köşe yazarları tarafından farklı farklı nedenlere bağlandı. Bütün köşe yazarlarının mutabık kaldığı konu AK Parti'nin büyük bir zafere imza atması oldu. İşte bazı köşe yazarlarının seçim sonucunu değerlendirdiği yazıları:

UMUR TALU: EVDEKİ YÜZDE 50 ELDEKİ YÜZDE 50

“Hile, hurda, okus pokus” diye brüt üzerine istediğini söyle… AKP net “evdeki yüzde 50”dir!
Dünyanın her yerinde iktidar partileri oy kaybeder, 7 Haziran’daki gibi… Ama dünyanın hemen hiçbir yerinde beş ay sonra o oylarını 9-10 puan birden yükseltip seçmenlerin yarısının oyunu almaz.
Bu elbette AKP’nin çok büyük başarısı! Ama aynı zamanda CHP, MHP ve HDP’nin büyük başarısızlığı! Ne gönlüm ne dilim bunu söylemeye kolay varmasa da, AKP “Barış süreci”yle kaybettiğini “Savaş süreci”yle fazla fazla aldı! Şöyle bir şey mesela: MHP konuşuyor, AKP bombalıyor! MHP’ye ve hatta belki azıcık CHP’ye gitmiş “milliyetçi” oylardan da aldığı gibi, HDP’ye kaymış “bir kısım Kürt oyları”nı da almış olmalı. Bir de Saadet ile BBP. DEVAMI>>>

ORAL ÇALIŞLAR: SEÇMEN KRİZE EL KOYDU

Türkiye, AK Parti'yi seçti. Eğer bir parti 13 yıllık iktidarın sonucunda, toplumun yarısının oyunu alıyorsa, alabiliyorsa, çok net bir toplumsal tercihten söz ediyoruz demektir... 1. Seçmen, belirsizliğe son verdi. Davutoğlu ve arkadaşları, "tek başına görev" istedi, toplum da buna "evet" dedi. Sonuç olarak, AK Parti'nin 13 yıllık iktidarı, 2010'lu yılların sonuna kadar halktan vize aldı. 2. Seçmen, siyasetin iki radikal ve inatçı kanadına da fren koydu. MHP'nin ve tabii Bahçeli'nin "hayırcı" siyaseti, çözümsüzlükte ısrar eden tutumu, vize almadı. MHP artık Meclisteki en küçük parti. Bahçeli adına son derece belirgin bir başarısızlık... Sanırım parti içinde bu konu yoğun bir şekilde tartışılacaktır.

3.HDP, PKK'nın yükselttiği şiddet sarmalından kurtulamadı. Çözüm sürecindeki partneri olan AK Parti'yi dışlayan tutumu, belli ki, Kürt seçmenin belli bir kesiminden destek görmedi. HDP'yi, kitlesi, çözüm sürecinin bir parçası olarak destekliyor... DEVAMI>>>

MEHMET BARLAS: DÜN DÜNDÜR AMA BUGÜN DE DÜNÜN DEVAMI DEĞİL MİDİR?

Sayısız genel seçim yaşadım gazetecilik hayatımda... Ama dış dünya medyasının Türkiye'deki bir genel seçimle bu kadar ilgili olduğunu hatırlamıyorum. O kadar ki mesela "The Economist"in yaptığı gibi, taraf bile oldular bu seçim öncesinde... Veya bizim CNN-Türk'ün Türkiye'ye ne kadar Fransız baktığını bile görmedik mi? Aslında bu seçimden sonra da hem Gülen Örgütü'nin paralel yapılanması, hem de PKK terörü ile mücadelenin hiç ara verilmeden devam edeceğini biliyorduk. Ayrıca halkın seçtiği Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Anayasa'dan aldığı yetkileri sonuna kadar kullanacağını da biliyorduk. Şimdiyse tek başına AK Parti iktidar olduğuna göre bu maddelerin geleceği zaten tartışma dışı... DEVAMI>>>

MURAT BELGE: KARANLIK DEMOKRASİ

Tayyip Erdoğan önderliğinde AKP 1 Kasım 2015’te net bir zafer kazandı. Bunun uzun boylu tartışma götürür bir tarafı yok. Ama bu zaferin kazanılmasında onlara yardımcı olanlar da vardı. Yardımcıların biri Devlet Bahçeli ve MHP. Yüzde altmışlık, kısa süreli koalisyonu engelleyerek AKP’ye “hayat öpücüğü” verdi. İkinci yardımcı ise PKK. Kürt halkının sözcülüğünü, temsilciliğini elden kaçırma korkusuyla başlattığını sandığım silâhlı ataklarıyla Tayyip Erdoğan’a en büyük iyiliği PKK yaptı.
DEVAMI>>>

MUHARREM SARIKAYA: BAHÇELİ'NİN KARARI

Sözü uzatmaya gerek yok. Seçimin kazananı AK Parti Lideri Ahmet Davutoğlu, kaybedeni de seçmenini ona kaptıran MHP Lideri Devlet Bahçeli’dir. Hem de seçmeninin böyle büyük erozyona uğramakta olduğu araştırmalarda, teşkilatlarından gelen bilgi notlarında görülmesine karşın... Onu durduracak politika üretemedi. AK Parti’nin milliyetçi oylara dönük politikasını nötrleştirecek, hatta yükselen milliyetçi akımı kendisine döndürecek bir uğraş içine de giremedi, kendine yüklenenin doğru olmadığını anlatabilmek için patinaja düştü. DEVAMI>>>

TAHA AKYOL: TEVAZU

Seçim sonuçlarını değerlendirmede, Başbakan Davutoğlu'nun vurguladığı "tevazu" kavramını önemli buluyorum. AK Parti’nin 7 Haziran’da oy kaybedip 1 Kasım’da kendisinin de umduğundan fazla oy almasının nedenlerine bu açıdan bakabiliriz. 7 Haziran sürecinde iktidar “kibir” kavramıyla anılıyordu. Meclis’teki Yüce Divan oylamasında dört bakanın aklanması, saray, şatafat, seçim meydanlarında Cumhurbaşkanı’nın propaganda çalışmaları yapması, “400 milletvekili verin, başkanlık sistemini getirelim” söylemi... Bunlar endişe yaratmış ve “AKP’yi durdurmak” diye özetlenebilecek duygular toplumda yaygınlaşmıştı. Nitekim “seçime katılmayanlar” içinde eskiden AKP’ye oy verenler çoğunluktaydı; bu defa oy vermemişlerdi... MHP’nin oyları da AK Parti tabanından gelenlerle yüzde 16’ya çıkmıştı. “Seni başkan yaptırmayacağız” sözü HDP’nin tırmanışında hayli etkili olmuştu.

1 Kasım’da ise konjonktür tamamen değişmişti. Başkanlık sistemi AKP’nin seçim bildirgesinde geçiyor fakat Başbakan ve partiden hiç kimse ağzına almıyordu. Cumhurbaşkanı seçimlerde eskisi kadar faal değildi.

Daha önemlisi, ülkenin gündemine birdenbire “terör” belası gelip oturmuştu. PKK terörü ve IŞİD terörü... DEVAMI>>>

ERTUĞRUL ÖZKÖK: BU DERİN DİP DALGA NEDİR?

Hiçbirimiz böyle bir sonucu beklemiyorduk... Ancak bu sonucun matematiksel ve apaçık bir gerçeği var. aKP, kendisinden sonra gelen bütün partiler kadar oy aldı. Kendisinde sonra gelen CHP’nin oyunu ise ikiye katladı. CHP ise kendisinden sonra gelen iki partinin toplamından fazla oy aldı.
Bu tablonun matematiksel anlamı da şu: Biri Türk, öteki Kürt milliyetçiliği temelinde siyaset yapan iki parti ciddi oy kaybetti. Merkezde muhafazakâr siyaset yapan AKP oylarını 9 puan arttırdı, sosyal demokrat temelde siyaset yapan CHP ise az da olsa oyunu arttırdı. DEVAMI>>>

AHMET HAKAN: AK PARTİ NEDEN KAZANDI

7 Haziran'da muhalefete yüzde 60 oy veren ahalimiz, "Yüzde 60 oy verdik, elinize yüzünüze bulaştırdınız, bir hükümet kuramadınız" diyerek... AK Parti’ye yöneldi. “Hükümet kurulamıyor, her şey daha kötüye gidiyor, bir kaos ortamı oluştu” duygusu, halkımızda ağır bastı. Bu nedenle AK Parti’ye yöneldi. AK Parti’nin milliyetçi söylemi ve MHP’nin kendisini doğru dürüst izah edememesi... MHP seçmenini etkiledi. Oylar MHP’den AK Parti’ye yöneldi. Saadet Partisi ile Büyük Birlik Partisi ittifakının oyları, olduğu gibi AK Parti’ye aktı. AK Parti’nin alttan alta işlediği dini kampanya çok etkili oldu. 7 Haziran’dan sonra PKK’nın şiddete başvurması, HDP’nin de bu şiddete net ve sert bir şekilde itiraz etmemesi... Kürtlerin bir kısmının AK Parti’ye yönelmesine yol açtı. DEVAMI>>>

CAN DÜNDAR: ÖLÜMÜ GÖSTERİP SITMAYA RAZI ETTİLER

Göbeğinde Erdoğan’ın yer aldığı, tam ortadan ikiye yarılmış bir toplumla karşı karşıyayız şimdi… Erdoğan’a ölesiye bağlı olanlarla, ona daha fazla katlanamayacak olanlar, iki uca savruldu. Siyasi tablo, bildiğimiz Türkiye manzarasından pek de farklı değil aslında… Çok partili hayatımıza damgasını vuran, “3’te 1’lik sol oya karşılık 3’te 2’lik muhafazakâr seçmen” dengesi aynen sürüyor.
12 Eylül sonrası benzer yüksek ateş koşullarında yapılan seçimde sağın toplam oyu yüzde 68’di. Sol, yüzde 30 oy alabilmişti. Bugün bu denge, yüzde 61’e, yüzde 36 düzeyinde... Burada asıl sorun, daha önce farklı sağ partilere dağılan muhafazakâr oyların, tek partide buluşması ve o partinin de demokratik değerlere uzak, dini siyasi amaçlarla kullanmaktan çekinmeyen, totaliter bir yapı olması… DEVAMI>>>

ABDÜLKADİR SELVİ: YENİDEN BİSMİLLAH

Kasım'da sadece bir seçim yapılmadı, siyasi deprem yaşandı. Millet kaderine el koydu, teröre ve istikrarsızlığa hayır dedi. Oluşturulmak istenen siyasi fetrete izin vermedi. Bir kez daha sandıktan milletimizin sağduyusu çıktı. 7 Haziran seçimlerinin üzerinden 5 ay geçtikten sonra yapılan tekrar seçimde, bu kez milletimiz sandıkta balans ayarı yaptı. 1 Kasım seçimlerinde AK Parti tarihi bir zafer kazandı. Bu seçimler sadece Türkiye'deki sessiz milyonların değil, aynı zamanda Filistin'den Bosna'ya uzanan İslam coğrafyasında mazlumların zaferidir. DEVAMI>>>

MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE: SEÇİMİN TEK EKSİĞİ MEŞRUİYET

Hiç kimse, demokratik, şeffaf, adil, eşit şartlarda bir seçim yaptığımızı ileri süremez. Güç göstererek, zorbalık yaparak, muhalif sesleri susturarak ve sonuna kadar kanırtarak seçime dair yakaladığı her boşluğu fil sürüsü gibi doldurmaya çalışan bir İktidar şebekesi ile seçime gittik. Artık yakından tanıdığımız bu fil sürüsünün toza dumana buladığı seçim atmosferine düşen gölgesini Kanaltürk'ün, Bugün Gazetesi'nin koridorlarında, TRT'nin Pravda gibi tek ses veren ekranlarında, sürekli yalan haber üreten Havuz medyasında ve tarafsızlığını bütünüyle kaybetmiş saray çevrelerinde takip ettik. "Koalisyona oy vermeyin" diyerek AK Parti'yi işaret eden "tarafsız" Cumhurbaşkanı'nın emir ve komutası altında yapılan bu seçimlerin meşruiyeti temel tartışma konumuz olacak. Saray iktidarı, giderek büyüyecek bu meşruiyet problemini aşarak ülkeyi nasıl yönetecek? DEVAMI>>>

MEHMET TEZKAN: AKP'NİN OYUNU PATLATAN 6 NEDEN

Cumhurbaşkanı’nın öngörüsü tuttu.. Siyaseti iyi okuduğu, bir adım sonrasını gördüğü, oyunkurucu olduğunu bir kez daha kanıtladı.. Kasım seçimini isteyen Cumhurbaşkanı’ydı.. Kasım seçimiyle AKP’nin yeniden iktidar olacağına inanmıştı.. Seçimin kilometre taşlarını döşedi.. BİR: Muhalefetin bir araya gelip hükümet kuramayacağının belli olması.. İKİ: AKP’siz hükümet formülünün olmadığının görülmesi.. ÜÇ: Terörün azması.. Türkiye’nin kaosa sürüklenebileceği endişesi.. DÖRT: Davutoğlu’nun Apple-tab-span"> 7 Haziran’dan gerekli dersleri çıkardıklarını söylemesi.. Uyarının dikkate alacağını açıklaması.. BEŞ: Kasım seçimine ekonomi üzerinden yüklenmesi.. Hemen her kesime tatmin edici vaatlerde bulunması.. ALTI: En önemlisi, AKP’siz hükümet olmuyorsa bari tek başına olsun görüşünün hâkim olması.. Seçmeni AKP’ye yönetti..  DEVAMI>>>

AHMET TURAN ALKAN: MİLLİ İRADE DEDİ Kİ...

-Koalisyondan nefret ederim.  Öyle ki koalisyon olmasın da ne olursa olsun. Uzlaşma kültürü filan da hiç umurumda değil... -Benim liderim ve partim güçlü olmalı; gücünü kimseyle bölüşmemeli. Vurduğu yeri göçürtmeli, çöktüğü yerde ise artık ot bitmemeli. -Hukuk devleti, güçler ayrılığı, yürütme üzerinde parlamento denetimi, ifade hürriyeti vesaire gibi şeyler bir avuç sahte ve naylon aydınının fantezisinden ibaret; benim öyle bir beklentim ve talebim yok. -İktidardan memnunum. Büyüğümüzdür, döver de sever de. Kaldı ki dövdüğü ben değilim, birtakım paralel odaklar. Onlar da dayağı hak etmişlerdir zaten. Ayrıca biz bizzat dayak yesek de önemli değildir. Dayak korkulacak bir şey değildir, bilakis bir fizik tedavi aracıdır. Siyatiğe, romatizmaya, kireçlenmeye, tansiyona birebirdir. Kızını dövmeyen kimi döver? Efendim? -Barış, müzakere, siyasi uzlaşma filan bizi bozar. Kürtlerle muhatap olmanın en yakışıklı biçimi tanktır, toptur, özel birliklerdir, helikopterdir; havadan bombardımandır. DEVAMI>>>

KURTULUŞ TAYİZ: FETRET DÖNEMİ BİTTİ

1 Kasım seçimleri, AK Parti’nin tarihi başarısıyla sonuçlandı. AK Parti’ye rakip üç muhalefet partisinin ise büyük bir başarısızlığı söz konusu. Ancak 1 Kasım seçimlerinin, AK Parti’nin kesin zaferiyle sonuçlanmasının da ötesinde bir anlamı var; seçmen, Gezi ayaklanması ve 17-25 Aralık darbe girişimiyle devletin içine sürüklendiği yaklaşık iki yıllık “Fetret dönemi”ne son verdi. Millet, Türkiye’yi yönetme iradesini, tek başına AK Parti’ye vererek, “yeni Türkiye”nin önünü açtı.

Gezi ayaklanması ve 17-25 Aralık Yargı darbesi girişimiyle, Türkiye Cumhuriyeti devleti maalesef ciddi bir yarılma yaşadı. Devletin bütünlüğü bozuldu. İlk kez devlet içinde büyük bir çatlama gerçekleşti. Bu süreç, darbenin hedefindeki isim olan Erdoğan tarafından “Fetret dönemi” olarak adlandırılmıştı... 30 Mart yerel seçimleri ve 10 Ağustos cumhurbaşkanlığı seçimlerinde AK Parti, ciddi bir oy almasına karşın, ülkeyi yönetme iradesinin belli olacağı 7 Haziran seçimlerinde istenen başarıyı, yani tek başına iktidar gücünü elde edemedi.  DEVAMI>>>

 

Güncelleme Tarihi: 03 Kasım 2015, 18:30
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35