19 Kasım: İhvan'ın 'devrime ihanet' iddiasıyla yüzleşme günü

İhvan'ın 19 Kasım eylemlerine katılacak olması, cemaatin o dönemde yapılan hatayı zimni olarak kabul ettiği ve hatasını telafi etmek isteğinde olduğu şeklinde algılanıyor

19 Kasım: İhvan'ın 'devrime ihanet' iddiasıyla yüzleşme günü

Abdullah Aydoğan Kalabalık / Dünya Bülteni - Kahire

Muhammed Mahmud Olayları'nın ikinci yıldönümünde Mısır'ın bütün şehirlerinde yüksek katılımlı büyük gösterilerin yapılması bekleniyor. Hükümet o günü resmi kutlamayla yad etmek için harekete geçti, ancak devrimci ve değişim hareketleri bu teklifi reddetti.

Muhammed Mahmud Caddesi'nin Tahrir Meydanı'na çıkan bölümünde, güvenlik güçleri ile göstericiler arasında yaşanan ve 6 gün süren kanlı olaylara, "Muhammed Mahmud Olayları" denilmektedir. Çatışmalar 19 Kasım 2011 tarihinde başlamıştı.

Gösterilerin amacı, Mübarek'in devrilmesinin ardından işbaşına gelen Muhammed Tantavi başkanlığındaki Askeri Konsey'i bir an önce iktidarı, seçilmiş sivillere bırakmaya zorlamaktı. Çünkü Askeri Konsey, devrimin üzerinden 9 ay geçmesine rağmen, yönetimi ne zaman devredeceğini açıklama konusunda son derece isteksiz davranmaktaydı.

Güvenlik güçleri, bu gösteriler esnasında eylemcilere karşı son derece acımasız davranmıştır. Tahrir Meydanı'ndaki sahra hastanelerine bile saldıran polis, plastik mermi, av tüfeği, elektrikli değnek, gerçek kurşun, beyaz fosfor ve hardal gazı gibi envai çeşit silahı eylemcilere karşı kullanmakta tereddüt etmedi. Uluslararası Af Örgütü Mısır'a göz yaşartıcı bomba ihracatının durdurulmasını istemişti.

Yüksek Askeri Konsey ve zamanın içişleri bakanı Mansur İsavi, eylemcilere karşı bu tür silahların kullanılmadığını açıkladı. O dönemde" üçüncü taraf" (et taraf es selis) terimi ortaya atıldı ve bütün bu müdahalelerin "Üçüncü taraf" marifetiyle yapıldığı konuşuldu.

Onlarca kişinin öldüğü yüzlercesinin de yaralandığı bu olaylarda "bravo tam gözünden vurdun" sözü medyaya yansımıştı. Genç polis teğmeni Şinnavi'nin göstricilerin gözüne ateş ederken kendisine yapılan bu iltifat, yaşananları özetlemeye yeter niteliktedir.

Bir gözünü devrim esnasında kaybeden doktor Ahmed Harara, dünyaya açılan tek penceresi olan ikinci gözünü ise bu olaylarda kaybetti. Gösterilere katılan kızlara bekaret testi o gösterilerde yapıldı. Yine askerler tarafından bir gösterici kadının elbisesinin çıkarıldığının ve bazılarının da bayılıncaya kadar Tahrir Meydanı'nda dövüldüğünün görüntüleri bu olayların beyinlere kazınan karelerindendir.

Altı gün boyunca devam eden gösteriler esnasında, ülkedeki siyasi oluşumların tamamına yakını, Mübarek rejiminin sonlandırılması, askeri vesayetin sona erdirilmesi ve ordunun kışlasına gönderilmesi için Tahrir Meydanı'nda mücadele verdi.  Selefi Hazim Ebu İsmail ve Muhammed el Baradey gibi isimler Tahrir Meydanı'ndaydı.

Muhammed Mahmud Olayları

"Bizim Mısırımız" gibi değişim ve devrim hareketlerinin ön ayak olduğu eylemler, 18 Kasım 2011 tarihinde geçlerin Tahrir Meydanı'nda toplanmasıyla başladı. Eylemciler, Askeri Konsey'i 2012 Nisan'ına kadar yönetimi sivillere devretmeye mecbur etmeyi hedeflemekteydi.

Gençler, "Ali Silmi Vesikası" olarak bilinen belgeye tepki olarak toplanmıştı. Anayasa uzmanı Ali Silmi tarafından hazırlanan ve yeni anayasanın temel prensiplerini oluşturacak olan belge, askere büyük imtiyazlar tanımakla kalmayıp, anayasa komisyonunu dahi tayin etme hakkını  vermekteydi.

Güvenlik güçleri 28 Kasım'da parlamento seçimlerinin ilk ayağının yapılacak olmasından dolayı, gençleri bir an önce Tahrir'i terk etmeye çağırdı. Ancak gençler bunu kabul etmedi. 19 Kasım sabahı polis meydana sert bir şekilde müdahale etti. İki eylemcinin yaralandığı müdahalede, 4 eylemci de gözaltına alındı.

Yaşananları öğrenen devrim ve değişim hareketlerine mensup gençler, öğleden sonra Tahrir Meydanı'na akın etti. O gün akşam saatlerinde yaşanan olaylarda bazıları gözünden ve yüzünden olmak üzere 10 gazeteci yaralandı, iki gazeteci de tutuklandı. İlk can kaybı o gün verildi. 23 yaşındaki Ahmed Mahmud vurularak öldürülmüştü.

20 Kasımda polis ve ordu birlikleri Tahrir Meydanı'na ortaklaşa bir operasyon düzenledi.  Askerler Meydan'da bulunan çadır, yiyecek, giyecek, tıbbi malzemeler ve hatta eylemcilerin motosikletlerini bile ateşe verdi. Bilanço çok ağırdı, 1700 eylemci yaralanmış 10 eylemci de şehit olmuştu.

O gün hatıralara kazınan en önemli görüntü, "bir askerin katledilen göstericilerden birinin cesedini çöplüğe doğru sürüklemesi" oldu. Tahrir Meydanı'na kurulan sahra hastanesinde o gün yüzlerce yaralı tedavi edilmişti. Güvenlik güçlerinin sahra hastanesini de basarak ateşe vermesi üzerine, Dubara Sarayı  Kilisesi, Rahman ve Ömer Mekram camileri sahra hastanesine çevrildi.

20 Kasım'da onlarca eylemci tutuklandı. Tutuklamalar esnasında sahra hastanesinde yaralıları tedavi eden 3 kadın doktor da vardı. Müdahale sertleştikçe katılımcı sayısı da artıyordu. El Ehli takımı taraftar grubu "Ultras" Tahrir Meydanı'na gelerek göstericilere destek vermeye başladı.

Akşam saatlerinde bakanlar kurulu bir açıklama yaparak, barışçıl gösteri yapma hakkına saygı duyulduğunu belirtti.  Gösterilerin, 28 Kasım'da başlayacak olan parlamento seçimlerinin yapılmasını engellemeyi hedeflediğine işaret edilen açıklamada, güvenlik güçlerine itidalli davrandıklarından dolayı teşekkür edildi.

21 Kasım Pazartesi günü Muhammed Mahmud Caddesi'nde polis ve göstericiler arasında yine çatışma ve arbede vardı. Polis göstericileri dağıtmak için göz yaşartıcı bomba, plastik kurşun ve av tüfeği kullandı. Kullanılan göz yaşartıcı bombanın daha öncekilerde çok daha etkileyici olduğu gözlendi. Bazı göstericiler gözünden ve yüzünde av tüfeği "hartuş" ile, bazıları ise ferçek kurşunla vurularak yaralandı. Uzun menzilli göz yaşartıcı bombalar da ilk o gün kullanıldı. Çatışmalar, Tahrir Meydanı'nın 700 metre uzağında yer alan İçişleri Bakanlığı'nın yakınlarında ve Tahrir'e çıkan Muhammed Mahmud Caddesi ve Tahrir Meydanı'nda yaşanıyordu.

Eylemciler bir sonraki gün, "sivil uzlaşma" adında bir milyonluk gösteri yapma çağırısında bulundu. Yüksek Askeri Konsey ise uzlaşma için ülkedeki siyasi oluşumları toplantıya çağırdı. Günün sonunda eylemcilerden yaralananların sayısı 1902'e, ölü sayısı ise 24'e ulaşmıştı. Güvenlik güçlerinden de yaralananlar vardı. 24'ü polis şefi, 105 polis ve asker yaralandı. O gün İsam Şeref hükümeti istifa etti.

22 Kasım Salı günü İslami hareketin önemli isimlerinden cumhurbaşkanlığı eski aday adayı, Raye Partisi başkanı Hazim Ebu İsmail ve taraftarları Tahrir Meydanı'na gelerek eylemci gençlere destek verdi. O günkü milyonluk gösteriye 38 siyasi oluşum ve parti katıldı. Güvenlik güçleri tarafından kullanılan göz yaşartıcı bomba ve diğer gaz ve diğer müdahale çeşitleri nedeniyle yüzlerce kişi fenalık geçirdi ve yaralandı.

Göstericiler "yeskut yeskut hukmul asker" (Askeri yönetim devrilsin), "el geda geda, el geban geban ve ıhna ya geda hanumut fil meydan" (mert merttir, korkak ise korkak, ey mert biz bu meydanda öleceğiz) şeklinde sloganlar atıyordu. Yüksek Askeri Konsey Başkanı Tantavi akşam saatlerinde bir açıklama yaparak, İsam Şeref hükümetinin istifasını kabul ettiğini duyurdu. Tantavi parlamento seçimlerinin zamanında yapılacağını ve Haziran 2012'den önce de cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılacağını söyledi. Silahlı kuvvetlerin yönetimi elinde bulundurma niyetinde olmadığını ifade eden Tantavi, silahlı kuvvetlerin halkın üzerine ateş etmeyeceği sözünü de tuttuğunu hatırlattı. Asker geri adım atmış ve ne zaman yönetimi sivillere teslim edeceğini açıklamıştı. Bu büyük bir başarıydı.

Beş kişinin gerçek kurşunla vurularak katledildiği 22 Kasım günü, hayatını kaybeden eylemci sayısı yediydi. Böylece eylemlerin ilk 5 gününde hayatını kaybedenlerin sayısı 31'e, yaralıların sayısı ise 2 bin 500'e yükselmişti.

23 Kasım Çarşamba günü eylemciler bir adım daha ileri adım atarak, Yüksek Askeri Konsey'i istifaya çağırdı. Ülke yönetiminin sivil bir cumhurbaşkanlığı konseyine devredilmesi ve bir milli mutabakat hükümeti kurulması da isteniyordu. Muhammed Mahmud Caddesi'nin yanı sıra Feleki caddesinde de çatışmalar yaşandı. Doktorlar güvenlik güçlerinin kullanmaya başladığı yeni gaz bombalarının sinirleri tahrip ettiği ve öldürücü etki yaptığını ifade etti. O gün gaz bombalarından bayılanların sayısının oldukça fazla olduğu görüldü. El Ehli ve Zemalik takımları taraftar grupları "Ultras", eylemlere destek için meydana geldi. 6 Nisan Hareketi bir açıklama yaparak Mısır'ın bütün meydanlarında oturma eylemi başlatılacağını ifade etti.

Sahra Hastanesinde yaralıları tedavi eden kadın doktor Ranya Fuad hastanenin bulunduğu yere atılan gaz bombalarının etkisiyle nefes alamadı ve hayatını kaybetti. Arkadaşları Ranya Doktoru çıkarmak için güvenlik güçlerinden izin istedi ancak izin verilmedi. Bunun üzerine polise taş ve sopalarla saldıran eylemciler, polisi geri çekilmeye zorladı. Ama artık çok geçti. Çünkü Ranya Doktor son nefesini çoktan vermişti. Bölgede elektriklerin de kesildiği çarşamba gününün sonunda şehit sayısı 36, yaralı sayısı ise 3256'ya çıkmıştır.

24 Kasım Perşembe günü Yüksek Askeri Konsey yaşananlardan dolayı özür dileyerek meydana bir askeri sahra hastanesi kurdu. Tahrir Meydanı'nı temizleyen eylemciler, halkı "askerin istifası cuması" ve "son fırsat cuması" olarak isimlendirilen eylemlere çağırmaya başladı. Yapılan anlaşmanın ardından sakin bir gün geçirildi. Askerler içişleri bakanlığına giden yolu dikenli  tellerle kapattı. Ardından ordunun beton bloklarla bakanlığa giden yolu kapattığı görüldü. Eylemciler yolun kapatılmasına tepki gösterdi ancak olaylar büyümedi. Bir gün önceki olaylarda yaralanan 2 kişi daha şehit oldu. Böylece şehit sayısı 38'e yükseldi. Yaralı sayısı ise toplamda 3800'ü geçmişti.

25 Kasım Cuma günü "askerin istifası cuması" ve "son fırsat cuması" eylemlerine ülkenin bütün siyasi oluşumları, 6 Nisan ve Kifaye gibi değişim hareketleri, Muhammed el Baradey gibi liberal hareketler, Hamdin Sabahi gibi Nasırcı gruplar ve Hazim Ebu İsmail gibi İslami hareketlerin güçlü liderleri katıldı.

Ancak o gün ve ondan önceki günlerde Meydan'da ülkenin en köklü siyasi İslami hareketi İhvan yoktu. Göstericiler asker ile anlaşarak, devrime ihanet ettiği gerekçesiyle o gün İhvan aleyhinde slogan atmıştı.

İhvan'ın Tutumu Ve Devrime İhanet İddiaları

Bu süreçte bütün ısrarlara rağmen ülkenin en güçlü ve köklü siyasi hareketi olan Müslüman Kardeşler, devrimi beraber yaptıkları gruplara destek vermedi. İddialara göre İhvan yönetimi askerle anlaştığı için 38 eylemcinin güvenlik güçleri tarafından öldürüldüğü, 3 bin 500'den fazlasının da yaralandığı Muhammed Mahmud olaylarında devrim ortaklarını yalnız bırakmayı tercih etti.

Olayların parlamento seçimlerinden 10 gün önce başlamış olması, İhvan yönetimini yanılttı. Mısır derin devleti, iktidar olmayı "çantada keklik" olarak gören İhvan liderlerine, "eylemler İhvan iktidarını engellemek için yapılıyor" diyordu. Aynı güç Tahrir'deki eylemcilerin kulağına ise, göstericilere yapılan saldırıları "üçüncü taraf" denilen bir grubun gerçekleştirdiğini, bunların İhvan'ın silahlı milisleri olduğu fısıldıyordu.

İhvan İrşad Bürosu, Hazim Salah Ebu İsmail ve Muhammed el Baradey'in bütün çağrı ve isteklerine rağmen, tercihini devrimcilerden yana yapmadı veya askerden tarafa kullandı. Bu ayaklanma aslında "devrimin ikinci dalgası" olarak da nitelendiriliyordu. Yeni anayasada askere tanınan hakların törpülenmesi hedeflenmekteydi. Hazim Salah Ebu İsmail, askeri müdahaleden önce Mursi'ye; "dikkat et asker darbe yapacak" diyen isimdir. Bu nedenle 3 Temmuz müdahalesinin ardından tutuklanan ilk siyasi olmuştur.

Muhammed Mahmud olayları İhvan-Asker ilişkilerinin son kırılma noktasını oluşturur. İhvan, Abdunnasır ve Sedat dönemindeki acı tecrübelere rağmen, askerle tekrar anlaşarak işbirliği yaptı. 19 Kasım 2011 tarihindeki İhvan-Asker anlaşması, devrimci hareketler, liberaller, solcular ve laikler tarafından "devrime ihanet" olarak nitelendirilmiştir.

1 yıl 7 ay sonra özelde Mursi, genelde ise İhvan'a yapılan askeri müdahalenin yanı sıra, Rabia ve Nahda Meydanlarında yaşananlar karşısında yukarıda sözü edilen hareketlerin susması ve hatta askerin yanında yer alması, "İhvan'ın ihanetine cevap" olarak yorumlanmıştır. Bir başka değişle İhvan'ın 19 Kasım 2011 tarihinde askerle yaptığı işbirliğine, İhvan karşıtı sivil siyasi akımlar, 30 Haziran 2013 tarihinde, askeri Tahrir'de destekleyerek cevap verdi.

Muhammed Mahmud Caddesi olayları İhvan ile diğer sivil hareketler arasındaki ilk çatlağı oluşturdu. Bu olaylar sonrasında İhvan ile devlet arasındaki ezeli rekabet ve nefrete seküler kesimler de katılmıştır.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri birinci turunda İhvan'a bağlı olmayan dindarların yanı sıra liberal, solcu ve laik kesimler Mursi'ye oy vermedi. Ancak Mübarek'in adamı olarak bilinen Ahmed Şefik'in ikinci tura kalması nedeniyle, bütün bu yaşananlara rağmen, Mübarek karşıtı gruplar mecburen Mursi'yi desteklemişlerdir.

Muhammed Mahmud olayları Rabia ve Nahda Meydanlarına yapılan acı müdahalenin bir provası gibidir. Hastanelerin dahi dağıtılması, her şeyin ateşe verilmesi gibi "düşmanı yok etmeye dayalı" askeri yöntemler o dönemde başlamıştı. Belki o zaman İhvan diğer kesimlerin söylediği gibi "askerle anlaşarak devrime ihanet etmeseydi" eğer, Rabia ve Nahda Meydanlarında bu kadar yalnız kalmayacaktı.

Muhammed Mahmud Caddesi ve Tahrir Meydanı'nda yaşanan bu kanlı olaylar karşısında İhvan İrşad Bürosunun sessiz kalmasına rağmen, cemaatin yenilikçi kanadının ileri gelen isimleri Meydan'a gelerek eylemcilere destek vermiştir. Bu isimlerin başında Muhammed el Beltaci gelmektedir. Beltaci, Rabia'da şehit olan kızı Esma ile Tahrir'e giderek gençlere destek veren yenilikçi kanadın en önemli ismiydi.

Mısır'da Devrimi'nin başlangıç günü 25 Ocak 2011 tarihinde de yine Muhammed el Beltaci sahnedeydi. O gün de İhvan'ın cemaat olarak eylemlere katılmama kararı almış ancak üyelerini özgür bırakmıştı. Devrimin ilk kıvılcımının çakıldığı Yüksek Mahkeme'nin önünde o gün Muhammed el Beltaci, omuzlarda Mübarek aleyhinde slogan atıyordu. Ben de oradaydım ve gözlerimle gördüm.

Mısır Medyası: Eylemleri Türk ve İsrail İstihbaratı Destekliyor

19 Kasımda devrimci gençlerin yanı sıra Müslüman Kardeşler'in de ülkenin farklı şehirlerinde büyük katılımlı eylemler yapması bekleniyor.

Bu nedenle Mısır medyası, halkı 19 Kasım'da Muhammed Mahmud olaylarının ikinci yıldönümündeki gösterilere katılmamaya çağırıyor. El Yevm es Sabi Gazetesi, Türk istihbaratının eyleme destek vereceğini geçen hafta gündeme taşımıştı. Türk istihbaratının Mısır'ı ateşe vermeyi hedeflediğini yazan Gazete, Başbakan Erdoğan'ın halifelik peşinde olduğunu iddia etti. Tahrir Televizyonu ise daha da ileri giderek, 19 Kasımda Türk ve İsrail istihbaratının eylemlere destek vereceğini söyledi.

Müslüman Kardeşler 19 Kasım'da eylem yapacaklarını, ancak Tahrir Meydanı'nda olmayacaklarını açıkladı. Çünkü değişim hareketleri, İhvan'ı o gün Tahrir Meydanı'nda görmek istemiyor. Geriye kalan sağlam gözünü de iki sene önceki Muhammed Mahmud Olayları'nda kaybeden, devrim ve direnişin simge isimlerinden Doktor Ahmed Harara, Nahar Televizyonu'na konuk oldu. Harara, İhvan'ı iki sene önceki tutumundan dolayı sert bir dille eleştirdi. Direnişin diğer önemli ismi Ahmed Duma ise, Tantavi zamanındaki Yüksek Askeri Konsey üyelerinin tamamının idam edilmesi gerektiğini söyledi. O dönemde Savunma Bakanı Abdulfettah es Sisi de Askeri Konsey üyesiydi.

İhvan Hatasını Telafi Etme Peşinde

Muhammed Mahmud Olayları'nda, İhvan devrime ihanet etmiş midir, yoksa bu stratejik yanlış bir manevra mıdır? Onu bilemeyiz.

Ancak çok büyük ihtimaldir ki, İhvan yönetimi o tarihte Yüksek Askeri Konsey ile anlaşmıştı.

İhvan'ın 19 Kasım eylemlerine katılacak olması, cemaatin o dönemde yapılan hatayı zimni olarak kabul ettiği ve hatasını telafi etmek isteğinde olduğu şeklinde algılanıyor.

Güncelleme Tarihi: 18 Kasım 2013, 11:48
banner53
YORUM EKLE

banner39