banner39

Afrika'da neden askeri darbeler oluyor?

Gine, Fildişi Sahili, Moritanya, Madagaskar, Nijer ve son olarak ta Mali’de askeri darbeler başarıya ulaşırken Orta Afrika, Kongo, Uganda, Sudan ve Gine Bisav’da darbe girişimleri başarısızlıkla sonuçlandı

Analiz 06.04.2012, 19:20 06.04.2012, 19:20
Afrika'da neden askeri darbeler oluyor?

İbrahim Tığlı/ Dünya Bülteni

Son üç yılda Afrika’nın birçok ülkesinde asker darbeler ve başarısız darbe girişimleri gerçekleşti. Gine, Fildişi Sahili, Moritanya, Madagaskar, Nijer ve son olarak ta Mali’de askeri darbeler başarıya ulaşırken Orta Afrika, Kongo, Uganda, Sudan ve Gine Bisav’da darbe girişimleri başarısızlıkla sonuçlandı. Arap baharının sarhoşluğuna kapılan bazı Afrikalı akademisyenler, Londra’da gerçekleştirilen Afrika konulu bir panelde Arap baharının Afrika’ya en önemli etkisinin artık Afrika’da darbeler döneminin sona erdiği görüşünde söz birliği etmeleriydi.  Fakat 22 Mart’ta Mali’de düşük rütbeli subayların yaptığı son askeri darbe, pratiğin teoriyle birlikte hareket etmediğini gösterdi.

Birçok Afrika halkı 1950’li yılların sonları, 1960’lı yılların başlarında Fransa, İngiltere, Belçika, İspanya, Portekiz gibi Avrupa ülkelerden bağımsızlık elde ederek kendi kendilerini yöneteceklerine inandılar. Fakat bu umutlar çok sürmedi özellikle eski Fransız sömürgelerinde askeri darbe furyası başladı. 1960’da Kongo, 1961’de Benin ve Togo, 1963’te Gabon’da askeri cuntalar yönetimlere el koyarak Afrika halklarının kendilerini yönetmelerine izin vermediler. Darbeciler, Fransa, ABD ve Rusya’nın Afrika’daki sömürge sonrası politikalarına hizmet ettiler. 1960’tan 2012’ye kadar 85 askeri darbe ve yüzlerce başarısız darbe girişimleri gerçekleşti. “Darbe politikası” Afrika’nın vazgeçilmez ve önlenemez politikasına dönüştü.

Mozambik, Güney Afrika Cumhuriyeti, Botswana, Fas ve Nabibya’da askerler yönetime el koymakta zorlanırken özellikle eski Fransız sömürgesi ülkelerde askerlerin darbe yapmasının daha kolay olduğu görülmektedir. Afrika’da son iki yılda Gine, Nijer ve Mali’de gerçekleşen darbeler düşük rütbeli askerlerden gelmiştir. Bu darbelerin en sevindirici yönü ise sivil kayıpların az oluşudur. 1960-1970 yılları arasında yapılan darbelerde sivil kayıp sayısı ortalama beş binleri bulurken 2010 sonrası gerçekleşen darbelerde sivil ölümlerin sayısında önemli bir düşüş yaşanmıştır-Fildişi’ni hariç tutarsak-. Örneğin Mali’de sadece 3, Nijerde ise 7 kişi hayatını kaybetmiştir. 

Afrika’da askerlerin darbe yapmalarının gerekçesi sivillerin kötü yönetimi, ekonomik istikrarsızlık, etnik ve dini çatışmalar olarak gösterilmiş, fakat darbeden sonra ekonomik istikrarsızlık, siyasi krizler, insan hakları ihlalleri, etnik ve dini çatışmalar daha da artmıştır. Sudan, Nijer, Çad, Nijerya, Moritanya, Madagaskar’da iktidarı devralan askerler sivil yönetimi darbeleri tetikleyecek yeni sorunlar bırakarak yerlerini terk etmişlerdir. Darbe sonrasında dış müdahalenin açık hale geldiğini, her defasında askeri, ekonomik, siyasi alanlarda dışa bağımlılığın daha fazla arttığını, bu durumdan başta Fransa olmak üzere darbeleri destekleyen ülkelerin karlı çıktığını görmekteyiz.

Afrika Birliği, Batı Afrika Ekonomik Topluluğu gibi bölgesel kuruluşların darbeyi önlemede yetersiz oldukları, darbecilere karşı yaptırım uygulamada etkisiz kaldıkları ortadadır. Bu yetersizlik ve etkisizliğin temel nedeni bu kuruluşları meydana getirenlerin çoğunun da darbeyle iktidara gelmiş olmalarıdır. Afrika liderlerinin çoğunun anayasaya aykırı bir biçimde iktidara gelmeleri, iktidarı elitist siyasal güce ve ekonomik kazanıma dönüştürmeye çalışmaları ehlileştirilmelerini de zorlaştırmaktadır.   

Politik sorunların barışçıl yöntemlerle çözülememesi, çözümün çatışmalar yoluyla giderilmesi sivil yönetimleri zayıflatırken askerleri güçlendirtmektedir. Sivil iktidarların askerlere yaslanmaları, krizlerde askerler tarafından kolaylıkla devre dışı bırakılmalarına neden olurken, güvenlik politikasındaki ısrarcı tutumları darbelere imkan tanımaktadır.

Birkaç Afrika ülkesi dışında anayasaların çoğunluğu askeri yönetimler tarafından hazırlandığı için adeta askerlerin yönetime el koyması anayasal bir zorunluluk olarak düşünülmüş ve darbe sonrasında sivil yönetime geçilse de darbeyi yapanlar yine siviller tarafından korunmuştur. Yargının bağımsız olmaması ve hiçbir darbecinin yargılanmaması, askerlerin darbeseverliğini kışkırtmakta, darbeleri adeta meşrulaştırmaktadır.

Darbelerin nedenlerinden bir diğeri de darbeyi önleyici medya ve sivil toplum gibi kuruluşların yetersizliğidir. Benin, Togo, Orta Afrika,Çad, Nijer, Moritanya, Ekvator Ginesi, Burkino Faso gibi devletlerde basın yönetimin kontrolünde olup, medyanın muhalif gücü hissedilmemekte, darbecilere karşı tepkinin sivillerden gelmesi böylelikle önlenmektedir. Sivil toplum kuruluşları ise birçok Afrika ülkesi için henüz emekleme dönemini yaşamaktadır. Nijerya, Güney Afrika ve Senegal’deki sivil toplum kuruluşlarının darbeleri önlemede toplumsal bir güç haline geldikleri görülmekle birlikte henüz ekonomik ve siyasi açıdan devlet güçlerinden bağımsız olmadıkları, dolayısıyla toplumsal, siyasi dönüşümü gerçekleştirme ve başarıya ulaştırmada etkisiz kaldıkları bilinmektedir. 

Afrika ülkelerinde bütçeden en fazla pay alanlar askerlerdir. Batı ve Orta Afrika ülkelerinde yerli şirketlerin bir çoğu askerlerin hâkimiyetinde ve denetiminde olduğu için ekonomik krizlerin oluşmasında ve çözülmesinde askerler her zaman belirleyici olmuştur. Askerlerin ekonomideki gücü azaltılmadan darbelerin önlenebilmesi söz konusu değildir. Afrika ülkelerinde yer altı ve yer üstü kaynaklarının ekonomik değer ifade etmesi ABD, Fransa ve Çin’i bölgeye çekerken bu ülkeler tercihlerini istikrarsız sivil yönetimler yerine istikrarlı askeri yönetimlerden yana kullanmalarını sağlamaktadır.

Mali’de geçtiğimiz haftalarda gerçekleşen askeri darbenin bir son olmasını dileyelim. Çünkü askeri yönetimler sadece Afrika’da değil, dünyanın her tarafında adaletsizlik, ülkelerin bölünmesi,  insan hakları ihlalleri, özgürlük ve barış karşıtı tecrübeler ortaya koymuşlardır. Dolayısıyla bu cunta yönetimler ne onlara yaramış ne de halklarının beklentilerini gerçekleştirebilmiştir.

 

 

banner53
Yorumlar (0)
17
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?