banner15

Ambargo sonrası İran (1)

Yaptırımların kaldırılmasıyla 78 milyon nüfuslu bir ülke küresel ekonominin yatırım ve ticaretine açık hale geliyor

Ambargo sonrası İran (1)

Osman Arı

İran’ın nükleer programının silah üretme kapasitesine ulaşma endişesi etrafında temellenen, aslında İslam Devrimiyle birlikte daha geniş bir jeopolitik çerçevede oluşan anlaşmazlıklar neticesinde, BM Güvenlik Konseyi’nin aldığı yaptırım kararları ABD ve AB ülkeleri tarafından 2012 tarihinden itibaren uygulanmaya konmuştu. Bu kapsamda, İran’ın ülke dışındaki varlıklarının dondurulması ve İran ile ticari ilişkilerin durdurulması yönünde kararlar alınmış, ve global finansal sistemden çıkartılması gibi geniş kapsamlı yaptırımlar uygulanmaya konmuştu. Bunun neticesinde İran’ın petrol ve doğalgaz satışları düşmüş ve ekonomisi olumsuz yönde etkilenmişti.

Nisan 2012’de BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesi (ABD, Rusya, İngiltere, Çin, Fransa) ve Almanya’nın oluşturduğu heyet, müzakere sürecini Temmuz 2015’de anlaşmayla neticelendirmişti. İran’ın nükleer programının silah elde etme kapasitesinin engellenmesi ve nükleer programını uluslararası denetime açması karşılığında bu ülkeye uygulanan ekonomik yaptırımların kaldırılması hususunda anlaşmaya varılmıştı. Nitekim Ocak 2016’da Uluslararası Atom Enerji Kurumu’nun verdiği raporun ardından ABD ve AB ülkeleri İran’a uyguladıkları yaptırımları kaldırdıklarını açıkladılar.

Yaptırımların kaldırılmasıyla birlikte İran, bloke edilmiş (tahmini) 100 milyar doları kullanma imkanına kavuşurken dünyanın en büyük petrol ve doğalgaz rezervlerinin sahiplerinden biri olarak enerji ihracatı önündeki engeller de kalkmış oluyordu. Diğer yandan 78 milyon nüfuslu bir ülke küresel ekonominin yatırım ve ticaretine açık hale geliyordu.

Bu yılbaşında ekonomik yaptırımların resmen kalkmasıyla birlikte İran, baş döndürücü bir diplomasi trafiğine sahne olmuştur. Başta AB ülkeleri Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda olmak üzere Çin, Güney Kore ve uzak doğu ülkelerinden resmi ve işadamlarından oluşan kalabalık heyetler birbiri ardına Tahran’a akın etmeye başlamışlar ve milyar dolarlık anlaşmalara imza atmışlardır. Madencilik, petrokimya, otomotiv ve uçak sanayi gibi belli başlı alanlarda imzalanan anlaşmaların en dikkat çekeni de Airbus’la imzalanan 114 yolcu uçağı alımı ve Çin ile imzalanan 60 milyar dolarlık anlaşmalar olmuştur.

İran Cumhurbaşkanı Ruhani’nin İtalya ve Fransa’ya 10 bakan ve çok sayıda işadamı ile yaptığı gezi, İran’ın batı ile ilişkilerinin yeniden tanzimi konusundaki kararlığını göstermesi bakımından hayli dikkat çekicidir. Nitekim İtalya ile başta ulaşım ve inşaat alanlarında olmak üzere 17 milyar$’lık anlaşma imzalanmıştır. Fransa ile de 114 adet Airbus uçak alımı anlaşması imzalanmıştır. Doğrusu İran ambargo sonrası dış dünya ile ilişkilerin yeniden kurulması hususunda oldukça cömert davranmaktadır.

Önümüzdeki dönemde İran’ın bloke edilen paralarının ekonomisine dahil olması, petrol ve doğalgaz satışlarındaki artışla birlikte, ülkeye gelecek yabancı yatırımlarla 78 milyon nüfusa sahip İran ekonomisinin ciddi ivme kazanacağı tahmin edilmektedir. Bu durum da ekonomik sıkıntılar yaşayan Avrupa ülkelerinin iştahını kabartmaktadır. Artık yakın bir gelecekte çokuluslu küresel ölçekli firmaları İran pazarında yatırımcı olarak görmemiz sürpriz olmayacaktır.

Ekonomik göstergelere baktığımızda, İran ekonomisinin 2012 yılında uygulanmaya konan ilave yaptırımlarla ciddi anlamda etkilendiğini görmekteyiz. İran ekonomisi 2012 yılında yüzde 6,6 oranında ve 2013 yılında yüzde 1,2 oranında küçülmüştür. 2014 yılında ise kamu yatırımlarıyla ekonomisi yüzde 4,3 oranında bir büyüme gerçekleştirmiştir. Ancak geçen 4 yıllık süre zarfında döviz kurları artmış, enflasyon oranları yükselmiş ve halkın alım gücü ciddi oranlarda düşmüştür. Kişi başı GSYH 2012’de 7.670 dolar seviyelerinden 2015 yılında 5.050 dolar seviyelerine gerilemiştir. İşsizlik oranı da oldukça yükselmiştir.

Ancak yaptırımların kalkmasının ardından önümüzdeki yıllarda İran ekonomisinin yıllık yaklaşık yüzde 6 oranında bir büyümeyi yakalayacağı öngörülmektedir.

Ambargoyla beraber İran ihracatını Avrupa’dan Asya ülkelerine kaydırmış ve Çin yüzde 40 paya ulaşırken, Hindistan yüzde 15,9, Japonya yüzde 11 ve G. Kore yüzde 8,8’lik bir orana ulaşmışlardır. Ambargo öncesi ithalat sıralaması Almanya, İtalya ve Fransa iken, yaptırımlarla birlikte İran rotasını Asya’ya çevirmiş ve Çin, BAE ve G. Kore İran’ın en büyük tedarikçileri haline gelmişlerdir.

Yaptırımların kaldırılmasından sonra AB ülkelerinin (aleyhlerine olan) mevcut ekonomik tabloyu tekrar kendi lehlerine çevirmek için atağa geçtikleri görülmektedir.

Bu yoğun ekonomik diplomaside (İran pastasından pay alma mücadelesinde) Türkiye nerede duruyor? Yaptırımların kalkmasıyla birlikte oluşan ekonomik hareketlilik Türkiye’ye ne tür fırsatlar ve tehditler sunacaktır? Ambargoya rağmen İran ile ticari ilişkilerini sürdüren Türkiye’nin yeni dönemde ne tür avantajları olabilir? Bütün bu soruların cevabını da başka bir yazıda arayalım.

Güncelleme Tarihi: 23 Mayıs 2016, 11:28
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48