Ambargo sonrası İran (2)

Türkiye ve İran sınır komşusu olmalarına ve ortak tarihi ve kültürel beraberliklerine rağmen karşılıklı ticaretin istenilen seviyede olduğu söylenemez

Ambargo sonrası İran (2)

Osman Arı

BİRİNCİ BÖLÜM İÇİN TIKLAYINIZ

4 yıldır uygulanan ekonomik ambargoların kaldırılmasından sonra dünya ekonomik devlerin ilgi odağı olan İran, 78 milyon nüfusu ile yaklaşık 400 milyar dolar GSYH’ya sahiptir. Suudi Arabistan’dan sonra Ortadoğu’nun ikinci büyük ekonomisi olma özelliği taşımaktadır.

İran dünya petrol rezervlerinin yüzde 10,6’sına, doğalgaz rezervlerinin ise yüzde 16.8’ine sahiptir. Bu durumda petrol rezervleri bakımında dünyada 4. Ve doğalgaz rezervleri bakımından da 2. Sıradadır. Yıllık toplam 95 milyar dolarlık ihracatının yüzde 80’ini petrol ve türevleri oluşturmaktadır.

GSYH’da petrol ve doğalgaz yüzde 17’lik bir pay alırken (ambargodan önce yüzde 25 seviyelerinde idi) , hizmet sektörü yüzde 51, imalat ve sanayi sektörü ise yüzde 12 ve geri kalanını ise madencilik sektörü oluşturmaktadır.

İran ekonomisi doğrudan ve bonyad (vakıflar) aracılığı ile dolaylı olarak devletin kontrolündedir. Devlet bonyadlara geniş vergi muafiyetleri ve ayrıcalıklar tanımaktadır. Yaptırımların kaldırılmasının ardından beklenen yabancı yatırımların gelebilmesi ve uluslararası sisteme entegrasyonu için İran’ın kat etmesi gereken bir hayli mesafe vardır.

İran Dünya Bankası tarafından açıklanan 2015 yılı iş yapma kolaylığı endeksinde 189 ülke arasında 118.sırada yer almaktadır. Bu da yabancı yatırımcıları tedirgin etmektedir.

Bu genel bilgiler ışığı altında İran-Türkiye arasında ticari ilişkilere baktığımızda 2010-2015 yılları arasında 10-15 milyar dolar bandında seyrettiği görülür. Bu ticaretin büyük bir kısmını İran’dan ithal edilen petrol ürünleri ve doğalgaz oluşturmaktadır. Ambargonun kısmi etkisi ve petrol fiyatlarındaki düşüşe bağlı olarak 2015 yılında dış ticaret hacmi büyük ölçüde daralarak 9,8 milyar olarak gerçekleşmiştir. Türkiye ithalatının yüzde 80’nini petrol ve doğalgaz oluşturmaktadır. 2011’de yüzde 51 seviyesinde bulunan İran’dan ithal edilen petrolün toplam payı 2015 yılında yüzde 23 seviyelerine inmiştir. Doğalgaz ithalatında ise stabil bir seyir takip etmektedir.

Türkiye’nin İran’a yaptığı ihracat ise son dönemde yıllık bazda 3 milyar dolar civarındadır.(Altın ihracatı hariç) İhraç kalemlerinde ise sektörlere göre dağılım kıymetli madenler, makine, plastik ve türevi ürünler, ahşap ürünleri ve elektronik başta gelen ürünler olarak görülmektedir.

Türkiye ve İran sınır komşusu olmalarına ve ortak tarihi ve kültürel beraberliklerine rağmen karşılıklı ticaretin istenilen seviyede olduğu söylenemez. İki ülkenin en üst düzey yetkilileri tarafından (yaklaşık on yıldır) 30 milyar dolar hedefi konmasına rağmen gerçekleşen dış ticaret hacmi bu rakamın henüz çok uzağındadır. Bunda iki ülkenin uluslararası ilişkilerde farklı tercihlerde bulunmalarının yansımalarını göz ardı edemeyiz. Özellikle Suriye’de 5 yılı aşkın bir süredir devam eden iç savaş, İran-Türkiye ilişkilerini olumsuz olarak etkilemiştir. Ancak her şeye rağmen iki ülke de ilişkilerini en üst seviyede devam ettirerek 29 Ocak 2014 yılında aralarında tercihli ticaret anlaşması imzalamış ve anlaşma geçtiğimiz yıl yürürlüğe girmiştir. Bu anlaşma kapsamında Türkiye’den 140 (kimya, plastik, ahşap ürünleri, tekstil, hazır giyim, beyaz eşya ve elektronik) ürün ve İran’dan da 125 ürün (ağırlıklı tarım ürünleri) de gümrük vergisi oranı karşılıklı olarak düşürülmüştür.

Yaptırımların kalkmasıyla birlikte petrol ve doğalgaz satışlarının artması ve buna paralel olarak inşaat sektörünün de hareketlenmesi beklenmektedir. Ancak bu sektörde Çinli ve Rus firmaları avantajlı görünmektedir. Rusya ile yaşanan krizden sonra doğalgaz tedarikinde İran’ın ağırlığının artması muhtemeldir.

Bu aşamada iki ülke arasında yakın vadede karşılıklı ticarette bir patlama yaşanması beklenmemelidir. Ancak karşılıklı ticaretin olması gereken seviyenin altında olması orta vadede hedeflenen rakamlara ulaşılma kapasitesi oldukça yüksektir. Bundan dolayı İran pazarının mutlaka çok iyi takip edilmesi ve sadece ferdi girişimcilerle değil bizzat hükümetin konjonktürel etkilerden ve bölgesel gerilimlerden en az etkilenecek mekanizmaları oluşturması zarureti vardır.

İran pazarının kısa vadede ülkemiz dış ticareti açısından önemli fırsatlar doğurmasına karşın, İran’ın orta ve uzun vadede otomotiv, demir-çelik ve çimento gibi sektörlerde rakip olma potansiyeli mevcuttur. İran’da enerji ve işçilik maliyetlerinin düşüklüğü ve devlet desteği İran’a ciddi avantajlar sağlamaktadır. Ancak yabancı yatırımların ülkeye çekilebilmesi için İran’ın yatırım ortamını iyileştirici ve yabancı yatırımcıya güven telkin edecek yasal mevzuatları acilen düzenlemesi gerekmektedir. Geçtiğimiz yıllarda yaşanan Turkcell ve TAV örnekleri hala hafızalardadır.

Bu durumda çalışılabilecek en cazip alan turizm sektörü görünmektedir. Hem İran’dan gelen turist sayısının artış potansiyelinin olması hem de özellikle İran’ın sahip olduğu tarihi ve kültürel mirasının zenginliğinden dolayı turizm kapasitesinin yüksek olmasına karşın turizm altyapısının yetersiz olması, bu alanda ciddi bir yatırım fırsatı oluşturmaktadır.

İran’dan gelen turist sayısına baktığımızda 2015 yılında 1,7 milyon civarında İranlının ülkemize geldiğini görürüz. İran nüfusunu ve Türkiye’nin turizm potansiyeliyle birlikte iklim, coğrafi, kültürel ve ulaşım kolaylığını da göz önüne aldığımızda bu rakamın çok üstünde bir turist kapasitesi olduğu görülecektir. Diğer yandan İran’ın turizm alt yapısının yetersiz olması, önümüzdeki yıllarda gelen yabancı turist sayısındaki muhtemel artışa cevap verecek konaklama, restoran gibi turizm altyapısının yetersizliği ortadadır. Yakın vadede turizm yatırımı cazip bir alan olarak görünmektedir.

Bu aşamada işadamları ve hükümetin birlikte İran pazarına gereken önemi vermeleri ve konjonktürel gel-gitlerin haricinde bölgenin en güçlü ve büyük iki ülkesi olarak ekonomik ilişkileri hedeflenen seviyelere çıkarmak için ortak çaba göstermelidirler.

Türkiye her şeye rağmen İran’la iş yapan ülkeler arasında en avantajlı ülke konumuna sahiptir. Bu avantajı faydaya dönüştürmek için de azami gayret gösterilmelidir.

Güncelleme Tarihi: 23 Mayıs 2016, 11:27
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35