banner15

Amerika'nın seçiminde gençler, paryalar ve yok sayılanlar

ABD başkanlığı için beklenmeyen adayların yükselmesi birşeylerin değişmekte olduğu fikrini pekiştiriyor. Amerika'nın bölünmüşlüğü bütün dillerde. Rusell Banks'ın romanlarında betimlediği şiddet artık geniş kitlelerin yabancısı olmadıkları bir gerçek

Amerika'nın seçiminde gençler, paryalar ve yok sayılanlar

Sinan Özdemir | Brüksel

Amerika'nın nereye gittiği sorusu yalnızca seçim satında sorulan ve cevabı aranan sorulardan biri değil bilakis gelecek on yılını belirleyecek soruların başında geliyor. Belirsizlik siyaset kurumunu sarsıyor. Beklenmeyen adayların yükselmesi birşeylerin değişmekte olduğu fikrini pekiştiriyor. Amerika'nın bölünmüşlüğü bütün dillerde. Rusell Banks'ın romanlarında betimlediği şiddet artık geniş kitlelerin yabancısı olmadıkları bir gerçek. Orta sınıfın erozyonu, beyaz ango-sakson protestanların (WASP) marjinalleştikleri düşüncesi, Afro-Amerikalıların Barack Obama döneminden umduklarını bulamamaları, Amerika Yerlileri'nin Kuzey Dakota'da kutsallarını koruma mücadelesi, çalışanların neoliberal politikaların gölgesinde her geçen gün biraz daha ezilmeleri, makro göstergeler tersini söylese de, gelecek endişesini artırıyor.

Büyük umutlarla iki defa seçilen Barack Obama 2008 krizinin açtığı yaraları tam manasıyla kapatamadı. Makro göstergeler 2010'da yüzde 10'a yükselen işsizliğin yüzde 4,9'a gerilediğini gösterse de işsizlik hala büyük bir sorun. Sekiz yıllık iktidar döneminde 10 milyon Amerikalı iş sahibi oldu. G. W. Bush dönemiyle kıyaslandığında ileriye taşıdığı ; (sekiz yılda 1,3 milyon) ancak Bill Clinton dönemiyle kıyaslandğında (23 milyon) geride kaldığı söylenebilir. Ne var ki, global ekonominin zirvesi sayılan doksanlı yılların ortası için şaşırtıcı değil. Tabii bu rakamlar gerçeği değiştirmeye yetmiyor. Ronald Reagan'dan bu yana yeni iş imkanlarının sağlanması hayat standartlarının yükseldiği anlamına gelmiyor. Küçük işlerde çalışanlar gibi günde iki, üç farklı işte çalışmasına rağmen ay sonunu getiremeyen milyonlarca Amerikalı var. Maaşlar değişmezken veya gerilerken sağlık, eğitim ve barınma harcamaları artmaya; enflasyon karşısında maaşlar erimeye devam ediyor. Öreğin, son on yılda, Los Angeles'te çalışan bir işçinin saat hücreti 20 dolardan 10 dolara geriledi.

Bu durum son yıllarda siyasete yönelik artan tepkinin de arka planını oluşturuyor. İki yıl önce Wall Street'i işgal hareketi başladığında marjinal bir hareket olarak değerlendirilmişti. Ancak bu gün tepkinin ne kadar büyük olduğu anlaşılıyor. Eğer Demokrat Parti elitleri aday adaylığı sürecine müdahale etmeselerdi büyük bir olasılıkla Bernie Sanders Hillary Clinton'un yerinde Donald Trump'a karşı yarışıyor olacaktı. Trump'un varlığına tahammül etmeseler de kendilerinden biri olması tepkiyi hafifletiyor. Bernie Sanders için aynı şeyi söylemek zor. İki partili hayat çok partili hayatta olduğu gibi seçmenin siyasi yelpazedeki uçlara kaymasına olanak vermediğinden atipik adaylar merkez partlerinin içinden çıktı. Medya baskısı, yönlendirmesi ve dayatması ilk defa kitlelerin direnciyle karşılaştı. Özellikle gençler Amerikan hayalinin sosyal ve ekonomik gerçekle örtüşmediğinin farkındalar. Onlar yeni Amerika'nın yüzü. Göçü bir şans olarak değerlendiriyor, azınlıkların durumunu önemsiyor, büyük şirketlerin ekonomik yapıyı tarumar etmesine karşı çıkıyor, Bernie Sanders'in kullandığı şekliyle "sosyalizm"den korkmuyor, Avrupa'daki sosyal devlet modeline açıklar... (Pew Research) Ne var ki sistem sosyal yapıların çözüldüğü, sınıflar arası geçişkenliğin tıkandığı bir zamanda oluşan gri alanları kendi kaderine terk ediyor.

Büyük şehirlerde yaşayanlarla kırsalda veya banliyölerde yaşayanlar arasında da büyük farklılıklar var. Swing States oalrak ifade edilen ve kararsızların yoğunlukta yaşadıkları eyaletlerde çalışanların gelirleri hala kriz öncesi (2008) duruma dönebilmiş değil. Kredi kartlarının sağladığı borçlanma kolaylığı ay sonunu getirmelerine yardımcı oluyor. Son otuz beş yılda ailelerin borçlanması 10 bin dolardan 65 bin dolara yükseldi. Tabii borçlanmayla alım gücünü karıştırmamak gerekiyor. Orta sınıfın erozyonu yaşanan dönüşümü göstermesi bakımından önemli. Pew Reserach Center'in verdiğ rakamlara bakılırsa 1970'lerde Amerikalıların yüzde 61'i orta sınıfa dahilken bugün yüzde ellilerin altında. Buna karşın sefalet sınırın altında yaşayanların oranı giderek artıyor. Obama döneminde 10 milyon artarak 43 milyona yükseldi.

Bu noktada, WASP kültürünün dışında değerlendirilen siyahiler, Latin Amerikalılar, Müslümanlar (konuya "Amerika'nın seçiminde Müslümanlar" başlıklı analizimizde değindiğimizden tekrar burada değinmeyeceğiz) ve kızılderililer için durum çok daha girift. Amerika'da yalnızca zenginlerle fakirler arasında bir ayırım yaşanmıyor. Ekonomik şiddet gibi sosyal şiddette giderek artıyor. Özellikle siyahilere yönelik şiddet tırmanmaya devam ediyor. Afro-Amerikalılar, Barack Obama'nın seçimini, 1960'lı yıllarda başlayan eşit haklar mücadelesini tamamlayan tarihi an olarak değerlendirmişlerdi. Sekiz yıl sonra ilerlemek şöyle dursun onlarca eyalet şiddet sarmalında geleceğini arıyor. ABC/Washington Post anketine bakılırsa beyazların yüzde 63'ü siyahilerin yüzde 72'si birlikte yaşamanın giderek imkansız hale geldiğine inanıyor. Polis şiddeti düzene ve adalete duydukları güveni sarstı. Polisin soğuk kanlılıkla öldürdüğü Afro-Amerikalı sayısı bu yıl rekora koşuyor. Black Lives Matter hareketi söz konusu şiddetin önüne geçmesi için Washington'u göreve çağırsa da bugüne kadar somut herhangi bir adım atılmadı. Siyahilere yönelik polis şiddeti sürerken siyahilerin yoğunlukta yaşadıkları Flint'te (Michigan) suyun iki yıldan bu yana normal temizlik sürecinden geçirilmeden dağıtılması bardağı taşıran damla oldu. Sekiz bin çocuk hastalanma riskiyle karşı karşıya.

Barack Obama'nın her olay sonrası yaptığı açıklamalar kitleleri rahatlatmadı bilakis çaresizliğinin dışa vurumu olarak değerlendirildi. Trump'ün açıklamaları, Fox News'un şiddet dili siyahileri hedef tahtasına oturttu. Seçimlere duydukları ilgisizlik Malcolm X'in: "Eğer demokrasi özgürlükse neden bizim insanlarımız özgür değil. Eğer demokrasi adaletse neden biz adalete sahip değiliz. Eğer demokrasi eşitlikse neden biz eşitliğe sahip değiliz. Demokrasi ikiyüzlülüktür." ifadelerinde yerini bulan hürriyet, adalet ve eşitlik kavramlarının siyahiler sözkonusu olduğuna, eşit haklar mücadelesinden 50 yıl sonra, herhangi bir anlama tekabül etmediğini anlamalarından kaynaklanıyor. Bu minvalde, siyahi başkan denemesinden sonra, Hillary Clinton'un kadın kimliğini ortaya koyarak oy talep etmesi karşıya kaldıkları sorunlara çözüm olabileceği anlamına gelmediğini katı feminsitlerin dışında anlamayan kalmadı.

Pek konuşulmayan ancak bir o kadar önemli olan Amerika Yerlileri'nin durumu siyahiler gibi iç açıcı değil (on eyalette 356 kampta 5,4 milyon Kızılderili yaşıyor). Hiç bir aday verdikleri mücadeleyi gündem yapma gereği duymadı. Halbuki Kuzey Dakota'ya yazdan bu yana Amerika Birleşik Devletleri'nin dört bir yanından yüzlerce Kızılderili ve çevreci akın ediyor. Amaçları Standing Rock'tan geçmesi planlan petrol boru hattını engellemek. Kutsal kabul ettikleri topraklarının kirlenmesinden endişe duyuyorlar. "Tabiat ananın bizlere ihtiyacı var. Siyah başlı yılanın (boru hattı) başını kesmeliyiz!" diyorlar. Wall Street'i işgal hareketi gibi Standing Rock'u işgal ederek projenin geri çekilmesini ve inançlarına saygı duyulmasını bekliyorlar. Wounded Knee hadisesinden (1973) farklı olarak bu defa silahsız gelerek barışçıl yöntemlerle seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Ancak hükümet güçlerinin şiddete başvuracağını biliyorlar. "Yaşamak için olduğu kadar ölmek için de iyi bir gün olduğunu" ifade ediyorlar.

Son kertede, global çağın krizleri, güç eksenli değerlendirmelerde birinci sırayı koruyan (stratejik, ekonomik, teknolojik ve kültürel) Amerika Birleşik Devletleri'ni de doğrudan ilgilendiriyor. Dış politikanın iç politikadan bağımsız değerlendirilmediği Amerika'da normale dönüş beklentisi giderek büyüyor. Bu noktada, gençler, yok sayılanlar, paryalar ve piyasanın kurbanları için 2016 prova niteliğinde idi. Amerika'nın seçimi kısa vadede olmasa da orta vadede yeni bir dönüşümün habercisi.      

Güncelleme Tarihi: 14 Kasım 2016, 14:48
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35