Angela Merkel'i kim kurtaracak?

Angela Merkel'e karşı CDU/CSU içinde herhangi bir meydan okuma söz konusu olmasa da zamanın aleyhine işlediği bir gerçek...

Angela Merkel'i kim kurtaracak?

Sinan Özdemir | Brüksel

Angela Merkel'in mültecilere yaptığı Ağustos çağrısının üzerinden altı ay geçti. İlk haftalarda dışa vurulan yüksek misafirperverlik şimdi yerini şüpheye bıraktı. Heşey yoluna girdi derken 31 Aralık gecesi Köln'de yaşanan hadiseler Angela Merkel'i dönülmesi güç bir yola itti. Alman kamuoyunun güvenini giderek kaybeden Merkel için 2016 yılı belirleyici olacak. Bir tarafta Mart ayında üç eyalette (Bade-Würtemberg, Saksonya-Anhalt ve Renanya-Palatina) gerçekleşecek seçimler, diğer tarafta partisi içinde pusuda tökezlemesini bekleyen muhalifler. Geçen sene organize ettiği eylemlerle kendinden çokça bahsettiren Pegida gibi son haftalarda yaptığı çıkışlarla gündeme oturmayı başaran Frauke Petry ve Almanya için Alternatif Partisi'nin (AfD) 2016'ın favorileri arasında olması birşeylerin değişmekte olduğunu düşündürüyor.

Angela Merkel ilk açıklamalarında mültecileri Almanya için "şans" olarak değerlendirirken şimdi Irak ve Suriye'deki savaş noktalandığında döneceklerini ifade etmesi partisi içinde ve kamuoyunda giderek yükselen tepkileri dindirmeye ve zaman kazanmaya çalıştığına yorumlanabilir. Ancak bugüne kadar ikna edici herhangi bir açıklamasının olmaması belirsizliği artırıyor. Belirsizliğin sebep olduğu huzursuzluk Ocak ayında 44 vekilin açık mektubuyla ikaza dönüştü. Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schauble ve İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere göç konusunda daha katı bir bakışa sahip olsalar da yapıcı eleştirilerle katkıda bulunmayı sürdürüyorlar. Son günlerde yayımlanan anketlere bakılırsa CDU/CSU için ciddi bir düşüşten bahsedilebilir. İnsa'nın 3 Ağustos 2015-1 Şubat 2016 tarihleri arasında gerçekleştirdiği ankette CDU/CSU yüzde 43'ten yüzde 33'lere gerilerken dışlayıcı çıkışlarıyla son aylarda kendinden bahsettiren Almanya için Alternatif Partisi yüzde 3'ten yüzde 13'e yükseldiği görülüyor. Bir diğer ankette Focus dergisinin 29 Ocak sayısında yayımlandı. Almanların yüzde 39,9'u mülteci krizini kötü yönetmesi sebebiyle Angela Merkel'in istifa etmesi gerektiğini düşünüyor.

Angela Merkel'e karşı CDU/CSU içinde herhangi bir meydan okuma söz konusu olmasa da zamanın aleyhine işlediği bir gerçek. Yanlış yaptığını ifade etmesi beklenmese de (bu durumda istifa etmesi gerekir) son haftalarda yaptığı açıklamalardan konuyu görüşmeye ve yeniden değerlendirmeye hazır olduğu anlaşılıyor. En başta küçük ortağı CSU'nun çekincelerini ciddiye almak durumunda. İktidarının ve istikbalinin geleceği herşeyden önce kendi evindeki çok sesliliği kontrol altına almasından geçiyor.

Karizma sözcüğünü Weberci anlamıyla kullanırsak (liderin ikna kapasitesi) Merkel'in altı aydan bu yana yalnızca Almanları değil Avrupa'yı ikna etmekte zorlandığı ve karizmasının ciddi yara aldığı söylenebilir. Avrupa devletlerini uzun zaman yok sayması bir yana jeopolitik ilişkileri bakımında 1989'dan bu yana Orta ve Doğu Avrupa’yla, Visegrad grubuyla kurduğu özel ilişki bu süreçte yara aldı. Polonya ve Macaristan'ın tutumu değişmedi ancak Berlin hızla Ağustos-Eylül söyleminden uzaklaşarak yakın bir söyleme kaydı. Budapeşte Avrupa Birliği'nin dış sınırlarının korunması ve gelenler içinde göçmenlerle mültecilerin ayırt edilmesi gerektiğini savunuyordu. Macaristan Başbakanı Viktor Orban'ın bunları milliyetçi-jingoist yaklaşımıyla ifade etmesi ters tepmesine sebep olmuştu. Angela Merkel'in Yunanistan krizinde oynadığı öncü rolü mülteciler meselesinde oynayamaması; üye devletlerin avro'yu kurtarmak için gösterdikleri çabayı Schengen için göstermemeleri yumuşak gücünün (soft power) sınırlarını belirliyor.

Bunun için en başta Visegrad grubuna ve Avrupa'ya kabul ettiremediği krizden çıkış planını (kotalar) yeni yollarla sağlamaya çalışıyor. En başta Mağrib ülkelerini "güvenli ülkeler" listesine dahil ederek, gelecek iltica başvurularını kısıtlayarak işe başlamayı; ardından Yunanistan'a karşı takındığı dışlayıcı ve olumsuz tavırdan uzaklaşarak pazarlığa oturmaya hazırlanıyor. Yunan basının Salı günü verdiği habere bakılırsa Berlin 3. memorandum konusunda Atina'nın talep ettiği bir takım değişiklikleri görüşemeye hazır olduğunu (ör. Sosyal sigortalar reformu) dolaylı yollardan bildirmiş. Yunanistan’ın geçen hafta sınır güvenliği konusunda Avrupa Birlliği Komisyonu'na sunulan raporda eleştirilmesi Schengen'den çıkarılabileceği yorumlarının yapılmasına sebep olmuştu. Bu doğrultuda Almanya "ödül-ceza yöntemiyle" Yunanistan'ı yeni planının aktif parçası haline getirmeyi planlıyor. Memorandum konusunda Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schauble'nin ve kamuoyunun hassasiyetleri biliniyordu. Konunun pazarlık konusu yapılabilecek olması mülteci krizinin aldığı boyutlar karşısında konunun ikinci plana itildiğini düşündürüyor. Almanya'nın Yunanistan'a son dört yılda yaşattıkları düşünüldüğünde Visegrad grubuna ve Avrupa'ya kabul ettiremediğini Yunanistan üzerinden gerçekleştirmeye çalışması etik ve ahlaki prensiplerle çelişiyor.

Almanya geçen yaz yaşanan sahnelerin tekrarlanmaması için Yunanistan'ı feda etmeye hazırlanıyor. Birkaç iyileştirme karşılığında mültecilerin giriş yaptıkları kapılarda tutulmalarını sağlayarak sınırlarını yalnızca ticarete açık tutmanın hesabını yapıyor. Yunanistan'ın içinden geçtiği mali ve ekonomik kriz göz önünde bulundurulduğunda, binlerce mülteciyi adalarda tutması; sebep olacağı sosyo-ekonomik sorunların altından kalkması mümkün görünmüyor. Almanya bu sayede Balkan yolunu Türkiye üzerinden kontrol altına alırken Yunanistan ve İtalya ile de Akdeniz'deki hareketlilikleri kontrol altına alabileceğine inanıyor. Bu noktada Yunanistan yağmurdan kaçarken (avro bölgesinden çıkarılma) doluya yakalanmamak için (Schengen bölgesinden çıkarılma) kabul etmek durumunda kalacaktır.

Son kertede Alman siyasasının, medyasının ve sivil toplum kuruluşlarının özellikle mülteci krizinde dışa vurdukları yüksek misafirperverliğin (Willkomenskultur) , hümanist/idealist Almanya imagosunun altı ay gibi kısa bir sürede ruhunu yitirmesi, modern Almanya'nın hala duygu ve dürtüleriyle hareket ettiğini düşündürüyor. Sorumsuzluğu artırıyor. Şimdi Angela Merkel için siyaset saati. Altı ay içinde kamuoyunun güvenini yeniden kazanması gerekiyor. Bütün yolları kontrol altına alması gerekiyor. Talihsizlik bu yana istikbalinin yolu Ege ve Akdeniz'den geçiyor!

Güncelleme Tarihi: 08 Şubat 2016, 09:54
banner53
YORUM EKLE

banner39